Album Review
The Ominous Cirçle - Cloven Tongues of Fire

Porto çıkışlı The Ominous Circle, 2017’de yayımladığı “Appalling Ascension” ile death ve black metal arasındaki sınırları bulanıklaştıran, yoğun ve katmanlı riff yapısıyla dikkat çekmişti. Grup, farklı Portekiz ekstrem metal projelerinden gelen üyelerin birleşimiyle, daha ilk albümde bile olgunlaşmış bir kompozisyon dili kurmasıyla biliniyor. Uzun bir sessizliğin ardından gelen “Cloven Tongues of Fire”, bu temelin üzerine daha kontrollü bir doom gerilimi ve daha keskin blackened death metal patlamaları ekliyor. Grup, bu yeni albümde tempoyu artırmaktan ziyade yoğunluğu yeniden organize eden bir yaklaşım benimsiyor. Bu nedenle The Ominous Circle, çağdaş ekstrem metal içinde hızdan çok basınç ve yapı üzerinden konuşan bir konumda duruyor.

“Cloven Tongues of Fire”, riff mimarisini sürekli sabit bir merkezden ziyade katmanlı bir gerilim sistemi olarak kuruyor. Gitarlar çoğunlukla düşük akortlu, orta-yavaş tempoya yayılan tremolo desenleri ile daha blok hâlinde, “kütle” hissi veren akor vurgularını aynı yüzeyde tutuyor. Bu iki yaklaşım arasındaki geçişler net kadanslar üzerinden değil, sustain uzatmaları ve armonik çakışmalar üzerinden gerçekleşiyor; bu da parçaların tonal olarak çözülmek yerine sürekli askıda kalmasına yol açıyor. Albümün temel kompozisyon fikri burada belirginleşiyor: riff ilerlemesi yerine yoğunluk biriktirme ve bu yoğunluğu ani solo ve tempo kırılmalarıyla parçalama.
'Lowest Immanations' bu yaklaşımı açıkça tanımlayan ilk merkez parça. Açılıştaki kısa reverberasyon tabanlı intro, klasik uzun form ölüm/black metal girişlerinden farklı olarak atmosferi kurmak yerine doğrudan gerilim bırakma işlevi görüyor. Ardından gelen gitar akışı, sabit bir groove üzerine oturan yavaş riff dizileriyle ilerliyor; ancak bu groove hissi düzenli bir ritmik rahatlama üretmek yerine sürekli baskı altında tutuluyor. Davul performansı burada çift işlevli: bir yandan mid-tempo blast’lerle yoğunluğu yukarı taşıyor, diğer yandan doom ağırlıklı bölümlerde hi-hat ve tom kullanımını minimalize ederek gitarların “çamurlaşmasına” izin veriyor. Bu tercih, parçaların alt yapısında sürekli bir sıkışma hissi yaratıyor.
Albümün en belirgin karakter değişimi lead gitar kullanımında ortaya çıkıyor. Sololar süsleyici bir katman olarak değil, mevcut riff bloklarını yeniden organize eden yapısal kırılma noktaları gibi çalışıyor. Özellikle 'Through Tunnels Ablaze' içinde solo geçişleri, önce melodik bir yükselişle açılıp ardından daha keskin ve yüksek frekanslı bir distortion yapısına çökerek parçanın ritmik merkezini yeniden tanımlıyor. Bu tür geçişler, death metal içinde sık görülen “solo = virtüözite vitrini” yaklaşımından ayrılıyor; burada solo, kompozisyonun yoğunluk eğrisini yöneten bir araç.
Bas gitar miks içindeki varlığıyla dikkat çekiyor ancak bağımsız bir melodik hat üretmekten ziyade gitar duvarını kalınlaştıran bir frekans tabanı işlevi görüyor. Özellikle hızlı bölümlerde gitarların altını dolduran düşük frekans yoğunluğu, blackened death metal karakterini daha “basınçlı” bir alana çekiyor. Bu da albümün genel sound’unu sadece agresif değil, aynı zamanda sıkıştırılmış bir fiziksel alan gibi hissettiriyor.
Vokal katmanında iki ana teknik sürekli yer değiştiriyor: düşük register guttural death metal vokalleri ve daha tiz, rasping black metal çığlıkları. Bu iki yaklaşım arasında net bir “rol paylaşımı” yok; aynı riff üzerinde bile hızlı geçişler gerçekleşiyor. Bu durum, vokali ritmik bir sabitleyici olmaktan çıkarıp sürekli değişken bir dokuya dönüştürüyor. 'Writhing, Upturning, Succumbing' gibi parçalarda bu yaklaşım daha aşırı bir noktaya taşınarak, zaman zaman vokal timbresinin neredeyse tanınmaz bir distorsiyon alanına çekildiği duyuluyor. Bu tercih, anlatısal bir karanlıktan ziyade miks içinde insan sesinin bile “çözülen bir yüzey” haline gelmesini sağlıyor.
