ALBUM REVIEW
ARCKANUM – Beswærilsin
Ham riffler, melodiler ve ritüelistik atmosfer.

İsveç Black Metal sahnesinin köklü isimlerinden ARCKANUM'un onuncu stüdyo albümünü incelemye baslmadan önce unutulmaması gerkeen bir ayrıntı mukakk ki Shamaatae'nin okült düşüncesiyle müzik arasındaki ilişkisi. 1992'den bu yana tek kişilik bir proje olarak varlığını sürdüren ARCKANUM, uzun süreli sessizliğin ardından bu on bir parçalık çalışmayla yeniden dinleyici karşısına çıkıyor. Shamaatae ısrarla üretmeye devam ediyor. Eski İsveççe (fornsvenska) yazılmış sözler, İskandinav mitolojisinden beslenen anlatılar ve Thursian düşünce etrafında şekillenen estetik yaklaşım, albümün sanatsal çerçevesini oluşturuyor. Bu unsurlar müziğin içinde , bestelerin karakterinde, ritmik akışında ve atmosferinde vücut buluyor.
"Beswærilsin"i dinlerken ilk dikkat çeken unsurlardan biri, ARCKANUM'ın ham black metal geleneğini melodik anlatımla bir araya getirme biçimi. Gitarlar çoğu zaman tremolo yürüyüşleri ve tekrarlanan riffler üzerinden ilerlese de bu yapı tekdüze bir ses örgüsüne dönüşmüyor. Rifflerin farklı hızlarda yeniden ortaya çıkması, melodik karşılıklar ve parçalar arasına yerleştirilen atmosferik bölümler, müziğin kendi içinde değişen bir hareket alanı yaratıyor. Prodüksiyonun cilasız karakteri de gitarların keskinliğini korurken bestelerin daha ilkel tarafını destekliyor. Burada teknik gösterişten çok, rifflerin ritimle kurduğu ilişki ve tekrarların dinleyicide oluşturduğu etki önem kazanıyor.

Açılıştaki 'Mz Fianda Raþi', bu yaklaşımı hızlı ve hareketli bir başlangıçla ortaya koyuyor. Tempolu gitar yürüyüşleri ve blast beat'lerle gelişen parça, ilerleyen bölümde ritmik hareketliliğini daha törensel bir havaya bırakıyor. Vokal kullanımının değişmesi ve enstrümantal alanın genişlemesi, parçanın yalnızca hız üzerine kurulmadığını gösteriyor. 'Utgarþzeþer' ise yükselen riffleri, güçlü davul geçişleri ve melodik vurgularıyla albümün daha görkemli tarafını temsil ediyor. Araya giren folk karakterli dokular, akustik gitarlar ve mandolin gibi enstrümanların kullanımı, black metalin geleneksel karanlık atmosferini farklı bir renkle buluşturuyor. Bu bölümler müziğin sertliğini azaltmak yerine, İskandinav anlatılarının eski ve törensel havasını güçlendiriyor.
Shamaatae'nin bestecilik yaklaşımında ritmik çeşitlilik de önemli bir yer tutuyor. Hızlı bölümler albümün saldırgan tarafını taşırken orta tempolu geçişler, ağır yürüyüşler ve daha yavaş ilerleyen riffler müziğe farklı bir ağırlık kazandırıyor. 'Wilianz Kniwer', thrash metalin daha doğrudan ve hareketli karakterini hatırlatan girişiyle bu çeşitliliğin iyi örneklerinden biri. Parçadaki belirgin bas gitar çizgileri, gitarların önüne geçmeden ritmik zemini destekliyor ve müziğe daha somut bir gövde kazandırıyor. Bu tercih, ARCKANUM'ın atmosfer yaratırken enstrümanların fiziksel etkisini de ihmal etmediğini gösteriyor.
'Rymz Rand' ve 'Eldstenz Frø' gibi parçalar, daha ağır ve sert rifflerin albümün karanlık yönünü nasıl belirginleştirdiğini ortaya koyuyor. Özellikle 'Eldstenz Frø'da davul vuruşlarıyla keskinleşen gitarlar, yüksek tempolu bölümlerin ardından gelen yavaşlamalar sayesinde daha etkili bir hâl alıyor. Bu değişimler, albümün dinamiklerini yalnızca hızlanıp yavaşlama üzerinden kurmuyor; müziğin yarattığı gerilimin farklı biçimlerde hissedilmesini sağlıyor. Bas gitarın zaman zaman daha belirgin duyulması da yoğun gitar dokusunun altında ritmik hareketliliğin kaybolmasını önlüyor.
Albümün melodik yönü, en iyi örneklerinden birini 'Skæpna Ær Krigh'ta buluyor. Parçanın ilerleyen bölümlerinde belirginleşen uzun tremolo melodileri, black metalin karanlık armonilerini daha destansı bir anlatımla birleştiriyor. Gitarların birbirini tamamlayan hareketleri, melodiyi yalnızca hızlı çalınan notaların toplamı olmaktan çıkarıp parçanın duygusal yönünü belirleyen bir unsura dönüştürüyor. Bu bölümdeki gitar-bas etkileşimi de dikkat çekici; enstrümanlar aynı ritmik zemini paylaşırken müziğe farklı bir derinlik kazandırıyor. ARCKANUM'ın geleneksel black metal dilinden aldığı malzemeyi etkili biçimde kullandığı yerlerden biri tam olarak burası.
