Inline image

Galatasaray-Barcelona maçından sonra bir süre bu şehre dair bir şey duymak istemiyorum aslında, ama bu durum FOGOS için gecerli değil elbette onlar bizim eski dostumuz. Grubu ilk albümleri "Corpses and Ashes" ten beri takip ediyorum. FOGOS'tan yeni bir albüm gelmesi beni çok sevindirdi ama bir yandan da dört yıllık bu aradanın uzun olduğunu söylemem gerek. İkinci tam zamanli albüm "Of Wyrm And Men" e gelince albümünde, doksanların İsveç black metal geleneğine duyulan bağlılık ilk rifflerden itibaren kendini belli ediyor. Tremolo gitarların keskin melodileri, uzun süre kesintisiz devam eden blast beat'ler ve sert yırtıcı vokal kullanımı, grubun beslendiği müzikal kökleri açıkça ortaya koyuyor. MARDUK'un "Panzer Division Marduk" ve "Heaven Shall Burn... When We Are Gathered" dönemindeki saldırganlık, albümün referans noktalarını anlamak açısından yerinde karşılaştırmalar sunuyor. Fakat FOGOS'u yalnızca bu mirasın takipçisi olarak değerlendirmek, dokuz parçalık çalışmanın kendi içindeki değişimleri gözden kaçırmak demek olur. 

Barselona merkezli grubun 2022 tarihli ilk albümü "Corpses And Ashes" ile kurduğu ham ve karanlık çizgi burada da korunuyor. Yeni çalışmada melodik ve atmosferik unsurların daha geniş bir alan bulması, bestelerin karakterini çeşitlendiriyor. Gitarlar çoğunlukla hızlı tremolo pasajları üzerinden ilerlerken melodiler yalnızca tempoyu destekleyen ayrıntılar olarak kalmıyor; müziğin soğuk ve tekinsiz karakterini belirleyen başlıca unsurlara dönüşüyor. Bununla birlikte, aynı riff yaklaşımının ve benzer ritmik yoğunluğun sık sık tekrarlanması, albümün bazı bölümlerinde bestecilik açısından bir sınıra işaret ediyor. FOGOS, türün temel araçlarını kullanmakta yetkin olsa da bu araçları kendine özgü bir müzikal dile dönüştürme konusunda henüz her zaman aynı başarıyı gösteremiyor.

Açılıştaki 'Wyrm', doğrudan blast beat'lere ve sivri gitar melodilerine yaslanarak albümün saldırgan yüzünü tanıtıyor. Fazladan bir hazırlık bölümüne ihtiyaç duymayan parça, vokalin sert ve pürüzlü karakteriyle birlikte dinleyiciyi grubun benimsediği geleneksel black metal anlayışına çekiyor. Ardından gelen 'Circlefall', yüksek tempoyu melodik hareketlilikle birleştiriyor. Buradaki gitar çizgileri, salt hızın yarattığı yoğunluğa yaslanmak yerine kendi içinde akılda kalıcı bir yön de taşıyor. Yine de bu iki parçanın ortaya koyduğu formül, albümün ilerleyen bölümlerinde farklı biçimlerde tekrarlandığı için açılıştaki etkinin tamamını korumak albüm ilerledikçe zorlaşıyor.

Inline image

Grubun kendi adını taşıyan 'Fogos', ilk albümün daha ilkel ve doğrudan yaklaşımına yakın duruyor. Melodik ayrıntılardan bütünüyle vazgeçmeden ham riff yapısını öne çıkaran parça, FOGOS'un kökleriyle bağını koruduğu noktayı temsil ediyor. 'Balar' ise daha ağır ve ritmik bir yürüyüşe yönelerek albümün temposunu farklı bir zemine taşıyor. Orta tempolu bölümlerin yarattığı ağırlık, hızın sürekli korunmadığı durumlarda da müziğin tehditkâr karakterini sürdürebildiğini gösteriyor. Burada bas ve davulun ritmik birlikteliği, gitarların üst üste bindirdiği melodik hareketlere karşı daha belirgin bir dayanak oluşturuyor. Ancak bu farklılaşma, parçanın bütününde yeni bir bestecilik anlayışı geliştirmekten çok mevcut saldırganlığın başka bir ritmik düzende sunulmasıyla sınırlı kalıyor.

'Faun', albümün melodik ve atmosferik yönünü daha geniş ölçekte duyuran parçalardan biri. Buradaki genişleyen gitar pasajları ve farklı vokal kullanımları, grubun takıntılı biçimde ham hız üzerinden ilerlemek istemediğini gösteriyor. Saten Haz Im Nu'nun sert çığlıklarına eşlik eden temiz vokal ve koro benzeri bölümler, müziğin pagan çağrışımlarını güçlendiriyor. Bu tercihlerdeki değer, geleneksel black metal vokalini tamamen terk etmeden parçanın duygusal alanını genişletmesiyle kendini belli ediyor. Bununla birlikte, bu bölümlerin daha etkili olabilmesi için melodik gelişimin atmosfer yaratmanın ötesinde bestelerin yönünü de daha belirgin biçimde değiştirmesi gerekiyor.

