ALBUM REVIEW
SIGH - Goh-Ka
Ölüm, çürüme, gelenek ve aşırılık buluşuyor.

SIGH'ın "Goh-Ka" ile birlikte ulaştığı nokta, grubun otuz yılı aşkın süredir geliştirdiği müzikal dilin yalnızca bir devamı olarak okunamayacak kadar kapsamlı. Tokyo çıkışlı grubun 1990'ların başındaki black metal köklerinden avant-garde ve progresif metalin çok daha geniş alanlarına uzanan diskografisi düşünüldüğünde, burada asıl dikkat çekici olan farklı türleri bir araya getirmesinden çok bu çeşitliliğin albümün kendi düşünsel ekseni etrafında toplanabilmesi. "Goh-Ka", ölüm, çürüme, geçicilik ve karma kavramlarını Budist Kuso-zu tasvirleri üzerinden ele alırken müzikal olarak da güzellik ile deformasyon, gelenek ile aşırılık ve melodik düzen ile kontrolsüzlük arasında sürekli hareket ediyor.
Albümün merkezindeki Kuso-zu, insan bedeninin ölümden sonraki dokuz aşamada çürümesini gösteren Budist resim ve çizimlerinden oluşuyor. Bu nedenle "Goh-Ka"nın karanlığı yalnızca black metal estetiğinden kaynaklanmıyor. Temanın kendisi, ölümün kaçınılmazlığını fiziksel bir dönüşüm üzerinden düşünmeye dayanıyor ve SIGH bu fikri müziğin yapısına da taşıyor. Japonca vokaller, geleneksel Japon enstrümanları ve grubun yıllardır kullandığı Batılı metal ve progresif müzik unsurları burada dekoratif ayrıntılar olarak değil, aynı dünyanın farklı parçaları olarak çalışıyor.
Açılıştaki 'Kuso-shi 1, 2, and 3', albümün bu yaklaşımını daha ilk dakikalarda ortaya koyuyor. Orta tempolu black-doom karakteri, uyumlu gitar melodileri, klavyeler ve keskin vokallerle birleşirken shamisen, koto ve flüt benzeri geleneksel çalgıların varlığı müziğin yönünü belirgin biçimde Japonlaştırıyor. SIGH'ın önemli başarısı burada başlıyor: Geleneksel enstrümanlar metal rifflerinin üzerine sonradan eklenmiş egzotik süslemeler gibi durmuyor; rifflerin melodik ve ritmik hareketleriyle birlikte parçanın kompozisyonuna katılıyor. Aynı nedenle "Goh-Ka"yı yalnızca black metalin içine folk veya progresif unsurlar ekleyen bir albüm olarak tanımlamak yetersiz kalıyor.

