Inline image

Belçika kökenli Marliese “Marz” Beeuwsaert'in Kuzeybatı Amerika'daki black metal sahnesi içinde şekillendirdiği HULDER, ikinci dalga black metalin soğuk melodizmini kendine özgü folklorik ve törensel unsurlarla birleştiren bir çizgi geliştirdi. 2018'de tek kişilik bir proje olarak başlayan yapı, zaman içinde canlı performansların ve ortak çalışmaların etkisiyle genişlerken, Sam Osborne'un Necreon kimliğiyle bas ve geri vokallerde kadronun resmi parçası hâline gelmesi "Verbolgen" ile yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Üçüncü albüm, HULDER'ın bugüne dek kurduğu estetik dili terk etmeden daha yoğun, daha katmanlı ve folk etkileri daha belirgin bir black metal anlayışına yöneldiği bir dönüm noktasına dönüştü ve günümüze kadar geldi.

HULDER'ın üçüncü albümü "Verbolgen", black metalin geleneksel sınırlarını genişletmeye çalışmak yerine o sınırların içinde ne kadar fazla kompozisyonel alan açılabileceğini araştırıyor. Kritiğin başında albüm hakkında söyleyebileceğimiz en kısa özet bu. Gitarların keskin tremolo çizgileri, yoğun distortion katmanları ve blastbeat merkezli ritmik yapı ilk bakışta ikinci dalga geleneğine sıkı sıkıya bağlı görünse de albümün asıl gücü, bu malzemeyi sürekli aynı yoğunlukta tutmak yerine ritim, melodi ve atmosfer arasındaki ağırlık merkezini değiştirmesinde yatıyor. HULDER burada türün köklerini yeniden icat etmiyor; onları daha sıcak, daha organik ve folklorik bir ses dünyasının içine yerleştirerek kendi estetik koordinatlarını belirginleştiriyor.

"Drie Raven"ın akustik ve ateş çıtırtılarıyla kurduğu giriş, albümün ses dünyasına dair ilk ipucunu veriyor. Ardından gelen "The Crowning", tremolo gitarların üzerine bindirilen yoğun davullar ve katmanlı gitarlarla doğrudan saldırıya geçiyor. Ancak parçanın etkisi yalnızca hızından kaynaklanmıyor. Gitarların altında ve aralarında dolaşan klavyeler, folklorik dokular ve özellikle geleneksel enstrümanların kullanımı, standart bir old-school black metal düzenlemesini daha geniş bir akustik alana taşıyor. Keld'in çaldığı döner çarklı lir ve flüt gibi unsurlar burada dekoratif birer ek olmaktan ziyade gitarların oluşturduğu sert yüzeye ikinci bir renk katmanı getiriyor.

Inline image

Bu yaklaşım "Verbolgen" boyunca belirgin. Albümün prodüksiyonu türün günümüzde sık rastlanan steril, aşırı ayrıştırılmış anlayışına yaklaşmıyor; sıcak, yoğun ve fiziksel bir karakter taşıyor. Gitarlar birbirinden laboratuvar titizliğiyle ayrılmak yerine zaman zaman birbirinin içine girerek geniş bir gürültü kütlesi oluşturuyor. Bunun karşılığında HULDER'ın riff yazımındaki ayrıntılar kaybolmuyor. Aksine, bu yoğun miks gitar melodilerinin hem saldırgan hem de melodik işlevlerini aynı anda sürdürebilmesini sağlıyor. "The Crowning"ın duvar gibi yükselen gitarları ile "Den Nacht Zijn Lied"deki daha hareketli lead pasajları arasındaki fark, grubun yoğunluğu yalnızca hız üzerinden kurmadığını gösteriyor.

