Inline image

35 dakika boyunca boşluk, yokluk ve kasvet içinde debelenmeye hazır mısınız? HANG THEIR BODIES, Raise Your Fist, Evangelist! ile dinleyiciyi oldukça karanlık bir atmosfere çekiyor. Sludge metalin çamurlu ağırlığından ziyade post-doom'un katmanlı ve atmosferik yapısına yaslanan grup, saf scream vokallerle de black metalin soğuk ve çiğ estetiğini müziğine taşıyor. İlk parçadan itibaren aynı tonda ilerleyen vokaller, albüm boyunca neredeyse hiç değişmeyen enstrümantal yoğunlukla birleşince ortaya oldukça kasvetli bir bütün çıkıyor. Burada belirgin yükselişler, sert kırılmalar veya dinleyiciyi başka yönlere sürükleyen dramatik geçişler aramak boşuna. Grup, başından sonuna kadar aynı karanlık atmosferi korumayı tercih ediyor.

Aslına bakarsanız gençlerin ne yapmak istediklerini gayet iyi bildiklerini tahmin edebiliyorum. Katmanlı bir yapı mevcut ve post-doom'un atmosferik yaklaşımı, black metalin çiğ scream vokaliyle bir araya getirilmiş. Fakat mesele, bu atmosferi kurmaktan ziyade sürdürebilmekte düğümleniyor. Yedi ayrı parçadan oluşan albüm, bir noktadan sonra yedi farklı şarkıdan çok, sürekli devam eden tek bir uzun kompozisyon gibi hissettiriyor. Parçalar arasındaki karakteristik ayrımlar yeterince belirginleşmeyince atmosferik bütünlük giderek tekdüzeliğe dönüşüyor. Yaklaşık 35 dakika boyunca aynı yoğunlukta ilerleyen müzik, başlangıçta etkileyici olabilecek kasveti zamanla sindirilmesi güç bir yapıya dönüştürüyor. Katmanlılık var, niyet var; ancak bunların dinleyici üzerinde sürekli yeni bir etki yaratması konusunda aynı şeyi söyleyemiyorum.

Inline image

Sözler ise albümün karanlık dünyasını destekleyen en güçlü unsurlardan biri. Spit It Out, Optimist, insanın yıllarca inandığı bir yalanın içine nasıl yerleştiğini anlatıyor. “Your teeth grew around it” dizesi, bu yanılsamanın insanın karakterine kadar işlemesini oldukça çarpıcı bir metaforla ifade ediyor. The World Owes You Nothing ise harcanan yılların ve verilen emeğin karşılığında hiçbir şey alamama hissi üzerine kurulu. Özellikle “It has been very generous with the nothing” ifadesindeki ironi, dünyanın insana cömertçe hiçlik sunması fikriyle etkili bir karşılık buluyor. Parçanın ilk 4 dakika 10 saniyesinin enstrümantal ilerlemesi ve vokalin son bölümde devreye girmesi de sözlerin ağırlığını daha belirgin hâle getiriyor.

Tomorrow Is a Liar ile gelecek, her sabah aynı vaadi tekrarlayan bir yalancıya dönüşüyor. “It gets better” sözleri, her şeyin düzeleceğine dair bitmek bilmeyen tesellileri hatırlatırken, “It only needs me to stay” dizesi bu vaadin insanı bulunduğu yerde tutan bir döngüye dönüşmesini anlatıyor. Hope Is a Terrible Habit ise umudu karanlıkta büyüyen bir açlığa benzetiyor. Anlatıcının, onu bastırmaya çalıştıkça yeniden büyüdüğünü söylemesi, albümün temelindeki çelişkiyi güçlendiriyor: İnsan vazgeçmek istediği şeye yeniden tutunabiliyor. Bu sözler, grubun yalnızca karanlık bir ses yaratmakla kalmayıp varoluşsal kaygılar etrafında da bir anlatı kurmaya çalıştığını gösteriyor.

Nothing Waits at the End ve Amen, and Nothing After ile bu anlatı daha tekinsiz bir hâl alıyor. Bir elin ya da yüzün bulunması gereken yerde yalnızca boşluğun kalması, konuşmadan hemen önceki ağız imgesi ve cenaze sonrasında sessizliğin insanın şeklini öğrenmesi, yokluğu elle tutulur bir varlık gibi hissettiriyor. Son parçada toprağın her şeyi yavaşça ve minnet duymadan alması, ardından sessizliğin insanlarla birlikte “Âmin” demeye başlaması özellikle etkileyici. Sözlerin en başarılı yanı, hiçlik ve ölüm gibi soyut kavramları somut, rahatsız edici imgelerle anlatabilmesi. Ne var ki sözlerdeki bu farklılıklar, müziğin genelinde aynı ölçüde belirgin bir karşılık bulmuyor.

Sonuç olarak Raise Your Fist, Evangelist!, ne yapmak istediği konusunda fikri olan, atmosfer ve lirik bütünlük açısından tutarlı bir çalışma. Post-doom'un ağır ve katmanlı yapısını black metalin saf scream vokaliyle birleştirme düşüncesi ilgi çekici. Ancak atmosfer yaratmakla o atmosferi 35 dakika boyunca canlı tutabilmek aynı şey değil. Baştan sona korunan yoğunluk, bir süre sonra parçaların birbirinden ayrılmasını zorlaştırıyor ve albümü sindirmeyi güçleştiriyor. Kasvet eksik değil; aksine fazlasıyla mevcut. Fakat bu kasvet her zaman yeni bir şey söylemiyor.

Açıkçası albümün ne yapmak istediğini anlıyorum ama sürdürülebilirlik açısından bir noktada ben tıkandım. 35 dakikanın sonunda insanın elindeki bira şişesini fondipleyip duvara fırlatası geliyor. Tabii bu, grubun atmosfer yaratmayı başaramadığı anlamına gelmiyor; tam tersine, yarattıkları atmosferin bir süre sonra dinleyiciyi tüketmeye başlamasıyla ilgili. Gençlerin niyetini anlıyorum ancak bu kez niyet ile uygulama arasındaki mesafeyi aşamadım. Kasvet tamam, hiçlik tamam; ama kardeşim, insan arada bir nefes de almak istiyor!

Elbette bütün bunları kendi dinleme alışkanlıklarım ve müzikal beklentilerim üzerinden değerlendirdiğimi de belirtmeliyim. Açıkçası grubun icra ettiği müzik, benim dinlemekten oldukça uzak olduğum bir çizgide duruyor. Dolayısıyla burada kişisel tercihlerimin de etkisi var. Eğer amaçları bu karanlık ve tekdüze atmosferi benimseyen daha dar bir dinleyici kitlesine ulaşmaksa kendi çizgilerini korumaları elbette anlaşılabilir. Ancak daha geniş bir kitleye seslenmek istiyorlarsa mevcut katmanlı yapıyı daha fazla dinamik çeşitlilikle desteklemeleri ve parçaların kendilerine özgü karakterlerini belirginleştirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Zira güçlü bir atmosfer yaratmak önemli olsa da bunu dinleyiciyi 35 dakika boyunca müziğin içinde tutabilecek bir kompozisyon anlayışıyla beslemek de en az o kadar önemli. Gençlerin ne yapmak istediklerini anlıyorum; mesele, bu fikri daha etkili ve sürdürülebilir bir müzikal anlatıma dönüştürebilmekte.

Inline image

https://hangtheirbodies.bandcamp.com/

https://www.facebook.com/people/Hang-Their-Bodies/61594637482218/

https://www.instagram.com/hangtheirbodies