Inline image

Yılın en sevdiğim mevsimi yaz günlerini geride bırakırken, müzik sisteminden odamın köşeleri arasında MANDY MANALA'nın melodileri dolaşırken, soundun bana ilk düşündürdüğü şey, "Dinlemekte geç kaldığım bir albüm, ama belki de tam da gerektiği zamanda onunla tanışıyorum." oldu. Albümün merkezine karanlık heavy rock, stoner ve occult rock'ı alan albüm, salt riffleri öne çıkarmak yerine groove, vokal melodileri ve atmosferik katmanların birbirini tamamladığı bir sound üslubuna yöneliyor. Grubun ikinci albümünde asıl belirleyici unsur ise gitar yoğunluğundan çok Christa Nedergård'ın merkezde konumlanan vokalleri. Nedergård, sahip olduğu bütün meziyetleri her fırsatta bir parçanın içine dolduran bir vokalist tarzından uzak durarak cümleleri ölçülü biçimde öne çıkarıyor, melodik çizgiyi belirgin tutuyor ve soundun daha ağır bölümlerinde bile parçaların yönünü kaybetmesini engelliyor. Bu tercih, "Something Wicked"ı yalnızca riff odaklı bir occult rock çalışması olmaktan çıkarıp vokal merkezli bir şarkı yazımına yaklaştırıyor.

Gitarların yaklaşımı ise geleneksel heavy rock ile modern stoner ağırlığı arasında kalıyor. Orta tempolarda doygun distortion ve belirgin mid karakteri rifflerin gövdesini taşıyor; ancak düzenlemeler yoğunlaştığında aynı gitar duvarı bu kez enstrümanların birbirinden ayrılmasını zorlaştırıyor. Özellikle 'Beneath A Steel Sky'da mid frekansların baskınlığı davulların altını oyarken, gitarların yoğunluğu kompozisyonun ayrıntılarını geri plana itiyor. Buna karşılık 'Underneath The Sea', grubun bu formülü ne kadar daha etkili kullanabileceğini gösteriyor. Burada ritim gitarlarının ham sayılabilecek orta frekans doygunluğu daha rahat duyuluyor, davullar daha geniş ve organik bir alan bırakıyor; dolayısıyla rifflerin ağırlığı yalnızca distorsiyon miktarından değil, aranjmanın nefes alabilmesinden kaynaklanıyor.

Ritim bölümü genel olarak gitarların arkasında çalışan bir taşıyıcı mekanizma gibi davranıyor. Davullardaki sample destekli, belirgin ataklı kick ve parlak snare karakteri modern prodüksiyon anlayışını açıkça ortaya koyarken, bu yaklaşım grubun occult rock köklerindeki organik hissiyatla zaman zaman çelişiyor. Bas ise albümün büyük bölümünde ayrı bir melodik veya ritmik karakter geliştirmekten ziyade gitar ve kick arasındaki düşük frekansları birleştiriyor. Bunun önemli istisnası 'Psalm 77:7'. Burada bas çizgisi daha belirgin, sıkı ve tel dokusunu hissettiren bir karakter kazanıyor; parçanın groove'unu yalnızca gitarların ağırlığına bırakmayarak kompozisyona ikinci bir hareket ekseni ekliyor. Şarkının ilk dinleyişte değil, tekrarlarla açılması da bu düzenleme tercihiyle örtüşüyor: melodik ve ritmik ayrıntılar yüzeyde hemen tüketilmek yerine zamanla belirginleşiyor.

Inline image

Albümün şarkı yazımındaki en güçlü taraf, dokuz parçanın aynı dramatik işleve indirgenmemesi. 'Bloodred Chapel of Sin' gerilimi sürekli yükseltiyor fakat bunu klasik bir patlama noktasına bağlamak yerine huzursuzluğu düzenlemenin içinde tutuyor. Bu nedenle parçanın etkisi tek bir büyük riff veya nakarat üzerinden değil, beklentiyi bilinçli biçimde ertelemesinden doğuyor. 'Nocturnal Bites' ise daha doğrudan bir enerjiyle hareket ederek albümün dinamik aralığını genişletiyor. Aradaki bu farklılık önemli; çünkü MANDY MANALA ağır ve karanlık bir estetiği korurken bütün parçaları aynı tempo, aynı riff yoğunluğu veya aynı dramatik şablon üzerinden yazmıyor.

Bu çeşitlilik grubun tür konumunu da daha belirgin hâle getiriyor. Ghost ve Lucifer gibi modern occult rock referansları melodik erişilebilirlik ve teatral sunum açısından hissedilirken, Bathory ve Darkthrone gibi daha karanlık referanslar doğrudan black metal biçiminde değil, estetik bir karanlık ve sertlik anlayışı üzerinden çalışıyor. Öte yandan Fleetwood Mac ve Alice Cooper gibi daha melodik ve teatral geleneklerin varlığı, grubun yalnızca "ağır" görünmek istemediğini ortaya koyuyor. "Something Wicked"ın ayırt edici tarafı tam da bu iki yönün aynı şarkı yazımı içinde tutulması. MANDY MANALA bir taraftan ağır riffleri ve stoner groove'larını kullanırken diğer taraftan güçlü vokal melodilerini ve teatral düzenlemeleri merkezde tutuyor. Bu nedenle albüm, retro referansları yeniden üretmekten çok onları modern bir hard rock prodüksiyonu içine yerleştiriyor.

