Album Review
CRYPTORIUM - Through the Bowels of Ceaseless Dissonance
İsveç death metali içinde kimlik arayışı

İsveç… Ölüm metalinden bahsederken bu ülkenin adını anmadan iki cümle kurmak neredeyse mümkün değil. Entombed, Dismember, Grave, Carnage… Bir dönemin müziğini değil, bugün hâlâ peşinden koşulan bir hastalığın genetiğini oluşturan isimler. Dolayısıyla 2026'da İsveçli yeni bir death metal grubuyla karşılaştığımızda insanın beklentisi ister istemez yükseliyor. Hele grup kendi tanıtımında “eski ustalara saygı duruşunda bulunuyoruz ama kendi pislik ve çamur tabakamızı da ekliyoruz” diyorsa, buyurun bakalım…
Cryptorium, 2022'de kurulmuş genç bir İsveç death metal grubu. İlk albümleri Descent into Lunacy'nin ardından gelen Through the Bowels of Ceaseless Dissonance, grubun ikinci uzunçaları. Açılışı ise alışılmışın dışında yapıyorlar: piyano. Güzel düşünülmüş, atmosfer kuran ve albüme daha ilk saniyelerde “bir dakika, burada başka bir şey mi olacak?” dedirten bir giriş.
Sonra gitarlar giriyor ve cevap geliyor:
HM-2.
Elbette HM-2.
İsveç'te death metal yapan bir grubun bu pedalı kullanmaması artık neredeyse İsveç yasalarına aykırı olacak. Through the Bowels of Ceaseless Dissonance parçasında gitarlar hemen kontrolü ele geçiriyor. Klasik İsveç akorları üzerine kurulu riffler, bolca testere sesi ve 3:00 civarında güzelce yedirilmiş bir melodi ve solo var. Parçanın sonlarına doğru HM-2 iyice kontrolden çıkıyor. Buraya kadar her şey olması gerektiği gibi.
Malodor ise albümün İsveç death metal kimlik kartı. Burada grubun neyi sevdiğini anlamak için herhangi bir dedektiflik çalışmasına gerek yok. Eski okul İsveç ekolü bütün çıplaklığıyla karşımızda.