Davul yazımı albüm boyunca çift karakterli bir yapı kuruyor: bir yanda kontrol edilmiş blast beat segmentleri, diğer yanda doom-tempo yürüyüşler. Ancak önemli olan hız değişimi değil, bu değişimlerin geçiş biçimi. Tempo kırılmaları çoğunlukla ani duruşlar yerine katmanların kademeli olarak çözülmesiyle gerçekleşiyor. Bu da parçaların yapısal olarak “bölümlü” değil, sürekli akan ama içten içe deformasyona uğrayan bir form kazanmasına neden oluyor.
Albümün doom bileşeni burada kritik bir rol oynuyor. İlk albümde daha kesintili kullanılan bu yapı, “Cloven Tongues of Fire”da gerilim üretim mekanizmasının ana taşıyıcısına dönüşmüş. Doom bölümler artık yalnızca yavaşlama değil, yaklaşan yoğun patlamaların önceden mühendisliği gibi çalışıyor. Bu yapı sayesinde black/death patlamaları daha ani değil, önceden sıkıştırılmış bir alanın kırılması gibi algılanıyor.
Aralara yerleştirilen kısa interlüdler, özellikle 'Thus Beckons the Abyss' ve 'In Ira Flammae Devoratur Qui Salvatur', klasik ambient geçişler olmaktan ziyade albümün ritmik sürekliliğini kesen negatif alanlar gibi işliyor. Ancak bu bölümlerin kompozisyonel etkisi sınırlı; atmosferi genişletmekten çok, ana parçalar arasındaki yoğunluğu yeniden ayarlayan geçiş tamponları olarak kalıyorlar.
Prodüksiyon tarafında miksin bilinçli bir “alt frekans ağırlığı” üzerine kurulduğu net. Gitarlar ve bas çoğunlukla orta-alt frekans bandında birleşerek homojen bir kütle oluşturuyor, üst frekanslar ise daha çok solo ve vokal patlamalarına ayrılmış. Bu tercih, teknik ayrıntıların tek tek öne çıkmasından ziyade toplu bir ses blokajı yaratıyor. Ancak bazı bölümlerde bu yoğunluk, riff artikülasyonunun okunabilirliğini sınırlandırarak kompozisyonların iç hareketini kısmen tekdüzeleştiriyor.
Aesthetic düzlemde albümün ismi ve kullanılan görsel dil, müzikteki “alev + çöküş” ikiliğini doğrudan yansıtıyor. Ancak bu görsel sertlik, müzikteki gerçek yapıdan daha geniş bir ifade iddiası taşıyor. Albümün sessel karşılığı, sürekli bir yangın metaforundan ziyade kontrollü bir basınç sistemi gibi işliyor; bu da görsel dil ile müzikal davranış arasında tam örtüşmeyen bir gerilim yaratıyor.
Genel çerçevede “Cloven Tongues of Fire”, death ve black metal arasındaki sınırı stilistik bir füzyon olarak değil, sürekli yer değiştiren bir yoğunluk spektrumu olarak ele alıyor. Ancak bazı bölümlerde özellikle orta-albüm parçalarında riff çeşitliliğinin sınırlı kalması, bu spektrumun yatayda genişlemesini engelliyor. Buna rağmen gitar-soloların yapısal müdahaleleri ve doom tabanlı gerilim inşası, albümü sadece varyasyon değil, yoğunluk mühendisliği üzerinden çalışan bir kompozisyon alanına taşıyor.
Albüm, aktif dikkat gerektiren bir dinleme biçimi talep ediyor; çünkü yüzeydeki sürekli yoğunluk, iç yapısal geçişleri gizleyebilecek kadar homojen bir blok oluşturuyor. Bu nedenle “Cloven Tongues of Fire”, türün çağdaş örnekleri arasında yenilik iddiasını tekil teknikler üzerinden değil, mevcut death/black metal dilini sıkıştırma ve yeniden yönlendirme biçimi üzerinden kuruyor. Ancak bu yeniden yönlendirme her zaman yeni bir kompozisyonel alan açmıyor; bazı noktalarda yalnızca mevcut formun daha yüksek basınç altında tekrar edilmesiyle sınırlı kalıyor.
OZY
https://osmoseproductions-label.com/the-ominous-circle-cloven-tongues-of-fire/
https://tinyurl.com/the-ominous-circle-store
https://osmoseproductions.bandcamp.com/album/cloven-tongues-of-fire