Yeni kadro düzeninin en önemli unsuru Sam Osborne, yani Necreon. Daha önce HULDER çevresinde yer alan Osborne'un artık resmi kadronun basçısı ve geri vokalisti olması, özellikle vokal katmanlarında daha belirgin bir karşılık buluyor. Bununla birlikte bas gitarın yoğun gitar katmanlarının altında zaman zaman bulanıklaşması, bu değişimin miks açısından tam anlamıyla öne çıkarılmadığını da gösteriyor. Necreon'un varlığı kompozisyonun yönünü değiştiren baskın bir unsurdan çok, mevcut yapının altını güçlendiren bir katman olarak işliyor. Bu açıdan kadro genişlemesi müziğin kimliğini yeniden tanımlamaktan ziyade mevcut HULDER formülünü daha dolgun hale getiriyor.

"Thy Binding Oath" bu formülün başka bir yüzünü gösteriyor. Parça daha ağır ve törensel bir hareket alanı kurarken aktif kick kullanımı ritmik enerjiyi tamamen bırakmasına izin vermiyor. Böylece tempo düşse de müziğin gerilimi çözülmüyor. HULDER'ın geleneksel black metal estetiğini güncel tutmasının temel yöntemlerinden biri de bu: parçaları yalnızca blastbeat ve tremolo üzerinden ileri taşımak yerine, ritmik yoğunluğu farklı katmanlara dağıtmak.

Başlık parçası "Verbolgen" ise albümün en doğrudan black metal anlarından biri. Keskin gitar çizgileri, yüksek tempolu davullar ve Marz'ın gürleyen vokalleri burada folklorik dokuların geri çekildiği daha çıplak bir saldırı biçimine dönüşüyor. Bu tercih önemli, çünkü albümün folk karakterinin ana kimliği tamamen ele geçirmesine izin vermiyor. HULDER'ın müziği hâlâ öncelikle black metal; geleneksel enstrümanlar ve ritüel atmosfer bu yapının yerine geçmiyor, onun çevresinde çalışan ikinci bir kompozisyon katmanı oluşturuyor.

Bu denge "…And We Shall Sing" ile daha epik bir biçim kazanıyor. Şarkının törensel ve yürüyüş hissi veren yapısı, Bathory sonrası folklorik ve pagan black metal estetiğini açıkça çağrıştırıyor. Ancak HULDER'ın farkı, bu referansları yalnızca atmosferik işaretler olarak kullanmaması. Şarkı sözlerinde doğa, hayvanlar, eski tanrılar ve ritüel bağlılık etrafında kurulan dünya, müziğin yapısındaki törensel karakterle doğrudan örtüşüyor. Buradaki folklorik yaklaşım bu nedenle kostüm niteliğinde kalmıyor; albümün hem lirik hem de müzikal dilinin parçası haline geliyor.

"In Blood and In Earth" ise bu yöntemin belki de en başarılı örneği. Akustik gitar, flüt ve geleneksel tınılar, ana riffin etrafında boşluk yaratıyor; ardından daha ağır gitar katmanları ve görkemli melodiler bu alanı yeniden dolduruyor. Sonuç, black metalin keskinliğini kaybetmeden daha organik bir ritmik ve melodik yapı kuruyor. Parçanın sözlerinde Cathobadua, Belenos, Aiken ve Natilon gibi isimlerle eski inanç sistemlerine yöneltilen vurgu da müziğin pagan/ritüel karakterini destekliyor. Burada geleneksel enstrümantasyon gerçekten işlevsel: yalnızca "folk" hissi vermiyor, parçanın kompozisyonunda gitarların karşısına başka bir ses mantığı yerleştiriyor.

"View From Nemeton" ise albümün yapısal açıdan en hareketli parçalarından biri. İlk bölümdeki daha ağır, yürüyüş hissi veren yapı ilerleyen dakikalarda groove karakteri taşıyan bir riffle yön değiştiriyor; ardından gitar sololarının karşılıklı hareketi parçanın daha önce kurulmuş olan ritmik çerçevesini kırıyor. "Den Nacht Zijn Lied" de benzer biçimde klasik black metal saldırganlığını daha gösterişli lead gitarlarla kesiyor. Bu melodik oyunlar, HULDER'ın ikinci dalga mirasına bağlılığını zayıflatmıyor; tersine, bu mirasın tekdüzeliğe dönüşmesini engelliyor.

