Merhaba OLTAS, öncelikle sorularımızı yanıtlamak için zaman ayırdığınız ve röportaj davetimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Grubun bu heyecan verici yeni dönemini, 2027'de yayımlanacak ilk uzunçalar albümünüze uzanan yolculuğu ve müziğinizin ardındaki fikirleri, duyguları ve yaratıcı vizyonu sizinle konuşma fırsatı bulduğumuz için büyük mutluluk duyuyoruz. Umarız bu sohbet, okurlarımıza OLTAS'ın dünyasına dair daha derin bir bakış sunar.

"World Killer" ile OLTAS yeni bir döneme giriyor. Aynı zamanda bu çalışma, 2027'de yayımlanacak ilk uzunçalar albümünüze giden yolun ilk adımını temsil ediyor. Bu süreci bilinçli olarak aceleye getirmemeyi ve müziğin tam anlamıyla gelişebilmesi için ona ihtiyaç duyduğu zamanı tanımayı neden tercih ettiniz?

Kademeli olarak daha fazla insana ulaşabilmek için bu tekli yayımlama stratejisini seçtik. Ayrıca müziğimiz, örneğin tipik bir doom değil... Bu yüzden insanların OLTAS'ın aslında neyi temsil ettiğini kavraması biraz zaman alabilir.

Müziğinizi karanlık ile aydınlığın, saldırganlık ile içsel sorgulamanın dengesi olarak tanımlıyorsunuz. Bu karşıtlık OLTAS'ın kimliği açısından ne kadar önemli ve bu zıt güçleri müziğinizde nasıl yansıtmaya çalışıyorsunuz?

Bu karşıtlık tam olarak OLTAS'ın özü. Etrafımızdaki hiçbir şey siyah ya da beyaz değil. Her ortamda ve her çevrede ilk bakışta görülenden çok daha fazlası var. Ayrıca grup üyeleri olarak hepimiz birbirimizden farklıyız ama buna rağmen 10 yıldır birlikte harika müzik yapmayı başarıyoruz! Bu karşıt güçleri, her şarkı boyunca farklı müzikal yaklaşımlar kullanarak yansıtmaya çalışıyoruz.

"World Killer", insanlığın bugün karşı karşıya olduğu farklı tehditleri ele alıyor ancak siz bilinçli olarak kişisel yorumlara da alan bırakıyorsunuz. Söz yazımınızda bu çok anlamlılığın nasıl bir rolü var ve dinleyiciye tek bir mesaj dayatmamanız neden sizin için önemli?

Tek bir mesaj dayatmak bize biraz ukalaca geliyor. İnsanların yanımıza gelip müziğimizin ve sözlerimizin ne hakkında olduğunu sormasını çok seviyoruz ama çoğu zaman kendi fikirlerini ya da hislerini de bizimle paylaşıyorlar. Bu da birbirimizle gerçekten güzel sohbetler kurmanın harika bir yolu. Bu yüzden biz buna belirsizlik olarak bakmıyoruz; daha çok olaylara farklı açılardan da bakılabileceğini göstermeye çalışıyoruz.

"World Killer" küresel meseleleri ele alırken, sanatsal yaklaşımınızın aynı zamanda kişisel deneyimlere de derinden bağlı olduğu görülüyor. Bireysel duyguları ve hikâyeleri toplum, bilinç ve insanlık hâline dair daha geniş sorularla nasıl bir araya getiriyorsunuz?

Sanırım bunu şarkıdan şarkıya değiştiriyoruz. Her şey ilk demo ortaya çıktığında şarkının bize ne söylediğine bağlı. Bazen de sözler açısından, şarkının ana temasını daha kişisel bir bakış açısıyla yansıtmaya çalışıyoruz.

Müziğiniz sıklıkla Doom Death Metal olarak tanımlanıyor ancak açıklamalarınızda maneviyat ve içsel sorgulama da öne çıkıyor. Türün hangi yönlerini bilinçli olarak benimsiyorsunuz ve hangi noktalarda bu etiketin sınırlarının ötesine geçmeye çalışıyorsunuz?

