Inline image

Finlandiya yeraltı ekstrem metal sahnesinden çıkan AntiHuman Industries, black metal’in soğuk armonik çekirdeğini endüstriyel müziğin mekanik ritim estetiğiyle aynı kompozisyon alanında buluşturan bir proje olarak 2019'dan bu yana black metal sahnesinde. Kadrosunda daha önce Horna, …and Oceans ve True Black Dawn gibi oluşumlarda yer almış tecrübeli isimleri barındırması, grubun yaklaşımını yalnızca bir tür denemesi olmaktan çıkarıp sahne içi bir devamlılık hattına yerleştiriyor. "Accelerated Death Impulse", bu birikimin ilk tam uzunluklu ifadesi olarak, black metal’in organik saldırganlığını makineleşmiş bir ritmik disiplinle yeniden çerçevelemeye çalışıyor.

Albüm başlar baslamaz gitar riff’lerinin keskin ama nispeten dar bir harmonik alanda döndüğü, davulların ise bu dar alanı genişletmek yerine onu sürekli hızlandırarak sıkıştırdığı bir yapı kuruyor. Blast beat ile endüstriyel darbeli ritim programlaması arasında gidip gelen davul yaklaşımı, parçaların ritmik merkezini sabit tutmaktan çok “sürekli tetikte” bir hareket hissi yaratıyor. Bu tercih, black metal’in klasik repetitif sürüş mantığı ile endüstriyel müziğin mekanik vuruş estetiğini aynı düzlemde buluşturuyor; ancak bu birleşim çoğu zaman riff organizasyonunu çeşitlendirmekten ziyade hız parametresi üzerinden çalışıyor.

Inline image

Gitar yazımı tarafında temel hareket dili, tremolo ağırlıklı, yüksek sıkıştırılmış ve çoğunlukla tek bir motif etrafında dönen döngüler üzerine kurulu. Bu döngüler zaman zaman alt katmanda yükselen synth katmanlarıyla destekleniyor; fakat bu klavye kullanımı çoğu parçada armonik yön değiştirmekten çok atmosferik yoğunluk eklemekle sınırlı kalıyor. Özellikle bazı bölümlerde hissedilen 90’lar Norveç black metal’ine yakın sentetik dokunuşlar, yapıyı genişleten bir karşı-harmoni üretmek yerine mevcut riff’in etrafında dolaşan bir yüzey katmanı gibi davranıyor.

Albümün endüstriyel boyutu en net biçimde ritmik altyapıda ortaya çıkıyor. Programlı hissi veren perküsyon katmanları ve mekanik vuruşlar, zaman zaman Ministry çizgisini hatırlatan bir sertlik üretiyor; ancak bu referans çoğu parçanın kompozisyonuna gerçek bir kırılma noktası eklemekten çok, agresyon seviyesini yukarıda tutan bir yoğunluk stratejisi olarak işliyor. Bu nedenle endüstriyel unsur, bazı şarkılarda yapıyı dönüştüren bir kompozisyon aracından ziyade sürekli açık kalan bir filtre gibi duyuluyor.

Albümün güçlü tarafı, parçalar arasındaki mutlak homojenliği tamamen tercih etmemesi. Bazı bölümler neredeyse saf, ham black metal yaklaşımına geri çekilirken, bazı parçalar daha belirgin elektronik müdahaleler ve ritmik sapmalar içeriyor. Bu geçişler özellikle ilk dinlemede bir çeşitlilik hissi yaratıyor; ancak uzun form dinlemede problem, bu varyasyonların çoğunun riff mantığını değiştirmemesi. Yani yüzeysel katmanlar değişse bile, temel kompozisyon hareketi çoğunlukla aynı “hız + tekrar + yoğunluk” ekseninde kalıyor.

Vokal yaklaşımı, miks içinde geri plana itilmiş ve parçanın bir anlatıcısından çok bir sinyal bozucu gibi konumlandırılmış. Distortion ile parçalanmış vokal hattı, özellikle hızlı bölümlerde ritmik bir vurgu unsuru olarak işlev görüyor; ancak melodik ya da dramatik bir yönlendirme üretmekten kaçınıyor. Bu da albümün insan faktörünü bilinçli olarak geri plana iten post-human estetiğini destekliyor, fakat aynı zamanda kompozisyonel çeşitliliği sınırlayan bir tercih haline geliyor.

Albümün en dikkat çekici yapısal kırılma anlarından biri kapanış parçası 'Grief'te ortaya çıkıyor. Burada temiz vokal kullanımının devreye girmesi, genel miksin yoğun mekanik karakteri içinde kısa süreli bir çözülme alanı açıyor. Bu müdahale, önceki parçaların sürekli hızlanma ve sıkıştırma mantığına kıyasla farklı bir dinamik öneriyor; ancak bu fikir, albümün geneline yayılan kompozisyon diliyle bütünleşmekten ziyade geç bir eklem gibi hissediliyor. Yani yapıyı dönüştüren bir unsurdan çok, geç gelen bir kontrast efekti.

Prodüksiyon genel olarak organik ve mekanik arasındaki gerilimi bilinçli biçimde koruyor. Aşırı steril bir dijital yüzey yerine, sıkıştırılmış ama tamamen sentetikleşmemiş bir ton tercih edilmiş. Bu seçim, albümün endüstriyel black metal ekseninde “tam makineleşme” yerine yarı-organik bir deformasyon alanında kalmasını sağlıyor. Ancak bu denge, bazı anlarda katmanların birbirini örtmesine ve özellikle orta bölümde detay algısının azalmasına da yol açıyor.

Genel sahne bağlamında "Accelerated Death Impulse", türün Mysticum ya da Thorns gibi daha köklü endüstriyel black metal referanslarıyla aynı çizgiye yerleşme iddiası taşıyor; fakat bu karşılaştırmada daha çok agresyon sürekliliği üzerinden çalışan, kompozisyonel kırılmaları sınırlı tutan bir yapı sergiliyor. Finlandiya yeraltı sahnesinden gelen tecrübeli kadro—Spellgoth, Corvus, Syphon ve VnoM gibi isimlerin geçmiş projelerinden gelen endüstriyel-black metal deneyimi—albümün teknik olarak sağlam bir zemin üzerinde durmasını sağlıyor; ancak bu birikim, her parçada kompozisyonel çeşitliliğe eşit ölçüde dönüşmüyor.

W.T.C. Productions etiketi altında yayımlanan albüm, türün “mekanikleşmiş black metal” damarını yeniden üretmekten ziyade onu yoğunlaştırmayı hedefliyor. Fakat bu yoğunlaştırma her zaman yapısal genişlemeye dönüşmediği için, albüm zaman içinde lineer bir saldırı hissine kayabiliyor.

Sonuçta "Accelerated Death Impulse", dinleyiciden sürekli yüksek dikkat talep eden, ancak bu dikkat karşılığında her parçada yeni bir kompozisyonel yön açmaktan ziyade mevcut mekanik sistemi farklı hızlarda tekrar eden bir yapı kuruyor. Bu nedenle albüm, endüstriyel black metal’in sınırlarını genişletmekten çok, bu sınırlar içinde sıkıştırılmış bir enerji mimarisi öneriyor; dinleme deneyimi ise bu mimarinin tekdüzeliğe kaydığı anlarda sabır gerektiren bir akışa dönüşüyor.

OZAN

www.facebook.com/antihumanindustries 
www.w-t-c.org