'Messiah' ve 'Näga', albümün daha doğrudan, sert ve eski usul black metal tarafını temsil ediyor. Bu parçalarda hız, keskin gitarlar ve sert vokal ön planda; düzenlemeler, dinleyiciyi uzun atmosferik bölümlerde tutmak yerine saldırganlığı doğrudan aktarmayı amaçlıyor. Bu yaklaşım türün gelenekleriyle uyumlu olsa da albümün zaten belirgin olan müzikal karakterine yeni bir boyut eklemiyor. Özellikle benzer riff kalıplarının ve yoğun davul kullanımının art arda gelmesi, parçalar arasındaki ayrımı zaman zaman zayıflatıyor. FOGOS'un çalımındaki kararlılık, bu bölümlerin etkisini koruyor; fakat performansın ikna ediciliği ile bestelerin ayırt ediciliği aynı şey değil.

'Nezha', savaşçı bir girişle dikkat çekerek son bölüme doğru albümün enerjisini yeniden yükseltiyor. Kısa ve keskin ritmik hamleler, parçanın ilerleyişine hareket kazandırırken vokal, enstrümantasyonun üzerine yerleşerek sertliği pekiştiriyor. Buradaki doğrudanlık, FOGOS'un geleneksel black metal anlayışını ne kadar iyi uygulayabildiğini ortaya koyuyor. Buna karşın parçanın taşıdığı enerji, müzikal açıdan daha önce duyulan unsurlardan belirgin biçimde ayrılan bir yapı geliştirmiyor.

Albümün kapanışındaki 'Babel', bu açıdan daha önemli bir istisna. Genişleyen atmosferi ve daha görkemli düzenlemesiyle önceki parçaların ağırlıklı olarak saldırganlığa dayanan yaklaşımından uzaklaşıyor. Katalanca söylenen bölümler ve klasik heavy metal vokalini hatırlatan melodik ifadeler, grubun alışıldık black metal kalıplarının dışına çıkabildiği anları oluşturuyor. Bu tercih, parçaya yalnızca farklı bir renk katmıyor; albüm boyunca zaman zaman hissedilen melodik potansiyelin daha kapsamlı bir biçimde kullanılabileceğini de gösteriyor. 'Faun' ile birlikte düşünüldüğünde, FOGOS'un atmosferi ve vokal çeşitliliğini besteciliğin merkezine daha fazla taşıması hâlinde daha belirgin bir kimlik geliştirebileceği anlaşılıyor.

Prodüksiyon da albümün bu ikili karakterini etkiliyor. Javi Félez tarafından Moontower Studios'ta kaydedilip mikslenen çalışma, gitarların melodik ayrıntılarını ve ritmik bölümün yoğunluğunu takip etmeyi mümkün kılıyor. Buna karşılık, bu açıklık doksanların daha ham black metal kayıtlarında bulunan bulanık ve boğucu hissi bütünüyle taşımıyor. Sonuç, klasik İskandinav black metal estetiğine bağlı kalırken daha belirgin bir ses ayrımı sunan bir yaklaşım. Bu tercih kendi başına bir sorun değil; ancak müziğin karakterini belirleyen temel unsur hâlâ özgün bir prodüksiyon anlayışından çok tanıdık tür kodlarının uygulanması.

"Of Wyrm And Men", FOGOS'un ilk albümündeki yaklaşımı genişlettiğini ve özellikle melodik, atmosferik bölümlerde farklı olanaklara yöneldiğini gösteriyor. Yine de gelişimin her parçada aynı ölçüde hissedildiğini söylemek güç. Grup, doksanların İsveç black metal geleneğini uygulamakta başarılı; ancak MARDUK ve benzeri öncüllerle kurduğu ilişki, kimi bölümlerde kendi karakterinin önüne geçiyor. 'Faun' ve özellikle 'Babel', bu sınırın aşılabileceğine dair somut işaretler sunarken daha doğrudan parçalar grubun henüz aşamadığı tekrar sorununu açığa çıkarıyor. Sonuç olarak albüm, eski okul black metalin hızını ve sertliğini arayan dinleyicilere hitap eden, belirli anlarda daha geniş bir sanatsal alanın kapısını aralayan bir çalışma. FOGOS'un bundan sonraki adımı, bu alanı yalnızca birkaç parçaya özgü bir çeşitlilik olmaktan çıkarıp bestelerinin tamamına yayılan, daha kolay tanınabilir bir müzikal kimliğe dönüştürmek olmalı. Elbette bunu yaparken bir daha dört yıllık bir ara vermemeli. 

Inline image

Bandcamp

Facebook

Instagram