Inline image

Black metalin geleneksel enstrümantasyonunu devre dışı bırakarak elektronik ses tasarımını müziğin merkezine yerleştiren, sınırları özellikle zorlayan bir çalışma; "The Unholy 33". Kaliforniyalı ikilinin soundu industrial elektronik, hip-hop ve horrorcore etkileriyle vücut buluyor. Gitarların tamamen devre dışı bırakıldığı bu yapıda synthesizer'lar, distortion ve ağır bas frekansları atmosfer oluşturmanın yanında riff işlevini de üstleniyor. Dolayısıyla albümün black metal ile kurduğu ilişki, alışılmış tremolo gitarlar veya canlı davul performansı üzerinden değil, vokal karakteri, ritmik saldırganlık ve karanlık ses dokusu üzerinden biçimleniyor.

Açılıştaki '33', bu yaklaşımın temel bileşenlerini hemen ortaya koyuyor. Elektronik vuruşların üzerine yerleşen sert synthesizer katmanları, gitar rifflerinin yerini alan keskin ve tekrarlı ses motifleriyle ilerliyor. 'Gloomzday'de daha belirgin hâle gelen gitarı andıran distortionlı tonlar, geleneksel bir black metal riffinden ziyade endüstriyel bir ses tasarımının ürünü gibi duyuluyor. İkilinin tercih ettiği bu yöntem, müziğin fiziksel ağırlığını ortadan kaldırmıyor; aksine, düşük frekansların baskınlığı ve elektronik seslerin sertliği üzerinden farklı bir ağırlık duygusu yaratıyor. Bununla birlikte, parçaların önemli bir bölümünde aynı ses paletine ve benzer tekrar mantığına bağlı kalınması, bestelerin birbirinden ayrılmasını güçleştiriyor.

Inline image

Ritmik tarafta industrial müziğin mekanik vuruşlarıyla trap etkili hi-hat kullanımı, blast beat'ler ve hızlı double bass geçişleri bir arada bulunuyor. Programlanmış davullar, zaman zaman alışılmış black metal temposunu elektronik müziğin sekmeli ve kesintili ritimleriyle birleştiriyor. 'DVHM3R' bu birlikteliğin belirgin örneklerinden biri. Ağır bas frekansları üzerine kurulan elektronik motif, groove ağırlıklı vuruşlarla blast beat bölümleri arasında gidip gelirken black metal ile hip-hop arasındaki kesişimi görünür kılıyor. Ne var ki ritmik çeşitlilik, tek başına yeterli bir bestecilik dinamizmi yaratmıyor. Davulların sürekli hareket hâlinde olması, parçaların kendi içindeki gelişimini desteklemek yerine kimi anlarda müzikal fikrin önüne geçiyor. Böylece hareketli görünen düzenlemeler, yapısal açıdan beklenen ilerlemeyi sağlayamıyor.

Kali Mortem'in vokalleri de albümün tartışmalı unsurlarından biri. Yüksek perdeli black metal çığlıkları, kısa ve kesik ifadelerle elektronik altyapının üzerine yerleştiriliyor. Bu tercih, vokalin geleneksel black metaldeki melodik ve atmosferik işlevinden uzaklaşarak ritmik yapının bir parçasına dönüşmesini sağlıyor. Ancak benzer vokal kullanımı parçalar boyunca fazla değişmeden sürüyor. Özellikle basit ve sık tekrarlanan nakarat ifadeleri, enstrümantasyondaki ses çeşitliliğine rağmen şarkıların karakter kazanmasını zorlaştırıyor. 'Sn0wAnGeL' ve 'AntVniV' gibi parçalarda sözlerin şiddet ve tehdit eksenindeki doğrudan anlatımı, horrorcore yaklaşımıyla örtüşse de vokal performansının tekdüzeliği bu içeriğin müzikal etkisini sınırlıyor.

Albümün lirik dünyası gerçek suçlar, psikolojik korku ve gerçek yaşamda karşılaşılan şiddet etrafında şekilleniyor. Bu temalar, ANTANIA'nın elektronik ağırlıklı müzikal diliyle belirli bir bütünlük taşıyor. Bununla birlikte, görsel ve sözel sunumun yarattığı tehditkâr imaj ile müziğin zaman zaman fazlasıyla teatral ve hatta istemeden karikatürize bir noktaya ulaşan synthesizer tercihleri arasında belirgin bir uyumsuzluk ortaya çıkıyor. Özellikle kimi melodik motiflerin ürkütücü bir atmosfer yaratmak yerine yapay bir korku filmi efektini andırması, ikilinin kurmaya çalıştığı estetik dünyanın inandırıcılığını zedeliyor. Buradaki sorun deneysel yaklaşımın kendisi değil; seçilen seslerin albümün iddiasını her zaman destekleyememesi.

Öte yandan, elektronik prodüksiyonun sunduğu imkânlar bütünüyle etkisiz değil. 'ThUgG33' içerisindeki perdelenmiş vokal örneği ve 'Flies'ta kullanılan ters çevrilmiş teyp efekti, düzenlemelere farklı dokular kazandırıyor. 'Cykl0pZ' ve 'Frazzledrip' gibi parçalarda da synthesizer tonlarının çeşitlendirilmesi, gitar kullanmadan extreme metal karakteri oluşturma arayışının farklı yönlerini gösteriyor. Ancak bu fikirler çoğunlukla kısa süreli dokunuşlar olarak kalıyor. Benzer ses motiflerinin tekrar tekrar kullanılması, albümün ilerleyen bölümlerinde belirgin bir doygunluk yaratıyor. Özellikle 'Kultz' ve 'HEarSe', daha önce duyulan ritmik ve elektronik yaklaşımları yeterince dönüştürmeden yeniden dolaşıma sokuyor. Kırk beş dakikaya yaklaşan süre boyunca bu sınırlı ses paletinin sürekli yüksek yoğunlukta kullanılması, dinleme deneyimini giderek yorucu hâle getiriyor.

ANTANIA'nın "The Unholy 33" ile giriştiği deney, black metalin en tanınabilir enstrümanını ortadan kaldırıp türün saldırganlığını elektronik ses tasarımı üzerinden yeniden kurma fikri bakımından dikkate değer. Industrial, trap ve horrorcore unsurlarının black metal vokalleriyle bir araya getirilmesi, ikiliye belirli bir müzikal kimlik kazandırıyor. Fakat yenilikçi bir ses paleti oluşturmak ile bu paleti güçlü besteler hâlinde geliştirmek aynı şey değil. Albümün temel sorunu da burada ortaya çıkıyor: Elektronik düzenlemeler zaman zaman ilgi çekici fikirler sunsa da tekrarların azaltılamaması, vokal çeşitliliğinin sınırlı kalması ve parçaların yeterince gelişmemesi bu fikirlerin etkisini düşürüyor. Sonuçta "The Unholy 33", geleneksel black metal dinleyicisinin beklentilerini karşılamaktan çok farklı müzikal kesişimlere açık bir dinleyici kitlesine seslenen, iddiası uygulamasından daha güçlü bir deneysel çalışma olarak kalıyor.

Inline image

Instagram
Facebook