Selamlar!

Sizlere bu seneki Hole in the Svn festivali deneyimlerimi aktarmak istiyorum. Uzun süredir radarımda olan ve sonunda nihayet gitmeyi başardığım, Almanya’daki Avrupa’nın en kaliteli underground metal festivallerinden biri olan bu organizasyon, özellikle black metal dinleyicileri için gerçek bir saklı cennet… Ya da cehennem mi demeliyim? :D Avrupa’yı etkisi altına alan sıcak hava dalgası sırasında gerçekleşmesi ve açık hava festivali olması sebebiyle zaman zaman zorlayıcı anlar yaşatsa da, inanın cazibesinden hiçbir şey yitirmedi. Katılan grupların kalitesi ve o sıcakta gösterdikleri profesyonellik, hava koşullarını tamamen ikinci plana itti.

Festival, Avrupa'yı etkisi altına alan sıcak hava dalgasının tam ortasında gerçekleşti. Açık hava organizasyonu olması nedeniyle zaman zaman oldukça zorlayıcı anlar yaşansa da grubundan organizasyonuna kadar her şey bu zorluğu unutturacak kadar başarılıydı. Özellikle sahne alan grupların performansları ve profesyonellikleri, 35 derecenin üzerindeki sıcaklığı ikinci plana itti.

Line-up ilk açıklandığında uzun süre ekrana bakakaldığımı hatırlıyorum. Çünkü kadronun büyük bölümü, yıllardır canlı izlemek istediğim gruplardan oluşuyordu. Kısacası program sanki benim müzik arşivime bakılarak hazırlanmış gibiydi.

Inline image

Festival, Almanya'nın Marburg kenti yakınlarındaki Rauschenberg'de düzenleniyor. Frankfurt Havalimanı'ndan Marburg yaklaşık bir saat sürüyor; oradan da 20 dakikalık kısa bir araç yolculuğuyla festival alanına ulaşılıyor. Kamp alanı mevcut ancak Marburg veya Rauschenberg'de konaklamak da mümkün. Biz rezervasyonda geç kaldığımız için Marburg'da kaldık ve araç kiralamayı tercih ettik. Bölgede ulaşım oldukça rahat, yollar ise son derece sakin.

Festival alanı ne çok büyük ne de küçük; tam anlamıyla butik bir organizasyon. Ancak butik olması sizi yanıltmasın. Organizasyonun her aşamasında profesyonel bir yaklaşım hissediliyor. Tuvaletler yeterli, bar alanında uzun kuyruklar oluşmuyor, ücretsiz içme suyuna kolayca ulaşılabiliyor. En çok etkilendiğim noktalardan biri ise sahne ve ses sistemi oldu. Bugüne kadar bulunduğum birçok büyük festivalden daha başarılı bir ses düzeniyle karşılaştım.

Bu yılın en büyük handikabı ise kuşkusuz sıcak havaydı. Festival alanında gölgelik alan sayısı yetersizdi ancak organizasyon ekibi bunu mümkün olduğunca telafi etmeye çalışıyordu. Özellikle günün en sıcak saatlerinde alkol satışını bilinçli şekilde yavaşlatmaları, ziyaretçilerin sağlığını önceleyen yerinde bir karardı.

Kısacası Hole in the Svn, tekrar gitmek isteyeceğim festivaller arasına ilk deneyimimde girmeyi başardı.

Şimdi gelelim performanslara...

Festival boyunca izlediğim grupların tamamını, yalnızca biri hariç, en ön sıradan takip ettim. Bazı konserleri ise sıcak hava ve dinlenme ihtiyacı nedeniyle kaçırmak zorunda kaldım. Bunu da en baştan belirtmiş olayım. :D

Nihilvm

Uzun süredir takip ettiğim Polonyalı Nihilvm, festivalin açılışını yaptı. İlk gün konserlerin akşam saatlerinde başlaması sayesinde nispeten daha serin bir havada sahne aldılar ve bu da performanslarına olumlu yansıdı.

