Inline image

In Flames'in ön gruplarından ilki, bu vesileyle isimlerini duyduğum EMPLOYED TO SERVE grubuydu. İngiliz metalcore grubu, seyirciyi ısıtmak için elinden geleni yaptı diyebilirim. Özellikle vokalleri Justine, sahneyi oldukça iyi dolduran ve seyircinin nabzını yakalamaya çalışan bir performans sergiledi. İngiliz grup sahneye, Will Ramos ile olan ortaklıklarıyla dikkat çeken "Atonement" parçasıyla çıktı ve toplamda dokuz şarkı seslendirerek sahneden ayrıldı. Genç grubun, bu tarzın yükselen yıldızlarından biri olduğu aşikâr. Sadece "Acaba bu konser üçlüsü için doğru seçim miydiler?" sorusundan emin olamadım. Yine de grubun, bir açılış grubundan bekleneni karşıladığını söyleyebilirim.

Inline image

İkonik İngiliz punk grindcore efsanesi NAPALM DEATH ise sahneyi gerçekten dört dörtlük doldurdu. Daha giriş şarkıları olan "Instinct of Survival"dan itibaren tüm seyirciyi avuçlarının içine aldılar. Hem sahneyi doldurmaları hem de tarzlarının hakkını vermeleriyle neden efsane olduklarını bir kez daha kanıtladılar diyebiliriz. Özellikle Barney, sahne enerjisiyle seyirciyi adeta coşturdu. Bir saniye bile yerinde durmadı. Grup, tam 20 şarkılık bir setlistle —tabii bazı şarkılarının kısalığını düşünürsek aslında çok da uzun olmayan— yaklaşık bir saati biraz aşan bir performans sergiledi. Burada ilk grup için dile getirdiğim serzenişi tekrarlamak isterim. Türün sevenleri için NAPALM DEATH zaten oldukça büyük bir isim. Acaba IN FLAMES öncesinde sahne alacak grup olarak doğru seçim miydi, yoksa tek başlarına ayrı bir konser için mi düşünülmeliydiler? Bu konu benim için bir miktar soru işareti olarak kaldı. Ancak grubun hayranları için onları her koşulda görmek, eminim büyük keyif vermiştir. Dolu dolu geçen bir saati aşkın süre boyunca türün sevenlerini kelimenin tam anlamıyla ihya ettiler. Dünyanın en kısa metal parçası olan "You Suffer" da elbette setlistte yer aldı ve her zamanki gibi gülümsetti. Özetle NAPALM DEATH, kendisinden bekleneni kesinlikle verdi ve Türk hayranlarıyla yeniden buluşmanın tadını karşılıklı olarak çıkardı diyebiliriz.

EYLEM

Veee konser silsilesinin son günü millet... Bu ortak bir inceleme olacak ve ben NAPALM DEATH kanadına ufak bir değinme yapıp kaçacağım. Eylem ablanın dediği gibi ilk grup EMPLOYED TO SERVE kötü bir grup değil ama doğru seçim miydi, emin olamadım. Bir önceki gün olduğu gibi yerli bir grup tercih edilebilirdi bence. Neyse, organizasyonun kararı tabii; bize ses etmek düşmez. :)

Gelelim NAPALM DEATH'e. Gerçi gelmeden önce hemen bir yere değinmem gerekiyor. Pazar günü Tanju Can babayla ortak bir arkadaşımızın nikâhı vardı. Onunla önce nikâha, sonra Sanayi 1-A'ya geçtik. Buraya neden değiniyorum? Çünkü NAPALM DEATH'i Türkiye'ye ilk defa getiren onlardı. RIOT ile güzel bir ivme yakalamışlardı ve onların sayesinde, Türkiye'de belki de asla izleyemeyeceğimiz konserleri izleme şerefini yakalamıştık. Tanju babanın bizim ülke için çok önemli bir konumda olduğunu düşünüyorum.

Sanayi 1-A'da bolca hasret giderip, doyulmayacak sohbetimizi tamamladıktan sonra oradan ayrılmak zorundaydım. Ama neyse ki Tanju abi de bu konseri kaçırmayacaktı. Dedim ya, benim için çok önemli bir kişi diye; onunla omuz omuza bu konseri geçirmekten ne kadar keyif aldım bilemezsiniz. Daha sonra Erdem Onan abi de aramıza katıldı. Erdem Onan kim mi? Ketum millet, ketum! Soru yok, sorun yok... Türkiye grind sahnesinin en sevdiğim iki ismiyle NAPALM DEATH izliyorum yahu... Bunu anlatmam mümkün değil...

