Inline image

Selam gençler ve genç kalanlar, nasıl gidiyor? Millet; yaz ve güneş iklim listesinden kaldırılsın dedikçe hava, "Bana sen misin bunu diyen?" diye vuruyor da vuruyor yahu... Sağ olsun, müzik ve klima var da hayata karşı bazen pozitif şeyler düşünebiliyorum. Ama desenize, "Be aklına yandığım; sen o klimayı çalıştırıp iklimin anasını daha çok ağlatıyorsun." Tamam, vurmayın; zaten mezarlıktan çıkma bir iş var karşımızda, beni de mezara koymayın şimdi. En azından DEMONIC MANIFESTATION'ın Grimshrine'ını yazdıktan sonra yapın ne yapacaksanız.

Efendim, gelelim mevzumuza. Ozan'ım, kritik manyağı abim sağ olsun, "Oğlum, al yine senlik bir iş buldum." dedi ve pası kucağıma attı.

Demonic Manifestation'ı severek dinledim ama bazı anlarda aklımda şu düşünce belirdi: "Bu riff çok iyi... Ama bunu ilk kez duymuyorum."

Eski usul death metal çalmak zaten zor bir iş. Çünkü çıta inanılmaz yüksek. Entombed, Dismember, Grave ve Unleashed öyle güçlü bir miras bıraktılar ki aynı dili konuşan her yeni grup ister istemez onlarla kıyaslanıyor.

Öncelikle şunu söyleyeyim: Demonic Manifestation, yıllardır yeraltında kalmış ama eski usul death metale gerçekten sadık gruplardan biri. 2015'te World of Horror, 2017'de Necrokult ile kendilerine sağlam bir yer edindiler. Uzun bir sessizlikten sonra gelen Grimshrine ise daha ilk tanıtımlarda bile "1992'den kaybolmuş bir İsveç death metal albümü" gibi tanımlandı.

Bence albümün en güçlü tarafı, nostaljiye yaslanıp nostaljinin kölesi olmaması. Müzikal olarak Entombed, Dismember ve Grave ekolünden gelen o HM-2 tonlu, zincir testere gibi gitarlar... Riff odaklı şarkı yazımı; teknik gösteriş yerine akılda kalan riff'ler, melodik ama asla "güzel" olmaya çalışmayan gitar armonileri... Melodi var ama hep mezarlık kokuyor. Yosun tutmuş mezarlar, rutubetli metruk binalar ve çürümüş taş duvarlar hissi var albümün genelinde.

Inline image

Albümde sevdiğim bir başka nokta ise modern prodüksiyonun aşırı temizliğinin olmaması. Her enstrüman seçiliyor ama kayıt hâlâ kirli. Bu yüzden müzik steril değil; kulağa canlı ve tehditkâr geliyor. Davullar sürekli saldırgan fakat riff'lerin nefes almasına izin veriyor. Bu sayede eski İsveç death metalindeki denge korunmuş.

Demonic Manifestation'ın bence sorunu teknik yetersizlik değil. Tam tersine, adamlar bu tarzı çok iyi biliyor. Sorun, sürpriz unsurunun az olması. Albümü dinlerken sürekli "Bunu Dismember'ın 1993 kayıtlarında duyabilirdim." hissi geliyor. Ama burada ilginç bir denge var. Bazen ben de tam bunu istiyorum. Her albümün türü yeniden tanımlamasına gerek yok. Bazen insan sadece testere gibi carlayan gitarını açıp 40 dakika boyunca mezarlık koklamak istiyor.

Hatta bence albümün en başarılı taraflarından biri şu: Artwork, prodüksiyon ve riff anlayışı aynı dili konuşuyor. Kapak retro, gitar tonu retro, beste anlayışı retro... Hiçbir parça sırıtıp "Ben 2026'dayım." demiyor. Albüm kapağına bakınca daha ilk saniyede, "Bu müzik çamur gibi gitarlarla gelecek." diyorsun.

Grimshrine'ın artwork'ü bence tam anlamıyla 80'lerin ve 90'ların VHS korku filmlerinin ruhunu taşıyor. O mor, mavi ve turuncunun birbirine karıştığı soğuk renk paleti; sisli mezarlık hissi ve eski korku afişlerini anımsatan kompozisyon... Sanki bir Lucio Fulci ya da erken dönem John Carpenter filminin afişine bakıyormuşsun gibi. Albümü dinlemeden önce bile "Burada çürüme var." hissini veriyor.

Günümüzde birçok death metal kapağı aşırı dijital ve detay bombardımanı hâlinde oluyor. Grimshrine ise okunabilir bir kapak. Tek bir ana sahne var ve o sahne müziğin atmosferini doğrudan yansıtıyor. Eski Dismember ve Entombed albümlerinde de bu yaklaşımı görürüz; kapak, müziğin bir uzantısıdır. Kapağın atmosferi "Ne kadar vahşi görünüyoruz." demek değil; dinleyiciyi daha ilk bakışta mezarlığın kapısından içeri sokmak amacıyla resmedilmiş.

Demonic Manifestation'ın Grimshrine albümünde beni en çok etkileyen şey samimiyet. Bugün birçok "old school death metal" grubu var ama bazılarında şu hissi alıyorum: "Bakın, biz eski usul çalıyoruz." Bu albümde ise öyle bir hesap yok. Adamlar sanki gerçekten 1991'de prova odasına girmiş de kayıt almış gibi.