Grubu stüdyo kayıtlarından zaten seviyordum ancak canlı performansları beklentimin de üzerine çıktı. Özellikle en sevdiğim parçaları olan Reticulum'u birebir albümdeki yoğunluğunu koruyarak çalmaları benim için konserin en keyifli anlarından biriydi.

Festival atmosferine son derece uygun, güçlü bir açılış yaptılar. Daha şimdiden Inferno gibi önemli festivallerde sahne almaları da tesadüf değil. Önümüzdeki yıllarda isimlerini çok daha sık duyacağımızı düşünüyorum.

Inline image

Sepulcre

Festival sayesinde tanıştığım gruplardan biri de Fransız death metal topluluğu Sepulcre oldu. Tarz olarak bana çok yakın olmasalar da sahnedeki disiplinleri ve enstrüman hâkimiyetleri dikkat çekiciydi.

Müzikal olarak beni tam anlamıyla içine çekemediler ancak performanslarının kalitesini görmezden gelmek mümkün değildi. Death metal dinleyenlerin mutlaka göz atması gereken gruplardan biri.

Trogne

İsviçreli black/doom grubu Trogne, festivalin benim adıma en hoş sürprizlerinden biriydi.

İlk kez dinlememe rağmen özellikle vokalistlerinin sahnedeki duruşu, mimikleri ve seyirciyle kurduğu bağ beni fazlasıyla etkiledi. Müzikleri kolay tüketilen bir yapıya sahip değil; sabır isteyen, atmosferini yavaş yavaş kuran bir anlayışları var. Ancak tam da bu yüzden akılda kalmayı başarıyorlar.

Festival sonrasında tekrar dönüp dinlediğim gruplardan biri oldular.

Inline image

Winterfylleth

İlk günün benim için en çok beklenen konserlerinden biri kuşkusuz Winterfylleth'ti. Beklentimi karşılamakla kalmayıp neden yıllardır bu gruba özel bir yerde baktığımı da yeniden hatırlattılar.

Gecenin son grubu olmalarına rağmen enerjileri hiç düşmedi. Setlist son derece dengeliydi ve konser boyunca seyircinin temposunu çok iyi yönettiler. Chris'in canlı vokali ise bir kez daha neden bu türün en başarılı isimlerinden biri olduğunu gösterdi.

Performansla ilgili tek eleştirim sahne ışıkları olabilir. Atmosferik black metal yapan bir grup için kullanılan ışık tasarımı bana göre gereğinden fazla parlaktı ve müziğin karanlık karakteriyle tam olarak örtüşmüyordu. Daha sade bir sahne kullanımı çok daha etkileyici olabilirdi.

Onun dışında Winterfylleth benim için festivalin ilk büyük zirvelerinden biriydi.

Inline image

Temple

Temple için tek cümle kurmam gerekseydi, "Profesyonellik budur." derdim.

Öğlenin ikisinde hava neredeyse 40 dereceydi. Buna rağmen sahneye eksiksiz set-up'ları tamamlanmış, makyajlarını yapmış ve performansa tamamen hazır şekilde çıktılar. Bu disiplin, konser başlamadan bile grubun sahneye bakışını gösteriyordu.

İşin en etkileyici kısmı ise bu hazırlığın karşılığını sahnede fazlasıyla vermeleriydi. Sıcaktan ödün vermeden, enerjilerini düşürmeden son derece güçlü bir performans sergilediler. Festival boyunca aklımda en çok kalan gruplardan biri oldular.

Temple, yalnızca müziğiyle değil, sahneye duyduğu saygıyla da takip edilmesi gereken bir grup.

Dim Aura

Festivalde ilk kez tanıştığım gruplardan biri de Dim Aura oldu ve sahneden oldukça olumlu izlenimlerle ayrıldım.

Benim için bir grubun etkileyiciliği çoğu zaman teknik becerisinden önce kendi içinde kurduğu uyuma bağlı. Dim Aura da bu konuda başarılıydı. Sahnedeki atmosferleri doğal hissettiriyordu ve grubun üyeleri birbirini tamamlıyordu.

