ALBUM REVIEW
FILTH - Death Exhibition
Eski okul death metal karanlıkta ağırlaşıyor, derinleşiyor.

İsveçli üçlü FILTH, geçen yıl yayımladığı "Time to Rot"un ardından fazla beklemeden ikinci uzunçaları "Death Exhibition" ile geri dönüyor. Grubun kadrosundaki Per (vokal, davul), Sebastian (gitar, bas) ve Ismael (gitar), yine eski usul death metalin çürümüş dokularına yaslanıyor; fakat bu kez albümün dünyası yalnızca hız ve vahşet üzerinden kurulmamış. FILTH'in asıl dikkat çekici tarafı, türün en ilkel reflekslerini daha ağır, daha atmosferik ve yer yer tuhaf bir yapı anlayışıyla yan yana getirebilmesi.
"Death Exhibition"ın açılışındaki 'Intro', albümün doğrudan saldırıya geçmek yerine önce kendi mekânını yaratacağını haber veriyor. Kaynayan gürültüler ve sinematik karakterli atmosfer, 'Split Casket'a geçildiğinde yerini sürünen gitarlar, derin growllar ve ağırlaşan ritimlere bırakıyor. Buradaki death metal, yüksek tempodan çok fiziksel ağırlık üzerinden çalışıyor. Gitarların birbirine yaslanarak oluşturduğu yoğunluk, davulun sürekli hareket hâlindeki yapısıyla birleşiyor; ancak parça henüz albümün bütün potansiyelini açığa çıkarmıyor. Asıl ivme 'Buried Alive'da geliyor. Daha yüksek tempo burada istisnai biçimde öne çıkarken FILTH'in riffleri yalnızca hızlanmıyor, aynı zamanda daha keskin bir saldırganlık kazanıyor.
Albümün genelinde bu tempo anlayışı belirleyici. FILTH, sürekli blast beat peşinde koşmak yerine mid-tempo ve uptempo bölgelerde ağır bir basınç yaratmayı tercih ediyor. Davulların zaman zaman tempoyu iki katına çıkarması, temel ritmik karakteri değiştirmekten çok onun üzerine ani bir gerilim bindiriyor. Per'in vokalleri de aynı anlayışın parçası. Son derece derin ve hacimli growllar sık kullanılmıyor; vokal cümleleri uzatılarak, boşlukların da müziğin ağırlığına katkıda bulunmasına izin veriliyor. Bu nedenle vokalin azlığı bir eksiklik hissi yaratmıyor. Aksine, 'Mental Butchery' gibi parçalarda growlların daha yoğun kullanıldığı bölümler, çevresindeki enstrümantal alan sayesinde daha etkili hâle geliyor.

