Inline image

Brüksel merkezli HERZOG'un 2023 tarihli ilk albümü "Furnace", disonansın ve boğucu atmosferin ön planda olduğu tavizsiz bir Black Metal anlayışını ortaya koymuştu. İkinci albüm "Mugwort" ise grubun diskografisindeki son çalışma olmasının yanı sıra, projenin kurucusu Asgeir Amort'un tamamlamak için büyük bir mücadele verdiği son sanatsal üretim olarak ayrı bir yerde duruyor. Amort'un 2025 yılında agresif bir böbrek kanseri nedeniyle hayatını kaybetmesinin ardından, albümün kalan vokal bölümlerini eşi Isa Myling üstlenmiş. Böylece altı parçalık çalışma, iki farklı sesin birbirine devrettiği kişisel bir anlatıya dönüşmüş.

Müzikal açıdan "Mugwort", ilk albümde belirginleşen sert ve zaman zaman atonal Black Metal karakterini sürdürüyor. Fakat bestelerin hareket alanında daha yüksek bir tempo ve daha huzursuz bir ritmik yaklaşım hissediliyor. Özellikle blast beat üzerine kurulan bölümlerde gitarların tremolo karakterli yürüyüşleri, keskin ve disonant melodilerle birleşerek dinleyicinin alışık olduğu melodik referansları bilinçli biçimde belirsizleştiriyor. Gitarlar yalnızca agresifliği besleyen riffler üretmiyor; melodik çizgiler de parçaların yarattığı gerilimin önemli bir parçası hâline geliyor. Bu nedenle müziğin sertliği ile zaman zaman belirginleşen melankolik karakteri birbirini dışlamıyor.

Inline image

'Region of the Nest', yüksek tempolu davul kullanımıyla başlayan ve ilerleyen bölümlerinde ritmik yönünü değiştiren yapısıyla bu yaklaşımı iyi temsil ediyor. Kesintisiz blast beat'lerin yerini alan daha ağır orta tempo bölümleri, parçanın atmosferini farklı bir noktaya taşıyor. HERZOG'un burada dikkat çekici olan tercihi, hız değişimlerini yalnızca dinamik bir karşıtlık yaratmak için kullanmaması. Gitarların huzursuz melodik hareketleri ve vokallerin yoğunluğu, tempo düştüğünde de gerilimin korunmasını sağlıyor. 'Dawn of the Prosper' ise rifflerin ve karanlık melodik soloların daha fazla belirleyicilik kazandığı bir kompozisyon. Asgeir Amort'un sert ve kontrolsüz duyulan çığlıkları, enstrümanların yarattığı yoğunluğun içinde kaybolmak yerine sözlerin duygusal ağırlığını taşıyor.

Yedi dakikayı aşan 'Trauma', Amort'un kendi sesiyle tamamladığı son parça olması bakımından anlatının önemli bir dönüm noktası. Burada uzun kompozisyon yapısı, grubun agresif Black Metal yaklaşımını daha geniş bir müzikal çerçevede ele almasına imkân tanıyor. Şarkının yoğunluğu yalnızca hızlı bölümlere dayanmıyor; melodik ve daha ağır pasajlar da kompozisyonun dramatik karakterini besliyor. Amort'un vokal performansı, bu bölümde sözlerin müzikle kurduğu ilişkiyi daha belirgin hâle getiriyor.

Albümün ikinci yarısında ise Isa Myling'in devraldığı vokal anlatımıyla farklı bir boyut açılıyor. 'Chaosphonia', HERZOG'un sert ve kaotik müzikal kimliğini korurken Myling'in sesini bu yapının ayrılmaz bir parçasına dönüştürüyor. Buradaki değişim, yalnızca vokal renginin farklılaşmasıyla sınırlı değil. Amort'un artık fiziksel olarak tamamlayamadığı anlatının başka bir ses tarafından sürdürülmesi, albümün kompozisyon bütünlüğüne doğrudan yansıyor. Myling'in katkısı geleneksel anlamda bir konuk vokal performansı olarak değerlendirilemez; ikinci bölümün sanatsal kimliğini belirleyen temel unsurlardan biri.

