Inline image

Polonya extreme metalinin doksanlı yıllardan bugüne taşıdığı türler arası geçirgenlik, HELL-BORN'ün müziğine bir referanstan fazlasını kattığı kesin. BLACK, DEATH ve yer yer THRASH METAL'in aynı kompozisyon içerisinde birbirine karışabildiği bu gelenek, grubun yedinci albümü "VII"da da temel zemini oluşturuyor. Fakat bu kez dikkat çeken şey, eldeki malzemenin nasıl düzenlendiği. HELL-BORN yeni bir formül aramıyor; bildiği dili daha kontrollü, daha melodik ve önceki çalışmasına kıyasla daha zengin bir yapıyla kullanıyor.

38 dakikayı biraz aşan yedi parçalık albümün açılışı 'Therion Calls', bu yaklaşımın önemli bir göstergesi. Dalgaları andıran giriş, parçayı hemen hızlandırmak yerine belirsiz ve tekinsiz bir atmosfer kuruyor. Ardından gelen ağır ve disonant gitarlar, vokallerin devreye girmesiyle birlikte karanlığı doğrudan saldırganlığa dönüştürüyor. Fakat HELL-BORN'ın burada yaptığı şey yalnızca sertliği yükseltmek değil. Arka vokallerin karanlık armonilere eşlik etmesi ve parçanın beklenmedik biçimde kesilmesi, şarkıyı düz bir açılış olmaktan çıkarıyor. 'Chaotic Entities' ise kısa bir nefes alanı yaratan sample'ın ardından benzer karanlık zemine geri dönüyor.

Albümün müzikal karakteri, parçaların tek tek belirli türlere ayrılmasından ziyade bu türlerin aynı yapı içerisinde birbirine geçmesiyle ortaya çıkıyor. 'The One with Horns' bunun en açık örneklerinden biri. Yavaş headbanging'e uygun eski usul DEATH METAL riffi, ilerleyen bölümde hızlı ve melodik BLACK METAL tremololarına, finalde ise THRASH'e yaklaşan daha geleneksel bir pena kullanımına bırakılıyor. Bu geçişler kolaj gibi durmuyor çünkü HELL-BORN farklı türleri yan yana dizmek yerine aynı bestenin ritmik ve melodik ihtiyaçlarına göre birbirine bağlıyor. Grubun yıllardır geliştirdiği dilin ayırt edici tarafı da burada yatıyor.

Inline image

"VII"nin önemli kazanımlarından biri ritmik çeşitlilik. Albümün ağırlığı sürekli yüksek tempodan gelmiyor. Rifflerin groove karakteri, gitarların saldırgan pasajlara girip çıkma biçimi ve tempodaki kontrollü değişimler, özellikle orta tempolu bölümlerde müziğin fiziksel ağırlığını artırıyor. 'Blood in Stone' sakin bir girişten sonra çok daha saldırgan bir yapıya yönelirken, 'The One with Horns' daha ağır bir salınım üzerinden ilerliyor. 'Funeral of All' ise sisli ve melodik bir BLACK METAL atmosferinden DEATH METAL köklerine doğru hareket ederek şiddet dozunu yükseltiyor. Böylece albüm, hızı tek başına yoğunluğun ölçüsü olarak kullanmıyor.

Bu noktada gitarların melodik rolü özellikle belirginleşiyor. HELL-BORN'ın melodileri kolay tüketilen, ilk dinleyişte kendisini tamamen açan melodiler değil. Daha çok tekrarlarla belirginleşen, parçaların yapısına yerleştikçe karakter kazanan motifler söz konusu. 'In Scarlet and Death'teki lead gitarların öne çıkardığı melankolik ton bunun iyi bir örneği. Agresif rifflerin arasında beliren bu melodik çizgi, albümün karanlığını yalnızca sertlik üzerinden kurmasını engelliyor. Önceki "Natas Liah" ile kıyaslandığında "VII"nin daha melodik bir karakter taşıdığı yönündeki değerlendirmeler de burada anlam kazanıyor. Melodi, müziği yumuşatan bir unsur değil; ağır yapının içerisinde daha kalıcı bir hafıza oluşturuyor.

Bu nedenle albümün ilk dinleyişte bütün gücünü açığa çıkarmaması bir zayıflık olarak görülmek zorunda değil. "VII"nin besteleri doğrudan etki yaratmak yerine giderek yerleşen bir yapıya sahip. İlk turda belirgin görünmeyen bazı geçişler ve melodik bağlantılar sonraki dinleyişlerde daha anlamlı hâle geliyor. HELL-BORN'ın burada önceki albümünden ayrıldığı nokta da bu olabilir. "Natas Liah"ın daha doğrudan ve keskin tarafına kıyasla "VII", malzemesini biraz daha geriye çekerek dinleyiciye çözmesi için alan bırakıyor. İlk anda daha sakin algılanabilen yapı, parçalar arasındaki tempo değişimleri ve riff varyasyonları fark edildikçe daha yoğun bir karakter kazanıyor.

