ALBUM REVIEW
CH’AHOM - Anthropic Rites of Sublimation
Ritüel atmosferli, karanlık ve progresif death metal.

Almanya'nın yeraltı death metal sahnesinde CH’AHOM'u yalnızca bir black/death metal grubu olarak tanımlamak, grubun müziğiyle kurduğu dünyanın önemli bir bölümünü dışarıda bırakıyor. Pre-Hispanik kültürlerin ritüelleri, mimarisi ve ölüm anlayışından esinlenen kurgusal evren, "Anthropic Rites of Sublimation" boyunca müziğin üzerine sonradan eklenmiş bir konsept gibi değil, bestelerin nasıl hareket ettiğini belirleyen bir çerçeve olarak işliyor. 18 Eylül 2026'da 20 Buck Spin etiketiyle yayımlanan ve yaklaşık 29 dakikaya yayılan beş parçalık ikinci albüm, bu nedenle birbirinden bağımsız şarkılar olmanın ötesinde, aynı karanlık mekânın farklı bölümlerine açılan bir kayıt etkisi yaratıyor.
CH’AHOM'un müziğinin ilk dikkat çeken tarafı, death metalin fiziksel ağırlığını black metalin tremolo ve vokal yaklaşımıyla birleştirirken bunu teknik gösterişe teslim etmemesi. Riffler sık sık yön değiştiriyor, ritmik vurgular yer değiştiriyor ve gitarlarla davullar arasındaki ilişki parçaların biçimini sürekli hareket hâlinde tutuyor. Buna rağmen geçişlerin önemli bir bölümü rastgele karmaşıklık hissi yaratmıyor. Özellikle hızlı bölümlerde blast beat'ler, tremolo gitarlar ve keskin ritmik kesmeler müziği ileri iterken, daha ağır orta tempo bölümleri bu hareketin yalnızca hızdan ibaret olmadığını gösteriyor. CH’AHOM'un progresif tarafı burada belirginleşiyor: karmaşık yapı, müziğin kendisini açıklamak için değil, rifflerin gerilimini değiştirmek için kullanılıyor.
"Anthropic Rites of Sublimation"ın açılışı olan 'Cult Of Xaman', bu yaklaşımın doğrudan bir örneği. Parça karanlık ve törensel bir atmosferle başlıyor; ardından gitarların yön değiştiren riffleri, hızlı patlamalar ve ritmik kırılmalar devreye giriyor. Arka plandaki sesler ve vokalin zaman zaman enstrümantasyonun gerisine çekilmesi, parçayı yalnızca bir death metal saldırısı olmaktan çıkarıyor. Vokal tarafında black metal çığlıklarıyla derin ve kaba death metal growllarının birlikte kullanılması da albümün genel karakterini belirleyen unsurlardan biri. CH’AHOM burada vokali sürekli ön plana çıkarmak yerine, müziğin içindeki karanlık dokunun bir parçası hâline getiriyor.

photo by: Schwarz Leere
'Cult Of Xaman'ın ardından gelen 'Reign Of Nohol' progresif tarafı daha görünür kılıyor. Gitarlar death metalin doğrudan vuran riffleri arasında alışılmadık ritmik hareketlere ve atmosferik geçişlere açılıyor. Rifflerin birbirine bağlanma biçimi, parçanın geleneksel verse-nakarat mantığıyla ilerlemediğini hissettiriyor; ancak bu yapı tamamen kontrolsüz de değil. Davullar sürekli biçimde gitarların hareketini destekliyor ve ritmik değişimler parçanın omurgasını koruyor. Buradaki teknik yaklaşımın önemli tarafı, müziği modern teknik death metalin steril ve aşırı cilalı estetiğine taşımaması. Ham, mağaramsı prodüksiyon gitarların ve davulların fiziksel ağırlığını koruyor.
'Priests Of Lik’in' ise albümün daha kısa ve doğrudan çalışan parçalarından biri. Yaklaşık dört dakikalık süresi içinde CH’AHOM'un daha erişilebilir bir yüzünü gösterirken teknik ayrıntılardan vazgeçmiyor. Rifflerin daha net ilerlemesi, parçanın albüm içerisindeki yerini belirginleştiriyor. Gitarların melodik dokunuşları, tremolo bölümleri ve ritmik sertlik aynı yapı içinde buluşuyor. Özellikle bu parçada teknik çalma ile bestecilik arasındaki ayrım önem kazanıyor: karmaşıklık duyuluyor, fakat parçanın bütününü açıklayan unsur karmaşıklığın kendisi değil.