Müzikal olarak da bana uzak bir yerde değillerdi. İlk dinleyiş için beklentimin üzerinde bir performans sundular. Şimdilik "mutlaka takip edeceğim" noktasında olmasam da kesinlikle yeniden dönüp dinlemek isteyeceğim gruplardan biri oldular.

Profanation

Festivalin benim adıma en büyük sürprizlerinden biri kesinlikle Profanation'dı.

Genel olarak death metal ve grindcore çizgisi çok sık döndüğüm bir alan değil. Buna rağmen Fransız grubun sahne enerjisi ve karakteri beni kısa sürede içine çekti. Agresif ama kontrolünü hiç kaybetmeyen bir performans sergilediler.

Regarde Les Hommes Tomber üyelerini de bünyelerinde barındırmaları, grupla daha hızlı bağ kurmamda etkili olmuş olabilir. Ancak bunu bir kenara bıraksam bile festivalin en dikkat çekici performanslarından birini verdiklerini düşünüyorum.

Canlı yakalama şansınız olursa hiç düşünmeyin. Benim için festivalin ilk on performansı arasındaydılar.

Grave Miasma

Grave Miasma ne yazık ki beklentimin altında kalan gruplardan biri oldu.

Buna gerçekten üzüldüm çünkü festivale gelmeden önce en merak ettiğim isimlerden biriydiler. Belki beklentimi gereğinden fazla yükselttim, belki de o gün performansları bana istediğim kadar geçmedi; kesin bir sebep söyleyemiyorum.

Bu elbette grubun kalitesini sorguladığım anlamına gelmiyor. Her konser aynı etkiyi yaratmıyor. Benim adıma bu performans, festival boyunca beklediğim karşılığı tam olarak alamadığım nadir anlardan biriydi.

Inline image

Bythos

Bythos, festival öncesinde en çok görmek istediğim gruplardan biriydi ve beklentimi boşa çıkarmadı.

Finlandiyalı grubun sahne duruşu kadar müzikal disiplini de dikkat çekiciydi. Parçaları albümlerdeki atmosferini kaybetmeden canlıya taşımayı başardılar. Özellikle Hoath'ın vokalleri performansın omurgasını oluşturan en önemli unsurlardan biriydi.

Canlı izlenmesi gerektiğini düşündüğüm grupların başına rahatlıkla yazabilirim. Herhangi bir festivalde denk gelirseniz kaçırmayın derim.

Tabii ki konser sonunda setlistlerini de kaptım. Meraklıları için ayrıca paylaşacağım. Bir de küçük ricam var: "Wolves of Hades"i bir kez de benim için dinleyin. :D

Bewitched

Bewitched için ne söylesem az kalır. Yirmi yıl sonra “Diabolical Death Mass” ile geri dönmeleri bile tek başına olayken, sahneye çıktıklarında bunun sıradan bir dönüş olmadığını hemen hissettirdiler.

Tam anlamıyla eski okul bir blackened thrash enerjisi vardı sahnede. Ne abartı ne de yapay bir nostalji… sadece doğrudan, sert ve kararlı bir performans. Sahne duruşları, enstrüman hâkimiyetleri ve genel atmosferleriyle festivalin en güçlü anlarından birine imza attılar.

Gün sonunda merch masasında en çok vakit geçirdiğim gruplardan biri olmaları da bunun küçük bir özeti gibi.

Necroracle

Necroracle ile ilgili en net his şu: görsel tarafı müzikle aynı ağırlığa sahip bir grup.

Öğlen saatlerinde, dayanması zor bir sıcakta sahne almalarına rağmen sahne düzenleri ve imajları hiçbir şekilde dağılmadı. Bu bile tek başına disiplinlerini gösteriyordu.

