Inline image

Göteborg denince death metal adına akla gelen ilk refleks melodik çizgi olabilir; SACRELIGIOUS ise "Brutality Incarnated" ile bu beklentinin başka bir tarafına bakıyor. 2024'te kurulan beşli, iki bağımsız demonun ardından gelen ilk uzunçalarında İsveç death metalinin mirasını olduğu gibi yeniden üretmek yerine daha geniş bir etki alanı kuruyor. Burada Stockholm ekolünün kirli karakterinden izler bulunsa da albümün omurgası daha çok Amerikan death metalinin riff merkezli saldırganlığı etrafında şekilleniyor.

'Thy End' ile başlayan kayıt, özellikle ilk bölümünde doksanların başındaki death metal anlayışına bilinçli biçimde yaklaşan bir ses dünyası kuruyor. Rifflerin önemli bir kısmı gösterişli tekniklikten ziyade doğrudan etki yaratmaya odaklanıyor; buna rağmen şarkı yazımı yalnızca eski usul hız ve gürültüye bırakılmıyor. 'Vile'deki groove bölümü, grubun ritmik ağırlığı farklı bir noktaya taşıyabildiğini gösterirken, bazı geçişlerde black metalin keskinliği hissediliyor. Titul parçasında ise death metalin daha teknik ve thrash'e yakın tarafı öne çıkıyor. Bu çeşitlilik, SACRELIGIOUS'ın tek bir okulun kurallarına bağlı kalmadığını gösterdiği kadar, ilk albümün henüz bütün bu etkileri kusursuz biçimde kaynaştırmadığını da ortaya koyuyor.

Nitekim albümün en belirgin tartışma noktası burada ortaya çıkıyor. Morbid Angel ve erken dönem DEATH gibi Amerikan death metalinin yanı sıra SLAYER ve SACRIFICE'ın thrash mirası, DISMEMBER ve ENTOMBED üzerinden İsveç etkisi, hatta bazı bölümlerde AT THE GATES ve daha modern Amerikan death metalinin izleri aynı kayıt içerisinde dolaşıyor. Kaynaklarda işaret edilen bu farklılıklar tek tek ele alındığında albümü zenginleştiriyor; fakat her zaman aynı kompozisyonel bütünlüğe hizmet etmiyor. Bazı riffler doğal bir devamlılık yaratmak yerine grubun farklı müzikal ilgilerinin art arda görünmesine yol açıyor. Özellikle erken bölümde bu durum daha belirgin. Albüm ilerledikçe ise SACRELIGIOUS bu parçalı yapıyı daha kontrollü kullanmaya başlıyor.

Inline image

İkinci yarı bu açıdan daha ikna edici. 'Consume The Flesh'in doom'a yaklaşan ağır temposu, albümün yalnızca yüksek hız üzerinden kurulmadığını gösteriyor. 'Trench Raid'deki daha hardcore ve Napalm Death/Benediction çizgisine yaklaşan riff anlayışı, ritmik hareketliliği artırırken 'Hellscape' blackened thrash dokunuşlarıyla daha keskin bir karakter kazanıyor. Bu parçaların birbirinden ayrışması albümün akışını da canlı tutuyor. Hız değişimleri burada yalnızca teknik bir gösteri olarak değil, şarkıların kendi karakterini belirleyen araçlar olarak işliyor. 'Hollow Centre'daki daha belirgin İsveç death metal havası ise albümün baştan beri kaçındığı Göteborg kimliğini son bölümde yeniden hatırlatıyor.

SACRELIGIOUS'ın müziğinde özellikle dikkat çeken nokta, melodinin burada rahatlatıcı veya yücelten bir unsur olarak kullanılmaması. Bazı melodik gitar fikirleri doğrudan saldırganlığın parçasına dönüşüyor; rifflerin daha nüanslı olduğu anlarda bile ton ve vokal yaklaşımı parçaların karanlık karakterini koruyor. Bu nedenle albümdeki melodik unsurlar, modern extreme metalde sık görülen atmosferik genişleme işlevinden ziyade death metalin tehditkâr tarafını destekliyor. Bu yaklaşım grubun henüz tamamen kendine ait bir bestecilik dili kurduğunu kanıtlamıyor, fakat melodiyi agresif yapı içerisinde kullanma konusunda belirgin bir eğilim ortaya koyuyor.

Prodüksiyon da bu ilk albüm kimliğinin önemli parçalarından biri. Studio Fredman'da kaydedilip mikslenen ve masterlanan "Brutality Incarnated", eski death metalin kirli karakterini tamamen steril bir çağdaş prodüksiyona teslim etmiyor. Bununla birlikte kaynaklarda işaret edilen bazı gitar boşlukları ve yeterince güçlü olmayan efekt kullanımı, özellikle daha yoğun bölümlerde ses duvarının beklenenden daha ince kalmasına neden olabiliyor. Bu eksiklikler müziğin temel fikrini bozacak ölçüde değil; hatta albümün ham karakteriyle kısmen örtüşüyor. Yine de daha belirgin bir gitar tonu ve enstrümanlar arasındaki daha dolgun bir ilişki, grubun rifflerdeki fiziksel ağırlığını daha ileri taşıyabilirdi.

Bu nedenle "Brutality Incarnated"ı yalnızca İsveçli genç bir grubun old school death metal denemesi olarak okumak eksik kalır. Albüm, geçmişe dönük referanslarını saklamıyor ama aynı zamanda farklı extreme metal geleneklerini kendi repertuvarına dahil etmeye çalışıyor. Sorun, bu geniş etki alanının her noktada ortak bir müzikal dile dönüşmemesi. Güçlü tarafı ise SACRELIGIOUS'ın bu farklılıklar arasında tamamen kimliksizleşmemesi. Özellikle rifflerin kaba kuvveti, melodik fikirlerin karanlık kullanımı ve tempoyu şarkı karakterinin bir parçası hâline getirme eğilimi grubun ileride geliştirebileceği bir çekirdek oluşturuyor.

İlk albüm için "Brutality Incarnated"ın asıl değeri kusursuz bir death metal formülü bulmuş olması değil, SACRELIGIOUS'ın hangi yönde gelişebileceğini açıkça göstermesi. Henüz bazı etkiler birbirleriyle rekabet ediyor ve kimi geçişler daha fazla bütünlük gerektiriyor; buna karşın sekiz parçalık yapı, tekdüze bir doksanlar taklidi olmaktan uzak. Göteborg'un geçmişinden gelen bir grubun özellikle o şehrin en tanınmış melodik death metal rotasına sapmadan Amerikan death metalinden thrash'e, black metalden hardcore'a uzanan bir alanı yoklaması, "Brutality Incarnated"ı "Nostaljik bir çalışma mı?"beklentisinden uzaklaştırıyor. SACRELIGIOUS burada son sözü söylemiyor; fakat kendi sesini oluşturmak için yeterince belirgin bir başlangıç noktası buluyor.

Inline image

https://www.facebook.com/sacreligiousband
https://www.instagram.com/sacreligious_band
https://sacreligious.bandcamp.com