'Chosen Of Chik’in' ise atmosfer ile doğrudan death metal saldırısı arasındaki geçişleri daha belirgin kullanıyor. Gitar ve davul arasındaki boşlukların korunması, parçanın her anı doldurulmuş bir ses kütlesine dönüşmesini engelliyor. Ağır bölümlerle daha sakin pasajların karşılaşması, albümün karanlık atmosferini yalnızca distortion veya hız üzerinden kurmadığını gösteriyor. Burada bazı atmosferik ve doom etkili anlar, önceki parçaların sürekli ileri hareketinden sonra müziğe farklı bir yoğunluk kazandırıyor. Antik ritüel hissini taşıyan enstrümantal sesler ve geri planda kullanılan vokal katmanları da konseptin müzikal karşılığını güçlendiriyor.
Albümün merkezindeki asıl genişleme ise 10 dakika 44 saniyelik 'Insemination'da gerçekleşiyor. İlk dört parçanın daha kısa ve keskin yapısından sonra bu süre, CH’AHOM'a fikirlerini daha geniş ölçekte geliştirme imkânı veriyor. Parça başlangıçta daha ağır hareket ediyor; riffler arasındaki mesafeler açılıyor ve yapı daha kontrollü biçimde kuruluyor. Ardından atmosferik bir bölüm devreye giriyor: reverb'lü gitarlar ve orta tempolu davul ritmi, albümün geri kalanındaki fiziksel şiddetten geçici bir uzaklaşma yaratıyor. Bu sakinlik uzun sürmüyor; orta tempolu, ağır death metal riffleri geri döndüğünde arka plandaki lead gitarlar ve üst üste binen vokaller yeniden bir huzursuzluk alanı oluşturuyor.
'Insemination'ın önemi yalnızca albümün en uzun parçası olması değil. İlk dört şarkıda daha sık görülen ani hareketler burada daha geniş bir kompozisyon içerisinde anlam kazanıyor. Önceki parçalardan bazı müzikal fikirlerin geri dönmesi, parçayı albümün geri kalanından kopuk bir final olmaktan çıkarıyor. Bu nedenle "Anthropic Rites of Sublimation"ın şarkı bazında değil, bütün hâlinde değerlendirilmesi daha doğru. Parçalar arasındaki sınırlar zaman zaman bilinçli biçimde bulanıklaşıyor; albümün yaklaşık yarım saatlik süresi de bu bütünlüğü destekliyor.
CH’AHOM'un müziğinde dikkat çekici olan bir başka unsur, grubun death metalin geleneksel fiziksel ağırlığını ritüel atmosferle birleştirme biçimi. Albümün konsepti, yalnızca sözlerde veya kapak görselinde duran bir arka plan değil. Davulların törensel vurguları, girişlerde kullanılan eski kültürleri çağrıştıran enstrümantal sesler, geri plandaki korolar ve atmosferik kesintiler, dört uygarlığın cenote çevresinde gelişen kurgusal dünyasını müzikal yapının içine yerleştiriyor. Böylece ölüm, burada yalnızca ekstrem metalin sık kullanılan temalarından biri olarak kalmıyor; albümün biçimini belirleyen bir kavrama dönüşüyor. Kurgusal evrende insanların kaçınılmaz yok oluş karşısında ritüeller, hiyerarşiler ve toplumsal yapılar geliştirmesi fikri, müziğin sürekli olarak şiddet ile törensellik arasında gidip gelmesiyle karşılık buluyor.
Bu yaklaşımın önemli bir sonucu da albümün melodik açıdan ölçülü kalması. CH’AHOM, atmosfer yaratmak için uzun melodik pasajlara veya belirgin nakaratlara yaslanmıyor. Bunun yerine tremolo gitarlar, kısa lead dokunuşları, ritmik tekrarlar ve atmosferik boşluklar üzerinden hafızada kalan bir karakter oluşturuyor. Bu nedenle albümün tek tek parçaları ilk dinleyişte kolayca ayrışmayabilir. Fakat bu, bestelerin birbirine benzemesinden çok, albümün bilinçli olarak tek bir anlatı içerisinde hareket etmesinden kaynaklanıyor. 'Priests Of Lik’in' gibi daha doğrudan parçalar bile bu bütünün dışında kalmıyor.
