ALBUM REVIEW
NECROCENE - Scumocracy
Florida çamuru İtalya'dan taşıyor NECROCENE

Aman Tanrım! Florida death metal’i mi? Olsun kardeşim, çamurdan olsun! Apo’nun vokalleri resmen enerjimi geri getirdi. Adamın ses rengi Chuck Schuldiner ile John Tardy’nin karışımı gibi. Albüm komple “FLORIDA!” diye bağırıyor. Özellikle Obituary izleniminin baskın olduğu şarkılar, yılın en güzel death metal işlerinden biri olmaya aday.
Evet, şarkı formülleri basit. Evet, müzik yeni bir şey sunmuyor. Ama kardeşim, bazen de yeni bir şey aramıyorsun. Mis gibi ölüm metali istiyorsun. NECROCENE tam olarak bunu yapıyor. Üstelik öyle steril, modern ve fazla cilalanmış bir anlayışla değil; çamurun, terin ve eski Morrisound günlerinin kokusunu taşıyan bir anlayışla. Tam da bira tüketmelik bir albüm yapmış adamlar.
NECROCENE, türün damarını titizlikle işleyerek köklerine sıkı sıkıya bağlı kalmayı başaran bir albüm çıkarmış ortaya.
Threshold ile bataklık fokurdamaya başlıyor. Albümün atmosferi daha ilk dakikadan kendini belli ediyor. Sonrasında Ordinary Enemy ile Alex ve Joy, acımadan taarruza geçmeye hazır olduklarını gösteriyor. Riffler doğrudan saldırıyor; ortada gereksiz bir gösteriş yok. Eski usul ölüm metalinin en sevdiğim taraflarından biri de zaten bu: riff gelsin ve kafana geçirsin...

Tempestari'de Apo, Florida'nın kükürt kokan bataklıklarından çıkıp gelen, çürümüşlük kokan bir death metal'i solutmaya hazır. Parçada Obituary, Death ve Cancer'ın izlerini görmek pekâlâ mümkün. Fakat bu referanslar müziğin önüne geçmiyor; NECROCENE bunları kendi karanlık hamurunun içinde eritiyor.
Scale of Grey'de Ste, davul başındaki tüm hünerlerini ezici bir saldırıyla sunmaya hazır. Çılgın bir ölüm metal parçası. Apo kükrüyor, Ste blast beat'leriyle coşturuyor, Alex ve Joy riffleriyle üzerinize çullanıyor. Ölümün gerçek olduğunu size yaşatarak öğreten parçalardan biri.
Ardından albüme adını veren Scumocracy geliyor. Oldukça şeytani bir parça. Rifflerin ateş aldığı, blast beat'lerin çılgın attığı bu bölümde özellikle vokale dikkat kesilmenizi öneririm. Chuck ve Tardy sanki o an stüdyoya uğramış da Apo'ya birkaç vokal dersi vermiş gibi. Ses rengindeki o kirli, boğuk ve aynı zamanda saldırgan karakter, parçayı birkaç basamak yukarı taşıyor.
(Stillpoint) ile kısa bir nefes alıyoruz. Çürümüşlüğün yeniden hâkimiyet kurmasından hemen önceki o sessizliğe çekiliyoruz. Fakat bunun uzun sürmeyeceğini hepimiz biliyoruz.
Human Lithification ile konser ortamında ortalık karışır, ben size söyleyeyim. Alex ve Roy güzel bir melodi yakalamış, ardından bu melodiyi sağlam rifflerle birleştirerek bünyeyi sarsmayı başarmışlar. Burada NECROCENE'in yalnızca eski death metal kalıplarını tekrarlamadığını, o kalıpların içinde nasıl etkili besteler kurulabileceğini de gösterdiğini düşünüyorum.
Concrete Petrichor ile tempo gitgide yükseliyor. Apo'nun amansız vokallerine Ste'nin dur durak bilmeyen davulları eşlik ediyor. Şarkı ilerledikçe üzerinizdeki baskı artıyor. Albümün genelindeki Florida etkisi burada yine bütün ağırlığıyla hissediliyor.
Weapons of the Damned ise oldukça güzel bir OSDM örneği. Cancer referansı bu parçada özellikle ağır basıyor. Doomvari girişiyle grubun alametifarikası hâline gelen death metal karakterini birbirine oldukça güzel yedirmişler. Ağır başlayan yapı, parçanın ilerleyen bölümlerinde klasik İngiliz death metalinin o kasvetli havasıyla Florida saldırganlığını güzel biçimde buluşturuyor.
Ve kapanış: The Lust of Us. Alex ve Roy'un artık imzası hâline gelmiş rifflerle headbang sırasında boyun koparmak mümkün. Albümün sonunda hâlâ enerjiniz kaldıysa zaten bir yerlerde yanlış yapıyorsunuzdur.
İtalya'dan böyle bir iş çıkması ayrıca güzel. NECROCENE, Scumocracy ile death metal'i yeniden icat etmeye çalışmıyor. Buna ihtiyaç da duymuyor. Adamlar türün geçmişine bakmış, en sevdikleri damarları almış ve o damarı kendi elleriyle yeniden kanatmışlar.
Obituary'nin saldırganlığı, Chuck'ın vokal mirası, Cancer'ın karanlık riff anlayışı ve erken dönem Florida death metal'inin o çamurlu atmosferi albümün her tarafına sinmiş durumda.
Bugünlerde death metal adına sürekli daha teknik, daha hızlı, daha karmaşık bir şeyler sunulmaya çalışılırken NECROCENE'in yaptığı şey oldukça basit: gitarı açıyorlar, amfiyi sonuna kadar zorluyorlar ve bize neden bu müziği sevdiğimizi hatırlatıyorlar.
Yeni değil. Modern değil. Teknik gösteriş peşinde hiç değil. Ama çok sağlam bir ölüm metali.
Ve benim ihtiyacım olan şey tam olarak budur.
Florida death metal'i mi? Olsun kardeşim, çamurdan olsun.

facebook.com/profile.php?id=100091964531943
personal-records.com
personal-records.bandcamp.com
facebook.com/personalrecords666

