Inline image

Her günün biraz daha kısa hissedildiği bir zaman aralığında, zamanla insan kayıplar karşısında daha da yalnızlaşıyor ve nihayetinde ölümle yüzleştiğinde, her ölümde olduğu gibi, kendi içinde “çok erkendi” diye sayıklıyor. ABD'li grup ANAGNORISIS’in dördüncü tam zamanlı albümü “Caregriever”da ölüm, yalnızca kaybın gerçekleştiği anla sınırlı değil. Beş yıl boyunca bir yakınının giderek kötüleşen durumuna tanıklık etmek, ona bakmanın getirdiği fiziksel ve duygusal yıpranma, sevgiyle birlikte büyüyen öfke ve sonrasında geride kalan suçluluk duygusu albümün anlatısına yön veriyor. Vokalist Zachary Kerr’in kayınpederinin son anlarına eşlik ettiği dönemde kişisel bir solo proje olarak geliştirmeye başladığı materyalin grubun dördüncü albümüne dönüşmesi de bu anlatının müzikal karakterini açıklıyor. 2016 tarihli “Peripeteia” sonrasında gelen on yıllık sessizliğin ardından ANAGNORISIS, önceki çalışmalarındaki senfonik genişliği büyük ölçüde geride bırakarak daha doğrudan, sert ve deneysel bir sounda yöneliyor. Kayıtta karşılaştığımız karanlık, soyut bir kötülük imgesini aşarak insanın kendi duygularıyla yüzleşmek zorunda kaldığı anlardan besleniyor.

Açılıştaki 'Choke', bu yaklaşımın dinleyiciye nasıl aktarıldığını anlamak için yeterli bir örnek. Yankılı trampet vuruşlarıyla başlayan parça, Kerr’in boğuk ve hırpalanmış vokalleriyle giderek geriliyor; gitarların devreye girmesiyle bu bekleyiş, sert ritmik vurgular ve tremolo gitarların oluşturduğu daha hareketli bir yapıya dönüşüyor. Parçanın etkisi yalnızca hızlanmasından kaynaklanmıyor. Cody McCoy, blast beat ve çift krosun alışıldık yoğunluğuna yaslanmak yerine ritmik geçişleri, dolguları ve ani vurguları kullanarak kompozisyonun gerilimini sürekli değiştiriyor. Minimal vuruşlardan punk karakterli hızlanmalara uzanan bu yaklaşım, gitarların oluşturduğu huzursuz armonik zemini daha da belirginleştiriyor. Zachary Kerr ve Zak Denham’ın iç içe geçen gitarları kimi anlarda genişleyen melodik çizgiler kurarken kimi anlarda uyumsuzluk hissini öne çıkarıyor. Parçanın ilerleyen bölümünde enstrümanların aynı noktada buluşması, birikmiş gerilimin ani bir boşalmaya dönüşmesini sağlıyor.

Bu düzenleme anlayışı, albümün black metal geleneğiyle kurduğu ilişkiyi de belirliyor. Tremolo gitarlar, sert vokaller ve yüksek yoğunluklu davul partisyonları türün temel araçları olarak varlığını sürdürüyor; fakat besteler, bu unsurların sürekli en yüksek şiddette kullanılmasına dayanmıyor. 'Nothing Left To Give' daha doğrudan bir saldırganlıkla ilerlerken 'Choke'un genişleyen yapısı, ANAGNORISIS'ın aynı albüm içinde farklı gerilim biçimleri kurabildiğini gösteriyor. İki parça arasındaki fark yalnızca tempo veya yoğunluk meselesi değil: İlki bastırılmış öfkenin kontrolsüz biçimde dışarı çıkmasına, ikincisi ise bu öfkenin birikerek biçim değiştirmesine alan açıyor. Kerr’in vokalleri de bu ayrımı destekliyor. Ham ve boğazdan gelen çığlıkları, sözlerdeki kızgınlığı anlaşılır kılacak kadar belirgin bir artikülasyona sahip. Özellikle 'Choke'un son bölümünde tekrarlanan suçlama, öfkenin karşısındaki kişiye yönelirken aynı anda anlatıcının kendisine de döndüğünü hissettiriyor.

