Inline image

DEUS SABAOTH, 2023 yılında kurulmuş Ukrayna merkezli bir melodik black metal üçlüsü olarak kısa sürede iki albüm arasında hızla üretim yapan bir çizgiye yerleşti. Grubun müziği, Black Metal’in tremolo riff geleneğini keman, piyano ve folk referanslı melodik katmanlarla genişletmeye çalışan bir yapı üzerine kurulu. “Distortion of Lies”, grubun bu çok katmanlı yaklaşımı daha sade bir miks ve daha kontrollü bir kompozisyon diliyle yeniden şekillendirme girişimi olarak konumlanıyor.

Albüm ilk saniyelerden itibaren riff mimarisini dramatik bir yoğunluk kurma aracı olarak değil, daha çok sürekli gerilim üreten bir yüzey tasarımı olarak kurguluyor. Black metal’in tipik tremolo tabanlı gitar dili burada net bir merkez kurmaktan çok, çoğu zaman vokal odaklı miksin arkasında geniş bir harmonik alan yaratmakla görevli. Bu da gitarların kompozisyon içindeki rolünü “taşıyıcı omurga”dan “atmosferik dolgu”ya yaklaştırıyor. Özellikle açılış parçasında duyulan daha direkt ve dissonant akor yürüyüşleri, melodik kırıntılarla kesilmeye çalışılsa da, bu kırıntılar rifflerin yapısal yönünü değiştirecek kadar belirleyici bir yere taşınmıyor.

Inline image

Albümün ritmik tarafı, davullar üzerinden sürekli bir ilerleme hissi üretmeye çalışıyor; blast-tempo patlamalar ile daha yürüyen, marş hissi taşıyan bölümler arasında gidip gelen bir yapı var. Ancak bu geçişler çoğu zaman gitar yazımıyla organik bir senkron kurmuyor. Özellikle hızlanan bölümlerde davulların “itici güç” rolü öne çıkarken, gitarların aynı yoğunlukta artiküle edilmemesi, parçaların iç dinamiğini tek eksenli hale getiriyor. Bu durum, albümün genelinde hissedilen “patlamaya hazır ama kontrollü bırakılmış” bir enerji yaratıyor; fakat bu kontrol, bestecilik açısından her zaman bilinçli bir gerilim stratejisine dönüşmüyor.

Vokal performansı miksin merkezine yerleştirilmiş durumda ve bu tercih albümün yapısal dengesini belirleyen ana unsurlardan biri. Screaming tekniği dramatik yoğunluğu artırma işlevi görüyor, fakat gitarların öne çıkmadığı anlarda vokal katmanı, kompozisyonun diğer tüm öğelerini hizaya sokan bir referans noktasına dönüşüyor. Bu da özellikle daha melodik düşünülmüş pasajlarda – gitar lead’lerinin veya kısa süreli keman girişlerinin devreye girdiği anlarda – enstrümanlar arası eşit bir anlatı kurulumunu engelliyor.

Albümün en belirgin yapısal gerilimi, melodi üretmek için devreye sokulan ek enstrümantasyonlarda ortaya çıkıyor. Keman, piyano ve yer yer folk referanslı armonik çizgiler, parçaların içine serpiştirilmiş bağımsız katmanlar gibi davranıyor. Örneğin açılış ve orta bölümlerdeki piyano girişleri veya keman hatları, atmosferi genişletme potansiyeli taşısa da çoğu zaman rifflerin gelişim mantığına eklemlenemeden ayrı bir yüzey olarak kalıyor. Bu enstrümanlar bazı anlarda duygusal bir kontrast yaratıyor; ancak bu kontrast, kompozisyonun armonik çekirdeğini yeniden şekillendirmek yerine, mevcut yapının üzerine eklenmiş dekoratif bir katman hissi veriyor. Özellikle keman kullanımının bazı parçalarda “anlık renk değişimi” seviyesinde kalması, bu unsurun bestesel bir yön değiştirici mi yoksa atmosferik bir süs mü olduğu sorusunun cevabını havada bırakıyor.

Kompozisyonların genel formu incelendiğinde, albümün net bir dramatik yaydan çok bölümleme mantığıyla ilerlediği görülüyor. Parçalar genellikle girişte atmosferik bir açılım, ardından daha agresif bir riff bloğu ve araya serpiştirilmiş melodik geçişler üzerinden kuruluyor. Ancak bu bloklar arasında kurulan bağlar her zaman organik değil; özellikle melodik ve agresif bölümler arasındaki geçişler, bestesel motivasyon yerine düzenleme tercihleriyle çözümlenmiş hissi yaratıyor. Bu da parçaların bütünsel akışını yer yer parçalı bir yapıya yaklaştırıyor.

Prodüksiyon tarafında gitarların belirgin bir netlik ve öne çıkma pozisyonu kazanamaması, albümün melodik iddiasını doğrudan etkiliyor. Miks, vokal ve genel atmosferi merkeze alırken, gitarların detaylı riff artikülasyonunu geri plana itiyor. Bu tercih, özellikle melodik black metal bağlamında düşünüldüğünde, riff yazımının algılanabilirliğini azaltan bir sonuç üretiyor. Davulların görece daha okunabilir olması ritmik yapıyı takip edilebilir kılarken, gitarların bulanık kalması kompozisyonların “nasıl yazıldığı”na dair netliği zayıflatıyor.

Albümün geneline yayılan tempo ve yoğunluk dalgalanmaları, yer yer doom etkili ağırlaşmalarla destekleniyor. Bu bölümlerde gitarlar daha geniş aralıklı akor yapılarıyla çalışırken, atmosfer daha statik ve ağır bir hal alıyor. Ancak bu yavaşlamalar da çoğu zaman yeni bir tematik fikir üretmekten ziyade mevcut malzemeyi genişletme işlevi görüyor. Bu durum, albümün varyasyon üretme kapasitesini artırsa da kompozisyonel yön değişimlerini sınırlı tutuyor.

“Distortion of Lies”, türün çağdaş melodik black metal üretimlerinde sık görülen bir yaklaşımı temsil ediyor: atmosferi genişletmeye çalışan ama riff merkezli yazımı yeterince keskinleştiremeyen, çoklu enstrümantasyonla zenginleştirilmiş fakat bu zenginliği kompozisyonel bir zorunluluğa dönüştüremeyen bir yapı. Albüm, önceki çalışmaya kıyasla daha az pompöz bir çizgiye çekilerek daha saf bir black metal formuna yaklaşmaya çalışıyor; ancak bu sadeleşme, bestesel netlik üretmek yerine çoğu zaman yalnızca katman yoğunluğunu yeniden dağıtmakla sınırlı kalıyor.

Sonuçta albüm, dinleyiciden belirli bir aktif takip rejimi talep ediyor: rifflerin yönünü vokal merkezli miksin içinden ayrıştırmak, melodik enstrümanların ne zaman yapısal rol üstlendiğini, ne zaman yüzeysel kaldığını ayırt etmek gerekiyor. Ancak bu çaba, her parçada aynı derecede ödüllendirici bir karşılık üretmiyor. DEUS SABAOTH burada net bir yön fikrine sahip olduğunu gösterse de, bu yönün kompozisyonel karşılığı çoğu zaman fikir düzeyinde kalıyor; müzikal uygulama ise bu fikri her zaman yeniden tanımlayacak kadar güçlü bir kırılma üretmiyor.

OZAN

https://www.facebook.com/deussabaothband
https://www.instagram.com/deus.sabaoth_band/
https://deussabaoth.bandcamp.com/