ALBUM REVIEW
HANGING GARDEN - Dream Death
Kaotik ve Teknik Death Metal Yolculuğu

Selam millet, bir kritik ile daha karşınızdayım. Ozan için bu tabii klasik ama benim için değil ne yazık ki. Adam makine gibi üretiyor, üretiyor; yazıyor da yazıyor. Kendi gazıyla bizi de olaya teşvik ediyor.
Öhüm öhüm, yine karşınıza Transcending Obscurity Records’un kataloğundan çıkma bir grup var önümde. HANGING GARDEN aslında tek bir adamın eseri. Dylan Cruz (Noxis, Scumbag, Dissonance) Amerikalı bir gitarist abimiz. Diğer gruplarında da brutal death ve teknik death metal icra etmeyi sevdiğini görüyoruz. Hal böyle olunca, “kendi başıma da neler yapabilirim” diyerek geçmiş PC başına ve 2024 yılında bir albüm çıkarmış. Bu onu kesmemiş olacak ki üstüne “daha neler ekleyebilirim” demiş ve bu yıl Dream Death albümünü yayınlamış. İyi de yapmış.
Albüm tam bir kaos içerisinde ilerliyor ama arka planda o kadar karanlık bir yapı var ki gitarlardaki clean dokunuşlar sizi farklı boyutlara çekiyor. Albüm içerisinde birçok varyasyonla karşılaşmanız oldukça yüksek. Hatta şöyle diyeyim, benim kaçırdığım birçok noktayı sizlerin yakalaması oldukça olası. Albümün içerisinde DEATH’ten de Xenosis’ten de anlar yakalamanız mümkün.
Dylan burada klasik death metal kalıplarını progresif, teknik ve zaman zaman black metal dokularıyla birleştiriyor. Tüm bu yapıyı tek başına inşa etmiş olması mükemmel. Albümü dinlerken bilgisayardan değil de canlı ve organik bir hissiyata sahipmiş gibi hissediyorsunuz. Erken dönem Opeth havası almanız bile mümkün :)
Arete ile açılan albüm, bir o kadar teknik olmasına rağmen Dylan’ın “riff yazma” anlayışıyla sanki bir hikâye anlatmıyor da sürekli şekil değiştiren bir organizma gibi evriliyor. Riffler teknik ama gösterişten uzak bir şekilde ilerliyor. Davullarda blast beat’ler var ama tempoyu sürekli canlı tutmaları, sadece ritim tutmaktan ziyade gitarlarla birlikte gerilimi de inşa etmeleri güzel bir yaklaşım olmuş.
Basslar death metalde çoğu zaman geri planda kalırken burada rifflerin ağırlığını artırmış. Bazı geçişlerde gitarla birlikte gitmek yerine alt frekanslarda farklı hareket ederek parçaya derinlik katmış. Vokal kullanımı ise anlaşılır olma kaygısı taşımıyor. Kelimelerden çok ton ve öfke ön plana çıkmış.
Albümün atmosferine bakacak olursak adeta uyanıkken görülen bir kâbusun içerisindeyiz. Sanki zihnimiz sürekli yeni görüntüler üretiyor ve hiçbirine tutunamıyorsun. Bu yüzden parçalar ilk dinleyişte karmaşık gelse de tekrar tekrar dinledikçe her riff yerine oturmayı başarıyor.
Dylan’ın sevdiğim bir diğer yönü de melodiyi tamamen terk etmeyip en kaotik anlarda bile kulağın yakalayabileceği kısa melodik ipuçları bırakması. Bu da albümün sadece teknik bir gösteri olmasını engelliyor. Aynı melodik çekirdeği bazen tremolo ile, bazen farklı armonilerle, bazen de ritmik aksanları değiştirerek size tekrar sunuyor. Dinlerken “bu riffi daha önce duymuştum” diyorsunuz ama aslında her seferinde başka bir yüzünü gösteriyor.
Bu yaklaşım, eski usul death metal ruhunu korurken progresif düşünmeyi de hatırlatıyor. Tekniklik gösteriş için değil, gerilim yaratmak için kullanılmış. Bu yüzden karmaşık olmasına rağmen soğuk ya da mekanik hissettirmiyor.
Albümde “işte şimdi solo geliyor” ya da “burada nakarat var” gibi beklentilere de pek yer yok. Gitarlar adeta birbirleriyle konuşuyor; biri cümleyi başlatıyor, diğeri bambaşka bir yöne çeviriyor. Albümü genel olarak tanımlamak gerekirse sisle kaplı bir labirentin içindesin; her köşeyi döndüğünde aynı yerde olduğunu sanıyorsun ama aslında mimari sürekli değişiyor gibi.
Aslında bu albümü bir gitar albümü olarak düşündüğümüzde, gitar varyasyonları da bu hissi yaratıyor. Tanıdık ama hiçbir zaman aynı değil. İşin özü Dylan’ın alametifarikasındaki başarı da burada yatıyor. Progresifliği matematiksel bir egzersiz olmaktan çıkarıp şarkıların doğal dili olduğunu göstermesi.
Velhasıl, ilk dinleyişte etkileyici, beşinci dinleyişte ise çok daha zengin bir albüm Dream Death. Kesinlikle teknik işleri seven kulakların dinlemesini tavsiye ederim. Tek eleştirim bu albüm için: 40 dakika oldukça fazla bir süre. 30 dakika civarına indirilmiş olsaydı sindirilmesi çok daha kolay olurdu. Ama yapacak bir şey yok ne yazık ki :(
Ozan abi iyi ki paslamışsın, seviliyorsun.
HÜS
Hanging Garden Bandcamp
Official Transcending Obscurity Site
Transcending Obscurity Facebook
Hanging Garden Facebook
Hanging Garden Instagram
Official Label YouTube Channel
Label US Store
Indiemerch Store
Label Europe Store

