ALBUM REVIEW
SUBMASQ - Spirit Animal
Etnik renklerle zenginleşen erişilebilir progressive metal.

SUBMASQ progressive metalin karmaşık yapısını sadeleştirerek ve grubun etnik, deneysel üretim üslubunu daha görünür kılarak "Spirit Animal" ı bize sunuyor. Dokuz parçaya yayılan kırk bir dakikalık albüm, önceki dönemlere kıyasla daha az yoğun ve daha erişilebilir bir gitar yazımına yöneliyor; ancak bu sadeleşme, müzikal malzemenin çeşitliliğini ortadan kaldırmıyor. Aksine Tomer Pink’in gitarları, Or Shalev’in soloları, Golan Farhi’nin bas yürüyüşleri ve Yalon Schori’nin davulları; tabla, oud, bouzouki, handpan, keman, çello ve perküsyon gibi enstrümanlarla aynı kompozisyon içinde buluşuyor. Buradaki asıl mesele enstrüman sayısının fazlalığı değil, bu unsurların progressive yapının içine ne ölçüde organik biçimde yerleştirildiği.
Albümün açılışı "Cardamom" bu yöntemin en belirgin örneği. Parça, rock enstrümantasyonuna doğrudan yaslanmak yerine ritmik perküsyon ve etnik çalgılarla kuruluyor; Yatziv Caspi’nin tablası ve Idan Amsalem’in oud ile bouzoukisi, ilerleyen bölümlerde yalnızca giriş efektleri olarak bırakılmıyor. Matan Shmueli’nin perküsyonlarıyla birlikte bu sesler parçanın farklı noktalarında yeniden devreye girerek düzenlemenin ritmik ve tınısal karakterini belirliyor. Ron "Bumblefoot" Thal’ın gitar solosu ise bu organik yapının üzerine eklenmiş bir virtüözlük gösterisi olmaktan çok, parçanın progressive metal tarafını görünür kılan karşıt bir unsur olarak çalışıyor. SUBMASQ’ın etnik enstrümanları kullanma biçiminin güçlü tarafı da burada: Çalgılar, türün egzotik süslemeleri olarak kenarda tutulmak yerine riff ve ritim düzeninin içine tekrar tekrar sokuluyor.
"Monuments" ise grubun daha erişilebilir progressive tarafını öne çıkarıyor. Ritim ve melodik yapı, System of a Down’ın alternatif metal ile art-rock arasındaki sıçramalarını hatırlatan hareketli bir karakter taşırken klavye, geri vokaller ve daha açık melodik çizgiler parçayı geleneksel prog-metal yoğunluğundan uzaklaştırıyor. Buna karşılık "Mechanical Prayers" albümün etnik ve modern rock bileşenlerini daha başarılı biçimde bir araya getiriyor. Orta Doğu merkezli ritmik yapı, Davidavi "Vidi" Dolev’in temiz ve geniş vokal aralığıyla birleşiyor; nakarat bölümünde ise groove'un disco etkili bir ritmik yapıya evrilmesi, parçayı tek bir tür şablonunda tutmayı bilinçli biçimde reddediyor. Bu geçişler kâğıt üzerinde birbirinden kopuk görünse de düzenlemelerdeki ritmik devamlılık sayesinde yapay bir kolaj hissine düşmüyor.

Dolev’in vokalleri albümün bu geniş stil aralığını taşıyan temel unsurlardan biri. Temiz, yüksek ve zaman zaman teatral karakter kazanan vokal çizgisi, parçaların sertliğini artırmak için sürekli harsh vokallere başvurmuyor. Sert vokal kullanımı daha çok belirli bölümlerde vurgu yaratmak amacıyla devreye giriyor. Bu tercih, "Spirit Animal"ın önceki SUBMASQ kayıtlarına kıyasla daha yumuşak ve melodik miks anlayışıyla da örtüşüyor. Vokalin merkezde tutulması, gitarların teknik gösteriş yerine melodik ve atmosferik işlevlere yönelmesine izin veriyor. Or Shalev’in özellikle daha karanlık parçalardaki soloları bu nedenle albümün genelindeki erişilebilir yapıyı bozan değil, ona kontrast sağlayan unsurlar hâline geliyor.
Albümün en dikkat çekici taraflarından biri, progressive metalin geleneksel olarak beklenen yoğunluk ve teknik gösterişini bilinçli biçimde geri plana çekmesi. "Calypso", "Anger" ve özellikle "Sanctified" bu tercihin farklı sonuçlarını gösteriyor. "Sanctified"te görkemli yaylı düzenlemeler, Roni Fishbein’in geri vokalleri ve karanlık art-rock estetiği, parçayı klasik prog-metal sınırlarından çıkarıp David Bowie ve Bauhaus çevresindeki teatral rock geleneğine yaklaştırıyor. Burada Oren Tsor’un kemanı ve Noa Ayali’nin çellosu yalnızca atmosfer yaratmak için eklenmiş arka plan sesleri değil; parçanın genişleyen düzenlemesinin önemli parçaları. Yine de albümün bütününde yaylıların kullanımının her zaman aynı derecede belirleyici olduğunu söylemek güç. Bazı noktalarda bu unsurlar kompozisyonun yönünü değiştirmekten ziyade mevcut melodik atmosferi güçlendiren ikinci katmanlar olarak kalıyor.