Bir de riff yazımı... Bence albümün en büyük kozu burada. Şarkılar sürekli yeni riff'lerle ilerliyor ama bunu dinleyiciyi yormadan yapıyor. Dismember ve Entombed etkisi çok belirgin olsa da birebir kopyaya düşmüyorlar.

Vokal tarafını da beğendim. Çok derin, mağara tipi brutal vokal yerine daha anlaşılır ama yine de vahşi bir ton seçmişler. Böylece gitarların ve davulların önüne geçmiyor; tam tersine onların bir parçası oluyor.

Ve davullar... Eski İsveç death metalindeki o d-beat ile death metal ritimlerinin geçişleri albüme müthiş bir hareket katıyor. Sürekli blast beat'e abanmak yerine groove'u koruyorlar. İşte bu yüzden kafa sallamamak zor.

Albümün bir başka artısı da süresi. Gereksiz uzatmıyor. Şarkılar fikirlerini söylüyor ve bitiyor. Günümüzde bazı death metal albümleri bir saat sürüyor ama yarısı akılda kalmıyor. Grimshrine ise "vur-kaç" mantığıyla ilerliyor.

Ve bahsettiğim artwork ile müziğin uyumu... Bence bu albümün kimliğini oluşturan en önemli unsur. Kapağı gördüğünde ne duyacağını biliyorsun; ilk riff girince de kapakta gördüğün dünyaya adım atıyorsun. Bu, eski death metal albümlerinin en sevdiğim özelliği.

Demonic Manifestation'ın yine de kalıcı olmak için bir noktada kendilerine ait bir imza oluşturmaları gerekecektir. Albümdeki en sevdiğim parça olan "Ninth Flame Path", bence bu konuda doğru bir ipucu. Black metal dokunuşları ve o kaotik giriş, grubun standart İsveç death metal kalıbının dışına çıkabildiğini gösteriyor. Keşke albümde bu tür riskli anlar biraz daha fazla olsaydı.

"Ninth Flame Path" gerçekten ilk anlarda klasik İsveç death metalinden çok, ikinci dalga black metalin kaotik ve uğursuz hissine göz kırpıyor. Ama sonradan tamamen black metale dönüşmüyor; death metal omurgasını koruyor. Giriş bölümünde melodiler sanki bilinçli olarak "düzgün" akmıyor. Dinleyiciyi rahat ettirmek yerine huzursuz ediyor. Sonra HM-2 tonlu riff'ler devreye girince "Tamam, yine mezarlığa döndük." hissi geliyor.

Bir de atmosfer açısından ilginç bir nokta var. Albümün genelinde çürüme ve mezarlık teması hissedilirken, "Ninth Flame Path" bana biraz daha okült ve ritüelistik bir hava veriyor. Sanki terk edilmiş bir tapınakta meşaleler yanıyor ve bir ayin başlamak üzere.

Beni en çok çeken şey sadece sertlik değil. Müziğin dinleyiciyi başka bir mekâna taşıması. Ve bence iyi death metal tam da bunu yapmalı. Bir şarkıyı dinlediğinde sadece "İyi riff." dememelisin; gözünün önünde bir dünya canlanmalı. "Ninth Flame Path" bunu başarıyor. Gözlerini kapattığında gerçekten nemli taş duvarlar, sönmeye yüz tutmuş meşaleler ve karanlığın içinde kaybolan bir patika hayal edebiliyorsun.

İşte eski usul death metalin büyüsü de burada. Bu bana eski İsveç sahnesindeki şu özelliği hatırlatıyor: Death metal ile black metal henüz birbirinden tamamen ayrışmamıştı. Bazı riff'lerde ve melodilerde iki türün ortak karanlığını hissedebiliyordun. "Ninth Flame Path" de o dönemin ruhunu yakalıyor.

Bir şeyi de özellikle takdir ediyorum: Grup bu atmosferi klavye veya orkestrasyonla değil, gitarlarla kuruyor. Günümüzde birçok grup karanlık olmak için katman katman efekt ekliyor. Burada ise iki gitarın yazdığı riff'ler ve armoniler yeterli oluyor. Bu da albüme çok doğal bir karanlık katıyor.

Neyse, çok uzattım. :)

"Eski usul" ölüm metalini seviyor ama kopyasını değil iseniz, bu albüm size pek bir şey vaat etmeyecektir. Mesela Death - Leprosy'yi seviyorsundur çünkü o albüm çıktığı dönemde kimseye benzemiyordu. Entombed'i seviyorsun çünkü Left Hand Path çıktığında o gitar tonu bir devrimdi. Yani siz aslında ruhuna sadık ama kendine ait bir sesi olan grupları arıyorsanız, yanlış kapıdasınız.

Bence bu yüzden Demonic Manifestation bana "çok iyi ama büyük olamayan grup" hissi verdi. Dinlemesi keyifli, atmosferi güçlü; fakat yıllar sonra biri "2020'lerin İsveç usulü death metalini temsil eden tek albümü seç." dese, muhtemelen aklıma ilk gelen isim olmayacak.

Yine de şunu söyleyeyim... Böyle grupların varlığı beni mutlu ediyor. Çünkü bu müzik sadece müzelerde yaşayacak bir tür değil; hâlâ prova odalarında, bodrum katlarında, kirli amfilerin önünde nefes almaya devam ediyor. Ve bu ruh sürdükçe biz de yeni mezarlıklar keşfetmeye devam ederiz.

HÜS

demonicmanifestation.bandcamp.com 
personal-records.com    
personal-records.bandcamp.com  
facebook.com/personalrecords666