ALBUM REVIEW
CLØUDY SKIES – Bury Me Beneath the Stars
Kırılgan melodiler, atmosfer ve sertlik arasında gidip geliyor.

Fransız ikili CLØUDY SKIES, 2023 tarihli ilk albümü "Changes" ile şekillendirdiği müzikal dünyasını ikinci çalışması "Bury Me Beneath the Stars"ta daha geniş bir alana yayıyor. Shoegaze’in puslu gitar tonları, post-rock’ın uzun soluklu melodik dokunuşları ve post-metal’in ağırlığı, yer yer blackgaze sınırlarına yaklaşan sert vokallerle aynı kompozisyonlarda buluşuyor. Bu birliktelikte gitarların temiz tonları öne çıkan belirleyici bir faktör. Uzun süre havada asılı kalan melodiler, müziğe kırılgan bir karakter kazandırırken distortion ve sert vokallerin devreye girmesiyle bu dinginlik yerini huzursuz edici bir yoğunluğa bırakıyor. Ancak bu geçişlerin etkisi, her zaman ulaşılan sertlikten değil, iki farklı yaklaşımın birbirine ne kadar iyi eklemlendiğinden kaynaklanıyor.
Albümün açılışını yapan 'Fluffy Darkness', bu karşıtlığı ritmik açıdan da hissettiriyor. Temiz gitarların melodik çizgisi korunurken ritim bölümündeki hareketlilik, parçanın sakin bir shoegaze kompozisyonuna dönüşmesini engelliyor. Vokallerin temiz ve sert karakterler arasında gidip gelmesi, müziğin yüzeyindeki güzelliğin altında sürekli bir gerilim bulunduğunu hissettiriyor. CLØUDY SKIES, melodik bölümleri yalnızca daha sert kısımlara hazırlık olarak kullanmıyor; bu bölümleri kendi başlarına da anlam taşıyan kompozisyon unsurları hâline getiriyor. Bununla birlikte, gitarların yarattığı atmosferden daha doğrudan bir saldırganlığa geçildiğinde bestelerin aynı ölçüde ikna edici kalamadığı anlar da var.

On dakikayı aşan 'Depth Spell', bu yaklaşımın en uzun soluklu örneği. Parça, melodik katmanları aşamalı biçimde değiştirerek ilerliyor; sertliğin sürekli artırılması yerine, gitarların ve ritmin yarattığı dokunun genişlemesine alan tanıyor. Conny Pettersson'ın davulları, bu uzun yapının farklı yoğunluk seviyeleri arasında ilerlemesine yardımcı oluyor. Bununla birlikte, melodik fikirlerin uzun süre benzer biçimde tekrarlanması, kompozisyonun bazı bölümlerinde gelişim hissini zayıflatıyor. Uzun süreli atmosfer yaratmak ile aynı fikri gereğinden fazla uzatmak arasındaki çizgi burada zaman zaman belirsizleşiyor. Parçanın sabırlı ilerleyişi bütünüyle işlevsiz değil; ancak daha sıkı bir düzenleme, özellikle sert bölümlerin etkisini artırabilirdi.
Albümün daha çarpıcı anlarından biri olan 'Lights of the Night', Rotten Sound vokalisti Keijo Niimimaa'nın katılımıyla farklı bir karakter kazanıyor. Niimimaa'nın ham ve keskin vokali, gitarların uzayan melodileriyle belirgin bir karşıtlık oluşturuyor. Bu sesin müziğe kattığı sertlik, CLØUDY SKIES'ın atmosferik yaklaşımını ortadan kaldırmadan parçanın sınırlarını genişletiyor. Nature Morte vokalisti Chris Richard ise albümün adını taşıyan parçada benzer bir işlev üstleniyor. Burada temiz gitarların hassas melodileri ile daha sert vokaller arasındaki ilişki, parçanın duygusal yoğunluğunu belirliyor. İki konuk vokalistin katkısı, yalnızca farklı ses renkleri sunmakla kalmıyor; ikilinin müziğinde sertliğin nasıl kullanılabileceğine dair iki ayrı örnek oluşturuyor.
Yine de albümün en güçlü tarafı, ekstrem metal bölümlerinden ziyade gitarların melodik karakterinde yatıyor. Reverb kullanımı, notaların birbirine karışarak geniş bir atmosfer oluşturmasını sağlıyor; fakat aynı tercih, sert bölümlerde gitarların fiziksel etkisini azaltabiliyor. Özellikle black metalin daha keskin ve doğrudan bir ifade gerektiren unsurları devreye girdiğinde, yoğun efekt kullanımı ile müziğin saldırganlığı arasında bir uyumsuzluk oluşuyor. Cult of Luna ve Deafheaven gibi gruplarla kurulabilecek türsel yakınlık, ağır bölümlerin atmosferle bütünleştiği anlarda anlam kazanırken daha geleneksel black metal öğelerinin kullanıldığı bazı kısımlar aynı doğallığı yakalayamıyor. Dolayısıyla CLØUDY SKIES'ın müzikal kimliği, türün sertlik ölçütlerine ne kadar yaklaştığından çok, melodik ve ekstrem unsurlar arasındaki ilişkiyi ne ölçüde tutarlı kurabildiğiyle belirleniyor.
'Living Inside a Dream', synth katmanları ve örneklenmiş pedal steel gitar sesleriyle albümün metal ağırlıklı kompozisyonlarından ayrılıyor. Bu tercih, alışılmış gitar merkezli yapıdan uzaklaşarak farklı bir tını alanı açıyor. 'Birdsong' da elektronik öğeleri öne çıkaran daha sakin bir parça olarak benzer bir işlev görüyor. Her iki kompozisyon, albümün sert bölümleri arasındaki kontrastı artırsa da zaten uzun süreli atmosferik pasajlara dayanan bir çalışmada bu kadar geniş bir sakinlik alanına ihtiyaç duyulup duyulmadığı tartışmaya açık. Özellikle 'Living Inside a Dream'in yerleşimi, albümün akışına belirgin bir kırılma getirirken 'Birdsong' benzer bir yaklaşımı yeniden gündeme taşıyor. Bu parçalar ikilinin yalnızca ağır gitarlar üzerinden düşünmediğini gösteriyor; ancak albümün bütünlüğüne katkıları, diğer kompozisyonların yarattığı yoğunluğun ne kadar etkili taşındığına bağlı.
2019'da Paris çevresinde kurulan ve Lionel Forest ile Nicolas Simon'dan oluşan CLØUDY SKIES, "Bury Me Beneath the Stars"ta atmosferik post-metal ile blackgaze arasındaki geçişleri kendi estetik anlayışının merkezinde tutuyor. Forest'ın prodüksiyonu, temiz gitarların ayrıntılarını ve atmosferik katmanları öne çıkarırken sert bölümlerin aynı ölçüde keskinleşmesini her zaman sağlamıyor. Bu durum, albümün hem güçlü hem de sınırlayıcı tarafını ortaya koyuyor: İkili, kırılgan melodilerle sert vokalleri bir araya getirdiğinde kendine özgü bir ifade yakalıyor, fakat daha geleneksel ekstrem metal öğelerine yöneldiğinde bu bütünlük zaman zaman gevşiyor. "Bury Me Beneath the Stars", türler arasındaki mesafeyi ortadan kaldırmaktan çok, bu mesafenin üzerinde kurduğu müzikal gerilimle değer kazanıyor. Daha sıkı düzenlemeler ve sert bölümlerde daha belirgin bir etkiyle CLØUDY SKIES'ın bu yaklaşımı çok daha ikna edici bir noktaya taşınabilir.