Vokal kullanımı da bu bütünlüğe hizmet ediyor. Growl, scream ve yer yer makabre bir kahkaha gibi farklı ifadeler, gitarların üzerine tek tip bir vokal katmanı olarak yerleştirilmemiş. Özellikle 'Blood in Stone' gibi daha saldırgan bölümlerde vokal, ritim bölümünün baskısını artırırken; albümün daha atmosferik anlarında karanlık hissin bir parçasına dönüşüyor. 'Exodus (Cross the Styx)'teki arka vokaller ise finali yalnızca enerjik değil, aynı zamanda daha törensel bir noktaya taşıyor. Bu tercih parçanın kapanışını albümün geri kalanından koparmadan daha geniş ve birleştirici bir his yaratıyor.

Prodüksiyon da HELL-BORN'ın bu yaklaşımını destekliyor. Modern extreme metalin aşırı cilalı ve steril ses anlayışına yönelmek yerine, doksanlı yılların hamlığını hatırlatan fakat nostalji gösterisine dönüşmeyen bir karakter tercih edilmiş. Enstrümanların ağır ve organik duyulması, albümün melodik ve ritmik ayrıntılarını tamamen yutmuyor. Bu açıdan prodüksiyonun amacı geçmişi taklit etmekten çok HELL-BORN'ın müziğinin doğal sertliğini korumak. Gitarların ağırlığı, ritim bölümünün hareketliliği ve melodik çizgiler aynı ses alanında birbirlerini ezmeden var olabiliyor.

Albümün görsel tarafı ise müzikal seviyenin biraz gerisinde kalıyor. "VII" başlığı grubun yedinci albüm oluşuna doğrudan işaret eden sade bir tercih ve grubun müziğindeki özgünlük arayışının dışında kalıyor. Kapak çalışması da müziğin taşıdığı karanlık ve karakterli atmosferi aynı ölçüde güçlendiren bir görsel kimlik oluşturmuyor. Bu, müziğin değerini azaltan bir problem değil; ancak günümüzde yoğun üretim içerisinde kaybolma ihtimali yüksek bir albüm için görsel sunumun daha güçlü olması, HELL-BORN'ın müzikal kimliğini dışarıya taşımak açısından önemli olabilirdi.

Buna rağmen "VII"nin esas meselesi zaten yeni bir HELL-BORN icat etmek değil. Grubun geçmişinden gelen BLACK/DEATH ekseni hâlâ açık biçimde duyuluyor; THRASH etkileri gerektiğinde ortaya çıkıyor, melodiler ise bu sert yapının içerisinde giderek daha önemli bir rol üstleniyor. Bu nedenle albüm, türleri birbirinden ayıran katı sınırlar yerine Polonya extreme metal geleneğinin karakteristik karışımını sürdürüyor. Fakat bunu salt nostaljik bir tekrar hâline getirmemesi önemli. Riffler arasındaki geçişler, tempodaki oynamalar, melodilerin daha belirgin kullanımı ve daha ağır prodüksiyon karakteri, tanıdık formülü küçük ama etkili biçimlerde genişletiyor.

"VII"nin değeri de tam olarak burada ortaya çıkıyor. HELL-BORN türün sınırlarını yeniden çizmek gibi bir iddia taşımıyor ve albümün en güçlü tarafı da zaten böyle bir arayışa girmemesi. Yıllar içerisinde oluşturduğu BLACK/DEATH METAL kimliğini korurken besteleri biraz daha zenginleştirmek, melodileri daha işlevsel hâle getirmek ve şarkıların etkisini yalnızca ilk darbeye bırakmamak, bu albümün asıl kazanımı. Bazı bölümler grubun eski çalışmalarındaki ani ve sert etkiyi aratsa da genel yapı daha dengeli ve giderek açılan bir karakter taşıyor.

HELL-BORN için "VII", geçmişin tekrarından ibaret olmayan ama geçmişle bağını da koparmayan bir devam albümü. İlk dinleyişte bütün kartlarını açmayan, ritmik ve melodik ayrıntıları zamanla belirginleşen, doksanlı yılların extreme metal anlayışını bugünün aşırı steril üretiminden uzak tutan bir kayıt. Yeni bir formül önermiyor; ama kendi soundunun hala neden dinlenebilir olduğunu kanıtlayan bir albüm. 

Inline image

https://deformeathing.com

https://www.facebook.com/Deformeathing

https://www.instagram.com/deformeathing

https://deformeathing.bandcamp.com

https://www.facebook.com/officialHellborn

https://www.instagram.com/hellbornofficial