Vokal performansı da albümün karakterini belirleyen başlıca unsurlardan. Shamaatae'nin hırıltılı, sert ve yer yer anlatıcı bir tavra yaklaşan vokali, melodik gitarlarla belirgin bir karşıtlık kuruyor. Bazı bölümlerde vokalin enstrümanların önüne çıkması, sözlerin törensel niteliğini güçlendiriyor. Bu yaklaşım, özellikle eski İsveççe sözlerin ve mitolojik göndermelerin ağırlık kazandığı parçalarda anlamlı bir işleve sahip. Vokal burada yalnızca agresifliği artıran bir unsur değil; müziğin anlatısal yönünü taşıyan, kimi zaman da bir çağrı veya yakarış hissi uyandıran ayrı bir katman.
Daha ağır tempolarla ilerleyen 'Anskoti', bu kez rifflerin karanlık ve görkemli karakterine alan açıyor. Yavaş, düzenli davul vuruşları ile tekrarlanan gitar motifleri, parçanın ilerleyişine kasıtlı bir ağırlık kazandırıyor. 'Trulmoþir' ise daha atmosferik yaklaşımı ve törensel ritimleriyle albümün farklı bir yüzünü gösteriyor. Bu parçalarda ARCKANUM'ın müziği yalnızca agresif bir black metal ifadesi olmaktan çıkarak mitolojik anlatının sesle kurulduğu bir alana dönüşüyor. İskandinav mitolojisindeki Thursar, Ginnungagap ve Ragnarök gibi kavramlarla ilişkilendirilen sözler, albümün dünyasını genişletirken müzikal yapı da bu anlatıların gizemli ve ilkel karakterini destekliyor.
Bu bağlamda "Beswærilsin"in okült yönü, müziğin üzerine eklenmiş bağımsız bir konsept gibi durmuyor. Shamaatae'nin sanatsal yaklaşımında sözler, ses ve görsel estetik aynı düşünsel çerçevenin parçaları olarak ele alınıyor. Eski İsveççe kullanımı ve geleneksel İskandinav şiirinden beslenen anlatım, albümün tür içindeki konumunu da belirginleştiriyor. ARCKANUM, modern black metalin temiz ve ayrıntılı prodüksiyon anlayışından uzak dururken melodik anlatımı da terk etmiyor. Bu sayede hamlık, yalnızca geçmişe dönük bir tercih olarak kalmıyor; müziğin ritüelistik ve arkaik karakterini destekleyen estetik bir araca dönüşüyor.
Albümün uzun süresi boyunca farklı tempolara, atmosferik aralara ve tekrarlanan riff yapılarına yer vermesi, parçaların kendi karakterlerini ortaya koymasına imkân tanıyor. 'Wiþirskapit'teki belirgin gitar soloları ve sert riffler, melodik yaratıcılığın daha doğrudan bir ifadeye dönüştüğü anlardan biri. Bu tür bölümler, albümün tek bir atmosfer içinde sıkışmadığını; gerektiğinde geleneksel black metalin daha keskin ve hareketli yönlerine de başvurduğunu gösteriyor. Arka planda duyulan doğa sesleri ve alışılmadık enstrümantal dokular ise müziğin dünyasını genişletiyor. Bunların işlevi, her an yeni bir unsur sunmaktan çok, parçaların arasındaki geçişlere ve atmosferik duraklamalara anlam kazandırmak.
"Beswærilsin", yenilik arayışını türün temel dilini terk etmekte bulmayan bir çalışma. Tremolo riffler, sert vokaller, blast beat'ler ve orta tempolu bölümler black metalin tanıdık unsurları olsa da bunların İskandinav mitolojisiyle iç içe geçen melodik ve ritüelistik anlatımı albüme kendine özgü bir kimlik kazandırıyor. Zaman zaman uzun enstrümantal bölümlere ve tekrarlara yaslanan bestecilik anlayışı, dinleyiciden sabır istiyor; karşılığında ise müziğin atmosferine nüfuz etmek için yeterli alan bırakıyor. Shamaatae'nin tek kişilik üretim biçimi burada hem albümün bütünlüğünü sağlayan hem de sanatsal tercihlerin tümünü aynı vizyon etrafında birleştiren bir unsur.
"Beswærilsin", ARCKANUM'un köklü black metal anlayışını melodik zenginlik, törensel atmosfer ve mitolojik anlatımla bir araya getiren başarılı bir dönüş. Albümün asıl değeri, bünyesindeki cevheri karanlık bir estetkli rifflerin yapısına, ritmik değişimlere ve vokalin anlatıcı karakterine yerleştirebilmesinde yatıyor. Türün alışıldık araçlarını kullansa da bunları belirli bir düşünsel çerçeve içinde tutarlı biçimde birleştiriyor. Ham black metalin ilkel enerjisini melodik ve görkemli bir anlatımla birlikte arayan dinleyiciler için "Beswærilsin", ARCKANUM diskografisinde dikkate değer bir çalışma.