Müzikal olarak daha önce aşina olmadığım bir gruptu ama sahnedeki bütünlükleri sayesinde kısa sürede dikkatimi çektiler. Özellikle sahne şovuna ve görsel kimliğe verdikleri önem, performansı sadece bir konser olmaktan çıkarıp daha bütün bir deneyime dönüştürdü.

Light of the Morning Star

Light of the Morning Star uzun süredir takip ettiğim ve canlı izlemeyi özellikle beklediğim gruplardan biriydi.

Sahneye çıktıklarında beklediğim şey tam olarak gerçekleşti: soğuk, kontrollü ve mesafeli bir atmosfer. Bu tarzı ya seversiniz ya da tamamen dışarıda kalırsınız. Onlar tam olarak kendi evrenlerini kuran gruplardan biri.

Performansın en güçlü yanı teknik gösterişten çok karakterdi. Özellikle sahne duruşları ve genel “cool” tavırları konserin tonunu belirledi. Gitarist Julia’nın sahnedeki varlığı ise performansın dikkat çeken detaylarından biriydi.

Inferno

Inferno, festivalin en çarpıcı performanslarından birini verdi.

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Harikaydılar. Bu grubun atmosferi ve sahne şovu gerçekten benzersizdi. Kesinlikle çok güçlü bir sahne performansıydı Festivalin kuşkusuz en orijinal ve en dikkat çeken gruplarından biriydiler, üstelik güpegündüz sahne almalarına rağmen.

Çok sevdiğim ve ilk kez canlı izleme şansı bulduğum Çek gruba tek kelimeyle bayıldım. Festivalin yıldızlarından biriydiler. Inferno, bir grup olmanın ötesinde üst düzey bir black metal sahnesi deneyimi sunuyor. Bu ritüel hissini mutlaka bir gün canlı yaşamalısınız.

Malakhim

Malakhim uzun süredir merak ettiğim bir başka İsveçli black metal grubuydu ve beklentimi karşılayan bir performans sundular.

Sahnede oldukça net bir duruşları var. Ne gereksiz hareket ne de dağınık bir enerji… her şey kontrollü ve yerli yerindeydi. Bu da müziğin etkisini doğrudan artırıyor.

Özellikle black metal sahnesinde imaj ve atmosferin müzikle bu kadar uyumlu olması benim için her zaman artı bir puan. Malakhim bunu iyi kuran gruplardan biri.

Whiskey Ritual

Whiskey Ritual, festivale gelme sebeplerimden biriydi ve kesinlikle hayal kırıklığı yaratmadılar.

Black ‘n’ roll çizgisinde, enerjiyi sürekli yukarıda tutan bir performans sergilediler. Gündüz ve aşırı sıcak olmasına rağmen tempolarında en ufak bir düşüş olmadı. Seyirciyle kurdukları bağ da oldukça güçlüydü.

“666 Problems” sırasında oluşan atmosfer ise günün en eğlenceli anlarından biriydi. Sahne enerjisi sadece müzikten değil, grubun genel tavrından da besleniyordu.

Adorior

Adorior sahnesi festivalin en doğrudan ve en agresif anlarından biriydi.

Sıcak havayı umursamayan tavırları ve sahneye taşıdıkları enerji oldukça netti. Melissa’nın seyirciyi doğrudan hedef alan konuşmaları, konserin pasif izleyici modundan çıkmasını sağladı. Özellikle arka tarafta gölgede kalan kalabalığı öne çekme çabası etkili oldu.

Sahne performansı boyunca hiçbir an düşmeyen bir yoğunluk vardı. Bu da grubu sadece “izlenen” değil, “içine girilen” bir noktaya taşıdı.

Inline image

Mephorash

Mephorash, festivalin en ritüelistik anlarından birini yarattı.

Sahneye çıkışlarından itibaren kurdukları atmosfer tamamen kendi dünyalarına aitti. Özellikle “Riphyon” ile başlayan giriş, konserin tonunu daha ilk dakikadan belirledi.

