Inline image

Norveç black metal sahnesinin ikinci dalgasından bugüne uzanan 35 yıllık geçmişinde sürekli biçim değiştiren ENSLAVED, on yedinci stüdyo albümü "Mið" ile diskografisindeki farklı dönemleri aynı müzikal zeminde buluşturuyor. "Heimdal" ve "Utgard" gibi daha geniş kompozisyonlara, karmaşık geçişlere ve deneysel düzenlemelere ağırlık veren çalışmaların ardından gelen albüm, daha doğrudan bir şarkı yazım tutumuna sahip. Parçaların görece kısa tutulması, fikirlerin daha uzun süre kendi karakterini korumasına olanak tanırken grubun progresif black metal kimliğini oluşturan ritmik ve armonik arayışlar da varlığını sürdürüyor. Bu yaklaşımın sonucunda "Mið", önceki çalışmaların yoğunluğundan farkli olarak daha organik, yer yer meditatif ve ritmik açıdan daha belirgin bir karakter kazanıyor.

Albümün enstrümantal açılışı 'Non-Being', akustik gitarların ve soğuk ambient dokuların oluşturduğu sakin atmosferle dinleyiciyi karşılıyor. Ardından gelen 'I Am Ice', Johan Sara Jr.'ın Sami müzik geleneğiyle bağlantılı vokal katkısını, ENSLAVED'in sert riffleri ve ritüelistik düzenlemeleriyle bir araya getiriyor. Grutle Kjellson'ın karakteristik sert ve temiz vokaller arasındaki geçişler, parçanın farklı kültürel unsurlarını basit süsleyici ayrıntılar olmaktan çıkarıyor. Özellikle ritmik vurguların belirginleştiği bölümlerde bu birliktelik, grubun black metal kökleriyle yıllar içerisinde geliştirdiği progresif yaklaşım arasında doğal bir bağlantı kuruyor. Parçanın sonlarına doğru duyulan synth solosu da düzenlemeye farklı bir renk katıyor.

Inline image

'I Am Ice'ın ardından gelen 'Solar Will', albümün daha hareketli ve saldırgan tarafını temsil eden bir parça. Keskin gitar riffleri, hızlı davul geçişleri ve Kjellson'ın sert vokalleri, Iver Sandøy'nin temiz vokalleriyle karşı karşıya getiriliyor. Bu zıtlık özellikle nakarat bölümlerinde etkili. Gitarların melodik açıdan genişlediği anlar, parçanın agresif karakterini yumuşatmak yerine besteye farklı bir dinamizm kazandırıyor. Bununla birlikte ENSLAVED'in burada tercih ettiği daha belirgin ritmik yapı, grubun geçmişteki uzun ve sürekli yön değiştiren bestecilik anlayışına kıyasla daha kolay takip edilebilen bir sonuç ortaya çıkarıyor. 'Tales of Trees' de hızlı riffleri ve senkoplu ritimleriyle bu yaklaşımın devamı niteliğinde. Parçanın sert başlangıcının ardından shoegaze etkili melodik gitar bölümlerine yönelmesi, grubun yıllardır kullandığı sertlik ve melodi karşıtlığını korurken temiz vokallerin de bestedeki yerini güçlendiriyor.

Tam bu noktada bu parça için iki ay önce yayınlanan video hakkında da bir şeyler söylemek gerekiyor. Video materyallerinin dikkat çekmek amacıyla üretilmiş bir kaç saniyelik görseller boyutuna indiği günümüzde özellikle 80'leri ve 90'ları yaşamış gruplarin hala özenle kurgulayarak ürettiği videolar hala cok değerli. Bu bağlamda Enslaved geleceğe miras kalma potansiyeline sahip bir videoyu Solar Will için yayınladı. Kolibri Media imzalı klip, ‘Solar Will’in güneş kültleri, mitolojik çatışmalar ve insan bilincindeki karşıtlıklar etrafında şekillenen anlatısını görsel bir atmosferle destekleyen izlemeye değer bir çalışma. Işık ve gölge arasındaki geçişler, sahne performansıyla iç içe geçen görüntüler ve mistik çağrışımlar, parçanın ritüelistik karakterini güçlendiriyor. Görsel anlatım, müziğin melodik açılımları ve sert riffleri arasındaki gerilimi takip ederken hikâyeyi doğrudan açıklamak yerine izleyiciye yorum alanı bırakıyor. Böylece klip, parçanın kozmik ve kadim referanslarını tamamlayan, ölçülü ama etkili bir görsel eşlikçiye dönüşüyor.

