Inline image

Lima, Peru çıkışlı ARGUL, geleneksel doom metalin ağır riff geleneğini 70’ler hard rock’ının melodik mirası ve stoner rock’ın yoğun dokusuyla buluşturan bir çizgide ilerliyor. 2014 yılında gitarist Mauricio Guerrero ve davulcu Jose María Venturi tarafından kurulan grup, ilk uzunçaları “Soledad & Orgullo”ya ulaşana dek sesini daha yavaş, daha ağır ve daha içe dönük bir yapıya doğru şekillendirdi. Grubun özellikle İspanyolca çok sesli vokalleri ve uzun kompozisyonlara yaklaşımı, klasik doom kalıplarını yalnızca yeniden üretmek yerine onları kendine özgü bir düzenleme anlayışıyla genişletme arzusunu ortaya koyuyor.

Geleneksel doom metalin temelini oluşturan ağır riffleri yalnızca yavaşlatılmış bir heavy metal formülü olarak kullanmak yerine, onların zaman içinde genişlemesine izin veren ARGUL, “Soledad & Orgullo”da yoğunluk ile boşluk arasındaki mesafeyi kompozisyonun temel araçlarından birine dönüştürüyor. Lima çıkışlı grubun ilk uzunçaları, Black Sabbath çizgisindeki blues tabanlı riff anlayışını 70’ler heavy rock’ının melodik mirası, stoner rock’ın bulanık ağırlığı ve yer yer progresif karakter kazanan uzun yapılarla bir araya getiriyor. Ancak albümün asıl ayrıştırıcı unsuru bu etkileşimlerin kendisinden çok, gitar merkezli doom omurganın üzerine yerleştirilen İspanyolca çok sesli vokaller. Vokaller, rifflerin ağırlığını yalnızca desteklemiyor; sert ve çoğu zaman monolitik enstrümantal yapının içine farklı bir melodik katman yerleştirerek ARGUL’un tür içerisindeki sesini belirginleştiriyor.

“Ritual” bu yaklaşımın en açık örneklerinden biri. Yaklaşık on dakikalık açılış parçası, blues kökenli ve belirgin bir eski okul hissi taşıyan gitar riffleriyle ağır ağır kuruluyor. Gitarların taşıdığı karanlık kütle acele etmiyor; parçanın dramatik etkisi, yeni bölümlerin hızlı biçimde art arda gelmesinden ziyade aynı müzikal fikrin genişletilmesinden doğuyor. Bu yapının üzerine giren çok sesli temiz vokaller ise beklenen doom vokal estetiğinden ayrılıyor. Sert rifflerle daha yumuşak ve melodik vokal çizgileri arasındaki karşıtlık, parçayı yalnızca ağırlaştırmak yerine düzenleme açısından daha katmanlı hale getiriyor. Yaklaşık yedinci dakikadaki kırılma da bu uzun formun dekoratif bir uzatma olmadığını gösteriyor; tempo belirgin biçimde hareketlenirken daha uzaysal tınılar devreye giriyor ve şarkının önceki bölümde kurduğu ağırlık farklı bir ritmik perspektife taşınıyor.

Inline image

“Engendro” daha karanlık ve daha doğrudan bir yürüyüşe sahip. Buradaki riff dili Black Sabbath geleneğine daha açık biçimde yaslanırken, ARGUL’un vokal kullanımı parçayı retro doom taklidine dönüşmekten kurtaran temel unsur olarak öne çıkıyor. Gitarların ağır ilerleyişi ile vokalin daha özgün melodik karakteri arasındaki mesafe, grubun geleneksel malzemeyi yeniden biçimlendirme yöntemini gösteriyor. ARGUL’un burada yaptığı şey türün temel gramerini değiştirmek değil; o gramer içinde genellikle ikincil konumda kalan vokal düzenlemesini kompozisyonun belirleyici parçalarından biri haline getirmek.

“Hor Hodin” ise albümün ritmik hareket alanını genişletiyor. Parça, klasik doom yürüyüşünün dışına çıkarak daha tempolu bir heavy rock karakterine yaklaşıyor ve gitarların yarattığı tehditkâr atmosferi tamamen terk etmeden parçanın dinamik profilini değiştiriyor. Bu geçiş önemli, çünkü “Soledad & Orgullo”nun ağır olması ile sürekli aynı tempoda kalması arasında bilinçli bir ayrım var. ARGUL, yoğunluğu yalnızca BPM değerleri üzerinden kurmuyor; rifflerin ne kadar süreyle sürdürüldüğü, vokalin ne zaman devreye girdiği ve gitarların ne zaman daha hareketli bir forma geçtiği de albümün ağırlık hissini belirliyor.

Bu yaklaşımın en güçlü sonuçlarından biri “Animal Dog”da ortaya çıkıyor. Yaklaşık on dakikaya yayılan parça, rifflerin neredeyse kesintisiz biçimde ilerlediği, ağır ve akışkan bir yapı üzerine kurulmuş. İlk bölümde vokallerin geri çekilmesi özellikle dikkat çekici; gitarların kendi başına oluşturduğu yoğunluk, alışılmış vokal girişleriyle bölünmeden uzun süre devam ediyor. Vokallerin yaklaşık dördüncü dakika civarında yeniden ortaya çıkması, bu nedenle yalnızca yeni bir bölüm eklemek anlamına gelmiyor; parçanın ilk kısmında biriktirdiği ağırlığa melodik bir karşılık getiriyor. İkinci yarıda vokalin miks içerisinde daha uzakta algılanması ve enstrümantal kütlenin öne çıkması, parçanın atmosferini değiştiren belirgin bir prodüksiyon ve düzenleme tercihi. Buradaki ağırlık, distortion miktarından çok seslerin birbirine bindirilme biçiminden kaynaklanıyor.

