Inline image

Yaratım süreçlerinde sanatçıların konseptler üzerinden bir akış yakalamaya çalıştığından eminim. Ancak her zaman bu akışla uyumlu bir atmosfer yakalamaları mümkün olmayabiliyor. Bir süredir dikkatimi hatırı sayılır derecede çeken gruplar arasında yer alan Terrestrial Hospice'ın üçüncü stüdyo albümü Omnicide Chapter 1, bunu o kadar iyi başarıyor ki kendinizi ister istemez o atmosferin içinde yaşarken ve düşünürken buluyorsunuz. Albüm size, "İstersen beni dinleme ama bak, çok şey kaçırırsın!" hissiyatını daha ilk şarkıdan itibaren çok net bir biçimde veriyor.

Henüz sadece üç teklisi yayımlanan, 11 Eylül'de ise tamamı dinleyiciyle buluşacak olan albümü Bergen'deki Beyond the Gates festivalinde, grubun plak şirketi olan Edged Circle Productions'tan bizzat edinerek erken dinleme şansı edindim. Yapıtı plak kalitesinde dinlediğim için müzikalitesini daha iyi değerlendirme şansım olduğunu düşünüyorum ve elbette bu yorumlarımı sizlerden esirgemeyeceğim. Öncelikle grubu tanımayanlar için bir giriş olması adına kendilerinden biraz bahsetmek istiyorum; zira aslında black metal severlere hiç de yabancı olmayan bir kadroya sahipler. 2018 yılında kurulan Polonyalı grubun kurucu üyeleri; davulda Inferno, vokal, bas ve gitarda ise Skyggen'den oluşuyor. Black metal alanındaki tecrübeleri tartışmasız olan bu iki deneyimli müzisyenin sinerjisi gerçekten çok başarılı. Beni grupla tanıştıran 2024 yapımı Rübezahl albümü, bence bu birlikteliğin zirve noktalarından biri. Grubu daha iyi tanımak adına mutlaka o albüme de göz atmanızı tavsiye ederim.

Omnicide Chapter 1'a dönecek olursak, albüm konsepti, grubun genel olarak tüm yapıtlarında yer alan "insanlığa dair yiten inanç, çürümüşlük ve yeniden doğuş için mutlak yok oluş" temalarıyla nihilistik bir zemin üzerinde ilerliyor. Bu konudaki lirik başarıları albümün atmosferine büyük bir katkı sunuyor. Şiirsel ve derin bir anlatım gücü olan şarkı sözleri, sıradan bir albüm dinlemediğinizi kulağınıza fısıldar gibi. Sözleri mutlaka okumanızı ve albümü bu bakış açısıyla değerlendirmenizi öneririm. Özellikle kapanış şarkısı The Gospel of Obedience'ın sözleri, sanırım albüm konseptini tek parçada özetleyen harika bir lirik yapıya sahip.

Inline image

Albümde tecrübeli ve işinin ehli müzisyenlerin yer aldığı tartışmasız bir gerçek. Elbette biliyoruz ki bazen çok iyi müzisyenlerin her projesi beklenen standartta ya da etkide olmayabiliyor. Ancak Terrestrial Hospice bu kaygıları kesinlikle boşa çıkarıyor. Inferno'nun teknik ve hızından ödün vermeyen blast beat'leri albümün en belirgin detaylarından biriyken gitar tonu ve riflerin çeşitliliği, türün meraklılarına gerçek bir dinleme keyfi sunuyor. Atmosfer yaratmadaki başarı, müzikalitedeki derinlik ve özenle katlanıyor. Şarkıların hepsinin kendine has, ayırt edici bir özelliği var; fakat aynı zamanda kusursuz bir bütünlük de barındırıyorlar. Albüm, sizi akıştan koparmadan ve bu farklılıklar sayesinde hiç sıkmadan içine çekmeyi başarıyor.

Tam bu noktada şarkılara detaylıca değinmek istiyorum. Albümün açılış parçası ve yayımlanan ilk single olan Phosphoric Salvation, melodik girişi ve hız kesmeden devam eden akışıyla mükemmel bir karşılama yapıyor. Burada, henüz değinmediğim Skyggen'in yırtıcı ama bir o kadar da net vokallerine dikkat çekmek istiyorum; gerçekten çok başarılı. Şarkının kapanışındaki melodi geçişinin ise beni benden aldığını söylemeden geçemeyeceğim. Ardından gelen The Couloir of Despair ve Call of the Void parçaları da gerek melodik örgüsü gerekse teknik detaylarıyla sizi albümün devamı konusunda daha da meraklandırıyor. Albümdeki favorilerimden bir diğeri ve albümden yayımlanan son single olan Serpents in the Grass ise gitar solosu ve melodik dinamizmiyle oldukça şaşırtıyor.

Albümün ikinci yarısı gerçekten ilk yarısından da güzel. Daha önce de bunu söylediğim albümler olmuştu ve şunu eklemiştim: "Bir albümün ikinci yarısı daha güzelse, o albüm mükemmele yakındır." İkinci yarının açılış parçası Menace, tam adı gibi tehditkâr ve çok iyi bir şarkı. Devamında albümün ikinci teklisi olarak yayımlanan Depraver, Inferno'nun "ben buradayım" dediği parçalardan biri; dinlerken ne demek istediğimi çok net anlayacaksınız. Ve gelelim albümde şaşırtıcı biçimde en beğendiğim parça olan Drowning Spirit'e. Daha ismiyle bile beni kendisine âşık eden bu melankolik parçayı, albüm çıktığında kesinlikle çalma listelerinize eklemelisiniz. Kapanış parçası The Gospel of Obedience ise özellikle girişindeki yağmur efekti ve piyano partisi ile son derece etkileyici ve her anlamda mükemmel bir son şarkı diyebilirim.

Tüm bu anlattıklarımın ışığında söyleyebilirim ki bu yapıt, totalde kesinlikle "yılın albümleri" listeme alacağım bir seviyede duruyor. Her şeyin çürüdüğü ve anlamsızlaştığı bu yaşamda, Terrestrial Hospice bu albümle hepimizi dünyanın sonuna dahil olmaya davet ediyor. Bence katılmalısınız!

Metalle kalın!

Inline image

https://www.facebook.com/TerrestrialHospiceOfficial

https://www.instagram.com/terrestrial_hospice_official/

https://soundcloud.com/terrestrialhospice