Ancak modernleşmenin bedeli prodüksiyonda daha açık biçimde görülüyor. Owe Inborr'un Wolfthrone Studios'taki miks ve mastering yaklaşımı temiz, güçlü ve yüksek sesli bir sonuç yaratıyor; fakat özellikle yoğun bölümlerde dinamiklerin sıkıştırılması müziğin katmanları arasındaki mesafeyi azaltıyor. Kick'in sert ve klikli atağı, parlak snare ve zaman zaman üst midlerde belirginleşen sibilans, albümün analog sıcaklık arayan occult rock estetiğinden uzaklaşıp çağdaş hard rock standardına yaklaşmasına neden oluyor. 'The Dark Passenger Pt.2'de bu sorun daha görünür: yoğunlaşan gitarlar chorus bölümlerinde birbirine karışırken üst frekanslardaki sertlik vokal ve gitarların çevresindeki alanı daraltıyor. Buradaki mesele prodüksiyonun kötü olması değil; aksine fazlasıyla kontrollü ve temiz olması. MANDY MANALA'nın teatral ve atmosferik hedefleri düşünüldüğünde, daha fazla hava ve dinamik ayrım albümün kompozisyonel ayrıntılarını daha iyi taşıyabilirdi.

Bu noktada Christa Nedergård'ın vokalleri özellikle önem kazanıyor. Vokal miksinin sürekli ön planda tutulması, prodüksiyonun yoğunluğuna rağmen şarkıların melodik merkezini kaybetmesini önlüyor. Nedergård'ın performansı dramatik olduğu kadar kontrollü; vokali gitar duvarıyla yarışmak yerine onun üzerinde ayrı bir anlatım katmanı oluşturuyor. Grubun daha önceki çalışmalarında Kenneth Norrlin'in vokalist olarak yer almasının aksine burada Norrlin'in bas ve ana besteci rolünde bulunması da şarkı yazımının yönünü değiştiriyor. Kendi ifadesiyle vokal partilerini başka bir sese göre tasarlayabilmesi, albümün vokal melodilerinin daha geniş bir ifade alanına sahip olmasına katkıda bulunuyor. Bu nedenle Nedergård yalnızca ön plandaki ses değil, bestelerin yapısını belirleyen temel unsurlardan biri.

Albümün görsel tarafı da müziğin karanlık yönelimini doğrudan destekliyor. Ritva Pääjärvi'nin kapağında Amanda von Treiss'in cadı olarak yakılması fikrinin kullanılması, grubun occult estetiğini yalnızca dekoratif bir sembol olarak değil, MANDY MANALA'nın bütün albümlere yaymayı planladığı karakter anlatısının parçası olarak konumlandırıyor. "Something Wicked" bu açıdan bağımsız bir konsept albüm değil; ancak Amanda von Treiss'in yakılması ve intikam için geri dönmesi fikri grubun uzun vadeli görsel anlatısının temelini oluşturuyor. Dolayısıyla kapak, müziğin zaten taşıdığı karanlık ve teatral dili destekliyor; albümün ağır rock yapısına sonradan eklenmiş rastgele bir occult imgesi gibi durmuyor.

"Something Wicked"ın asıl başarısı, MANDY MANALA'nın etkilerini tek bir tür başlığı altında eritmeye çalışmamasında. Stoner groove'ları, occult rock'ın melodik ve teatral tarafı, heavy rock riffleri ve yer yer gothic'e yaklaşan atmosfer aynı kompozisyon içinde işlev görüyor. Bununla birlikte albümün modern, yüksek sesli mastering tercihi bu kimliğin en tartışmalı noktası olarak kalıyor. 'Underneath The Sea' gibi daha açık ve organik mikslenen bölümler, grubun neden biraz daha fazla boşluğa ihtiyaç duyduğunu gösteriyor; 'Psalm 77:7' ise basın ve groove'un gitar duvarından bağımsız hareket edebildiğinde bestelerin nasıl derinleştiğini ortaya koyuyor.

Bu nedenle "Something Wicked", dinleyiciden yalnızca rifflerin ağırlığına değil, vokal melodilerinin, groove değişimlerinin ve düzenleme içindeki küçük ayrışmaların izlenmesini isteyen bir albüm. MANDY MANALA'nın burada yeni bir occult rock dili icat etmediği açık; bu kayıtta dikkat etmemiz gereken daha çok soundun farklı geleneklerden aldığı melodik, teatral ve ağır unsurları daha belirgin bir kimlik altında birleştirdiği. Albümün ilerleme iddiası da tam olarak burada yatıyor: turun tanıdık yapılarını terk etmek yerine onları daha karanlık, daha vokal merkezli ve daha çağdaş bir çerçevede yeniden düzenlemek. Prodüksiyonun fazla sıkı olduğu anlar bu hedefi zaman zaman sınırlasa da şarkı yazımındaki güven ve Nedergård'ın vokal hakimiyeti, MANDY MANALA'nın çağdaş heavy rock/occult rock sahnesindeki yerini artık yalnızca referanslarıyla değil, kendi kompozisyon mantığıyla tarif etmeye başladığını gösteriyor.

Inline image

https://mandymanala.bandcamp.com/

https://www.instagram.com/mandymanala