Bu durum albümün orta bölümünde daha belirgin. "Calypso"dan "The Unlucky"ye uzanan bölüm, melodik yaklaşımı giderek öne çıkarırken ritmik ve yapısal çeşitlilikteki ivme bir miktar düşüyor. Parçaların beş dakikayı aşmayan süreleri bu sorunun büyümesini engelliyor; ancak "Spirit Animal"ın en güçlü tarafı olan türler arası geçiş mantığı, bu bölümde daha az dinamik kullanılıyor. "Monuments"ta duyulan klavye dokunuşları, vokal düzenlemeleri ve sürekli hareket hâlindeki yapı burada daha cesur biçimde geliştirilebilseydi, albümün ikinci yarısı da ilk bölümlerdeki kompozisyonel çeşitliliğe yaklaşabilirdi.
Buna rağmen SUBMASQ’ın en önemli başarısı, etnik enstrümanları progressive metalin üzerine sonradan eklenmiş dekoratif unsurlar gibi kullanmaması. Shai Yallin’in klavyeleri, elektronik dokuları ve handpan kullanımı; Amsalem’in oud ve bouzoukisi, Caspi’nin tablası ve Shmueli’nin perküsyonlarıyla birlikte grubun ritmik ve melodik sözlüğünü genişletiyor. Ancak albümün bütününde bu araçların her biri eşit derecede dönüştürücü değil. Bazı parçalar bu enstrümanlardan doğrudan kompozisyonel sonuç çıkarırken bazıları onları mevcut rock düzenlemesinin tını paletini genişletmek için kullanıyor. Dolayısıyla "Spirit Animal"ı deneysel olduğu için otomatik olarak yenilikçi ilan etmek yerine, grubun hangi fikirleri gerçekten yapısal bir değişikliğe dönüştürdüğüne bakmak gerekiyor. En başarılı anlarda cevap olumlu.
Prodüksiyon da bu yaklaşımı destekliyor. Farklı stüdyolarda kaydedilen albümün miksini Adam Noble, mastering'ini ise Robin Schmidt üstlenmiş. Sonuç, progressive metalin alışıldık yoğun ve sert prodüksiyonundan ziyade daha açık, temiz ve modern bir ses alanı. Bu tercih, etnik çalgıların ve vokallerin miks içinde duyulabilir kalmasını sağlıyor; ancak aynı zamanda gitarların fiziksel ağırlığını azaltıyor. Dolayısıyla albümün daha erişilebilir karakteri yalnızca bestelerden kaynaklanmıyor. Prodüksiyon da grubun sertlik yerine ayrıntı, melodiklik ve farklı enstrümanların birlikte çalışması üzerine kurduğu estetik tercihi doğrudan destekliyor.
Bu noktada "Spirit Animal", SUBMASQ’ın eski adıyla Subterranean Masquerade döneminden bütünüyle kopan bir kayıt değil; daha ziyade o mirastaki progressive ve etnik unsurların ağırlık merkezini değiştiren bir çalışma. Grup adının kısalması kadar müziğin kendisinde de bir sadeleşme var. Daha az yoğun gitarlar, daha kısa parçalar, temiz vokaller ve geleneksel enstrümanların daha görünür kullanımı, grubun progresif müziği daha geniş bir dinleyici kitlesine taşıma ihtimalini artırıyor. Fakat bunun karşılığında eski dönemin metal ağırlığından beslenen dinleyicilerin bir bölümünü dışarıda bırakma riski de mevcut.
Sonuçta "Spirit Animal"ın değeri, progressive metalin sınırlarını yalnızca daha fazla teknik unsur ekleyerek genişletmeye çalışmamasında yatıyor. SUBMASQ burada karmaşıklığı azaltıp renk çeşitliliğini artırıyor; türler arasındaki geçişleri virtüözite üzerinden değil, ritim, vokal melodisi ve farklı enstrümanların düzenleme içindeki konumu üzerinden kuruyor. Bu nedenle albüm, çağdaş progressive metal sahnesinin daha erişilebilir ucunda konumlanırken aynı zamanda etnik rock mirasını grubun kimliğinin merkezine taşıyor. Dinleyiciden teknik ayrıntıları çözmekten çok, farklı müzikal dillerin aynı düzenleme içinde nasıl işlediğine dikkat etmesini isteyen bir çalışma; SUBMASQ’ın bundan sonraki adımında belirleyici olacak soru ise bu geniş sözlüğü daha da büyütmek değil, "Spirit Animal"ın en güçlü anlarında yakaladığı kompozisyonel odağı ne kadar ileri taşıyabileceği.