Bu yapı, albüm ilerledikçe daha da genişliyor. 'Jigoku-Zoshi 1 – Unkamusho' ve devamındaki 'Jigoku-Zoshi 2 – Tokatsujigoku', thrash etkili riffler ve daha hareketli ritimlerle albümün saldırgan tarafını temsil ediyor. Buna karşılık 'Anzenshokon', ağır doom rifflerinin üzerine 1970'ler progresif rockını hatırlatan daha rüya benzeri bir alan kuruyor. Buradaki geçişler, SIGH'ın türler arasında rastgele dolaşmasından ibaret değil. Black metal, doom, psychedelic rock, folk, klasik müzik ve elektronik unsurlar aynı parçanın içinde farklı işlevler üstleniyor; kimi zaman riffi genişletiyor, kimi zaman atmosferi değiştiriyor, kimi zaman da bir sonraki bölüme geçiş için kontrast yaratıyor.
Özellikle yaklaşık otuz dakikaya yayılan Kuso-shi bölümleri bu kompozisyon anlayışının en kapsamlı örneği. Dokuz aşamalı çürüme temasını albümün farklı noktalarına dağıtan bu yapı, "Goh-Ka"nın birbirinden kopuk fikirlerden oluşan bir kolaj hâline gelmesini engelliyor. Parçalar tek başlarına çok farklı yönlere çekilebilse de sıralama içinde birbirlerini tamamlıyorlar. 'Unputenpu' ise folk karakterini, melodik yapısını ve tempo değişimlerini daha kısa bir formda birleştirerek albümün en akılda kalıcı anlarından birini yaratıyor. Mikael Åkerfeldt'in gitar solosu da burada yalnızca tanınmış bir konuğun katkısı olarak değil, SIGH'ın progresif ve psychedelic tarafıyla doğal biçimde örtüşen bir dokunuş olarak yerleşiyor.
Albümün diğer dikkat çekici tarafı, bu kadar farklı malzemeyi bir arada tutan temel ağırlık merkezinin hâlâ metal olması. Nozomu Wakai'nin gitarları hızlı black metal pasajlarından progresif bölümlere ve melodik lead'lere rahatlıkla geçerken, rifflerin geleneksel metal karakteri deneysel unsurların altında kaybolmuyor. Mike Heller'ın davulları ise albümün ritmik hareketliliğini belirgin biçimde artırıyor. Düz vuruşların gerektiği yerde geri çekilmesi, daha yoğun bölümlerde ise karmaşık ritmik fikirlerin öne çıkması, parçaların sürekli değişen karakterini taşıyor. Bununla birlikte davulların miks içinde zaman zaman diğer enstrümanlardan fiziksel olarak ayrılmış hissedilmesi, prodüksiyonun bütünüyle kusursuz olduğu fikrine küçük ama önemli bir itiraz getiriyor.
Çünkü "Goh-Ka"nın asıl tartışmalı tarafı müzikal yetersizlik değil, fazlalık. SIGH'ın fikir bolluğu çoğu noktada albümün lehine çalışsa da yaklaşık bir saatlik yapı, dinleyiciden ciddi bir dikkat talep ediyor. Bir parçanın içindeki yön değişimi bile tek başına birkaç farklı müzikal fikre karşılık gelebiliyor. Bu nedenle albüm arka planda çalınacak bir kayıt değil; parçaların birbirleriyle kurduğu ilişkileri takip etmeyi gerektiriyor. Bazı bölümlerde teatral ve görkemli yaklaşım, müziğin karanlık temasını güçlendirmek yerine onu gereğinden fazla sahneleştirme riskine de yaklaşıyor. Özellikle klasik ve progresif unsurların büyüklüğü, black metalin ürpertici tarafını zaman zaman ikinci plana itiyor.
Yine de bu taşkınlığın albümün temel estetik fikriyle çeliştiğini söylemek zor. Ölüm ve çürüme üzerine kurulmuş bir çalışmanın tekdüze veya yalnızca kasvetli olması gerekmiyor. "Goh-Ka", yaşamın geçiciliğini doğrudan bir yas atmosferine hapsetmek yerine sürekli dönüşen bir müzik diliyle ele alıyor. Güzellik ile çürümenin yan yana durması da tam burada anlam kazanıyor: Zarif Japon melodileri, ağır riffler, black metal vokalleri, karanlık ambient bölümler ve psychedelic pasajlar aynı bütün içinde birbirlerini nötralize etmek yerine farklı yüzler oluşturuyor.
Bu açıdan "Goh-Ka", SIGH'ın geçmişini tekrarlayan bir albüm olmaktan çok, grubun uzun süredir taşıdığı kompozisyon merakının daha belirgin bir odak etrafında yeniden düzenlenmiş hâli. Geleneksel Japon müziği burada kimlik göstergesi olmanın ötesine geçiyor; albümün ölüm, geçicilik ve karma fikrini ses düzeyinde somutlaştırıyor. Yaklaşık kırk yıla yaklaşan kariyerine rağmen SIGH'ın hâlâ tür sınırlarını genişletmeye çalışması tek başına önemli değil; asıl değer, bu deneysel dürtünün burada albümün temasına hizmet eden bir kompozisyon mantığına dönüşmesi.
"Goh-Ka" kolay tüketilen bir SIGH kaydı değil ve zaten gücünü de buradan alıyor. Albümün bazı teatral tercihleri herkes için ikna edici olmayabilir, finaldeki 'Kuso-shi 8 And 9 / Mettaijakujo' ise önceki bölümlerin yarattığı etkiyi bütünüyle aynı seviyede sürdüremiyor. Buna rağmen albüm, SIGH'ın avant-garde metal içindeki konumunu yalnızca geçmişteki yenilikleriyle değil, bugün hâlâ ne kadar ileri gidebildiğiyle açıklıyor. "Goh-Ka"nın en önemli başarısı, olabildiğince farkli turu bir araya toparlayabilmesi değil; black metalin sertliğiyle Japon müziğinin melodik ve törensel karakterini, progresif kompozisyonun özgürlük alanını ve ölüm fikrinin ağırlığını aynı estetik çerçevede tutabilmesi. SIGH burada hâlâ kendine ait bir dil konuşuyor; üstelik bu dilin ne kadar genişleyebileceğini göstermeye devam ediyor.

https://sighofficial.bandcamp.com/
https://www.instagram.com/sighofficialjapan/

