Inline image

Albüm kritikleri içinde uzun zamandır savrulduğum Death-Black Metal kıyılarından nadirde olsa Progresif Metal koyuna yolum düşüyor. Iyi ki bu deneyimi yaşıyorum. Dinlediğim kayıt "Biomes" gibi kaliteli bir kayit olunca bu koyda geçirdiğim zamanı uzatmak için cesitli bahaneler aradığımı itiraf etmem gerek. GRANT THE SUN'ın son kaydı "Biomes" post-metalın geniş ve ağır atmosferlerini progresif metalin keskin ritmik yapılarıyla bir araya getirirken doğaçlamaya açık görünen bu karşılaşmayı belirgin bir bestecilik anlayışıyla şekillendirerek cesur bir tavir ortaya koyuyor. Norveçli üçlünün 2023 tarihli ilk albümü "Voyage", denizlerin farklı şiddetli akıntılarını çağrıştıran müzikal dünyasıyla post-metal, progresif metal ve shoegaze arasında dolaşan bir yaklaşım ortaya koymuştu. "Biomes" ise bu anlayışı daha sert gitar partisyonları, daha belirgin vokal kullanımı ve ritmik açıdan daha hareketli bestelerle genişletiyor. Albümün orman ve çöl gibi birbirinden farklı doğal yaşam alanlarını karşı karşıya getiren kavramsal çerçevesi, müziğin iki ayrı yüzü arasında kurulan ilişkiyi de açıklıyor: geniş, melodik gitar pasajları ile köşeli riffler ve mekanik groove'lar aynı kompozisyonlarda buluşuyor.

Açılış parçası 'All Who Wander', bu yaklaşımın atmosferik tarafını öne çıkarıyor. Geniş gitar akorları ve melodik çizgiler, ritmik açıdan daha karmaşık bölümlerin üzerinde rahatça nefes alabilecekleri bir alan yaratıyor. Markus Lillehaug Johnsen'ın temiz vokalleri de bu açıklığı destekleyerek enstrümantal katmanların arasına melodik bir odak yerleştiriyor. 'Canopy' ve 'Heliconia' gibi parçalar, gitarların yalnızca riff üretmekle kalmayıp farklı dokular ve armonik hareketler aracılığıyla atmosfer kurabildiğini gösteriyor. Temiz prodüksiyon, bu ayrıntıların birbirini örtmesini önlüyor; gitarların geniş alanı ile ritim bölümünün belirgin vuruşları arasındaki mesafe korunuyor. Bu sayede karmaşık düzenlemeler, yalnızca teknik bir gösteriye dönüşmeden kendi içlerinde anlaşılır kalabiliyor.

GRANT THE SUN'ın müziğinde ritim, geleneksel progresif metaldeki gibi yalnızca parçaların teknik seviyesini yükselten bir araç değil. Senkoplu gitar kalıpları, beklenmedik aksanlar ve ani yön değişiklikleri, bestelerin melodik akışını sürekli kesintiye uğratarak dinleyicinin alışılmış ölçü duygusunu değiştiriyor. 'A Chemical Floor', bu yaklaşımın en belirgin örneklerinden biri. Parçanın yoğun ritmik örgüsü, davul ve gitarların birbirini tamamlayan hareketleri sayesinde dağılmadan ilerliyor. Håvard Sveberg'in davul performansı burada özellikle dikkat çekici; karmaşık ölçüler ve değişken vurgular, akışı kesen birer teknik numara olmaktan çıkıp kompozisyonun doğal parçasına dönüşüyor. Gitarların ritmik sertliği ile davulların ayrıntılı çalışı arasındaki uyum, grubun progresif metal tarafını belirginleştirirken müziğin fiziksel ağırlığını da artırıyor.

Inline image

Bu sertlik, vokallerin kullanımıyla başka bir boyut kazanıyor. Martin Rygge'nin çığlıkları, klasik anlamda sürekli bir anlatı taşıyan vokal çizgisinden çok, enstrümantasyonun ritmik yapısına eklenen bir unsur gibi işlev görüyor. Özellikle yoğun bölümlerde vokalin vurgulu karakteri, gitarların kesik ve köşeli hareketleriyle birleşerek parçaların saldırganlığını artırıyor. Temiz vokaller ise daha geniş melodik alanlar açıyor; iki yaklaşım arasındaki fark, albümün atmosferik ve sert bölümleri arasındaki geçişleri destekliyor. Bu tercih, önceki çalışmalarda daha çok enstrümantal anlatımla öne çıkan grubun müzikal dilini genişletiyor. Bununla birlikte, zaman zaman kullanılan konuşmaya yakın vokal bölümleri aynı bütünlüğü sağlayamıyor. Mekanik duyulan bu pasajlar, temiz vokallerin melodik işleviyle sert vokallerin ritmik katkısı arasında kendilerine doğal bir yer bulmakta zorlanıyor.