Gitarların rolü ise albümün en güçlü ve en tartışmalı tarafını aynı anda ortaya çıkarıyor. "Death Exhibition", erken dönem death metalin doğrudan, kaba kuvvetli riff anlayışını korurken bunu daha doom karakterli bölümlerle genişletiyor. 'Split Casket' ve 'Buried Alive'daki sürükleyici riffler ile '...Exhumed...' gibi parçalardaki daha ağır ve çamurlu yapı arasında belirgin bir süreklilik var. Burada amaç türün hızını mümkün olduğunca artırmak değil; riffin fiziksel ağırlığını uzatmak. Gitarların zaman zaman melodik çizgilere açılması da bu nedenle süs olmaktan çok atmosfer yaratma işlevi görüyor.
Bu yaklaşımın en başarılı örnekleri iki enstrümantal parçada ortaya çıkıyor. '...Inhumed...', albümün ortasında alışılmış death metal şarkı yapısının dışına çıkarak flanger etkili bas gitarın ve karanlık gitar dokularının üzerine kuruluyor. Burada bas yalnızca ritmik destek sağlayan bir unsur değil; parçanın atmosferini doğrudan biçimlendiren bir ses olarak öne çıkıyor. Ardından gelen '...Exhumed...' bu fikri daha doom karakterli bir riff yapısıyla sürdürüyor. İki parça arasındaki ilişki, albümün en iyi düşünülmüş kompozisyonlarından birini oluşturuyor: biri derinliğe inişi temsil ederken diğeri aynı karanlık alanın içinden ağır ağır çıkmaya çalışıyor. FILTH'in deneysel tarafı tam da burada anlam kazanıyor; alışılmadık unsurlar, türden uzaklaşmak için değil, death metalin fiziksel hissini genişletmek için kullanılıyor.
Bununla birlikte albümdeki her yavaşlama aynı derecede işlevsel değil. Özellikle gitarların daha doom ağırlıklı hâle geldiği bazı bölümlerde fikir, yeterince yönlendirilmeden uzatılmış hissi verebiliyor. "Death Exhibition"ın daha düzenli ve kontrollü yapısı ilk albümdeki daha dağınık enerjiyi bir ölçüde törpülerken, bunun karşılığında bazı pasajların öngörülebilirliği artıyor. Bu durum özellikle daha groove odaklı bölümlerde hissediliyor. 'Sadistic Ways' gibi bir parçada gitarların daha fazla saldırganlık ve darbe üretmesi mümkünken, mevcut gitar tonu bu rifflerin potansiyelindeki fiziksel gücü her zaman tam olarak karşılamıyor.
Burada prodüksiyon önemli bir ayrım yaratıyor. Albümün analog karakter taşıyan, kirli ve nemli hissiyatı müziğin estetiğiyle son derece uyumlu. Sesler sterilize edilmemiş; gitarların pürüzleri, basın gövdeli varlığı ve davulların belirgin vuruşları eski okul death metalin organik karakterini koruyor. Ancak ilk albümde daha fazla yumruk hissi verdiği düşünülebilecek gitar tonunun bu kez biraz daha kontrollü kalması, özellikle groove temelli rifflerde dezavantaja dönüşüyor. İlginç olan, bu prodüksiyon tercihi albümün atmosferik tarafını güçlendirirken saldırgan tarafını zaman zaman geriye çekiyor.
FILTH'in tür içerisindeki referans noktaları da bu tabloyu anlamayı kolaylaştırıyor. GRAVE'in erken dönemindeki tank gibi ilerleyen ağırlığı, IMMOLATION'ın ilk dönemlerindeki açılı ve huzursuz riff mantığı, AUTOPSY'nin çamurlu karanlığı, INCANTATION'ın ezici atmosferi ve DEMILICH ile ABHORRENCE çevresinde şekillenen eski Fin death metal anlayışı albümün genetik haritasında hissediliyor. Fakat "Death Exhibition" bunları yalnızca geçmişten alınmış parçalar hâlinde sunmuyor. Özellikle enstrümantal bölümlerdeki tuhaflık ve doom'a verilen alan, FILTH'in bu mirası kendi ses alanına yerleştirmesini sağlıyor. Dolayısıyla albümün eski okul oluşu nostaljik bir kostümden çok bestecilik zemini olarak işliyor.
Albüm kapağının da bu müzikal yaklaşımı destekleyen daha doğrudan bir death metal estetiğine yönelmesi tesadüfi görünmüyor. Yine de görsel tarafın asıl karşılığını müzikte bulduğu nokta, çürümüşlük temasının yalnızca saldırgan rifflerle değil, boşluklarla, yavaşlamalarla ve ses dokularıyla kurulması. FILTH burada daha fazla şey yapmaya çalıştığında değil, türün temel malzemesini farklı yoğunluklarda kullanmaya başladığında ilginçleşiyor.
Kapanıştaki 'Rotted Life' bu nedenle albümün iyi bir özeti niteliğinde. Parça neredeyse hiç acele etmiyor; buna rağmen gitarların yüzeyin altını kazıyan hareketi, derin vokaller ve giderek ağırlaşan yapı belirgin bir gerilim oluşturuyor. FILTH'in müziğinin yalnızca hızla ölçülemeyeceğini gösteren parçalardan biri bu. Yaklaşık yarım saati aşan, intro dahil on parçalık yapı da bu yaklaşımın lehine çalışıyor: albüm gereksiz yere uzamıyor ve enstrümantal bölümler ana gövdenin dışına atılmış deneyler gibi durmak yerine genel atmosferin içine yerleşiyor.
"Death Exhibition", "Time to Rot" ile kurulan eski okul death metal omurgasını terk etmiyor; onu daha ağır, daha kontrollü ve daha atmosferik bir alana doğru genişletiyor. Bu genişleme her yerde eşit derecede başarılı değil: bazı doom karakterli pasajlar daha güçlü bir gitar tonuna ve daha belirgin bir kompozisyonel yönlendirmeye ihtiyaç duyuyor. Buna rağmen FILTH'in ikinci albümü, türün geçmişine yalnızca hayranlık duyan bir kayıt olmaktan çıkıp o geçmişin bazı temel unsurlarını — riff ağırlığı, kirli ton, derin vokal ve fiziksel yoğunluk — farklı oranlarda yeniden düzenleyebildiği ölçüde anlam kazanıyor. "Death Exhibition"ın en ikna edici tarafı da tam burada yatıyor: eski okul death metalin çürümüş malzemesini korurken, onun içinde biraz daha fazla karanlık alan açması.

filthdeath.bandcamp.com
mesacounojo.com
mesacounojo.bandcamp.com
rottedlife.com
rottedlife.bandcamp.com

