Inline image

Son yıllarda deathcore sahasında teknik death metal etkilerinin giderek daha görünür hale gelmesi, birçok grubun “hız + breakdown + prodüksiyon yoğunluğu” üçgenine sıkışan formülleri yeniden paketlemesine yol açtı. Bu bağlamda New Jersey çıkışlı Nights of Malice, yaklaşan "Chaos Exordium" ile birlikte bu formülün içinde kalıp kalmadığı ya da onu yeniden mi organize ettiği sorusunu gündeme getiriyor.

Inline image

New Jersey çıkışlı Nights of Malice için "Chaos Exordium" esas olarak riff merkezli bir albüm. Güncel deathcore’un giderek daha fazla atmosferik katmanlara, senfonik desteklere ya da yapay dramatik yükselişlere yaslanan eğiliminin aksine grup burada kompozisyonun ağırlığını doğrudan gitar hareketliliği üzerinden kuruyor. Albümün temel mantığı; teknik death metal kökenli hızlı riff geçişlerini, groove odaklı kırılmalarla sürekli yön değiştiren bir yapı içine yerleştirmek. Bu yüzden parçalar yalnızca breakdown bekleyen doğrusal deathcore şemaları gibi ilerlemiyor; sürekli yeni bir varyasyon açılıyor, tempo yeniden şekilleniyor ve davullar gitarların yönünü takip eden pasif bir eşlikten ziyade düzenlemelerin agresifliğini belirleyen ikinci bir motor haline geliyor.

Bu yaklaşım özellikle 'Ex-Mortis' ile birlikte albümün omurgasını belirliyor. Gitar yazımı belirgin şekilde modern teknik death metal etkileri taşısa da grup tamamen steril bir virtüözlük gösterisine kaymıyor. Tremolo temelli hızlı pasajlar ile palm mute yoğun groove bölümleri arasında kurulan geçişler, parçaların sürekli sıkışıp açılan bir gerilim üretmesini sağlıyor. Burada önemli olan nokta, riflerin yalnızca karmaşık olması değil; ritmik vurgu mantığının sürekli yer değiştirmesi. Bu da albümün dinamiklerini yalnızca hız üzerinden değil, ritmik dengesizlik üzerinden kurmasına yardımcı oluyor. Özellikle çift gitar kullanımında bir tarafın ritmik omurgayı sabit tutarken diğerinin disonant kaçışlar ve kısa lead müdahaleleriyle yüzeyi bozması, albümün teknik tarafını daha işlevsel hale getiriyor.

Joe Capasso’nun davul performansı da bu yoğunluğu yalnızca blast beat hacmiyle değil, geçiş kontrolüyle taşıyor. Albüm boyunca fill kullanımı oldukça sık ancak gösteriş amaçlı değil; parçaların yön değiştirdiği anları işaretleyen yapısal araçlar gibi çalışıyor. Deathcore’un modern prodüksiyonlarında sık rastlanan mekanik tetik hissi burada da mevcut olsa da miksin gitar ağırlıklı kurulması nedeniyle davullar tamamen öne fırlamıyor. Atrium Audio prodüksiyonunun en belirgin tercihi de bu zaten: gitarların orta frekans yoğunluğunu mümkün olduğunca baskın tutarak rif yazımını albümün merkezine yerleştirmek. Bu tercih yer yer bas gitarın geri plana itilmesine yol açıyor ancak grubun önceliği düşünüldüğünde bu eksiklikten çok bilinçli bir hiyerarşi hissi yaratıyor.

Brendan McGrath’ın vokal yaklaşımı da albümün sürekli hareket halinde kalmasına katkı sağlıyor. Geleneksel deathcore vokal anlayışındaki tek karakterli harsh/scream yoğunluğu yerine daha hızlı artikülasyon kullanan, ritmik olarak gitarlarla yarışan bir delivery tercih edilmiş. Özellikle kısa aralıklı phrasing’lerde vokallerin yalnızca agresyon taşımadığı, doğrudan rif akışının parçası gibi konumlandığı duyuluyor. Bu da albümün teknik tarafını yalnızca enstrümantal bir gösteri olmaktan çıkarıyor. Chaney Crabb ve Bobby Yagodich katkıları ise parçaların kimyasını tamamen değiştirecek ölçüde radikal değil; daha çok vokal katmanlarını genişleten kısa müdahaleler gibi çalışıyorlar. Yani konuk kullanımı burada yapısal dönüşüm yaratmaktan çok albümün yoğunluğunu çeşitlendirme işlevi görüyor.

Albümün horror estetiğiyle kurduğu ilişki de dikkat çekici çünkü grup bunu atmosferik interlude’lar ya da sinematik efektlerle değil, doğrudan rif sertliği üzerinden kuruyor. 'Ex-Mortis'in "The Evil Dead" referansları da benzer şekilde nostaljik bir korku romantizmine yaslanmıyor; daha çok parçanın kaotik tempo yapısı ve ani kırılmalarıyla destekleniyor. Bu nedenle albümün görsel kimliğiyle müzikal dili arasında da belirgin bir uyum var. Andriy Tkalenko’nun kapağı, modern deathcore’un sıklıkla kullandığı aşırı dijital steril estetik yerine daha yoğun ve saldırgan bir görsel karmaşa sunuyor. Bu yaklaşım albümün müzikal karakteriyle örtüşüyor çünkü "Chaos Exordium" da aynı şekilde sürekli üst üste binen fikirlerle yürüyen bir kayıt.

Bununla birlikte albümün en güçlü yanı olan yoğun rif akışı, zaman zaman kendi sınırını da oluşturuyor. Grup sürekli hareket üretme isteği nedeniyle bazı parçalarda fikirlerin yerleşmesine yeterince alan bırakmıyor. Özellikle orta tempo groove bölümleri çoğu zaman kısa süre içinde yeni teknik geçişlerle kesiliyor ve bu durum albümün akılda kalıcılığını bilinçli olarak ikinci plana itiyor. Ancak bu tercih aynı zamanda grubun kendisini daha geleneksel breakdown merkezli deathcore çizgisinden ayırdığı nokta. "Chaos Exordium", dinleyiciyi tek bir vurucu ana hazırlanan bir yapıdan çok, sürekli yeni saldırı açıları açan bir kompozisyon mantığıyla çalışıyor.

Sonuç olarak albüm, deathcore’un son yıllarda giderek daha sinematik ve aşırı katmanlı hale gelen estetik yönelimlerine karşı daha rif odaklı, teknik ama fiziksel ağırlığını kaybetmeyen bir yaklaşım öneriyor. Buradaki yenilik tamamen tür dışına taşan deneysel hamlelerden değil, grubun teknik death metal kökenli rif disiplinini modern deathcore yoğunluğuyla nasıl organize ettiğinden geliyor. "Chaos Exordium" bu nedenle kolay tüketilen bir ekstrem metal kaydı gibi işlemiyor; dikkat isteyen, sürekli yön değiştiren ve yoğunluğunu doğrudan kompozisyon hareketliliği üzerinden kuran bir albüm olarak kendi alanını belirliyor.

OZY


https://www.facebook.com/nightsofmalice 
https://www.instagram.com/nightsofmalice 
https://youtube.com/@nightsofmalicemusic
https://www.bleedingartcollective.com 
https://www.instagram.com/bleedingartcollective 
https://www.facebook.com/BleedingArtCollective