Tamam, konsere döndüm. :) Barney tam bir frontman ve asla yerinde durmuyor. İğnelemesi gereken ne varsa da lafını esirgemiyor. "Narcissus" parçası öncesindeki konuşmasını YouTube'a yükleyeceğiz. Ne demek istediğimi o zaman anlarsınız. :) "Instinct of Survival" ile giriş yaptılar ve ben o dakika yok oldum... Millete kafa göz girmemek için zor durdum. Birkaç parça kayıt aldım ama nasıl aldım, gerçekten bilmiyorum. Bir saatten fazla sahnede kaldılar ve zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Su gibi akıp gitti. :(

Inline image

Konser bittikten sonra ise günün en güzel kıyağı geldi. Nereden mi? Tabii ki Amir abiden. Yine yaptı yapacağını ve beni backstage'e sokmayı başardı. NAPALM DEATH ile tanışma ve fotoğraf çektirme fırsatı verdiği için ona minnettarım. NAPALM DEATH'i beklerken günün ikinci bombası da patladı tabii. NEKROPSI'den Cevdet abiler de arkada elemanları bekliyorlarmış. Ufak bir göz temasının ardından kendimizi sohbetin içinde bulduk. SPEED LESSON ONE zamanlarından Erem abinin anılarına, Antalya'daki kazı çalışmalarına kadar bir sürü konudan konuştuk. İTÜ daveti için de ayrıca teşekkür ederim.

Benim "idollerim" dediğim insanlarla aynı konserin içinde karşılaşacağım aklımın ucundan bile geçmezdi. Tanju baba, Barney, Cevdet abi, Cenk abi... Ben ne sevap işlemiş olabilirim ki bu kadar güzel şey art arda yaşandı? :) Bunların hepsi tabii Amir abi sayesinde oldu. İyi ki varsın deli adam. Hiç enerjini kaybetme sakın; yerin bende her zaman ayrı kalacak.

Galiba yine çok uzattım ve sahneyi şimdi Tahirlere bırakıyorum. Kendinize iyi bakın millet, konserlerde görüşürüz...

HÜS

Inline image

Hani çok sevdiğiniz, uzun yıllardır ilişkiniz olan bir arkadaşınızı yıllar içinde bazen sever, bazen kızar, bazen de şaşırırsınız. Bunlar aslında yaşanması çok normal duygulardır. Bu tip duygulara girmeden bir şeyi körü körüne savunmak da pek sağlıklı bir şey değildir.

İşte IN FLAMES de benim için gençliğimden bu yana dinlediğim ve bugüne kadar hayatımda müzikal anlamda en değer verdiğim gruptur. Yaklaşık 25 yıldır takip ederim, elimde full plak diskografisi vardır. 1999 yılından bu yana değişimini, gelişimini, doğrusunu, yanlışını; her şeyini yaşayarak geldik bu zamana. Bu yüzden beklentilerimin olması da bir o kadar normaldi.

2024 konserini eşimle birlikte izlemiştik. Benim için o konserin yeri apayrıydı. Kısa süre içinde yeni bir İstanbul konseri açıklandığında aslında hepimizin duygusu şu oldu: “Aa, IN FLAMES yeni gelmemiş miydi?” Zaman algımız o kadar değişti ki artık 2-3 yıl önce yaşadığımız bir anıyı sanki 2-3 ay önce yaşanmış gibi algılıyoruz.

Özellikle son konserde seyircinin enerjisizliği, grubun enerjisizliğiyle birleştiğinde ortaya bitse de gitsek tadına yakın bir konser çıkmıştı. Biz eski IN FLAMES'i seven fanlar için 2024 setlistinde "Food For The Gods", "Graveland" ve "Coerced Coexistence" gibi eski parçalar çok olmasına rağmen, seyirci olarak pek fazla reaksiyon vermeden konseri geçirmiştik. Açıkçası uzun bir süre de IN FLAMES'in İstanbul'a konsere geleceğini sanmıyordum ama yanılmışım. (Keşke hep böyle yanılsam.)

Inline image

Konser haberinden bu yana kafamdaki tek düşünce, bu konserin parça listesinin nasıl şekilleneceği hakkındaydı. Bu Avrupa turnesi öncesi Amerika turnesinde seçilen şarkılar pek de keyifli gözükmüyordu ama ben Avrupa turnesinin her zaman farklı şarkılar içereceğini ve daha iyi hâle gelebileceğini düşünenlerdendim. Bir miktar da tahmin ettiğim gibi oldu. Setliste "Colony", "Artifacts Of The Black Rain", "The Chosen Pessimist" gibi parçalar eklenmişti.