Burada albümün en önemli başarısı ortaya çıkıyor. "Verbolgen" geleneksel black metalin sınırlı görünen sözlüğünü yeni bir dil icat ederek değil, mevcut kelimelerin işlevlerini değiştirerek kullanıyor. Tremolo gitar, blastbeat, yüksek perdeli melodiler, karanlık klavyeler ve ham vokaller hâlâ merkezde. Fakat bunların arasına döner çarklı lir, flüt, akustik gitar, ateş sesleri ve törensel düzenlemeler yerleştirildiğinde aynı tür malzemesi farklı bir kompozisyonel ağırlık kazanıyor.

Bu nedenle albümün folk karakterini bir "tür füzyonu" olarak tanımlamak biraz yanıltıcı olur. HULDER black metalden uzaklaşıp başka bir türe geçmiyor. Daha çok, 90'lar İskandinav black metalinin melodik ve atmosferik damarını Kuzeybatı Amerika'nın daha sıcak, organik ve gürültülü üretim anlayışıyla birleştiriyor. Bu sentez, çağdaş black metalde sık görülen türler arası genişleme arzusundan daha kontrollü. "Verbolgen" yeni bir black metal grameri önermiyor; fakat mevcut gramerin ne kadar esnek kullanılabileceğini gösteriyor.

Görsel kimlik de bu yönelimi destekliyor. Jannicke Wiese-Hansen tarafından tasarlanan yeni logo ve Morrigan'ın artwork'ü, albümün doğa, ritüel ve eski dünya referanslarını doğrudan müziğin karşılığına dönüştürüyor. Buradaki görsel yaklaşım, black metalin tarihsel estetik kodlarını terk etmek yerine onları albümün folklorik yönelimiyle aynı çerçevede tutuyor. Dolayısıyla görsel ve işitsel kimlik arasında belirgin bir uyumsuzluk oluşmuyor.

"Verbolgen"ın dinleyiciden istediği şey, black metalin alışılmış yoğunluğunu tek bir sürekli hız çizgisi olarak değil, farklı katmanların birbirine nasıl bağlandığını takip ederek dinlemek. Albümün asıl ilerlemesi de burada gerçekleşiyor: daha fazla enstrüman kullanmasında değil, bu enstrümanları gitar merkezli yapının içinde işlevsel hale getirmesinde. HULDER, üçüncü albümünde ikinci dalga black metalin temel reflekslerini korurken onları daha folklorik, daha törensel ve daha kompozisyon odaklı bir forma taşıyor. Bu, türün sınırlarını değiştiren bir devrim değil; fakat o sınırlar içinde kimliğini artık tereddütsüz biçimde tanımlayan bir grubun bilinçli estetik hamlesi.

Inline image

Website: https://www.hulder-official.com

Bandcamp: https://hulder.bandcamp.com/

YouTube: https://www.youtube.com/channel/UC0jTw0xPTe-9yYzXG3Tczpw

Nightshift Merch (US): https://www.nightshiftmerch.com/pages/hulder

Impericon Merch (EU): https://www.impericon.com/collections/hulder

Direct Merch (Aus): https://direct-merch.com/collections/hulder

Facebook: https://www.facebook.com/HulderUS

Instagram: https://www.instagram.com/hulder_official

X/Twitter: https://x.com/HULDER_OFFICIAL

Spotify: https://open.spotify.com/artist/65vrcJ67suxLePeEhUtLLo

Apple Music: https://music.apple.com/artist/hulder/1476065947

Deezer: https://www.deezer.com/artist/10269338

Tidal: https://tidal.com/artist/7780388