Albümün en uzun parçası olan ve bonus olarak konumlandırılan on dört dakikalık çalışma ise ARGUL’un daha geniş kompozisyonlar içerisinde ne kadar kontrollü hareket edebildiğini gösteriyor. 70’ler rock’ı, progresif pasajlar ve daha kırılgan melodik fikirler, grubun doom omurgasının etrafında dolaşıyor. Burada uzunluk tek başına bir amaç haline gelmiyor; farklı bölümlerin birbirini takip etmesi, parçanın ağır rifflerden daha açık ve melodik alanlara geçebilmesini sağlıyor. Church of Misery’yi hatırlatan bazı gitar karakterleri ve 70’ler etkili rock yaklaşımı, ARGUL’un stoner tarafını görünür kılsa da grup bu malzemeyi doğrudan retro bir pastişe dönüştürmüyor. Özellikle daha narin bölümlerin ağır pasajlarla yan yana getirilmesi, albümün başından beri kurduğu sertlik/yumuşaklık karşıtlığını uzun form içerisinde yeniden üretiyor.

Bu noktada “Soledad & Orgullo”nun geleneksel doom ile kurduğu ilişki önem kazanıyor. Güncel doom sahnesinin önemli bir bölümü ağırlığı death metalin düşük akortlu saldırganlığı, daha ekstrem vokaller veya sludge estetiğinin çamurlu yoğunluğu üzerinden büyütürken ARGUL, daha eski bir doom anlayışının temel araçlarına geri dönüyor. Riffler çoğunlukla açıkça melodik, blues kökenli ve ağır; gitarların görevi teknik gösterişten çok fiziksel bir kütle yaratmak. Buna karşın grup geçmişe yalnızca biçimsel bir sadakat göstermiyor. İspanyolca çok sesli temiz vokaller, parçaların uzun ve değişken yapıları, 70’ler rock etkileri ve zaman zaman ortaya çıkan uzaysal dokular, bu eski gramerin bugünün estetik koşulları içerisinde yeniden düzenlenmesini sağlıyor.

Burada vokaller özellikle kritik. Albümün geleneksel doom karakterini kıran unsur, daha modern veya ekstrem bir vokal tekniği değil; tam tersine yumuşak, melodik ve yer yer meditasyona yaklaşan çok sesli söyleyiş. Bu tercih, gitarların ezici orta-alt frekans yoğunluğuyla doğrudan karşı karşıya geliyor. Sonuç, türün alışılmış karanlığını daha melodik bir yüzeyle kaplamak değil; enstrümantal sertlik ile vokal zarafet arasında sürekli bir gerilim oluşturmak. Bu nedenle vokal düzenlemeleri albümde dekoratif bir katkı olarak kalmıyor. ARGUL’un tür içerisindeki kimliğini belirleyen başlıca kompozisyon araçlarından birine dönüşüyor.

Prodüksiyon da bu yaklaşımı destekleyecek şekilde, modern doom’un aşırı cilalanmış ve devasa ses duvarına yönelmektense rifflerin sürekliliğini ve enstrümanların fiziksel ağırlığını öne çıkarıyor. Bu tercihin avantajı, grubun 70’ler ve geleneksel doom referanslarını duyulabilir tutması. Dezavantajı ise bazı uzun bölümlerde yapısal hareketin bilinçli olarak sınırlı kalması. Özellikle “Animal Dog” gibi parçalar, dinleyiciden riffin gelişmesini beklemekten çok riffin içinde kalmasını istiyor. Dolayısıyla albümün uzunlukları bir gösteriş unsuru değil; ARGUL’un kompozisyon felsefesinin doğrudan sonucu. Bu müziğin temel ölçüsü hızlı değişim değil, bir fikrin ne kadar süreyle anlamını koruyabildiği.

Görsel ve müzikal yaklaşımın da aynı noktada birleştiği söylenebilir: “Soledad & Orgullo” geçmişe referans veren ama yalnızca nostalji üretmekle yetinmeyen bir doom albümü olarak konumlanıyor. ARGUL’un asıl başarısı, geleneksel doom’un zaten iyi bilinen riff diline yeni bir teknik sözlük eklemekten ziyade, vokal armonileri, uzun form ve kontrast kullanımıyla bu dilin ifade alanını genişletmesi. Albümün deneysel tarafı da burada yatıyor; sıra dışı enstrümanların veya gösterişli prodüksiyon numaralarının peşine düşmeden, türün kendi yapı taşlarının arasındaki ilişkileri değiştiriyor.

Bu nedenle “Soledad & Orgullo”, kolay tüketilen bir doom albümü olmaktan özellikle kaçınıyor. Dinleyicinin parçaların ağır rifflerini takip etmek kadar, tekrarların ne zaman bozulduğunu, vokallerin hangi noktada yapıya müdahale ettiğini ve uzun bölümlerin hangi kontrastlarla canlı tutulduğunu dinlemesini gerektiriyor. ARGUL, geleneksel doom’un bugün hâlâ yeterince geniş bir ifade alanı sunduğunu savunuyor; bunu da geçmişin formüllerini yeniden üretmek yerine, o formüllerin içindeki boşlukları kullanarak yapıyor. Sonuçta grubun kimliği, ne kadar eski okul duyulduğundan çok, bu eski okul malzemeyi ne kadar bilinçli biçimde yeniden düzenlediği üzerinden şekilleniyor.

Inline image

argul.bandcamp.com 
personal-records.com    
personal-records.bandcamp.com  
facebook.com/personalrecords666