Tempo açısından doom'a çok yakışan o ağır ilerleyişi benimsiyoruz. Bunun yanında türle birlikte gelen ağırlığı ve karanlığı da seviyoruz. Eski usul death metalin sesini ve hissini de tabii ki çok seviyoruz. Bu sınırların ötesine ise melodik bölümler, biraz 80'ler new wave gitar tonları ve çok daha fazla kişisel etki katarak geçiyoruz. Bir de görünüşe göre şarkılarımızı pop şarkılarının yazılma mantığına benzer şekilde yazıyormuşuz; belki bu da bizi doom'un sınırlarının biraz dışına taşıyordur.

"World Killer"da Rachel Westerveld konuk vokal olarak yer alıyor. Onun sesi ve duygusal anlatımı şarkının karakterine neler kattı? Bu iş birliği en başından beri aklınızda olan bir fikir miydi?

Kesinlikle öyleydi! Rachel ile birkaç yıl önce tanıştım ve klasik müzik alanında harika işler yaptığını biliyordum. Ayrıca birlikte vakit geçirmekten keyif aldığınız, son derece mütevazı ve samimi biri. Ama onunki gibi bir sesi kullanma fikri en başından beri vardı. Şarkıya bir duygusal katman daha ve aynı zamanda sürpriz bir unsur eklemek istemiştik.

Kapak çalışması, daha önce Amenra gibi isimlerle de çalışmış olan Arjen Kunnen tarafından hazırlandı. OLTAS için görsel boyut ne kadar önemli ve müzik, kapak tasarımı ile atmosfer arasında bir bağ kurmaya ne kadar önem veriyorsunuz?

Çalışmalarından bazılarına rastlamıştım ve bir arkadaşım da bana adını söylemişti. Sonra tanıştık ve daha ilk anda çok iyi anlaştık. Şu anda yaptığımız işi gerçekten seviyor ve ben ona bir fikir sunduğum anda ne yaratması gerektiğini hemen kavrıyor. Bu bağ bizim için çok önemli. Umarız hazırladığı kapak çalışması, şu an tüm bunları nasıl yarattığımızı ve nasıl deneyimlediğimizi yansıtıyordur.

Inline image

Müziğinizin hem duygusal bir bağ kurmasını hem de bir topluluk hissi yaratmasını istediğinizi söylüyorsunuz. Günümüz metal sahnesinde "topluluk" fikri OLTAS için ne ifade ediyor?

Bir grup olarak topluluk kavramına odaklanmak bizim için çok önemli. Dünyanın birçok yerinde eksikliğini hissettiği bir şey bu! Konserlerden önce ve sonra insanlarla iletişim kurmayı çok seviyoruz. Bizi kuliste kendi hâlinde otururken ya da konser biter bitmez ayrılırken asla göremezsiniz. Ayrıca diğer gruplarla, konser mekânlarıyla ve bu dünyanın içindeki herkesle sürekli iletişim hâlinde olmak da bize göre tüm bu çabayı anlamlı kılan şeylerden biri.

Özellikle Doom ve Extreme Metal'de atmosfer çoğu zaman saf teknik beceriden daha ağır basıyor. Bir OLTAS şarkısının "İşte bu parça tamamlandı." diyebilmeniz için hangi özelliklere sahip olması gerekiyor?

Güzel soru! Aslında bunu sen de söyledin. Elbette beste yaparken zaman zaman birbirimizi zorlayarak müzisyen olarak gelişmeye çalışıyoruz. Ama atmosfer ve onun bize hissettirdikleri bizim için çok daha önemli. Bazen bir ya da iki nota ya da akor gerçekten her şeyi değiştirebiliyor! Grubun içinde bununla ilgili küçük bir esprimiz var; Peter'ın (vokal) tüyleri diken diken olur ya da yüzünde kocaman bir gülümseme belirirse, doğru yolda olduğumuzu anlıyoruz! Bir de kafasına bakıyoruz; gözleri kapalı şekilde headbang yapmaya başlıyorsa tamamdır!

İlk uzunçalar albüme giden yol birçok grup için belirleyici bir dönüm noktasıdır. İlk büyük sanatsal ifadeniz olacak bu albümle ilgili hangi beklentileri, zorlukları ya da belki de kaygıları taşıyorsunuz?

Açıkçası biz hâlâ 2021'de çıkan ilk EP'miz "Illusion Of Control" ile büyük gurur duyuyoruz. Neredeyse bir uzunçalar albüm gibi hissettirmişti. Ama son birkaç yılda çok güzel bir gelişim gösterdiğimizi düşünüyoruz. Yaklaşan bu albümün asıl amacı ise bize en çok sevdiğimiz şeyi daha fazla yapma fırsatı vermesi: Hollanda'da ve Avrupa'nın dört bir yanında konserler ve festivallerde sahne almak, insanlarla tanışmak ve dünyanın dört bir yanından harika gruplarla birlikte çalmak.

