ALBUM REVIEW
Deathcult – Cult Of The Dog
Kirli başlangıç, zayıflayan saldırı, sulanan kan.

Norveç black metalinin karanlık ve kirli damarından gelen Deathcult, 2007'de Cult Of The Dragon ile başlattığı, 2017'de Cult Of The Goat ile devam ettirdiği üçlemenin son ayağı Cult Of The Dog ile karşımızda. Soulseller Records etiketiyle çıkan albüm yedi parçadan oluşuyor ve yaklaşık kırk beş dakika sürüyor.
Kadronun başında vokal ve gitarda Skagg, ikinci gitarda Lava, davullarda Thurzur ve bas gitarda ise Høst var. Evet, Taake'nin kurucusu ve vokalisti Høst burada bas gitarın arkasında. Kadro açısından hoş bir detay ama albümü dinlerken Høst'un kim olduğundan ziyade Deathcult'ın ne çıkardığına bakıyoruz. Albümün kayıt hikâyesi de biraz uzun; Cult Of The Dog 2021'de Sanddalen Laave ve Grieghallen Studio'da kaydedilmiş, mix işleri 2022-2025 arasında yine Grieghallen'de yürütülmüş. Ses mühendisliği koltuğunda Norveç black metalinin önemli isimlerinden Eirik “Pytten” Hundvin oturuyor. Mastering ise 2025'te Haldor Grunberg tarafından Satanic Audio'da yapılmış. Kapak da Jannicke Wiese-Hansen imzası taşıyor.
Gelelim asıl meseleye. Albüm daha ilk saniyeden “ben buradayım” diye kafanıza vuruyor. Dogs Of War ile başlayan saldırı, ardından Cynocephalus ve Author Of Caedes ile devam ediyor. İlk üç şarkıda ortalık resmen yangın yeri. Deathcult, albüme Urgehal ve Tsjuder gibi isimlerle aynı kupadan aynı kanı içmişçesine üç parçalık bir saldırıyla giriyor. Kirli, ham, soğuk ve saldırgan. Rifflerde o eski Norveç black metalinin pisliği var; öyle modernize edip her köşesini cilalamaya falan da çalışmamışlar. İyi ki çalışmamışlar.

Özellikle “Dogs Of War” prodüksiyon açısından albümün en sağlam yumruklarından biri. Kayıt ham ve çiğ ama güçsüz değil; tam tersine vurdukça vuruyor. Gitarların kiri, davulların saldırısı ve genel ses karakteri ilk parçada kendisini çok net belli ediyor. Grieghallen ve Pytten'in dokunuşu da burada fazlasıyla hissediliyor. Ardından Cynocephalus ve Author Of Caedes geliyor ve saldırı devam ediyor. Üçü de aynı damardan besleniyor. Aynı kupadan içilmiş, aynı kanla beslenmiş gibi. Deathcult'ı bu parçalarda daha fazla sevdim. Lafı fazla dolandırmadan riffi koyuyorlar ve saldırıyorlar.
Ama dördüncü parça “Eat Broken Glass” ile birlikte albümün ateşi düşmeye başlıyor. İlk üç şarkıda ensenize yapışan o saldırganlık giderek gevşiyor. Prodüksiyonun vuruculuğu da ilk üç parçada olduğu kadar sağlam gelmiyor. Özellikle ses seviyesindeki düşüş kendisini belli ediyor. İlk şarkıda üzerinize doğru gelen o ham ve çiğ kayıt, ilerleyen parçalarda biraz geriye çekiliyor. Albümün üretim sürecine bakınca bunun üzerine düşünmemek de zor. Kayıt 2021'de yapılmış, mix çalışmaları 2022'den 2025'e kadar sürmüş. Şarkıların farklı dönemlerde hazırlanmış olması ve işin yıllara yayılması, parçaların aynı enerjiyi taşımamasında pay sahibi olmuş olabilir. Kesin sebep diyemem ama kulak da yalan söylemiyor: ilk üç şarkıyla sonrası arasında ciddi bir enerji farkı var.
Pseudocommando geldiğinde artık o ilk saldırının yerinde yeller esmeye başlıyor. O soğuk hava daha ısınmış bir hâl alıyor. Deathcult hâlâ kirli, hâlâ black metal ve hâlâ kendi çizgisinde ama ilk üç parçadaki o vahşi hava yok. Hyperviolence ve Imperium Satana da işi tekrar yukarı taşıyamıyor. Burada albümün konsepti de devreye giriyor ve ortaya güzel bir ironi çıkıyor. Skagg'ın açıklamasına göre üçlemenin son ayağındaki Dog, insanın içindeki nefret ve saldırganlığı temsil ediyor. Cult Of The Dragon ölüm ve yıkımı, Cult Of The Goat seks ve şehveti, Cult Of The Dog ise nefret ve saldırganlığı anlatıyor. İlk üç şarkıda bu fikir cuk oturuyor çünkü albüm gerçekten saldırıyor; fakat ikinci yarıya geldiğimizde köpek biraz evcilleşiyor.
Yine de Cult Of The Dog çöpe atılacak bir iş değil. Özellikle ilk üç parça, Deathcult'ın hâlâ o eski Norveç black metalinin kirli, ham ve saldırgan damarından kan çekebildiğini gösteriyor. Fakat insan ister istemez albümün geri kalanında da o ilk bölümdeki vahşiliğin devam etmesini bekliyor. Çünkü açılış çıtayı öyle bir yere koyuyor ki sonrasında gelen düşüş daha fazla göze batıyor. Deathcult, albüme Urgehal ve Tsjuder gibi isimlerle aynı kupadan aynı kanı içmişçesine üç parçalık bir saldırıyla giriyor; fakat dördüncü parçadan itibaren o kan giderek sulanıyor.

http://www.soulsellerrecords.com
https://soulsellerrecords.bandcamp.com
https://www.facebook.com/SOULSELLERRECORDS

