ALBUM REVIEW
VEILBURNER – All That Glimmers Is Gloam
Kaotik, disonant ve deneysel karanlık bir yolculuk.

Pennsylvania çıkışlı VEILBURNER, dokuzuncu albümünde avangart black ve death metalin sınırlarında dolaşan müzikal dilini sürdürürken, bu kez alışıldık tuhaflıklarının ne ölçüde yeni bir anlatı kurabildiği sorusunu da beraberinde getiriyor. "Longing for Triumph, Reeking of Tragedy" albümünün yayımlanmasının üzerinden bir yıl bile geçmeden gelen "All That Glimmers Is Gloam", ikilinin üretkenliğini ve kendine özgü ses dünyasını bir kez daha ortaya koyuyor. Bununla birlikte, sık aralıklarla yayımlanan albümlerin getirdiği aşinalık, burada yalnızca diskografik bir mesele değil; bestelerin ne kadarının gerçekten kalıcı bir iz bırakabildiğini belirleyen önemli bir unsur.
VEILBURNER'ın müziği, black ve death metalin saldırganlığını deneysel düzenlemeler, psikedelik dokular ve teatral vokallerle birleştiriyor. Mephisto Deleterio'nun üstlendiği enstrümantasyon ve prodüksiyon, keskin riffleri, değişken ritimleri ve tekinsiz ses katmanlarını aynı yapı içinde buluştururken Chrisom Infernium'un vokalleri, geleneksel ekstrem metal söyleyişinin sınırlarını zorluyor. Hırıltılar, acılı çığlıklar, boğuk sesler ve çılgınca ilerleyen monologlar, şarkıların anlatısal karakterini güçlendiriyor. Bu yaklaşım, vokali yalnızca müziğe eşlik eden bir unsur olmaktan çıkarıp bestelerin dramatik yapısına dâhil ediyor. Ne var ki teatral yoğunluk sürekli yüksek tutulduğunda, bu performansın yarattığı etki de zamanla aşınabiliyor.
Açılıştaki 'Here Is Thine Sabbath, So Mote It Chasm', kemiksi gitar motifleri, blast beat'ler ve nabız gibi atan bas çizgileriyle albümün temel bileşenlerini tanıtıyor. Ardından gelen 'Oblivion Is Yours to Labyrinth', keskin akor geçişleri ve yaslı vokal ifadeleriyle daha boğucu bir karakter kazanıyor. Her iki parçada da geleneksel riff mantısı, öngörülebilir bir akış oluşturmak yerine sürekli yön değiştiren bir yapının parçası hâline geliyor. Bu tercihin amacı anlaşılır: dinleyicinin alışıldık ritmik ve melodik dayanaklarını zayıflatmak. Ancak karmaşıklık, tek başına gelişim anlamına gelmiyor. Bazı bölümlerde fikirler arasındaki bağlantı, parçaların kendi içinde ilerlemesini sağlayacak kadar güçlü kurulmadığından, müzikal hareketlilik zaman zaman amaçsız bir dolaşmaya dönüşüyor.