OLTAS'ta yaratım süreci nasıl işliyor? Şarkılar genellikle bireysel fikirlerle başlayıp birlikte mi şekilleniyor, yoksa önce daha geniş bir konsept oluşturup müziği onun üzerine mi inşa ediyorsunuz?

Genellikle bir jam ya da bireysel bir fikirle başlıyoruz. Bazen Feike'ın (gitar) hazırladığı kaba bir demo oluyor ve oradan ilerliyoruz. Süreç oldukça değişken.

Argonauta Records ile yaptığınız anlaşma OLTAS için yeni bir dönemin başlangıcını temsil ediyor. Bu iş birliği grup için ne ifade ediyor ve size daha önce sahip olmadığınız hangi fırsatları sunuyor?

Sanırım bir grup olarak bir noktadan sonra daha ileri gitmek istiyorsanız bunu mümkün kılabilecek insanlarla çalışmanız gerekiyor. Argonauta Records'tan Gero, plak şirketiyle kendine güçlü ve tanınan bir isim oluşturdu. Çok geniş bağlantıları var ve sektörün nasıl işlediğini biliyor. Bu da daha fazla insanın bizi keşfedebilmesini ve müziğimizle tanışabilmesini sağlıyor.

Hollanda metal sahnesi ekstrem ve atmosferik müzik konusunda güçlü bir geleneğe sahip. Friesland kökenli olmanız grup kimliğinizi ve müziğinize yaklaşımınızı nasıl etkiliyor?

Friesland'ın geniş gökyüzüne sahip manzaraları ve çevresindeki doğa bizi içten içe etkiliyor. Sanırım bir şekilde aynı hissi müziğimize de aktarabiliyoruz.

Birçok Extreme Metal grubu canlı performansları yalnızca şarkılarının sahnede yeniden çalınması olarak değil, yoğun bir deneyim olarak görüyor. OLTAS için canlı performans boyutu ne kadar önemli ve yarattığınız atmosferi sahneye nasıl taşımayı hedefliyorsunuz?

Canlı performans işin özü; biz ömrünü prova odasında geçirecek bir grup değiliz. Müziğimizin atmosferik yönünü sahneye, her şeyimizi ortaya koyarak ve kendimizi tamamen vererek taşıyoruz. Ayrıca konser öncesinde birlikte olmaya ve bunun gerçek bir takım işi olmasına da büyük önem veriyoruz.

Inline image

2027'ye ve ilk albümünüzün yayımlanmasına baktığınızda, dinleyicilerin albümü ilk kez dinledikten sonra yanlarında götürmesini en çok istediğiniz duygu, düşünce ya da deneyim nedir?

Umarız insanlar dinlerken kendilerini tamamen müziğin içine çekilmiş hissederler. Müziğin, yalnızca bir şarkılar topluluğu değil, başlı başına bir deneyim olmasını istiyoruz.

Röportajımızı tamamlamadan önce zaman ayırdığınız ve düşüncelerinizi bizimle paylaştığınız için tekrar teşekkür etmek isteriz. Şimdiye kadar OLTAS'ı destekleyen hayranlarınıza ve "World Killer" ile birlikte yaklaşan ilk albüm sayesinde sizi ilk kez keşfedecek dinleyicilere neler söylemek istersiniz?

Yıllardır bizimle kalan insanlara teşekkür etmeye yetecek kadar kelime yok. Onlar bizim için o kadar önemli ki, umarız bunu onlar da hissediyordur. Bu yolculuğa yeni katılan herkese ise hoş geldiniz demek istiyoruz. Umarız müziğimizden ve konserlerimizden keyif alırsınız. Gelin tanışalım!

Yollarımız bir yerde mutlaka kesişecektir. Görüşmek üzere, sevgiler!

Peter Kempenaar (vokal)

Herman Wagenaar (gitar)

Feike Wiegersma (gitar)

Remmie Grijpstra (bas gitar, ek vokaller)

(Şu anda yeni bir davulcu aradığımız için davulcu belirtilmedi!)

https://www.instagram.com/oltasband
https://linktr.ee/oltas
https://www.facebook.com/OltasBand

https://oltas.bandcamp.com/