ALBUM REVIEW
WYRМ CHASM – Wyrm Chasm
Melodik, atmosferik ve saldırgan black metal.

WYRМ CHASM'ın 2015 yılında Dallas'ta temelleri atılan müzikal yolculuğu, grubun kendi adını taşıyan ilk uzunçalarıyla nihayet albüm formatına taşınıyor. Aradan geçen yıllar boyunca bir split EP ile sınırlı kalan diskografi, sekiz parçalık bu çalışmayla daha kapsamlı bir kimlik kazanıyor. Amerikan black metal geleneğinin atmosferik ve melodik tarafına yaslanan grup, EMPEROR ve WOLVES IN THE THRONE ROOM gibi isimlerle anılabilecek bir müzikal zeminde hareket ediyor. Bununla birlikte, İsveç black metalinin melodik sertliğine yaklaşan gitar kullanımı da albümün karakterinde hissediliyor. Ortaya çıkan müzik, ikinci dalga black metalin saldırganlığını daha geniş melodik yapılarla bir araya getirmeye çalışıyor.
Açılışı yapan 'Netjer', grubun bu yaklaşımını anlamak için iyi bir başlangıç noktası. Tremolo gitarların oluşturduğu karanlık melodik hat, blast beat ve kesintisiz çift pedal kullanımıyla desteklenirken Stephen Jeter'ın tiz ve hırçın vokalleri parçanın sertliğini belirliyor. Buddy Griffin'in davul performansı yalnızca yüksek tempoyu korumakla sınırlı değil; ritmik vurgular ve beklenmedik hareketlerle gitarların yarattığı gerilimi farklı yönlere taşıyor. Eric Carrasco ve Dale Childs'ın gitarları ise sürekli yeni bir riff arayışına girmek yerine, melodik motifleri katmanlandırarak parçanın atmosferini genişletiyor. 'Fall of Gaia'da daha belirgin hâle gelen melodik yaklaşım, Harakiri for the Sky gibi grupların melankolik atmosferini hatırlatan bir duygu taşıyor. Sert vokal karakteriyle melodik gitar çizgileri arasındaki karşıtlık, parçanın akılda kalıcılığını artırıyor.

'Throned Entropy' ve 'Duality of Existence', albümün gitar yazımındaki farklı eğilimleri ortaya koyuyor. İlkinde çift pedalın yarattığı yoğun ritmik hareket, İskandinav black metalinin karanlık melodik anlayışına yakın duran gitarlarla birleşiyor. Burada özellikle iki gitarın birbirini tamamlayan katmanlı kullanımı dikkat çekiyor. 'Duality of Existence' ise daha sakin bir melodik girişin giderek yoğunlaşan davullarla bütünleşmesi üzerine kurulmuş. Başlangıçtaki melodinin sertleşen düzenleme içerisinde kaybolmaması, parçanın yapısal açıdan daha başarılı bölümlerinden birini oluşturuyor. Orta kısımdaki yükselip alçalan dinamikler de grubun yalnızca yüksek tempo ve sertlik üzerinden ilerlemek zorunda olmadığını gösteriyor. Virtüöziteye dayalı gösterişli bölümler yerine ritim ve melodinin karşılıklı hareketinden yararlanılması, bestelerin genel karakteriyle uyumlu.
'Majestas', gitarların melodik potansiyelini daha belirgin biçimde kullandığı parçalardan biri. Basit görünen melodik fikirlerin tekrarlar ve yoğunlaşan düzenlemeler aracılığıyla geliştirilmesi, parçanın ilerleyişine doğal bir gerilim kazandırıyor. Jeter'ın vokalindeki duygusal değişimler de burada önem taşıyor. Albüm genelinde kuru, keskin ve yüksek perdeli bir black metal vokali kullanan Jeter, bazı bölümlerde daha derin ve öfkeli bir söyleyişe yöneliyor. 'Eyes of the Eternal'da çift pedalın oluşturduğu ritmik zemin, gitar melodilerinin üzerinde hareket edebileceği farklı bir yapı sunuyor. Enstrümanların bu ilişkisi, parçanın giderek yoğunlaşan finalini destekliyor. 'Spiraling Decay' ise daha doğrudan ve saldırgan bir karakter taşıyor. Hızlı davullar ve karanlık melodik riffler, grubun atmosferik yönünü geri plana atmadan sertliği korumasını sağlıyor.