Albümün orta bölümünde müzikal yönelim belirgin biçimde değişiyor. 'Mountain', sakin gitar akorları ve temiz vokallerle açılarak önceki iki parçanın hareketli yapısından uzaklaşıyor. Sandøy'nin vokal performansı, parçanın ilk yarısındaki melankolik atmosferi desteklerken ikinci yarıda devreye giren ağır gitarlar ve kesik ritmik vurgular müziğin ağırlık merkezini değiştiriyor. Özellikle octave efektleriyle derinleşen gitar tonu ve dur-kalk üzerine kurulu ritmik düzenlemeler, besteye alışılmış ENSLAVED progresifliğinin dışında, Meshuggah'ı hatırlatan mekanik bir sertlik kazandırıyor. Bu bölümün doom metal yönelimli ağırlaşması da parçanın karakterini belirleyen unsurlardan biri. Farklı müzikal fikirler arasındaki geçişler başarılı olsa da final bölümünün daha geniş bir gelişim alanına sahip olabileceği hissi oluşuyor.

'Spirit Helper' ise "Mið" içerisindeki en farklı çalışmalardan biri. Blackfeet topluluğunun yaşlılarından Kevin Kicking Woman'ın ruhlara yönelik sabah duasından alınan vokal kaydı, parçanın bütün düzenlemesini şekillendiriyor. Geleneksel ENSLAVED gitarlarının ön plana çıkması yerine elektronik dokuların, tekrarlanan vokal bölümlerinin ve giderek ağırlaşan enstrümantasyonun oluşturduğu bir yapı tercih edilmiş. Başlangıçtaki sakinlik, parçanın ilerleyen dakikalarında daha yoğun gitarlarla birleşerek törensel bir müzikal ifadeye dönüşüyor. Burada önemli olan, farklı bir kültürel geleneğin basit anlamda egzotik bir unsur olarak kullanılmaması. Kicking Woman'ın vokaliyle müziğin gelişimi arasındaki ilişki, parçanın bütünlüğünü sağlayan temel unsur. İlk dinleyişte albümün diğer parçalarından ayrı bir yerde duran bu çalışma, bütün içerisindeki konumu düşünüldüğünde çok daha anlamlı bir hâl alıyor.

Sekiz dakikayı aşan 'Parting', albümün bestecilik açısından en kapsamlı bölümlerinden biri. Piyano, koro benzeri synth katmanları ve akustik gitarlarla kurulan açılış, BATHORY'nin Viking dönemi çalışmalarını hatırlatan epik bir atmosfer taşıyor. Özellikle 'Odens Ride Over Nordland' ve 'Twilight of the Gods' gibi eserlerle kurulabilecek müzikal akrabalık, tarihsel bir referans olmanın ötesinde; melodilerin ilerleyişinde ve parçanın dramatik yapısında da hissediliyor. İlk bölümdeki dinginlik, giderek ağırlaşan gitarlarla yerini daha karanlık bir anlatıma bırakıyor. Kjellson ve Sandøy'in vokal birlikteliği, sert bölümlerle temiz vokaller arasındaki geçişleri güçlendirirken Ice Dale'in geniş kapsamlı gitar solosu besteye ayrı bir boyut kazandırıyor. İkinci yarıda 16'lık kick davul vuruşlarının oluşturduğu hareketlilik, gitarların akor geçişleriyle birleşerek parçanın yoğunluğunu artırıyor. Finalde yeniden açılışın melodik dünyasına dönülmesi ise bu uzun kompozisyonun yapısal bütünlüğünü tamamlıyor. Sözlerdeki Ragnarök, yıkım ve yeniden doğuş temaları da müziğin bu iki farklı karakteri arasında anlamlı bir bağ kuruyor.

