Evet millet, gelelim ikinci güne...

Ya bu yazıya nasıl başlasam bilemiyorum. Cihan abinin demesiyle bende bir Accept aşkı ve hırsı oluştu. İyi ki de oluşmuş. Ama abi, geceden nasıl bir yağmur bastırdı öyle... Kafamda tek bir soru işareti vardı: Acaba konser iptal olacak mı? Olmasını hiç istemiyordum çünkü üç günlük yorgunluğa kendimi fazlasıyla hazırlamıştım.

Bir sorun daha vardı; o da yine hava şartları. Dedim ya, 44 dereceden geldim diye yanıma uzun hiçbir şey almamıştım. Tahir sağ olsun, cankurtaranlık yapıp ceket işini çözmüştü ama alt taraf ne olacaktı? Neyse, o yağmurda gözü karartıp kendime hemen bir şeyler ayarladım. Sonra temizlik vs. derken akşama hazırdım artık. Çünkü akşam saatlerinde yağış görünmüyordu.

Derken konser saati geldi çattı. Cihan abi ve eşi Kübra abla ile buluştuk. Aç karnımı da güzelce doyururken fotoğrafçıların kralı Cüneyt abiyi gördüm. Ufak bir selamlaşmanın ardından içerideki yerimizi aldık ve ilk grubu beklemeye koyulduk.

Inline image

Ortamı ısıtması için ilk grup SAINTS 'N' SINNERS çok doğru bir seçimdi. Mehmet Kaya için bunu canıgönülden söylüyorum; Türkiye'deki en iyi heavy metal vokallerinden biri. Müthiş bir ses rengine sahip. Sahneye çıktıklarında da bunun kısa bir kritiğini yaptık hatta. Murat İlkan ile birlikte günümüz sahnesindeki en kuvvetli seslerden birine sahip olduğunu düşünüyorum. Daha ilk şarkıdan bizleri yakalamayı başardılar. Zaten Mehmet Kaya seyirciyle uyumu yakalamayı çok iyi beceriyor ve bu konserde de durum farklı değildi. Gitarda Deniz de tüm hünerlerini sergiledi. Malmsteen vari sololarıyla adeta şov yaptı.

Inline image

Ve günün ağır topu bence DESTRUCTION'dı. Ülkemize birçok kez gelmiş olmalarına rağmen doyamıyorum. Thrash damarımı çok iyi yakalayan bir grup zaten. Hatta bence canlı performansları albüm kayıtlarından bile daha iyi. 'Curse the Gods' ile yaptıkları sıkı girişin ardından seyirci çoktan kudurmaya başlamıştı.

Milletteki şu tutumu anlamakta gerçekten zorlanıyorum. DESTRUCTION için "Hep aynı şeyleri yapıyorlar, aynı damardan gidiyorlar." diyenleri çok duyar oldum. Ne yapacaktı peki bu adamlar? Bildikleri ve sevdikleri yolda ilerlemeleri kadar güzel bir şey yok bence. Biz onları böyle sevdik kardeşim. Diğer thrash grupları gibi daldan dala atlamadılar; her zaman aynı yolda yürüdüler. Bu da bence takdir edilesi bir şey.

Inline image

Bir de şu muhabbet var: "Öff, yine mi bunlar?" E kardeşim, zaten gelmiyorsun. Karalamanın da lüzumu yok ki.

Neyse efendim; 'Mad Butcher', 'Thrash Till Death' ve 'Destruction' gibi şarkıları adeta mitralyöz gibi çaldılar. Şu konuya da değinmeden geçemeyeceğim: Bir gün önceki ses sistemi faciasından sonra muazzam bir ses vardı. Bu kalite ACCEPT'te adeta zirveye çıktı ve babaları mükemmel bir şekilde dinledik. Sonra da kendi kendime "İyi ki Maximum Uniq gibi bir yer var." derken buldum kendimi. Alper üstadlara da şapka çıkarıyorum; sahnesinden organizasyonuna kadar her şeyiyle kusursuz bir konser yaşamamızı sağladılar. Velhasıl babalar, baba gibi çaldı ve kulaklarım bayram etti. Videoların bazılarını çekemedim çünkü kudurma isteği ağır bastı.

