Inline image

FLOTSAM AND JETSAM'ın kariyerinde bazı dönemleri birbirinden ayırmak kolay. 1980'lerin sonunda Amerikan thrash metalinin daha sert ve punk etkili damarlarından farklı bir çizgi geliştiren grup, sonraki yıllarda değişen müzik iklimine ayak uydurmaya çalışırken zaman zaman kendi kimliğini de kaybetti. 2016'daki kendi adını taşıyan albümle başlayan toparlanma ise bu uzun hikâyenin en istikrarlı dönemlerinden birine dönüştü. "Rats In The Temple", bu yeniden yapılanmanın geçici bir canlanma olmadığını bir kez daha gösteriyor; fakat grubun bugün ulaştığı formun bütün avantajlarına rağmen, albümün ses dünyası bazı güçlü bestelerin hak ettiği etkiyi tam olarak yaratmasını engelliyor.

İlk dakikalarda bunun neden hâlâ çalışan bir formül olduğu hemen anlaşılıyor. 'Harvesting The Hate', klavye ve orkestral dokunuşlarla genişleyen girişini hızlı thrash rifleriyle birleştirirken, Eric A.K.'nin vokali parçanın melodik merkezini oluşturuyor. Onun sesi artık kariyerinin ilk yıllarındaki keskin yüksek notalara aynı biçimde yaslanmıyor; buna karşılık daha pürüzlü ve gövdeli karakteri, grubun günümüzdeki bestecilik anlayışıyla daha iyi örtüşüyor. FLOTSAM AND JETSAM'ın son döneminde rifflerin vokali taşımaktan çok vokale alan açtığı hissi belirgin. Bu nedenle güçlü nakaratlar yalnızca akılda kalıcılık sağlamıyor, şarkıların dramatik yapısını da belirliyor.

Grubun thrash mirası ise hiçbir zaman tek başına bırakılmıyor. 'Absolution'ın daha doğrudan thrash bölümleri, nakaratta yükselen USPM melodileriyle yan yana gelirken 'Blame The Knife' daha dissonant gitar fikirleri, tempo değişimleri ve belirgin melodik kancalarla formülü genişletiyor. Bu yaklaşım özellikle albümün iyi anlarında oldukça doğal. 'First On The Spike'ın daha groove odaklı ve rock'a yaklaşan ritmik karakteri, 'Her Blood Your Pain'deki klasik heavy metal melodileri ve 'The Edge Of Nowhere'daki yüksek tempolu riffler, grubun tek bir alt türe sadık kalmak yerine kendi geçmişinin farklı parçalarını aynı bestecilik dili içerisinde kullanabildiğini gösteriyor.

Inline image

Bu çeşitlilik, "Rats In The Temple"ın en önemli artılarından biri. Başka bir grubun elinde thrash, power metal, klasik heavy metal ve daha modern riff anlayışının yan yana gelmesi parçalı bir sonuç doğurabilirdi. Burada ise Eric A.K.'nin vokal karakteri ve gitar ikilisinin melodik yaklaşımı ortak bir eksen yaratıyor. Özellikle 'The Ghost Behind My Door' ve albümün başlık parçası, grubun daha teatral ve geniş ölçekli bestelerinin neden işe yaradığını gösteriyor. İlki farklı melodik fikirleri aynı şarkıya sığdırırken zaman zaman fazla kalabalıklaşsa da, ikincisinde orkestral giriş, sert ritimler ve melodik gitarlar daha dengeli bir bütün oluşturuyor. 'The Ghost Behind My Door' ise potansiyelinin tamamını kullanamayan nadir parçalardan biri; farklı yönlere açılan fikirler güçlü olsa da bunların birbirine bağlanışı her zaman aynı ölçüde ikna edici değil.

Albümün orta bölümünden sonra kalite çizgisinin zaman zaman dalgalanması da burada önem kazanıyor. 'Last Rites' riff temelli yapısına rağmen özellikle alt frekanslardaki bulanıklık nedeniyle beklenen ağırlığı yaratmakta zorlanırken, 'A Taste For War' daha sakin başlayan ritim bölümüyle ilgi çekiyor fakat bu fikri yeterince ileri taşıyamıyor. Buna karşılık 'Her Blood Your Pain' albümün melodik açıdan en başarılı anlarından biri. Ana gitar melodisinin klasik Amerikan ve İngiliz heavy metal geleneklerini bir araya getirmesi, nakarattaki ağırlıkla birleştiğinde grubun yaşına rağmen neden hâlâ yeni besteler üretebildiğini açıklıyor. Son bölümdeki 'Anthem For The Broken' da yükselen nakaratıyla benzer bir etki yaratıyor; 'Not Going Down That Way' ise akustik gitarların ve sert thrash rifflerinin yan yana geldiği yapısıyla albümü uygun bir tonla kapatıyor.

Ne var ki bu güçlü bestelerin üzerinde duran prodüksiyon aynı ölçüde başarılı değil. Albüm temiz, kontrollü ve modern bir sese sahip olsa da gitarların bazı bölümlerde fazla sıkıştırılmış ve düz duyulması, davul-bas ilişkisinin gereken ağırlığı oluşturmasını engelliyor. Özellikle daha büyük melodik veya ritmik patlamalar yaratması beklenen bölümlerde ses duvarının genişlemek yerine aynı dinamik seviyede kalması, bestelerin fiziksel etkisini azaltıyor. 'Damnation'daki gitar solosu ve ritmik vuruşlar gibi tek başına güçlü olması gereken anların yeterince öne çıkmaması bunun belirgin örneklerinden biri. Buna karşın bazı kaynakların eleştirdiği klinik karaktere rağmen prodüksiyonun albümü tamamen boğan bir soruna dönüşmemesi önemli; sorun daha çok iyi bestelerin daha güçlü duyulabileceği bir alanın kullanılmamış olması.

"Rats In The Temple" bu yüzden FLOTSAM AND JETSAM'ın son dönemindeki istikrarı bozacak bir albüm değil. Aksine, kırk yılı aşan bir kariyerin ardından grubun hâlâ belirli bir tür etiketine tutunmak yerine kendi güçlü taraflarını geliştirdiğini gösteriyor. Albümde kusursuz bir bütünlük ya da diskografik bir zirve yaratacak kadar tutarlı bir şarkı dizilimi yok; bazı parçalar daha sıkı bir seçkiyle çıkarılabilirdi. Fakat grubun thrash mirasını klasik heavy metal melodileri, USPM etkileri ve çağdaş bir ağırlık duygusuyla birleştirme becerisi hâlâ canlı. "Rats In The Temple"ın asıl değeri de burada yatıyor.

Inline image

https://www.flotstildeath.com/

https://www.instagram.com/flotsamandjetsamofficial

https://flotsamandjetsam.bandcamp.com/music

https://www.facebook.com/flotsamandjetsam.official

https://x.com/flotztildeath