Performansta önce yaşanan küçük bir aksaklık sebebiyle biraz geç sahne almalarına rağmen performansın akışında hiçbir kopma hissedilmedi. Konsantrasyonlarını bozmadan devam etmeleri, sahne hakimiyetlerinin en net göstergesiydi.

“Sanguinem” sırasında gerçekleşen ritüel ise konseri yalnızca müzikal değil, görsel olarak da hafızaya kazıyan anlardan biri haline getirdi.

Misotheist

Misotheist, festivalin en soğuk ve en kontrollü performanslarından birini sundu.

Sahnedeki minimal yaklaşım, onların müziğiyle birebir örtüşüyordu. Fazla hareket etmeyen ama sürekli bir baskı hissi yaratan bir yapı vardı. Bu, seyirciyle doğrudan değil, mesafeli bir bağ kuran bir performanstı.

“Stigma” ile açmaları, zaten yoğun olan atmosferi daha da sıkıştırdı. Misotheist için bu konser, büyük jestlerden çok sabit bir gerilim üzerine kuruluydu.

Darvaza

Geldik gözyaşlarının sel olduğu ana… Darvaza sanırım en sevdiğim ilk on grup arasında. Benim için çok özel bir grup ve daha önce canlı izleme şansı bulamamıştım. Nihayet şeytanın bacağını kırdım ve hayalime kavuştum. Mükemmel bir sahne hâkimiyeti ve karizma… 

Wraath inanılmaz bir vokal. Aurası ve sahnedeki kendine has tavırlarıyla gerçekten eşsiz biri. Gözyaşları sel oldu derken şaka yapmıyordum. Kendimi en sevdiğim şarkıları olan "Fearless Unfeared He Slept" sırasında ağlarken buldum. Bu şarkının melodisi kadar kalbime dokunan çok az eser var. Benim için mutlaka açıp dinleyin ve Darvaza ile hâlâ tanışmadıysanız tanışın. Mükemmel bir grup. Yeniden izlemek için şimdiden sabırsızlanıyorum.

Misþyrming

Misþyrming’i en önden izleyememiş olsam da sahne hakimiyetleri uzaktan bile çok net hissediliyordu.

Zaten daha önce canlı izleme şansı bulduğum için neye tanık olduğumu biliyordum. Bu performans da onların standart çizgisini koruduğunu gösterdi: kontrollü kaos, güçlü bir sahne varlığı ve yüksek seyirci enerjisi.

Kapanış için oldukça doğru bir seçim oldular ve festivalin genel tonunu tamamladılar.

Festival boyunca yalnızca birkaç grubu izleyememiş olmam dışında, genel olarak oldukça dolu ve tatmin edici bir deneyim yaşadım. Sıcak hava ve yorgunluğa rağmen her anı ayrı bir iz bırakacak türden bir festivaldi.

Antiversum, Caronte, Sektarism ve Abyssal Vacuum’u kaçırmış olmanın üzüntüsü dışında, sahada geçirdiğim her an benim için oldukça değerliydi. Ancak bu bile genel tabloyu değiştirmiyor: Hole in the Svn, ilk deneyimimde bile güçlü bir iz bırakan festivallerden biri oldu.

Festivalin en güçlü tarafı yalnızca line-up kalitesi değil, aynı zamanda kendi karakterini koruyabilen butik yapısı. Büyük ölçekli organizasyonların sterilleştiği bir noktada, burada hâlâ “gerçek underground festival” hissi var.

Genel olarak baktığımda, deneyimlediğim her detaydan memnun kaldığım ve beni gerçekten mutlu eden bir festival oldu. Gelecek yılki line-up’ı şimdiden merak ediyorum ve tekrar gitmeyi ciddi şekilde düşüneceğim organizasyonlar arasına çoktan girdi.

Underground metal ile ilgilenen herkes için Almanya’daki bu butik festivali kesinlikle radarına alınması gereken etkinliklerden biri olarak görüyorum.

Metalle kalın!

Eylem

https://www.holeinthesvn.com/

https://www.facebook.com/holeinthesvn

https://www.instagram.com/holeinthesvn/