Albümün prodüksiyonu bu müzikal yaklaşımın değerlendirilmesinde ayrı bir önem taşıyor. Razor Throne Studio'da gerçekleştirilen kayıtların miks ve mastering işlemleri S.A.M. Studios tarafından yapılmış. Sonuç, enstrümanları belirgin biçimde birbirinden ayıran temiz ve ferah bir black metal prodüksiyonundan ziyade, yoğun ve yer yer sıkışık bir ses karakterine sahip. Gitarların pürüzlü tınısı, davulların sert ve doğrudan duyulan vuruşlarıyla birleştiğinde müziğe belirgin bir underground hissi kazandırıyor. Bununla birlikte, kalabalık miks zaman zaman gitarların kendi içindeki melodik ayrıntıları takip etmeyi güçleştiriyor. Özellikle albümün atmosferik pasajlarında daha fazla alan bırakılması, bestelerin farklı katmanlarının daha etkili duyulmasını sağlayabilirdi. Dolayısıyla prodüksiyonun ham karakteri müziğin estetiğine katkıda bulunurken aynı tercih, ses bütünlüğünün zaman zaman bulanıklaşmasına da neden oluyor.
WYRМ CHASM'ın müzikal kimliğindeki temel sorun ise bu melodik ve atmosferik malzemenin yeterince farklı bestecilik yönlerine dönüşememesi. Parçalar arasında tempo ve dinamik değişimleri bulunsa da gitarların kullandığı melodik dil çoğu zaman benzer bir güzergâhta ilerliyor. Tremolo riffler, yoğun davul bölümleri ve ardından gelen daha sakin melodik geçişler albümün genel yapısında sıkça karşılaşılan unsurlar. Bu durum, tek tek değerlendirildiğinde başarılı fikirler barındıran bazı parçaların birbirinden ayrılmasını zorlaştırıyor. Üstelik grup, melodik bölümlerin kendi başlarına gelişmesine izin vermek yerine zaman zaman yeniden hızlanmaya fazlasıyla istekli davranıyor. Oysa bu melodilerin daha uzun süre işlenmesi ve farklı armonik yönlere taşınması, albümün atmosferik tarafını çok daha belirgin hâle getirebilirdi.
Bu açıdan 'Light at the End' önemli bir istisna. Albümün kapanışında yer alan parça, gitarların melodik katmanlarını daha geniş bir zaman diliminde geliştirmesine imkân tanıyor. Vokal kullanımındaki farklılıklar, yer yer duyulan daha derin growl karakteri ve melodik geçişler, grubun diğer parçalarda yeterince değerlendirmediği bazı imkânları görünür kılıyor. Parçanın uzun soluklu yapısı, WYRМ CHASM'ın yalnızca hızlı ve saldırgan black metal üzerinden değil, dinamikleri kontrollü biçimde değiştiren besteler aracılığıyla da etkili olabileceğini gösteriyor. Albümün en başarılı anlarından birinin sona yerleştirilmiş olması, aynı zamanda önceki parçalarda eksik kalan çeşitlilik meselesini de daha görünür kılıyor.
"Wyrm Chasm", Amerikan atmosferik black metalinin melodik yönünü İsveç black metalinin sertliğiyle buluşturan, müzikal açıdan yeterli bir ilk uzunçalar. EMPEROR ve WOLVES IN THE THRONE ROOM gibi isimlerle kurduğu akrabalık anlaşılır olsa da bu etkiler henüz grubun kendine özgü bir bestecilik diline dönüşmüş değil. İyi riffler, başarılı melodik fikirler ve yer yer etkileyici davul performansları, benzer yapıların tekrarlanması nedeniyle beklenen ölçüde kalıcı bir bütünlük oluşturamıyor. Buna rağmen özellikle 'Majestas' ve 'Light at the End', grubun melodik malzemeyi daha cesur biçimde geliştirdiğinde ulaşabileceği seviyeyi gösteriyor. WYRМ CHASM'ın önünde aşması gereken mesele teknik yeterlilikten çok, sahip olduğu müzikal fikirleri daha ayırt edici bestelere dönüştürmek. Bu albüm, söz konusu arayışın tamamlanmış hâlinden ziyade, üzerinde çalışılabilecek sağlam bir başlangıç noktası niteliğinde.