'Saudade' ve kapanış parçası 'Post-Truth' ile ilerleyen bu bölümde, vokallerin miks içerisindeki daha belirgin konumu da dikkat çekiyor. İlk yarının ham ve yoğun ses karakterine kıyasla ikinci bölümde vokallerin daha fazla öne çıktığı hissediliyor. Bu farklılık, albümün iki bölümünü birbirinden ayırırken müzikal devamlılığı bozmuyor. Özellikle 'Saudade' isminin taşıdığı derin özlem ve yokluk anlamı, çalışmanın kişisel arka planıyla anlamlı bir ilişki kuruyor. Burada melankoli, müziğin agresif karakterini yumuşatan bir unsur değil; disonant gitarların ve sert ritimlerin arasından kendine yer açan ayrı bir duygusal katman.

Prodüksiyonun ham ve zaman zaman bulanıklaşan karakteri de HERZOG'un müzikal tercihleriyle uyumlu. Enstrümanların yoğun biçimde birbirine karıştığı bölümlerde bile gitarların rahatsız edici melodik çizgileri ve ritmik hareketlerin ana hatları takip edilebiliyor. Vokallerin ilk bölümde enstrümanlarla benzer bir yoğunlukta konumlandırılması, müziğin bütünlüklü ve sert duyulmasına katkıda bulunuyor. İkinci yarıdaki daha belirgin vokal sunumu ise iki bölüm arasındaki anlatısal ayrımı destekliyor. Prodüksiyonun cilalı ve erişilebilir bir ses arayışında olmaması, özellikle disonansın ve düzensiz ritmik hareketlerin önemli olduğu bu müzikte yerinde bir tercih.

Bununla birlikte, "Mugwort"un değerini yalnızca Asgeir Amort'un hastalığı ve albümü tamamlamak için verdiği mücadele üzerinden değerlendirmek doğru olmaz. Böyle bir arka plan, dinleme deneyimini kaçınılmaz biçimde etkiliyor; fakat kişisel trajedi tek başına müzikal başarı anlamına gelmiyor. HERZOG'un burada ortaya koyduğu besteler, söz konusu koşullardan bağımsız olarak da kendi sanatsal ağırlığını taşıyor. Özellikle Isa Myling'in ikinci bölümde üstlendiği anlatım, albümün duygusal çerçevesini genişletirken müziğin sertliğinden ödün vermiyor. Ölüm, kayıp ve kabulleniş gibi temaların işlendiği bir çalışmanın umutsuzluğa teslim olmaması da bu bütünlüğün önemli bir parçası.

Günümüz Black Metal sahnesinde disonans, ham prodüksiyon ve atmosferik gerilim farklı biçimlerde sıklıkla karşımıza çıkıyor. HERZOG'un bu gelenek içerisindeki yaklaşımı bütünüyle yeni bir müzikal dil ortaya koymaktan ziyade, söz konusu unsurları kişisel bir anlatının hizmetinde birleştirmek üzerine kurulu. "Mugwort"un başarısı da tam olarak burada yatıyor. Albüm, dinleyiciden kolay bir melodik karşılık beklemiyor; parçaların huzursuz yapısına, keskin gitarlarına ve vokallerin tavizsiz karakterine uyum sağlamasını istiyor. Buna karşılık, bütün bu sertliğin altında yaşamla kurulan bağın ve sevginin izlerini de koruyor.

HERZOG'un son albümü, bir müzisyenin geride bıraktığı son kayıt olmanın ötesinde, sanatsal üretimin koşullar ne kadar ağırlaşırsa ağırlaşsın sürdürülebileceğini gösteren güçlü bir çalışma. Asgeir Amort'un kendi sesiyle başlattığı anlatının Isa Myling tarafından devam ettirilmesi, "Mugwort"u sıradan bir veda albümünden ayırıyor. Bu hikâyenin duygusal ağırlığı tartışılmaz; fakat geride kalan müziğin kendi başına ayakta durabilmesi çok daha önemli. "Mugwort", HERZOG'un kısa diskografisini tamamlayan son bölüm olarak hatırlanmanın ötesinde, grubun Black Metal anlayışını ve iki insan arasındaki yaratıcı bağı aynı eserde buluşturan kalıcı bir kayıt niteliği taşıyor.

Inline image

facebook.com/p/Herzog-61558581568781
amor-fati-productions.de
amorfatiproductions.bandcamp.com
facebook.com/amorfatiprod