Selamlar herkese.

Walk parçası dışında hiç Pantera deneyimi olmayan ama Sepultura’nın Chaos A.D. albümüne bayılan bir metal sever olarak, son gün ekibimizin fotoğrafçısı Özge sayesinde VIP davetiye ile konsere katılabildim.

Açıkçası Chaos’un baştan sona çalınacağı bir konseri kaçırmak istemiyordum ama sahne önü de 7.000 lira çok gelmişti. Malum, bu fiyat politikası pek tutmamış olacak ki son hafta onlarca siteden davetiyeler yağdı ve olay bir halk konserine dönüştü. (Ona rağmen bana davetiye çıkmadı, bahtsızlığımız ektedir yani.)

Bu sebepten son güne kadar ekibimiz Pitstop’un davetiye ayarlama ihtimaliyle bekledim. Türk kahvesi içerken hiç beklemediğim anda WhatsApp’ta VIP davetiye belirmesiyle hemen moda girdim. “Tabii ki gitmelisin Tahir, saçmalama.” dedim. VIP olayı beni bir elit havaya soktu, sanki çok başka bir metalci gibiydim ama sonra bu hava dağıldı…

Bu konser kritiğini de şu an Şile’de bir plajda kırmızı şarabımı yudumlarken yazıyorum hahahah. Neyse, konu hepten dağıldı.

Bu sefer Kozyatağı’ndan Ataköy’e kadar araç sürmek çok yorucu hissettirdiği için Marmaray’a atladım ve konser alanına ulaştım. Tabii ki benim bu konsere hiç vibe göstermemem sebebiyle bizim konser ekibinin benim geleceğimden haberi olmadı. Yolda, orada burada bir şekilde bir araya gelerek 4 kişilik bir sahne önü grubu oluşturup alandaydık.

Biraz sonraki konserlere de ithafen alandan bahsedeyim. Herkesin dediği gibi alan dikdörtgen olarak uzun ve aynı hizada olduğu için genel girişin sahneyi görmesi biraz zor. Ben sahne önünden bile zor gördüm. Hele ki boyunuz benim gibi 1.65-1.70 civarındaysa havaya kalkan telefonlarla birlikte konseri ekranlardan izliyorsunuz. O yüzden bu mekânda sahne önü daha iyi bir tercih olur ama tabii fiyat da buna göre maalesef.

VIP alanın ise bir esprisini göremedim ama yine de herkesin beklentisi başka olabilir. Erkenden gelip o alandaki front row’da bekleyerek net mi net bir görünümle konser izleyebilirsiniz. O alan bile o kadar kalabalıktı ki iyi ki sahne önüne gitmişiz dedim.

Bir ara su almak için oraya gitmeye yeltendim. Sıra azdır, biraz da avantajını yaşayayım derken oranın da sahne önü alanından aşağı kalır yanı olmadığını fark ettim. Hal böyleyken biraz da susuzluğu gidermek adına hiç sıra olmayan kahveciye sıraya girdim. Buz gibi bir latte ile tazelendim. Çünkü ben biraz diyetine ve sağlığına dikkat eden bir metalciyim hahahah. Ne öyle bira falan, boş kalori.

Ehm, s.ktir git dediğinizi duyar gibiyim :) Şaka şaka, herkesin içtiği kendine. Ne yapıyorsanız yapın.

Sahne önü ve VIP alanın en güzel tarafı 5 adet karavan WC olayıydı. İlk kez bir konserde otomatik örtülü klozet gördüm. Bir süre bakıştık, tuvaletimi etmeye kıyamadım. “Biz nelere alıştık?” diye overthink’ledim.

Neyse, Cavalera çıkmaya hazırlanıyorken sahne önünde yerimizi aldık. En sevdiğim Sepultura parçalarını 2015 yılında Rock Off Fest’te Max’ın iki oğlu ile birlikte çaldıkları haliyle izlemiştim. Refuse/Resist, Roots, Territory gibi klasik parçaları harika çalmışlardı. Bu konserde ise Roots’u çok bekledik ama çalınmadı. İtiraf edeyim, Soulfly ile dinlediğim hali daha coşturucu idi ama bu konser de herkesi uyandırmaya yetti.

