LIVE REPORT
Dominion Over Ankara Konser Kritiği
Evvvvet millet, uzun zamandır bir yazı karalamamanın verdiği paslanma var üzerimde :) Neyse, bunu kıracağız, atlatacağız diye ümit ediyorum ya, hadi hayırlısı :). Neyse efenim, ufaktan girişi yapalım.
Yine Ankara yollarına düşmenin heyecanı vardı üstümde. İki gün geçti ama hâlâ kulaklarımın çınlaması, kemiklerimin titremesi geçmedi. Yorucu ama bir o kadar da keyifli bir konser için yine düştük yollara (Bulutsuzluk Özlemi sevmeyen ODTÜ'lü beyfendiye gelsin bu şarkı)… Çok spontane gelişti konser mevzusu; Instagram'da bakınırken "lenn" dedim, konser 2 Mayıs, iki gün var ve tatil... "Gidilir abi buna" diyerek otobüs bileti kovaladım. Derken uçak biletine de bakayım ya dedim ve; "Lan, uçak daha ucuz, yapıştır" deyip kaptım hemen uçak biletini... Hayatım boyunca hiç Ankara'ya bu kadar boş bir uçakla gitmemiştim. Yayıla yayıla, kulağımda kulaklıkla temiz bir uçuş gerçekleştirdim. Kulağımda kulaklık demişken, araya bunu sıkıştırmasam olmazdı: Çağrı Sinci sever misiniz millet? Benim rap tutkum vardır, belli kişilerin işlerini sever, takip ederim; ÇS de bunlardan birisi. Son albümü "Klasik" müthiş bir albüm, rap sevenleriniz varsa ıskalamasın derim. Albümün gazıyla bir solukta Ankara'da anakaraya ayak bastım ve doğruca gönlü güzel arkadaşımın yanında soluğu aldım. Lezzetli kahvaltılarını unutursam kalbim kurusun, elceğizlerine sağlık. Dinlendik, karnımız doydu, konser için yola düşme zamanı geldi.
Yollara düştük, iyi ki de düşmüşüz; g*tümüz dondu da düşünce unuttuk. Ankara'da meşhur "Kıtır" diye bir mekân varmış. Oranın eski lokasyonlarındanmış efenim burası; harika bira-balık-tavuk-kokoreç yapmalık bir yer. Karın doyurmaya, bol sohbet çevirmeye değecek bir yermiş, bayıldım! Orada da bizi eski Pogrorn/Infernal Carnage gitaristi Taylan abi bekliyordu tabii. Taa Zonguldak'tan konser için, benim hesap kalkmış gelmiş. Neyse efendim, goygoy bir şekilde Türkiye rock müzik piyasasına geldi; Bulutsuzluk Özlemi konuşuluyordu falan. Arkamda ODTÜ'lü olduğunu söyleyen 47 yaşındaki bir beyfendi, Nejat üstada laflar söylemeye kalktı. Ufak bir laf dalaşı sonrası ağzının payını alıp bir güzel döndü arkasını... Girişteki Bulutsuzluk Özlemi göndermesi oradan yani, sonra demeyin "ne alaka" diye :). Kendi aramızda güzel bir sohbete koyulmuşken olaya Utku (usta) abi dahil oldu. Norveç anılarından bahsetti, sohbetimize renk kattı, var olsun. Eğer ki denk gelirse bizim ekipte olacak gibi; özlemişsinizdir onun headbang yazılarını, bakalım bizim için de karalayacak bir şeyler :). Goygoydu, sohbetti derken konser saatinin geldiğini fark ettik ve doğruca mekâna uzadık.
Mekâna vardığımızda, her konserde olduğu gibi kapı önü muhabbetleri gırla gidiyordu. Sonra fark ettik ki soğuktan götümüz donmaya başlamış (yine), aşağı inelim dedik. Aşağıda kapıda Eren abi (GD), Çağatay abi (Persecutory) falan; tüm grupların elemanları ile sohbeti, sarılmaları, bira tokuşturmaları tamamlayıp geçtik içeri. Mekân, Kült isimli tiyatro oyunlarının sergilendiği bir yer. Ateş nereden bulmuş, nasıl ikna etmiş, ayarlamışsa helal olsun. Gore Dimension Efe, Instagram'dan mekânın fotosunu atınca aklıma eski Moda olayı geldi; dedim "oğlum ikincisini yaşamayız değil mi, içimize kaçmasın sonra" diye ufak bir gırgır çevirdik :). Sahnenin ekipmanlarını Dead House Ozan ayarlamış; Kerem ile ikisi ses konusunda ellerinden geleni yaptıklarına şahit oldum. Gayet de güzel iş çıkardılar, en azından dinleyici tarafında öyleydi, içerisini bilemiyorum :).