Albümün etkileyici anları yalnızca karmaşık ritimlerden veya yoğun gitar bölümlerinden kaynaklanmıyor. 'The Taos Hum', senkoplu riffleri daha açık ve melodik pasajlarla karşı karşıya getirirken parçanın yönünü sürekli değiştiriyor. Bu geçişler, progresif metalin alışılmış teknik gösterişinden daha fazlasını sunuyor; çünkü sert bölümlerle atmosferik kısımlar birbirinden bağımsız iki fikir gibi değil, aynı kompozisyonun farklı gerilim noktaları olarak işliyor. 'Gold' ve 'A Chemical Floor' gibi parçalarda öne çıkan melodik çizgiler de bu yapının yalnızca karmaşıklığa dayanmadığını ortaya koyuyor. Gitarların akılda kalıcı motifler üretmesi, ritmik ayrıntıların yoğunluğunu dengeleyerek müziğe tekrar dinlemeyi teşvik eden bir yön kazandırıyor.

Bununla birlikte, "Biomes"ın bütün parçaları bu karşıtlıkları aynı başarıyla bir araya getiremiyor. 'Tedium', sert vokallerin ve deneysel gitar tercihlerinin bazı bölümlerde yeterince bütünleşmediği bir örnek. Parçadaki kimi gitar akorları, kompozisyonun atmosferini geliştirmek yerine akışı askıda bırakıyor. 'Jaguar' ise daha doğrudan bir motif üzerinden ilerliyor ve tekrarlanan ritmik kalıbıyla albümün en mekanik yüzünü ortaya çıkarıyor. Özellikle Meshuggah'yı hatırlatan groove anlayışı, parçaya belirgin bir ağırlık kazandırsa da bu kalıbın uzun süre fazla değişmeden sürmesi, gerilimin giderek artmasını engelliyor. Benzer şekilde, bazı parçaların benzer vokal ve davul girişleriyle başlaması, albümün geniş atmosferik dokusunu korurken parçalar arasındaki ayrımı zayıflatabiliyor. Bu durum, tek tek bestelerdeki fikir zenginliğinin albümün genel akışında her zaman aynı ölçüde karşılık bulmadığını gösteriyor.

Yine de ikinci yarıda GRANT THE SUN'ın farklı müzikal unsurları daha doğal bir bütün içinde birleştirdiği anlar artıyor. Daha yavaş ve alışılmadık armonik yönelimleriyle 'Heliconia', albümün teknik yoğunluğundan uzaklaşmadan atmosferik tarafını derinleştiriyor. Parçanın gitar dokuları ve belirgin davul vuruşları, geniş melodik alan ile ritmik sertlik arasında farklı bir denge kuruyor. 'Speck of Sand' de deneysel yaklaşımın ve karanlık tonların daha rahat bir biçimde bir araya geldiği bölümler arasında yer alıyor. Son parça 'Cinder' ise akılda kalan vokal nakaratıyla enstrümantal anlatıma farklı bir kapanış noktası kazandırıyor. Bu bölümde grubun cazı çağrıştıran armonik sapmalara ve alışılmadık gitar fikirlerine daha fazla alan açması, müziğin yalnızca progresif metalin teknik olanaklarıyla sınırlı olmadığını hissettiriyor.

"Biomes"ın kavramsal çerçevesi de müzikal tercihlerle anlamlı bir ilişki kuruyor. Kapakta çöl ile yemyeşil bir yağmur ormanının birleşmesi, albümün zıtlıklar üzerine kurulu yapısını görsel düzlemde karşılıyor. Bu karşıtlık, basitçe sakin ve sert parçaların art arda sıralanmasıyla sınırlı değil; daha çok, aynı bestelerin içinde birbirinden farklı dokuların birlikte var olabilmesiyle anlam kazanıyor. GRANT THE SUN, post-metalın uzun soluklu atmosferik gelişimini djent ve progresif metalin ritmik hassasiyetiyle buluştururken shoegaze'in bulanık ve geniş gitar anlayışından da yararlanıyor. Meshuggah'yı hatırlatan mekanik groove'lar veya daha geniş progresif metal geleneğine yaklaşan teknik pasajlar, grubun etkilendiği müzikal alanları görünür kılıyor. Ancak bu referansların ötesine geçildiğinde, melodik açılımlar ile sert ritmik kesintilerin aynı kompozisyonda kurduğu ilişki, grubun kendine ait bir dil geliştirme potansiyelini ortaya çıkarıyor.

"Biomes", kolay tüketilen bir albüm olmaktan ötesine geçerek; dikkat ve sabır isteyen, ayrıntıları zaman içinde belirginleşen bir çalışma. Yer yer uzayan tekrarlar ve yeterince işlenmemiş deneysel tercihler, albümün bütünlüğünü zayıflatsa da bunlar GRANT THE SUN'ın müzikal arayışını bütünüyle gölgelemiyor. Üçlünün asıl başarısı, teknik karmaşıklığı atmosferik anlatımla bir arada tutabilmesinde yatıyor. "Voyage" ile belirginleşen post-metal yönelimi burada daha geniş bir ritmik ve vokal yelpazeye kavuşurken grup, türün yerleşik kalıplarına bağlı kalmak yerine farklı fikirleri ortak bir kompozisyon anlayışında buluşturmaya çalışıyor. "Biomes", bu arayışın her noktada kusursuz sonuç vermediği, fakat GRANT THE SUN'ın kendi müzikal kimliğini belirginleştirme yolunda kayda değer bir mesafe aldığı bir albüm.

Inline image

https://www.instagram.com/grantthesun 
https://www.facebook.com/grantthesun
https://grantthesun.bandcamp.com 

https://www.facebook.com/maskinarecordings
https://www.instagram.com/maskinarecordings