'Vitriolic Hiss', bu sorunu ve VEILBURNER'ın potansiyelini aynı anda gösteren örneklerden biri. Köşeli disonansların altına yerleşen ağır gitar vurguları, parçaya belirgin bir ritmik omurga kazandırıyor. Efektlerle dönüştürülmüş vokaller bu yapıyı daha da yabancılaştırırken, ilerleyen bölümlerde beliren gitar solosu müziğin yönünü kısa süreliğine değiştiriyor. Burada dikkat çeken nokta, alışılmadık seslerin yalnızca üst üste eklenmemesi; en azından bazı anlarda birbirlerinin etkisini değiştirecek biçimde kullanılması. Buna karşılık, belirli gitar motiflerinin yeterince gelişmeden tekrarlanması, parçanın ilerledikçe yeni bir boyut kazanmasını engelliyor. Tekrar, dinleyicide bir motifin hafızaya yerleşmesini sağlayabilir; fakat motifin çevresinde anlamlı bir değişim gerçekleşmediğinde aynı yöntem durağanlık hissi de yaratabiliyor.
'Phænomena Obscura', albümün daha kontrolsüz tarafını temsil ediyor. Sert davul vuruşları, biçimsizleşen gitar hareketleri ve acılı vokaller, melodik yönelimden çok huzursuzluğun sürekliliğine odaklanıyor. Buradaki yoğunluk, parçanın estetik amacına uygun olsa da dinleyiciye tutunabileceği bir müzikal ayrıntı sunma konusunda daha sınırlı kalıyor. VEILBURNER'ın karmaşık yapılarının etkili olabilmesi için mutlaka geleneksel bir nakarat ya da belirgin bir melodik çözülme sunması gerekmiyor. Ancak parçanın kendi içindeki değişimlerin işitilebilir bir anlam taşıması gerekiyor. Aksi hâlde düzensizlik, bestecilik tercihi olmaktan çıkıp birbirine yakın fikirlerin uzun süre devam etmesine yol açabiliyor.
Albümün en dikkat çekici karşıtlıklarından biri, 'Dis’ Obedient Woe' ile kuruluyor. Diğer parçaların keskin geçişleri ve bozulmuş vokal dokuları arasında bu bölüm, daha dingin bir atmosfer, düşük frekanslı temiz vokaller ve dalgalanan elektronik dokular aracılığıyla farklı bir alan açıyor. Black Sabbath'ın 'Planet Caravan' parçasını hatırlatan psikedelik yaklaşım, burada doğrudan bir taklitten çok, albümün geri kalanındaki gerilimi başka bir yoğunluk düzeyine taşıyan bir araç olarak işlev görüyor. Bölümün atmosferik karakteri, VEILBURNER'ın yalnızca sesleri çarpıtarak değil, onları geri çekerek de etkili olabileceğini gösteriyor. Bununla birlikte, bu sakinliğin albüm içindeki konumu ve süresi konusunda daha sıkı bir düzenleme tercih edilebilirdi. Atmosferin işlevi, yalnızca gürültülü bölümlere ara vermek değil, sonraki müzikal hareketlerin algılanışını da değiştirmektir.
'Of Godslave and Blood Mortar' ise daha belirgin melodik hareketleriyle öne çıkıyor. Eğri büğrü ritimler ve rahatsız edici vokal ifadeleri korunurken gitar çizgileri, albümün diğer bölümlerine kıyasla daha kolay hatırlanabilecek bir yön kazanıyor. Bu melodik açıklık, grubun deneysel kimliğini zayıflatmıyor; tersine, disonansın ve agresifliğin daha anlaşılır bir çerçevede etkili olmasını sağlıyor. Parçanın öne çıkan gitar pasajları, aşırılığın tek başına yeterli olmadığını ve müzikal bir fikrin belirginleşmesinin deneysel müziğe de ihtiyaç duyduğu dengeyi kazandırabileceğini hatırlatıyor.
'A Séance to Spectre', albümün endüstriyel ve deneysel unsurlara en açık örneklerinden biri. Yabancılaştırıcı sentetik sesler, hareketli bas ve davul partileriyle birleşirken gitarların sertliği parçanın soyutlaşmasını bütünüyle engelliyor. Düzenlemenin akışkanlığı, görece uzun süresinin daha az hissedilmesini sağlıyor. Burada ses katmanlarının sürekli değişmesi, yalnızca karmaşıklık üretmek yerine parçanın kendi atmosferini geliştirmesine yardımcı oluyor. Yine de bu yaklaşımın albümün geneline yayılan bir bestecilik ilkesi hâline gelmemesi, bazı parçalar arasındaki kalite farkını daha görünür kılıyor.
'Golgothic Holocaust', bu açıdan daha da ilginç bir örnek. Dalgalanan ritimler, keskin gitar hareketleri ve alışılmışın dışındaki tiz vokal kullanımı, parçayı grubun tanıdık ses dünyasının ötesine taşıyor. Özellikle vokal karakterindeki farklılaşma, müziğin zaten değişken olan dokusuna yeni bir ifade alanı ekliyor. Burada risk almak, yalnızca mevcut malzemeyi daha aşırı hâle getirmekten ibaret değil; grubun kendi alışkanlıklarını geçici olarak terk etmesini de içeriyor. Parçanın etkisi, bu nedenle albümün diğer bölümlerinde daha sık karşılaşılan ses ve düzenleme tercihlerinin yeniden değerlendirilmesini sağlıyor.
Kapanış parçası ve albüme adını veren 'All That Glimmers Is Gloam', disonans ile melodik bütünlük arasında daha belirgin bir ilişki kurmaya çalışıyor. Farklı fikirlerin iç içe geçtiği yapısı, VEILBURNER'ın müziğinde zaman zaman eksik kalan yön duygusunu kısmen geri getiriyor. Parça, kaotik ifadelerden vazgeçmeden melodik bir iz bırakabilmenin mümkün olduğunu gösteriyor. Ancak bu sonucun albüm boyunca aynı tutarlılıkla sürdürülememesi, kapanışın etkisini bir ölçüde sınırlıyor.
"All That Glimmers Is Gloam"ın temel açmazı, VEILBURNER'ın deneysel kimliğinin zayıflaması değil, bu kimliği taşıyan bestecilik yöntemlerinin yer yer fazla tanıdık hâle gelmesi. Dokuzuncu albümünde ikili hâlâ alışılmadık sesleri bir araya getirme, black ve death metalin sınırlarını psikedelik ve endüstriyel dokularla genişletme ve vokali teatral bir anlatım aracına dönüştürme becerisine sahip. Buna karşılık, bazı rifflerin yeterince dönüşmeden tekrarlanması ve kimi parçaların karmaşıklığı ilerlemenin önüne koyması, albümün tamamında aynı düzeyde bir etki oluşmasını engelliyor. Bu durum, özellikle grubun daha önceki çalışmalarındaki ayırt edici fikirleri bilen dinleyiciler için belirginleşebilir.
Yine de albümü yalnızca tanıdık unsurların yeniden kullanımı olarak değerlendirmek haksızlık olur. 'Dis’ Obedient Woe' ve 'Golgothic Holocaust' gibi parçalar, daha sakin dokulara yönelmenin veya vokal ve ritim tercihlerini alışılmış çerçevenin dışına çıkarmanın VEILBURNER'a yeni olanaklar sunabileceğini gösteriyor. İkilinin sonraki çalışmalarında bu tür ayrışmalara daha fazla alan açması, deneysel yaklaşımını yalnızca ses dünyası üzerinden değil, bestelerin gelişimi üzerinden de belirginleştirebilir. "All That Glimmers Is Gloam", bu bakımdan kusursuz bir ilerleme adımı değil; tanınabilir bir müzikal kimliğin tekrar ile dönüşüm arasındaki sınırını açığa çıkaran, yer yer etkileyici ama bütünüyle ikna edici olmayan bir çalışma.

Veilburner Bandcamp
Official Transcending Obscurity Site
Transcending Obscurity Facebook
Veilburner Facebook
Veilburner Instagram
Official Label YouTube Channel
Label US Store
Indiemerch Store
Label Europe Store