Inline image

Ve günün headliner'ı ACCEPT...

İlk defa izleme şerefine nail oldum. Yine bunda da saçma sapan yorumlara denk geldim ve öfkelendim. Abi, siz ne istiyorsunuz? Yok Wolf Hoffmann tek kalmış, UDO'suz olmazmış... I AM MORBID diyorsun, David Vincent kalmış. TERRORIZER diyorsun, grup elemanları değişmiş. Ee abi yani? Dün gelmeyen çok şey kaçırdı, ben size söyleyeyim.

Ben bu zamana kadar bu kadar keyif alıp da "Abi, biz ne izledik?" dediğim sayılı konserlerden birini yaşadım. O kadar sıkı bir performans ve sahne şovu vardı ki bayıldım millet, gerçekten bayıldım.

'Metal Heart' ile giriş yaptılar ve Mark Tornillo, UDO'yu aratmayacak bir performans sergiledi. Zaten Mark'ı ACCEPT'e ilk dinlediğim albümlerden beri çok yakıştırıyordum. Yanılmadığımı görmek de ayrıca güzeldi.

Abi, bu adamların yaşı 55-60'ın üzerinde ama hâlâ fişek gibi çalıyorlar. 'Metal Heart'ın hemen ardından 'Teutonic Terror'a girdiler ve ateşli sahne performansıyla seyirciyi adeta kışkırttılar. Seyirci katılımı da gerçekten çok iyiydi.

Inline image

Bu konserde ağırlıklı olarak 40 yaş üstü insanları görmek beni ayrıca mutlu etti. Çünkü olgun ve veteran bir kitleyle konser izlemek bana her zaman daha fazla keyif veriyor. Sonuçta bu insanlar çalınan şarkıları ilk çıktıkları dönemlerde kasetten, plaktan dinleyerek metal müziğe gönül vermiş insanlar. Hâliyle bir sürü anı biriktirmişler ve onlardan bunları dinlemek bana büyük keyif veriyor.

Konserin en güzel anlarından biri de Çanakkale'den gelen Uygar abiydi. Sağ olsun, sadece kol kanat germekle kalmıyor, her fırsatta büyüklüğünü de gösteriyordu. İzmir tayfa malum, alkolü sever. Uygar abiler de tek durmamış olacak ki önüme sürekli bira geliyordu. Her seferinde "Bu nereden çıktı?" diyorum, "Sus, beleş bu." deyip bardağı elime tutuşturuyordu. Neşesi bol olsun. Her zaman gönül kazanmayı bilen, kişiliğiyle bende sağlam bir yer edinmiş birisi. Var olsun.

'Hell Hammer', 'Son of a Bitch', 'Up to the Limit', 'Princess of the Dawn', 'Pandemic', 'Fast as a Shark' ve 'Balls to the Wall' gibi hit şarkıları, onları canlı canlı yaratan adamlardan dinlemenin hazzı gerçekten bambaşkaydı. Kapanışı 'Rebel' ile yaptılar ve bana da asla unutamayacağım bir günü hafızama kazımış oldular.

Yine ve yeniden Stagepass'e bu eşsiz gün için, emeği geçen sahnesinden güvenliğine kadar herkese teşekkürü borç bilirim. Dediğim gibi, asla unutmayacağım bir konserdi.

Dönüş konusundaki desteği ve bana karşı büyüklüğünü her zaman hissettiren Cihan abi ile eşi Kübra ablaya da ayrıca teşekkür etmek isterim. Sizleri seviyorum gençler, iyi ki varsınız.

HÜS