ALBUM REVIEW
TEMPLE NIGHTSIDE – Cenotaph Severance
Karamsar atmosfer, ezici riffler ve dinamizm.

Avustralya underground metal sahnesinin karanlık ve kendine özgü temsilcilerinden TEMPLE NIGHTSIDE, 2010'dan bu yana black metalin soğuk atmosferini death metalin ilkel ve fiziksel ağırlığıyla bir araya getiren bir çizgide ilerliyor. İlk dönemlerinde daha derin, mesafeli ve ritüelistik bir karakter taşıyan müzikleri, özellikle "Recondemnation" ve "Pillars of Damnation" ile birlikte daha belirgin bir death metal yönelimi kazanmıştı. "Cenotaph Severance" ise bu gelişimin doğal devamı niteliğinde. Bununla birlikte grubun eski döneminden gelen karanlık atmosfer anlayışının yeniden belirginleşmesi, albümün müzikal karakterine farklı bir boyut kazandırıyor.
Sekiz parçadan oluşan ve yaklaşık 44 dakika süren albümde, black ve death metal arasındaki ilişki yalnızca türlerin yan yana getirilmesiyle sınırlı kalmıyor. TEMPLE NIGHTSIDE, iki yaklaşımın farklı müzikal özelliklerini bestelerin içerisinde birbirini tamamlayan unsurlara dönüştürüyor. Death metal tarafındaki ağır, ezici riffler ve ritmik yapı, black metalin tremolo gitarları, soğuk melodik çizgileri ve atmosferik dokusuyla iç içe geçiyor. Özellikle önceki çalışmalara kıyasla black metal etkisinin daha görünür olması, grubun ilk dönemindeki karakteristik özellikleri güncel bestecilik anlayışıyla yeniden buluşturuyor. Bu birliktelik, müziğin hem fiziksel ağırlığını hem de tekinsiz atmosferini korumasını sağlıyor.
Açılıştaki 'Seething Dissolve', albümün bu yaklaşımını ortaya koyan etkili bir başlangıç. Orta tempolu, sallantılı rifflerin ardından devreye giren hızlanmalar ve blast beat bölümleri, parçanın ritmik hareket alanını genişletiyor. Gitarların oluşturduğu ağır ve tehditkâr yapı, tremolo pasajlarıyla farklı bir karakter kazanırken vokaller de bu geçişlerin üzerinde sert ve kontrolsüz bir ifade taşıyor. Kayıtta ilk kez yer alan Ignis Fatuus'un gitar katkısı, özellikle gitarların birbirleriyle kurduğu ilişki açısından önemli. Portal, Impetuous Ritual ve Grave Upheaval gibi projelerdeki deneyimiyle tanınan müzisyenin katılımı, bestelerin gitar tarafındaki çeşitliliğine katkıda bulunuyor. Keskin tonlu, zaman zaman uyumsuzluk hissi yaratan sololar da bu yapının içinde ölçülü biçimde kullanılarak müziğin tekdüzeleşmesini engelliyor.