Cavalera Conspiracy sahneye Refuse Resist ile çıktı ve herkesin artık eğlenmeye, coşmaya, kurtlarını dökmeye ihtiyacı vardı. Alandan güneşin de çekilmesiyle herkesin enerjisi arttı ve etrafımda sadece eğlenmek isteyen insanlar görüyordum.

Blacktooth’dan Tuna abi sürekli olarak orta alanı açıp ortamı moshpit’e hazırladı. Böylece çoğu çekimser metalci de coşkuya katıldı. Onun Kilyos Metal Fest’te kendi grubu ile Pantera’nın Walk cover’ını çalarken seyirciyi nasıl gaza getirdiğini, konserde olmanın eğlenmek demek olduğunu anlattığını hatırlıyorum. Ne kadar etkilenmiştim.

Şarkı aralarında sürekli seyirci ile iletişime geçip, kollarımızı bağlayarak konser izlemenin çok saçma olduğunu anlatmıştı. Sahneye çıkıp seyircinin üzerine atlamaya teşvik etmiş, crowd surf’ü tetiklemişti. Dün de bunu Cavalera için yapıyordu ve iyi ki var…

Cavalera hızlandıkça herkes yarınlar yokmuşçasına moshpit çevirmeye başladı. Etraftaki eğlenceyi izlemek her zaman iyi hissettiriyor. Bu arada dünkü kitle gayet kibar, etrafının farkında ve eğlenmeye gelmiş insanlardı. Neredeyse her parçaya eşlik ettiler.

Cavalera ise Slave New World, Amen, Propaganda, Nomad, Manifest, The Hunt, Kaiowas, Clenched Fist, We Who Are Not As Others, Biotech Is Godzilla, Policia, Territory, Chaos B.C. çalarak herkesi ezdi geçti.

Her parça o kadar değerliydi ve hep bir ağızdan söylendi ki herkesin enerjisi ikiye katlandı. Etrafımda sürekli birbirine el çarpan, sarılan insanlar gördüm :))

Dediğim gibi Blood Rooted çalmadan sahneden ayrıldılar. Epey kişi bu şarkı için bis’e çağırdı ama olmadı.

Pantera öncesi herkes biraz enerji toplamak için bira kuyruklarına koştu. O arada biz de arkadaşlarla sohbet etme fırsatı bulduk.

Inline image

Pantera örtüsünün konser sahnesine inmesiyle esas oğlanın geleceği belli oldu. Vokal Anselmo’nun Kratos’a benzeyen o sesiyle Hellbound’a giriş yapması, herkese neden orada olduğunu hatırlattı. Anselmo’nun sesini neredeyse her şarkı arasında duyduk. Belki ben tam olarak bilemiyor olabilirim ama sesini gayet iyi buldum. “Aa, söyleyemiyor.” diye düşünmedim.

Anselmo her parçayı anons ettiğinde seyircinin sesi de yükseliyordu ve topluluğun gruba ne kadar hâkim olduğunu onlar da anladı. Buna göre sahnede iyi çaldıklarını söyleyebilirim. Sanırım kalabalıktan olacak ki Pantera’da geniş alan yaratan bir moshpit görmedim. Açıkçası bunu öne gidebilmek için fırsat olarak bekledim hahahah.

Herkes yerinde kafa sallayıp şarkılara eşlik etti. Air guitar’lar, air drum’lar havada uçuştu. Sıra Walk parçasına geldiğinde herkes hep bir ağızdan nakarata eşlik etti. Bu parçada grup, seyirciye biraz daha hareket katabilirdi diye düşündüm ama olmadı…

Inline image

2-3 parça daha çaldıktan sonra bu harika akşam bitmiş, herkes bir şekilde dönüş yolculuğu için yürümeye başlamıştı. Yarım kadro da olsa Pantera izlemiş olmak, Cavalera ile Chaos A.D. albümünün üzerinden geçmek çok iyi hissettirdi.

Son olarak, ne kadar doğrusu yanlışı da olsa konser konserdir. Hiç olmamasındansa orada eğleniyor olmak hep güzel.

TAHİR