Prodüksiyon da bu estetik tercihin önemli bir parçası. Sesin ham ve ağır karakteri gitarların teknik ayrıntılarını tamamen parlatmak yerine onları fiziksel bir yoğunluğun içine yerleştiriyor. Bas gitarın duyulabilir olması da özellikle dikkat çekici; enstrüman yalnızca gitarların altında kaybolan bir destek olarak kullanılmıyor. Davullar ise albümün en belirgin fiziksel kuvvetlerinden biri. Hızlı bölümlerde blast beat'ler ve yoğun vuruşlar öne çıkarken, orta tempolu kısımlarda davulun ağırlığı rifflerin taşıyıcılığını artırıyor. Bu denge, grubun teknik yönünün prodüksiyon tarafından sterilize edilmesini engelliyor.
"Anthropic Rites of Sublimation"ın tür açısından konumu da burada belirginleşiyor. Black metal, death metal, war metal ve progresif/teknik death metal unsurları aynı potada bulunuyor; ancak albüm bunlardan birini diğerlerinin üzerinde mutlak merkez hâline getirmiyor. Özellikle BLOOD INCANTATION'ın erken dönemindeki kozmik ve progresif death metal yaklaşımını hatırlatan bazı riff hareketleri ile INCANTATION'ı çağrıştıran ağır orta tempo bölümleri duyulabiliyor. Fakat CH’AHOM'un pre-Hispanik ritüel estetiği, atmosferik pasajları ve törensel ses kullanımı bu referansları doğrudan taklit edilen bir modele dönüştürmüyor. Grup için asıl belirleyici olan, bu etkileri tek bir karanlık anlatının içerisinde işlevsel hâle getirmek.
"Anthropic Rites of Sublimation" bu nedenle teknik yeterliliğini sergilemek isteyen bir death metal albümünden daha fazlasını hedefliyor, fakat bunu büyük bir müzikal kopuş iddiasıyla da yapmıyor. CH’AHOM'un başarısı daha çok bilinen extreme metal araçlarının kullanım biçiminde yatıyor. Riffler sert, davullar fiziksel, vokaller vahşi ve prodüksiyon ham; fakat bunların arasına yerleştirilen törensel sesler, ritmik kırılmalar, atmosferik bölümler ve uzun final parçası albüme kendine ait bir bağlam kazandırıyor.
Yaklaşık 29 dakikalık süre, bu müziğin etkisini gereksiz yere uzatmadan sonlandırıyor. Özellikle 'Insemination'ın beklenmedik biçimde sona yaklaşması, albümün ölüm ve yok oluş fikriyle kurduğu ilişkinin müzikal bir karşılığı gibi çalışıyor. Burada önemli olan, ölümün dramatize edilmesinden çok kaçınılmazlığının kabul edilmesi. CH’AHOM da bunu sakin bir kabullenişle değil, ritüel, şiddet ve kaos üzerinden anlatıyor.
"Anthropic Rites of Sublimation", CH’AHOM'un death metalin ilkel ağırlığını progresif yapı anlayışı ve törensel atmosferle aynı kompozisyon içerisinde tutabildiğini gösteren, bütünlüğü tek tek parçaların akılda kalıcılığından daha önemli bir albüm. Beş parçanın her biri kendi hareket alanına sahip olsa da asıl kimlik, bunların birlikte oluşturduğu kapalı ve karanlık dünyada ortaya çıkıyor. Tür sınırlarını yıkmaya çalışmıyor; bunun yerine black, death ve war metalin sertliğini, progresif yapıların esnekliğini ve konseptin ritüel estetiğini aynı anlatıya bağlayarak kendi alanını daraltıyor. Sonuçta geriye yalnızca vahşi bir death metal kaydı değil, müziği ile anlattığı dünyanın birbirinden ayrı düşünülemediği, kompakt ama ayrıntıları dinledikçe açılan bir çalışma kalıyor.

https://www.facebook.com/20buckspin
https://www.instagram.com/20buckspinlabel