'Tales of Trees', albümün daha hareketli tarafına geri dönerken senkoplu gitar ve davul ilişkisiyle ritmik açıdan dikkat çekiyor. Tekrarlanan rifflerin üzerine kurulan melodik bölümler ve temiz vokaller, parçanın akılda kalıcılığını artırıyor. Sözlerde ağaç kökleri, dallar ve geçmiş uygarlıkların geride bıraktığı izler üzerinden kurulan anlatı, albümün doğa ve insanlık arasındaki ilişkiye yönelen tematik çerçevesiyle örtüşüyor. Kapanıştaki 'I Miðju' ise daha belirgin progresif metal düzenlemeleri, tempo değişimleri ve enstrümantal geçişleriyle ENSLAVED'in alışıldık epik tarafına yöneliyor. Bununla birlikte parçanın ritmik yapısı ve daha ağır ilerleyen bölümleri, albümün ortasında bulunan 'Mountain' ve 'Parting' kadar etkileyici bir sonuç yaratmıyor. Müzikal açıdan başarılı olmasına rağmen kapanışın, öncesindeki iki parçanın oluşturduğu beklentiyi tam olarak karşılayamadığı söylenebilir.

Prodüksiyon açısından "Mið", grubun enstrümantal ayrıntılarını belirgin biçimde ortaya çıkaran dengeli bir sese sahip. Jens Bogren'in miks ve mastering çalışmasında özellikle bas gitarın konumu dikkat çekiyor. Grutle Kjellson'ın bas partisyonları alt frekanslarda güçlü bir yer tutarken gitarlar, klavyeler ve davullar kendi karakterlerini kaybetmeden bütün içerisinde konumlanıyor. Iver Sandøy'nin davul geçişleri, Håkon Vinje'nin klavye düzenlemeleri ve üç vokalistin farklı karakterleri arasındaki ayrım rahatlıkla takip edilebiliyor. Bu berraklık, albümün daha sakin ve atmosferik bölümlerinin de sert kısımlarla aynı ölçüde etkili olmasını sağlıyor. Prodüksiyonun bir başka önemli özelliği, müziğin bütün ayrıntılarını belirginleştirirken organik hissini koruması.

Sözlerde ve görsel estetikte karşılık bulan taş anıtlar, taş çemberler, kadim topluluklar ve farklı kültürler arasındaki bağlantılar, "Mið"in tematik bütünlüğünü oluşturuyor. Grubun bu kez daha işbirlikçi bir bestecilik yaklaşımıyla çalışması da albümün müzikal karakteriyle örtüşüğünü belirtmek gerek. Özellikle 'Spirit Helper' ve 'I Am Ice', farklı kültürel geleneklerin ENSLAVED'in müziğine nasıl dâhil edilebileceğini gösterirken 'Parting', yıkım ve yeniden doğuş arasındaki ilişkiyi daha geniş bir kompozisyon üzerinden ele alıyor. Ragnarök göndermeleri ve insanın doğayla ilişkisine yönelik imgeler, albümü yalnızca mitolojik referanslardan beslenen bir çalışma olmaktan çıkarıp daha evrensel bir anlatı alanına taşıyor.

35 yıllık kariyerinin ardından ENSLAVED'in yerleşik progresif black metal anlayışını sürdürmesi şaşırtıcı değil. Asıl dikkate değer olan, bu kadar uzun bir diskografiye rağmen bestecilikte farklı yönelimlere açık kalabilmesi. "Mið", grubun en karmaşık veya en saldırgan çalışmalarından biri değil; daha ölçülü kompozisyonları, ritmik çeşitliliği ve kültürel dokularla kurduğu ilişki üzerinden kendi yerini belirliyor. Bazı bölümlerin daha geniş geliştirme alanına ihtiyaç duyması ve kapanış parçasının albümün güçlü orta bölümünün gerisinde kalması küçük eksiler olarak değerlendirilebilir. Buna karşın 'Spirit Helper' ve 'Parting' gibi çalışmalar, ENSLAVED'in progresif black metal içerisinde neden ayrıcalıklı bir konuma sahip olduğunu yeniden hatırlatıyor. "Mið", 35 yıllık geçmişin üzerinde oluşmuş bir müzikal kimliğin hâlâ yeni bağlantılar kurabileceğini kanıtlayan olgun ve yaratıcı bir çalışma olarak grubun kariyerinde özel bir yer ediniyor.

Inline image

Homepage

Bandcamp

Instagram

YouTube

X/Twitter

Facebook