Özellikle "Colony", en sevdiğim rifflere sahip olan ve beni hep yükselten bir şarkı olmuştur. Bu yüzden bunun sahnede çalınacağını bilmek beni çok mutlu etmişti ama maalesef canlıda dinledikten sonra aynı şeyleri hissedemedim. Özellikle riffleri tam anlamıyla duyamadım; sanki basitleştirilmiş hâli gibiydi. Sözlerini ezbere bilmesem belki de “Bu parça hangi şarkıydı?” derdim. Sadece bas ve davul yürüyüşleri vardı. Bu kritiği yazarken çektiğim videoyu tekrar dinledim ve yanılmadığımı bir kez daha fark ettim. YouTube hesabımıza parçanın tamamını yüklediğimizde lütfen siz de yorum yapın. Aynı şekilde "Artifacts Of The Black Rain" için de endişelenirken, o parçada biraz daha iyi çaldılar neyse ki.

Inline image

Özellikle artık eski parçaları konserde çalabilecek en kolay hâle getirdiklerini düşünüyorum. Bunu söyleyebilecek kadar IN FLAMES konserine gittiğimi ifade edebilirim. Yurt içi ve yurt dışında birçok setlistte gördüğüm şey buydu. Bu yüzden artık IN FLAMES konserlerinde eski parçalardansa sahnede çalmayı daha çok istedikleri yeni parçalar çalınsın isterim.

Konserin geneline geri dönersek, bu sefer seyirci de Anders'in tepkilerine yanıt verdi ve 2024 yılına göre çok daha iyi bir konser geçirildi. Özellikle Anders'in eski parçalardan önce "old shit" demesi, ardından yanlış anlaşılmamak ve polemiklere yol açılmaması için bunu söylerken “good old shit” demek istediğini açıklaması dikkatlerden kaçmadı. Yine "Artifacts Of The Black Rain" parçası öncesinde, eğer bu parçada eğlenmezlerse bir daha bu parçayı çalmayacaklarını söylemesi aslında grubun ve seyircinin isteklerini birleştiren ifadelerdi.

Sonuçta seyirci bir konserden ne bekliyorsa, gruplar da seyirciden bazı şeyler bekliyorlar. Seyircinin eğlenebilmesi, zıplaması, kafa sallaması ve şarkılara eşlik etmesi de grupları yükselten şeyler. 2024'te bunlar olmadığı için grubun büyük bir hayal kırıklığıyla döndüğünü de biliyorum. Neyse ki bu sefer böyle bir deneyim yaşamadık.

Toplamda 18 parça dinledik. Özellikle "The Chosen Pessimist" parçasında Anders'in brutal vokaline bayıldım. Yine "The Quiet Place"de davul solosunun eksiksiz performansı güzel detaylardı. Ancak yıllardır konserlerin belkemiği olan "Only For The Weak" solosunun da daha mükemmel atılmasını istiyor insan. YouTube'da bu parçayı tek seferde çalan çok daha iyi insanlar var.

Özetle artık eminim ki IN FLAMES'in "Sound Of A Playground Fading" sonrası albümlerindeki parçalarında fanlar çok daha fazla eğleniyor, katılım gösteriyorlar. “Biz eski IN FLAMES'i istiyoruz.” diyen tayfa ise konserleri çok durağan izliyor. Adamlar da buna göre bir konser listesi hazırlıyor. Yani dünkü konserde, sosyal medyadan okuduğum kadarıyla grubu seven herkes gayet memnun bir gece geçirdi.

Bir sonraki konserde belki de yeni albümden çok daha mükemmel parçalarla bambaşka bir IN FLAMES deneyimi yaşayacağız.

Ben ise bugün, çok sevdiğim arkadaşım Burak Gülgüler sayesinde Anders Fridén ve Björn Gelotte ile tanışıp albümlerimi imzalatma imkânı buldum. Bu, benim için ulaşılabilecek en yüksek mutluluk seviyesiydi ve gerçekleşmesinde en büyük emeği olan Burak'a bir kez de buradan teşekkür etmek isterim.

1999 yılında bir vişne ağacında duyduğum "Moonshield" notaları, bundan 27 yıl sonra gruba o albümü imzalatma şekline evrildi. Bu yüzden iyi ki bu müzik var ve bu müziği seven herkes bunu bir büyüye dönüştürüyor.

TAHIR