Sahnenin ilk grubu Archaic Vanity'ydi. Sahne öncesi monitörlerle alakalı ufak bir sorun yaşadılar ve ister istemez gecikme yaşandı. Bu sorun onları olaydan koparmamış olacak ki Yalaz, Kerem, Oğuzhan ve Doğa ateş gibi çaldılar. Bu konserin güzel yanlarından biri AV'den yeni şarkılar duyabilmemizdi. Yeni girdikleri yol bence daha güzel olmuş, Serpent of Old kafasına daha yakın işler yapmış gençler. Hoş, çoğu orada da çalıyor, onun da etkisi olabilir. Serpent'in albümü çıktığı yıl beni yerime çivilemişti, dinlemeyen varsa muhakkak dinlesin. Yakında konserleri de olacak, kaçırmayın derim.

Sahnenin ikinci grubu Gore Dimension'dı. Abi, yeni kadro mükemmel! Malum, önceden üç kişilerdi; şimdi yanlarına bas gitara Eren'i (Pamuk) almışlar, vokalde de Ozan'ın yerini Efe almış. Efe'nin vokali GD'ye bence daha çok yakışmış, gitarlarla uyumu kulağa şahane geliyor. Tabii bu hoş gelmenin bir artısı da yanlarında bas gitarda Eren'in olması; soundlarını kesinlikle daha iyi hâle getirmişler. Ateş zaten gitarı öttürüyor efenim, müthiş gazla çaldı, enerjisi de bize kadar geçti. Demin de dediğim gibi monitörün azizliğini çeken asıl grup GD oldu ne yazık ki ve iki parça eksik çalmak zorunda kaldılar. Ama bunu çok güzel bir şekilde telafi ettiklerini söylemeliyim; yaptıkları ile acayip takdirimi kazandılar, hepsine helal olsun.

Efenim, son şarkıda Efe vokale Ozan'ı davet etti ve şarkıyı beraber söylediler. Acayip keyif aldım ikisini sahnede görüp dinlemekten. Hepsine teşekkürü borç bilirim, bu yaptıkları hareket klastı beyler; Sezar'ın hakkı Sezar'a!
Ve gelelim günün headliner grubu Persecutory'e. Sekiz yıl, evet tam sekiz yıl sonra Ankara'ya geri geldiler; bu ana benim de dinleyici olarak eşlik ediyor olmam kusursuzdu.

Malum, saçma sebeplerden iyice bilenmiş bir Persecutory vardı karşımızda. Haşin, nefret dolu soundlarına daha da güç katmış yaşanılan talihsiz olaylar. Beş tane parçayı ateş ederek çaldılar diyebilirim. Kadroda sürpriz yaşadım yalnız, atlamadan geçmeyeyim. Emre'yi (Bingöl) gitara almışlar... Vay canına oldum sahnede görünce. Emre, piyasada sevdiğim isimlerden birisidir, yaptığı işleri takdir ederim her zaman. Güzel adamdır vesselam, Persecutory ile yolu tek seferlik mi devamlı mı bilmiyorum ama takipteyim. 21.30'da başlayıp 01.00'a kadar uzanan bir performanstan sonra pilim bitmişti ve eve kaçmaktan başka çarem yoktu.
Güzel bir gece yaşattıkları için tüm emeği geçen herkese saygılar, sevgiler efenim… Tabii biter mi, Hüs'ün çilesi bitmez... Geldi çattı Antalya'ya dönüş zamanı. Dönmek ama ne dönmek; elektrikli arabalar toplatılsın efenim, ne şarj derdiymiş. Tipiye yakalandık, yolda kaldık, klima açamıyoruz şarj derdine. Beş saatlik yolu 11 saatte geldik. Neyse, yolda olanlar da başka yazıya kalsın. Hepinizi seviyor, selamlıyorum. Sağlıcakla kalın, bizi takip edin.
HÜS

