ALBUM REVIEW
TREACHER - Hibernation of Death
Eski okul etkileri modernlikle buluşturan güçlü debut.

Hollanda’nın The Hague kentinden çıkan TREACHER, Thrash, Black ve Melodic Death Metal’in farklı dönemlerinden gelen unsurları tek bir riff merkezli yapı içerisinde buluşturuyor. “Hibernation of Death” ile grup, özellikle 2000’ler Melodic Death Metal’inin melodik ve ritmik mirasını eski okul Thrash ve Black Metal vokal anlayışıyla yeniden şekillendiriyor. Ancak albümün asıl karakteri, bu etkileri yan yana sıralamak yerine tempo değişimleri, ağırlık kaymaları ve gitar merkezli düzenlemeler üzerinden ortak bir müzikal zeminde birleştirmesinde ortaya çıkıyor.
TREACHER’ın “Hibernation of Death” albümü şekillendiren temel fikir, türler arası sınırları genişletmekten ziyade Thrash, Black ve Melodic Death Metal’in farklı dönemlerinden gelen riff anlayışlarını aynı kompozisyonel zeminde sıkıştırmak. Gitarlar albümün belirleyici unsuru: keskin ritim riffleri, melodik lead’ler ve zaman zaman Groove Metal’e yaklaşan ağırlık değişimleri, parçaların yönünü sürekli küçük kırılmalarla değiştiriyor. Özellikle ritmik yapıların tempo üzerinden oynadığı oyun, şarkıların tek bir hız çizgisine oturmasını engelliyor. Bu açıdan “Hibernation of Death”, geleneksel Thrash Metal’in saldırgan riff disiplinini 2000’ler Melodic Death Metal’inin daha kontrollü ve melodik yaklaşımıyla birleştiren bir debut niteliğinde.
Marc Faber ve Claus Toet’in gitar çalışında iki ayrı dönem belirgin biçimde kesişiyor. Bazı rifflerde THE HAUNTED ve AT THE GATES çizgisini çağrıştıran, melodiyi ritmik omurganın içine yerleştiren bir Björler etkisi hissedilirken, başka bölümlerde THE FORSAKEN’ın 2000’lerin ilk yarısındaki yaklaşımına yakın daha doğrudan ve ağır ritim kalıpları öne çıkıyor. Ancak TREACHER bu referansları yalnızca taklit düzeyinde bırakmıyor; zaman zaman tempoyu aşağı çekerek rifflerin ağırlığını artırıyor ve ardından lead gitarları devreye sokarak parçaların melodik katmanını genişletiyor. Sonuç, klasik Melodic Death Metal formülünün güncellenmesinden çok, 2000’ler merkezli bir estetiğin Thrash ve Black Metal etkileriyle yeniden düzenlenmesi.