'Sunken in Charnel Entrails', tremolo gitarların daha belirgin hâle geldiği ve black metal etkisinin doğrudan hissedildiği parçalardan biri. Gitarların hızla ilerleyen melodik çizgileri, davulun hareketli ve değişken performansıyla birleşerek parçaya farklı bir ivme kazandırıyor. Buna karşılık 'The Slow Embalming of the Will', albümün ağır tarafını temsil ediyor. Yavaş ve sürünerek ilerleyen başlangıç, zaman içerisinde artan ritmik yoğunlukla daha sert bir yapıya dönüşüyor. Davulun tom ağırlıklı kullanımı, gitarların uzun süre asılı kalan notaları ve boğuk vokal karakteri, parçanın atmosferini yalnızca düşük tempoya dayandırmadan kuruyor. TEMPLE NIGHTSIDE'ın bestecilik anlayışında önemli bir yere sahip olan bu tempo kontrolü, müziğin her an hızlanmak zorunda olmadığını ve ağırlığın farklı yollarla da oluşturulabileceğini gösteriyor.
Albümdeki parçaların birbirinden ayrılmasını sağlayan temel unsurlardan biri, ritmik hareketlerin ve gitar yaklaşımlarının sürekli değişmesi. 'Soul Defilement', önceki parçanın ağır ve kasvetli ilerleyişinin ardından daha hızlı bir karaktere bürünürken orta bölümdeki gitar solosuyla dikkat çekiyor. Bu geçiş, albümün bütünlüğünü bozmadan farklı bestecilik fikirlerine alan açıyor. Gitarların kimi zaman birbirini destekleyen, kimi zaman da farklı yönlere hareket eden yapısı, davul performansının yüksek dinamizmiyle birleşerek bestelerin daha geniş bir ifade alanına sahip olmasını sağlıyor. Özellikle ritmik açıdan karmaşık bölümlerde enstrümanların birbirini takip etme biçimi, grubun yalnızca sertlik üzerinden hareket etmediğini ortaya koyuyor.
'Within Sepulchred Walls' ise albümün en dikkat çekici bestelerinden biri. Fısıltılı vokallerle sert vokal bölümlerinin dönüşümlü kullanılması, parçanın atmosferini belirgin biçimde değiştiriyor. Gitarlar ve ritim bölümü arasındaki etkileşim, gerilimi aşamalı olarak yükseltirken uzun süreli atmosferik geçişler de besteye farklı bir derinlik kazandırıyor. Bu noktada TEMPLE NIGHTSIDE'ın 2016 tarihli "The Hecatomb" dönemini hatırlatan yaklaşımı yeniden hissediliyor. Özellikle vokal kullanımındaki çeşitlilik ve müzikal hareketliliğin yerini zaman zaman daha uzun süreli karanlık bölümlere bırakması, grubun eski dönemindeki atmosferik yönelimiyle bugünkü death metal ağırlıklı yapısı arasında anlamlı bir bağlantı kuruyor.
'Desolation Utterance' ve 'Exhumed Death' de bu atmosferik ve ritmik yaklaşımın devamını getiriyor. İlkinde ağır ilerleyen rifflerin yarattığı baskı ön plandayken, ikincisinde daha hareketli gitar pasajları ve keskin sololar dikkat çekiyor. Parçalar arasındaki geçişler, albümün ikinci yarısında belirgin bir kopukluk yaşanmasını önlüyor. Gitarların zaman zaman ses perdesini büken, huzursuz edici soloları da geleneksel death metal solo anlayışından ayrılarak müziğin çarpık karakterini destekliyor. Bu tercihler, bestelerin yapısına gerçek bir katkı sunduğu için süsleme olmaktan çıkıyor.
Prodüksiyon açısından "Cenotaph Severance", grubun müzikal kimliğini destekleyen başarılı bir dengeye sahip. Gitarların geniş ve yankılı tınısı, davulların güçlü vuruşlarıyla birleşirken enstrümanların birbirini örtmesine izin verilmiyor. Yoğun distortion ve yankı kullanımı, müziği bulanıklaştırmak yerine parçaların derinlik hissini artırıyor. Özellikle gitarların uzun süre devam eden notaları ile davulun keskin ritmik vurguları arasındaki ayrım, bestelerin hem ağır hem de hareketli bölümlerinde net biçimde hissediliyor. Böylece albüm, cavernous death metalin sık karşılaşılan boğuk ve aşırı yoğun prodüksiyon anlayışına saplanmadan karanlık atmosferini koruyor. Kaba ve ezici ses karakteri, daha geniş bir yankı alanıyla birleşerek grubun black metal tarafını da görünür kılıyor.
Albümün görsel dünyası da bu müzikal yaklaşımın tamamlayıcı bir parçası. Kapaktaki mezarlık ve ölüm estetiği, yalnızca türün alışıldık karanlık imgelerine yaslanmıyor; müziğin ritüelistik ve yeraltına ait karakteriyle aynı atmosferi paylaşıyor. Bu bütünlük, TEMPLE NIGHTSIDE'ın yıllardır geliştirdiği estetik anlayışın yeni çalışmada da tutarlı biçimde sürdüğünü gösteriyor.
"Cenotaph Severance", grubun önceki iki albümünde belirginleşen death metal ağırlıklı bestecilik anlayışını korurken ilk döneminin atmosferik black metal karakterini yeniden daha görünür hâle getiriyor. Bu iki yönelimin birbirini sınırlamak yerine beslemesi, albümün en değerli tarafı. Özellikle günümüzde cavernous death metal etiketi altında benzer gitar tonlarına, benzer vokal yaklaşımlarına ve birbirine yakın prodüksiyon tercihlerine sıkça rastlanırken TEMPLE NIGHTSIDE'ın bestecilikteki çeşitliliği ve black metal köklerinden gelen atmosfer anlayışı, kendilerine ait bir ifade alanı oluşturuyor. Her yenilik arayışının müziği daha iyi hâle getirmediği bir türde, grubun yaptığı tercihlerin mevcut kimliğini genişletmesi önemli. "Cenotaph Severance", bu nedenle yalnızca grubun diskografisine eklenen başarılı bir çalışma değil; blackened death metalin hem ilkel sertliğini hem de atmosferik derinliğini aynı potada tutabilen, güçlü ve karakter sahibi bir albüm. Özellikle PORTAL, GRAVE MISMA, DEAD CONGREGATION ve VASSAFOR gibi grupların karanlık, atmosferik ve ekstrem death metal yaklaşımını benimseyen dinleyiciler için dikkate değer bir çalışma.

facebook.com/templenightsidenecromancy
templenightside.bandcamp.com
ironbonehead.de
ironboneheadproductions.bandcamp.com
facebook.com/ironboneheadproductions