Inline image

"Caregriever"ın önceki ANAGNORISIS kayıtlarından ayrıldığı noktalardan biri, endüstriyel müziğin ve punkın besteciliğe daha görünür biçimde katılması. 'Death Of Man', örneklemelerle başlayan ve mekanik bir ritmik his etrafında gelişen yapısıyla albümün en belirgin yön değişimlerinden birini oluşturuyor. Tekrarlanan motiflerin yarattığı durağanlık, burada bir eksiklik değil; parçanın rahatsız edici karakterini ayakta tutan unsur. Endüstriyel dokular, black metalin gitar merkezli yoğunluğunu ortadan kaldırmak yerine ona farklı bir hareket mantığı kazandırıyor. Bu bölümde Niels Riethorst’un vokalleri de alışılmış black metal söyleyişinden uzaklaşarak daha farklı bir sertlik kazanıyor. Nine Inch Nails ve Skinny Puppy gibi endüstriyel müzik temsilcilerini hatırlatan yaklaşım, ANAGNORISIS'ın türler arasındaki geçişleri yalnızca yüzeysel bir çeşitlilik unsuru olarak kullanmadığını gösteriyor.

'Death Of Men' ise aynı konuyu daha geleneksel black metal yoğunluğuna yaklaştırıyor. Daha karanlık gitar çizgileri ve davulların giderek belirginleşen hareketi, önceki parçanın mekanik ağırlığından farklı bir gerilim oluşturuyor. Sözlerdeki kayıp ve çaresizlik, bu kez insan bedeninin çözülüşünü ve zamanın geri döndürülemez ilerleyişini merkeze alıyor. İki parçanın başlıklarındaki küçük farklılık bile anlatının iki ayrı yüzünü çağrıştırıyor: Birinde insanın kendi sonluluğuyla hesaplaşması, diğerinde ölümün ve kaybın geride kalanlar üzerindeki etkisi belirginleşiyor. Albümün sözleri, bu duygusal alanı yalnızca genel bir yas anlatısına indirgemiyor. Bakım verme sorumluluğunun yarattığı tükenmişlik, kişinin kendisinden utanması ve sevdiği birine karşı hissettiği öfke nedeniyle duyduğu suçluluk, anlatının rahatsız edici dürüstlüğünü oluşturuyor.

Bu duygusal karmaşıklığın müzikal karşılığı, her parçanın aynı şiddet düzeyinde ilerlememesinde yatıyor. 'A Living Grave', temiz vokallerin kullanıldığı bölümleri ve daha parlak gitar melodileriyle albümün en belirgin karşıtlıklarından birini kuruyor. Melodik açılım, karanlığı ortadan kaldıran bir rahatlama sunmuyor; daha ziyade anlatıcının kısa süreliğine nefes almasına izin veriyor. Parçanın post-metal ve yer yer post-punk karakteri, melodiyi sertliğin karşısına yerleştirmek yerine onunla birlikte çalıştırıyor. Benzer bir yaklaşım 'Monuments In Ash'te punk kaynaklı hareketlilik ve daha doğrudan gitar vurgularıyla ortaya çıkıyor. Ritim ve riffler arasındaki gerilim, parçanın ilerleyişini sürekli değişen bir baskı ve gevşeme ilişkisine dönüştürüyor. Bu bölümlerde ANAGNORISIS'ın önceki albümlerindeki senfonik kapsamdan uzaklaşmasının, müzikal düşünceyi daraltmak yerine daha farklı düzenleme seçeneklerine alan açtığı görülüyor.

Bununla birlikte albümün türler arasında dolaşması, her geçişin aynı ölçüde etkili olduğu anlamına gelmiyor. 'Monuments In Ash' ile kapanıştaki 'Death Of Me' arasında hissedilen devamlılık, deneysel çeşitliliğin zaman zaman benzer bir duygusal ve ritmik alanda toplandığını düşündürüyor. Albümün orta bölümlerindeki atmosferik uzamalar da bazı dinleyiciler açısından akışı ağırlaştırabilir. Ancak bu tercihler, "Caregriever"ın bütünlüğünü bozan büyük sorunlara dönüşmüyor. Aksine, parçaların birbirine benzemek yerine aynı duygusal alanın farklı aşamalarını işlemesi, albümün anlatısını destekliyor. 'Nothing Left To Take'in gerilim biriktiren yapısı ile 'Death Of Man'in mekanik dokusu arasındaki ayrım, bu yaklaşımın özellikle başarılı olduğu noktalardan biri.

