Inline image

Bilmem hatırlar mısınız millet; eskiden Tanju babaların yaptığı RIOT konserleri olurdu. Türkiye piyasasında pek fazla rağbet görmeyen hardcore gruplarını ardı ardına getirirlerdi. Çok özlüyorum lan o zamanları. Geçtiğimiz günlerde buna benzer İzmir’de de bir takım girişmeler olmuş, dinozor barda hardcore fest yapılmıştı, gitmeyi çok istedim ama nasip olmadı ne yazık ki :(

Inline image


Radical Noise konserleri de zaten özlem içerir hal almış durumda... Neyse efendim benim geçen konser yazısında da belirttiğim gibi sağ tarafım ölüm metali diye bağırsa da sol tarafımda azılı birer hardcore/punk/rap/hip-hop diye bağırıyor. Sağ ile sol her zaman çatışıyor yani anlayacağınız. Bu günlerde de yine içsel ve toplumsal öfke birikimim hat safaya çıkmışken, bir önce ki TERROR kritiğinde olduğu gibi içimde ki sesi susturamayıp verdim kendimi hardcore alemlerine. Bu sefer de PRO-PAIN patlatmış bombayı. 1991 yılında New York’da kurulmuş olan grup bir çokları tarafından “underrated” olarak görülse de 90’lardan günümüze uzanan süreçte underground ve hardcore sahnesinde önemli bir yer aldılar. Bu güne kadar işledikleri konuları ülkemize de uyarlamak pek zor olmasa gerek diye düşünüyorum. Toplumsal öfke, sistem eleştirileri, yoksulluk, savaş, ihanet vs vs.. Örneğin 92 yılında çıkardıkları “Foul Taste of Freedom” albümü ekonomik kriz, işsizlik ve politik sisteme duyulan öfkeyi yüksek sesle haykırıyordu.

91’den bu güne kadar da PRO-PAIN’de değişen hiç bir şey yok. Groove riffler, New York’un o enerjisi, Gary Meskil’in agresif vokalleri her zaman ön planda olmaya devam ediyor. On altıncı albümleri Napalm Records etiketiyle “Stone Cold Anger” dünyanın içinde bulunduğu saçmalığı en agresif şekilde yansıtıyor ve 90’lardan günümüze kadar olan süreçte hiç bir şeyin değişmediğini kulaklarımıza haykırır şekilde sokuyor. "Oceans of Blood" ile açılan albüm ilk saniyesinden itibaren suratınıza tekme atmayı başarıyor. “Uncle Sam Wants You!” punk esintileri akılda kalırken, “March of the Giants” ağır temposu ve sözleri ile sizi çok güzel yakalıyor.

Yani işin özü PRO-PAIN hiç bir zaman sözünü sakınmıyor ve çivi gibi liriklerini beyninize mıhlamaya devam ediyor. 35 küsur yıldır üreten grup boş işlere taviz vermiyor, çünkü çıkardıkları her albüm şiar niteliğinde sözlere sahip. 11 yıldır bekletiklerine de değen bir albümle geri dönüyor olmaları müthiş. Albümde ki her bir nakarat ve riff, Gary Meskil’in agresif vokali öfke kusturuyor. "Rinse & Repeat” ile ring içinde kapışmayı beklerken, "Hell Or High Water" ile HATEBREED vari karanlık bir tarafta kendinizi buluyorsunuz. Konuyu başa saracağım ve bitireceğim. RIOT günleri tekrar olsun, içimizde ki öfkeyi kusacağımız konserler tekrar geri gelsin ve bu türü sevenler için de bir kaçış noktası olsun. Evet ülkemizde muazzam bir konser patlaması var ama hardcore/punk sahnesi ne yazık ki sönük kalıyor. Old laik dayz :(... 

HÜS