ALBUM REVIEW
Radbraker – When the Mist Falls...
Karanlık, melankolik ve büyüleyici bir Black Metal.

Bir gruba ilk dinleyişte hayran olmaya inanır mısınız? Benim başıma nadiren gelen bir doğa olayıdır bu ama inanırım. Peki, bu deneyimi hem ilk kez dinlediğiniz bir grupla hem de üstelik onların debut albümüyle yaşıyorsanız? İşte buna “mucize”den fazlasını demek gerekiyor sanırım. Şu an bu satırları kaleme alırken Belçikalı grup Radbraker’ı dinliyorum ve yaşadığım şaşkınlığı hâlâ üzerimden atabilmiş değilim.
Abartılı beğeniler genellikle takıntılı hayranlıkların ürünüdür; aktarımı ise samimiyetten uzak, jenerik sözcüklerden ibaret kalır. Ancak burada, diskografilerinin henüz ilk adımında olan ve bu yüzden geçmiş kredilerine sığınamayacağımız, bizi tamamen yalın bir üretimle baş başa bırakan bir gruptan bahsediyoruz. Dolayısıyla bu beğeni, tamamen saf bir büyülenmenin eseri.
Albümün sound’una kelimenin tam anlamıyla bayıldım. Kendilerine has, kesinlikle orijinal ve muazzam bir karanlık atmosfer inşa etmişler. Vokalin albüm geneline yediriliş biçimi ve miksteki konumu çok başarılı. Çığlık ile yakarış arasında gidip gelen o tekinsiz aura, Black Metal’de kişisel olarak en sevdiğim vokal stilidir. Kaliteli, karakter sahibi ve taklit olmayan bir scream vokal, bu janrın içinde bence çok nadir rastlanan bir element; Radbraker ise bunu fazlasıyla başarmış. Albümün anatomisine net ve kısaca bakacak olursak, yaklaşık 40 dakika ve beş şarkıdan oluşuyor. Bu hâliyle bence bir ilk albüm için oldukça yeterli ve tadında bırakılmış diyebilirim.

Daha etkileyici bir intro ile açılan bir ilk albüm uzun zamandır duymamıştım. Nasıl tasvir edeceğimi bilemiyorum ama deneyeceğim: Gözlerinizi kapatın ve hayatınızın tam kırılma noktasında, “tamam mı devam mı” diyeceğiniz o eşikte olduğunuzu hayal edin. Radikal bir karar almadan önce göğsünüzü dolduran o son derin nefes var ya; işte bu intro, tam olarak o nefes. Tüm hayatınızın bir film şeridi gibi gözlerinizin önünden geçtiği o mistik an, albümün girişine kusursuzca hapsedilmiş.
Hemen ardından gelen açılış parçası “Kadaverdauw”, akıllara zarar bir parça. Bir ilk albümde nasıl bu kadar olgun ve can alıcı bir açılış şarkısı olabilir? Uzun zamandır bir Black Metal dinleyicisi olarak bu kadar şaşırdığımı hatırlamıyorum. Duygusal ve belki de biraz fazla kişisel bir inceleme olduğunun farkındayım; ancak bu albüm ve grup özelinde didaktik olmamayı, dürüstlüğü seçiyorum. Çünkü bu tarz müzikal karşılaşmalar çok nadirdir. Bir grubun sizi daha ilk albümünün ilk şarkısıyla esir alması... Hissettiğim şey tam olarak bu: Ele geçirilmişlik.
İkinci parça “Edele gramschap” ile şaşkınlığım katlanarak devam ediyor. Burada devreye giren kadın vokal, kelimenin tam anlamıyla tüyleri diken diken eden cinsten ve parçanın ambiyansına muazzam yakışmış. Albüm ilerledikçe müziğin zihnimdeki kalıcılığı da aynı paralelde arttı. Bu yoğun hislerle üçüncü durak olan “Katharsis” parçasına ulaştım. Derin ve melankolik yapısıyla dinleyiciyi anında girdabına alan bu şarkının hüznü ve karanlığı harmanlama biçimi tartışmasız kusursuz.
Dördüncü parça “Danst bok dans”, albümün en güçlü parçalarından biri. Şarkı içindeki türler arası geçirgenliği, hem dingin hem de aynı anda böylesine vurucu olabilen tarzını çok sevdim. Kapanışı yapan “Duizend haerden” ise girişindeki enfes gitar partisyonu ve ardından gelen güçlü yapısıyla bizi bir kez daha ters köşeye yatırıyor. Her ne kadar finale geldiğimizi fısıldayıp bizi sakinleştirmeye çalışsa da hayatın ta kendisi gibi bir döngüde olduğumuzu hatırlatıyor ve bizi bir kez daha sarsarak perdeyi kapatıyor.
Uzun süredir beni bu kadar etkileyen ve derinden besleyen yeni bir iş olmamıştı. Bu yönüyle bana da ilkleri tattıran ve kendileri adına da bence mükemmel bir ilk iş olan “When the Mist Falls” albümünün, Radbraker için tarihteki yerini gururla alabileceği kanaatindeyim. Umarım 30 Ekim tarihi geldiğinde ve albümü dinlediğinizde benzer duyguları paylaşırız. Ben bu grubun adını ileride pek çok niş festivalde duyacağımıza emin gibiyim. Seslenişleri yakarış mı, çığlık mı, hâlâ emin değilim ama grubun bize vadettiği topraklar kesinlikle çorak değil. Yerinizi şimdiden en önden alın derim.
Metalle kalın.