Prodüksiyon da bu çeşitliliğin anlaşılır kalmasında önemli bir rol oynuyor. Davullar ve vokaller miks içinde belirgin bir konuma sahipken gitarlar, bas ve elektronik dokular bunların çevresinde farklı yoğunluklarda hareket ediyor. Bu tercih, ritim bölümünün fiziksel etkisini artırıyor; ancak bazı bölümlerde enstrümanların aynı anda öne çıkması, bas gitarın duyulurluğunu sınırlayabiliyor. Josh Mumford’ın çaldığı bas, duyulabildiği anlarda alt frekanslara gövde kazandırsa da gitarların ve davulların yoğunluğu içinde her zaman aynı açıklıkta seçilemiyor. Bu durum, albümün genel ses dengesini bozan bir prodüksiyon kusurundan çok, yoğun düzenlemelerin yarattığı bir öncelik meselesi. Zak Denham ve Zachary Kerr’in gitarları ile McCoy’ın davulları ön plana çıktığında müziğin sertliği artıyor; atmosferik bölümlerdeyse melodilerin daha geniş bir alana yayılmasına izin veriliyor.

Kapakta kullanılan August Friedrich Schenck’in 1878 tarihli Anguish tablosu da bu estetik bütünlüğün bir parçası. Yas ve çaresizliği merkeze alan görsel, albümün sözlerinde karşılaşılan duygusal çatışmalarla örtüşüyor. Burada görsel kimlik, black metalin sık başvurduğu doğaüstü veya okült imgelerden farklı olarak insanın kayıp karşısındaki kırılganlığına odaklanıyor. Müzik de aynı doğrultuda hareket ediyor: Şiddet, yalnızca dışarıya yöneltilen bir saldırganlık değil; kişinin kendi düşüncelerine, kararlarına ve hislerine karşı geliştirdiği yıpratıcı bir tepki olarak beliriyor.

Kapanış parçası 'Death Of Me', bu iç çatışmayı affedememe ve yanlış yönlendirilmiş öfke üzerinden yeniden ele alıyor. Önceki parçaların atmosferik black metal ve post-metal unsurlarını taşıyan yapı, yer yer daha hareketli post-punk karakterine yaklaşarak albümün başlangıcındaki sertlikle farklı bir bağ kuruyor. Finaldeki yalın ve çaresiz ifade, anlatının bir çözüme ulaşmadığını açıkça ortaya koyuyor. "Caregriever"ın duygusal etkisi de burada yatıyor: Yasın sona ermesiyle her şeyin düzeldiği, acının anlamlı bir deneyime dönüştüğü veya kaybın kişiyi mutlaka olgunlaştırdığı yönünde kolay bir sonuç sunulmuyor.

On yıllık aranın ardından ANAGNORISIS, önceki çalışmalarının tür içindeki birikimini terk etmeden daha kişisel ve müzikal açıdan daha serbest bir ifade alanı yaratıyor. Endüstriyel dokular, punkın doğrudanlığı ve post-metalin melodik açılımları, albümün black metal köklerini sarsmadan onları farklı duyguların yönlendirmesiyle yeniden biçimlendiriyor. Yer yer uzayan atmosferik bölümler ve bas gitarın miks içindeki sınırlı duyulurluğu küçük pürüzler yaratsa da bestelerin çeşitliliği, performansların gücü ve sözlerin rahatsız edici açıklığı bu eksikliklerin önüne geçiyor. "Caregriever", karanlığı bir tür estetik gösteriye dönüştürmeden, sevgiyle tükenmişliğin ve öfkeyle suçluluğun aynı anda var olabildiği bir deneyimi müziğe aktarıyor. ANAGNORISIS'in dönüşünü anlamlı kılan da tam olarak bu: Türün sertliğini korurken onu gerçek bir insan çelişkisinin ifadesine dönüştürüyor.

Inline image


Bandcamp
Instagram
YouTube
Facebook