Ritim bölümü bu yapının hareket alanını genişletiyor. Donovan Knetemann’ın davulları özellikle tempo değişimlerinde parçaların enerjisini koruyan bir işlev üstlenirken, bazı bölümlerde daha düz ve ezici vuruşlara geçilmesi gitarların Groove Metal’e yaklaşan tarafını belirginleştiriyor. Bu geçişler albümün en işlevsel düzenleme tercihlerinden biri; çünkü TREACHER yalnızca hızlı rifflerin art arda sıralandığı bir yapı kurmak yerine, ağırlık merkezini ritmik yoğunluk üzerinden de değiştiriyor. Snare tonunun belirgin biçimde kuru ve metalik karakteri ise bu yaklaşımın prodüksiyon tarafındaki karşılığı. Davullar temiz ve yüksek çözünürlüklü bir sunuma sahip olsa da, özellikle gitarların alt ve orta frekanslardaki ağırlığı düşünüldüğünde miksin biraz daha sıcak ve organik bir karakter taşıması malzemenin lehine olabilirdi.
Rob aan ’t Goor’un vokalleri ise albümün eski okul yönünü en açık biçimde ortaya koyan unsurlardan biri. Thrash ve Black Metal’in daha keskin, ham vokal geleneğine yaslanan performans, gitarların Melodic Death Metal tarafıyla bilinçli bir tezat oluşturuyor. Bu vokal yaklaşımı ilk dinleyişte albümün geri kalanındaki daha modern prodüksiyon anlayışından ayrı durabiliyor; ancak tekrar eden dinlemelerde parçaların agresif ritmik yapısıyla daha doğal bir ilişki kurmaya başlıyor. Buradaki tercih herkes için aynı ölçüde ikna edici olmayabilir, fakat vokalin karakteri albümün türler arasındaki geçişlerini belirginleştiren temel unsurlardan biri.
Mark Pilk’in bas çalışması ise miks içinde gitarların gerisinde kalmasına rağmen kompozisyonun ağırlık hissini destekleyen bir konumda. Albümün genel yaklaşımı düşünüldüğünde basın daha bağımsız bir melodik rol üstlenmesi, özellikle melodik gitarların yoğun olduğu bölümlerde sound’a ek bir derinlik kazandırabilirdi. Buna rağmen mevcut düzenleme, grubun önceliğinin ayrı ayrı enstrümanları öne çıkarmaktan çok, sıkı bir gitar-merkezli metal duvarı oluşturmak olduğunu açıkça gösteriyor.
TREACHER’ın en dikkat çekici taraflarından biri de bu noktada ortaya çıkıyor: “Hibernation of Death” kendisini yeni bir alt tür tanımlamaya çalışan bir çalışma olarak konumlandırmıyor. Aksine, 80’ler ve 90’ların Thrash Metal estetiğini, 2000’ler Melodic Death Metal’inin riff ve armoni anlayışıyla birleştirerek bugün artık tarihsel bir döneme dönüşmüş birkaç farklı metal dilini aynı albümde yeniden işliyor. Bu nedenle ilk kaynaklarda duyulan nostalji hissi yalnızca prodüksiyondan kaynaklanmıyor. Rifflerin kuruluş biçimi, vokal tercihi ve lead gitar kullanımı da belirli bir dönemin metal sözlüğüne bilinçli biçimde bağlı.
Bununla birlikte albümün modern tarafı da yalnızca daha temiz bir kayıt elde etmekten ibaret değil. Tempo değişimleri ve Groove Metal’e kayan ritmik bölümler, eski okul referansların düz bir reprodüksiyona dönüşmesini engelliyor. Ne var ki bu fikirlerin tamamı aynı ölçüde ileri taşınmıyor. Groove etkisi çoğunlukla belirli rifflerin ağırlığını artıran bir araç olarak kalırken, Black Metal unsurları da esas olarak vokal ve bazı gitar karakterleri üzerinden hissediliyor. Dolayısıyla türler arası birleşim, yapısal olarak radikal bir dönüşüm yaratmaktan çok mevcut Melodic Death Metal omurgasının çevresine farklı dönemlerden alınmış katmanlar yerleştiriyor.
Görsel kimlik ve grubun kendisini tanımlama biçimi de bu müzikal yönelimle paralel. TREACHER, “eski okul” ile “yeni okul” arasında köprü kurduğunu özellikle vurguluyor ve albümün müziği de gerçekten bu ikiliği taşıyor. Buradaki modernlik ise geleneksel tür kalıplarını terk etmekten ziyade, onları daha sıkı bir performans ve daha berrak bir prodüksiyon anlayışıyla yeniden sunmak anlamına geliyor. Bu nedenle “Hibernation of Death”in asıl iddiası yenilikten çok uygulama ve sentez üzerine kuruluyor.
“Hibernation of Death”, özellikle 2000’lerin Melodic Death Metal damarını hâlâ canlı bir referans noktası olarak gören dinleyiciler için okunması kolay bir müzikal haritaya sahip. Fakat albümün değeri yalnızca tanıdık isimleri hatırlatmasında değil; TREACHER’ın bu etkileri Thrash ve Black Metal vokal anlayışı, tempo kırılmaları ve Groove ağırlıklı ritimlerle aynı çerçevede tutabilmesinde yatıyor. Albüm, türün mevcut sözlüğünü yeniden yazmıyor; onun daha eski birkaç lehçesini aynı cümlede konuşturuyor. Bu nedenle “Hibernation of Death”, geçmişin formüllerini olduğu gibi tekrarlamak yerine onları daha temiz, daha sıkı ve yer yer daha ağır bir üretim anlayışıyla yeniden düzenleyen bir debut olarak değerlendirilmeli.

https://treacherband.bandcamp.com/