Rivers of Celestial Blood'ın özellikle ikinci yarısındaki gitar oyunları albümün daha dikkat çekici anlarından biri. In Bitter Remorse ise yavaş başlayan yapısıyla biraz nefes aldırıyor; fakat intro bittiğinde yine HM-2 saldırısı başlıyor. Üçüncü dakikadan sonra parçanın açılması ve gitarların ön plana çıkması hoş. Outro'daki piyano da albümün başındaki atmosferik dokunuşa geri dönüyor.
Revolting Obsession ise uğultular ve fısıltılarla başlıyor. Bir an “tamam, şimdi karanlık bir şeyler geliyor” diyorsunuz. Sonra gitarlar öyle bir giriyor ki bütün atmosfer “lönk!” diye yere düşüyor. Punkvari davullar parçaya farklı bir hareket katıyor. İkinci dakikada solodan sonra tempo düşüyor, parça biraz nefes alıyor ve 3:50 civarında yeniden alıştığımız Cryptorium dünyasına dönüyoruz.
Corpus Effigy'de synthesizer kullanımı dikkat çekiyor. Grubun klasik formülün dışına çıkmaya çalıştığı anlardan biri bu. Concrete Interment ise davul ve gitarın birlikte açtığı başlangıcıyla albümün daha eğlenceli anlarından birini yaratıyor. Davul-gitar birlikteliği parçaya ritim ve hareket kazandırıyor; outro da güzel kapanıyor.
Peki bütün bunlar ne anlama geliyor?
İşte burada biraz frene basalım.
Cryptorium'un müzisyenlerinin bu müziği sevdiği belli. Hem de fazlasıyla. Dismember, Entombed, Grave ve Carnage gibi grupların plaklarını dinleyerek büyümüş oldukları hissediliyor. Sorun da tam olarak burada başlıyor.
Çünkü bu albümde İsveç death metalinin bütün doğru malzemeleri var: HM-2, klasik akorlar, kirli gitarlar, eski okul riffler, zaman zaman atmosferik dokunuşlar ve belli başlı parçalarda güzel fikirler.
Ama eksik olan şey Cryptorium'un kendisi.
Tanıtım metninde “eski ustalara saygı duruşunda bulunurken kendi grime and filth tabakamızı ekliyoruz” deniyor. Güzel laf. Fakat albümü dinlediğimizde o “kendi tabakalarını” bulmak pek kolay değil. Buradaki pislik daha çok geçmişten miras alınmış. Grup henüz o pisliğin üzerine kendi parmak izini bırakabilmiş değil.
Dismember'i, Entombed'i, Grave'i veya Carnage'ı anmak elbette mümkün. Ama bu isimler burada ancak referans noktası olarak zikredilebilir. Çünkü bu grupların yaptığı şey yalnızca İsveç death metali çalmak değildi. Onlar türün karakterini oluşturuyordu. Cryptorium ise henüz oluşturulmuş o karakterin içinde dolaşıyor.
Prodüksiyon da ne çok iyi ne çok kötü. Ortalama bir seviyede. Gitarlar doğal olarak albümün patronu. HM-2 duvarı öyle bir kurulmuş ki bas gitarın varlığını zaman zaman hatırlamak bile zor. Davullar ise albümün en zayıf halkası. Bazı bölümlerde parçaya hareket katıyorlar ama genel anlamda henüz başlangıç seviyesinin ötesine geçebilmiş değiller.
Ve bütün bunların sonucunda albümde ciddi bir “atraksiyon eksikliği” hissediliyor.
Kötü riffler yok.
Kötü şarkılar da yok.
Ama “Vay arkadaş!” dedirtecek kadar güçlü bir an da çok az.
Albüm bitiyor ve geriye “güzel bir İsveç death metal albümü dinledim” düşüncesinden fazlası kalmıyor.
Bence Cryptorium'un önünde hâlâ uzun bir yol var. 2022'de kurulmuş bir grup için bu kesinlikle dünyanın sonu değil. Aksine, ikinci albümde bu kadar sağlam bir tür bilgisine sahip olmaları geleceğe dair umut veriyor. Fakat artık yalnızca büyüklerinin izinden gitmek yetmeyecek. Çünkü bir noktadan sonra Dismember'e benzemenin, Dismember dinlemekten hiçbir farkı kalmıyor.
Cryptorium'un bundan sonraki işi HM-2'yi kapatmak değil; HM-2'nin arkasından kendi sesini duyurabilmek.
Through the Bowels of Ceaseless Dissonance bu anlamda kötü bir albüm değil. Hatta türü sevenlerin rahatlıkla dinleyebileceği, zaman zaman güzel riffler ve atmosferik dokunuşlar yakalayan samimi bir çalışma. Fakat grubun tanıtım metninde iddia ettiği “eski ustalara saygı + kendi pisliğimiz” formülünün ikinci kısmı henüz tam olarak gerçekleşmiş değil.
Şimdilik Cryptorium'un mezarlığında kendi mezar taşını dikmek yerine, büyüklerinin mezarlarını ziyaret ettiğini söylemek daha doğru.
Ama mezarlık büyük.
Ve önlerinde hâlâ bolca yer var.
Dismember, Entombed, Grave ve Carnage'ı anmak için Cryptorium'a ihtiyacımız yok. Onları tekrar dinlemek için plaklığı açmamız yeterli.

Cryptorium Bandcamp
Official Transcending Obscurity Site
Transcending Obscurity Facebook
Cryptorium Facebook
Cryptorium Instagram
Official Label YouTube Channel
Label US Store
Indiemerch Store
Label Europe Store

