Inline image

İtalya'nın Sicilya bölgesinden çıkan OBSIDIAN CHURCH, 2024 yılında bir araya gelmiş beş kişilik bir Epic Doom Metal grubu. İlk kayıt aşamasında demo yayımlamadan doğrudan albüm formatına yönelen topluluğun "Stonebound" çalışması, klasik Doom Metal geleneğine duyulan bağlılığın genç bir müzisyen kuşağında nasıl karşılık bulduğunu gösteren dikkat çekici bir ilk albüm. CANDLEMASS'ın erken dönem kayıtları, SOLITUDE AETURNUS, SOLSTICE, TIAMAT, PARADISE LOST ve PENTAGRAM gibi isimlerin müzikal mirası, yeni kuşağın soundun üzerinde esen hafif nostalji esintilerini olmasının ötesine geçerek beste işçiliğinde izlenen yolun temel dayanağı haline geliyor. 

Yaklaşık kırk dakikalık albüm boyunca ağır tempolu riffler, geniş melodik çizgiler ve törensel vokal yorumları birbirini tamamlıyor. Özellikle gitarların tercih ettiği koyu tonlu, hafif puslu ses karakteri, klasik Epic Doom'un görkemli tarafını daha karanlık ve yer yer kasvetli bir atmosferle buluşturuyor. Riffler çoğunlukla geniş aralıklı akorlar, ağır ilerleyen tekrarlar ve akılda kalıcı melodik motifler üzerine kurulmuş. Burada teknik gösterişten ziyade bestelerin ağırlığını korumak ve melodik ifadeyi güçlendirmek amaçlanıyor. Bu yaklaşımın en iyi örneklerinden biri 'The Great Circle of Summoning'. CANDLEMASS'ın 'Demon's Gate' parçasını hatırlatan gitar yürüyüşleri, yalnızca bir etkilenme göstergesi olarak kalmıyor; parçanın karanlık ve görkemli karakterini belirleyen temel unsur hâline geliyor. Referansın bu kadar belirgin olması özgünlük açısından tartışmaya açık olsa da riffin bestecilikteki işlevi ve yarattığı etki, parçayı albümün öne çıkan anlarından birine dönüştürüyor.

Inline image

Gitarların melodik tarafı sololarda da kendisini gösteriyor. Uzun ve gereksiz yere karmaşık pasajlar yerine, bestelerin akışına hizmet eden, ölçülü fakat karakterli solo bölümleri tercih edilmiş. 'Fallen' içerisindeki kısa shred dokunuşu da bu açıdan yerinde bir ayrıntı. İki gitarın birlikte oluşturduğu yapı, albümün genelinde klasik Doom'un ağır armonik yaklaşımını korurken melodik hareketliliğe de alan açıyor. Antonio La Camera'nın davul performansı ise bu kompozisyonların ritmik temelini sağlamlaştırıyor. Ağır ve ölçülü vuruşlar, parçaların genişleyen yapısını desteklerken çift krosun devreye girdiği bölümlerde müziğin ilerleyişine daha belirgin bir ivme kazandırıyor. Davulun ses karakteri de gitarlarla uyumlu biçimde, günümüzün aşırı temiz ve dijital prodüksiyon anlayışından uzak duruyor.

Vicar Nocturnus'un vokalleri, bu müzikal yaklaşımın en önemli tamamlayıcılarından biri. Epic Doom'un geleneksel vokal anlayışında CANDLEMASS'ın Johan Längqvist ve Messiah Marcolin dönemleriyle kıyaslanabilecek bir mirası karşılamak kolay değil. Vicar Nocturnus ise bu iki ismin yorumlarını taklit etmeye çalışmak yerine, kendi sesinin sınırlarını gözeten daha kontrollü bir performans sergiliyor. Gücünü sürekli yüksek perdeden söylemekten değil, melodik çizgileri ve dramatik vurguları doğru kullanmaktan alıyor. Özellikle ağır ilerleyen bölümlerdeki törensel, yer yer ilahi formunu andıran vokal melodileri, parçaların atmosferini genişletiyor. Bu tercih, albümün klasik Epic Doom kimliğini belirginleştirirken vokalin enstrümantasyonun önüne geçmesini de engelliyor.

Şarkı sözleri de müziğin karanlık dünyasını farklı tematik alanlara taşıyor. 'The Great Circle of Summoning' antik tanrılar, okült ritüeller ve cehennemi varlıkların uyandırılması etrafında şekillenirken 'De Occvlta Philosophia' Agrippa ve ezoterik bilgi üzerinden mistik bir anlatı kuruyor. 'Witching Hour' ise cadılık suçlamaları, toplumsal histeri ve dinî otoritenin yarattığı zulüm gibi daha tarihsel ve insani çağrışımlara yöneliyor. 'Specter of Despair' kişisel korku, zihinsel sıkışmışlık ve çaresizlik duygularını işlerken 'Soul Enchantment' doğaüstü bir çekim ve karanlık romantizm etrafında ilerliyor. Bu temalar birbirinden farklı görünse de albümün genel estetiğinde ortak bir karanlık dünya oluşturuyor. Sözlerin zaman zaman geleneksel Doom Metal'in alışıldık okült imgelerine yaslanması, anlatının özgünlüğünü sınırlıyor; ancak müziğin dramatik karakteriyle kurdukları ilişki işlevsel.

Prodüksiyon tercihi de bu geleneğe duyulan bağlılığın önemli bir parçası. Modern kayıtların parlak, ayrıştırılmış ve steril ses anlayışı yerine daha ham, puslu ve organik bir karakter benimsenmiş. Enstrümanların amfilerden ve mikrofonlardan gelen doğal seslerini korumaya yönelik yaklaşım, albümün genel dokusuna belirgin biçimde yansıyor. Bu tercih, müziğin ağırlığını yalnızca düşük frekanslar veya yoğun distorsiyon üzerinden kurmak yerine, seslerin birbirine karıştığı daha eski usul bir kayıt estetiği yaratıyor. Dolayısıyla prodüksiyon, nostaljik bir süs olmaktan öte, bestelerin müzikal kimliğini tamamlayan bir unsur. DYING VICTIMS PRODUCTIONS'ın albümü CD ve plak formatlarında yayımlamak üzere bünyesine katması da başlangıçta dijital olarak dinleyiciyle buluşan bu çalışmanın fiziksel underground metal piyasasında karşılık bulduğunu gösteriyor.

Elbette "Stonebound" için özgünlük iddiasında bulunmak kolay değil. Albümün riff anlayışından vokal kullanımına, kompozisyon yapısından prodüksiyonuna kadar pek çok unsur, klasik Epic Doom'un belirli bir dönemine oldukça yakın duruyor. Üstelik bu yakınlık zaman zaman doğrudan tanıdık müzikal fikirlerin yeniden üretilmesi sınırına ulaşıyor. Fakat bir grubun türün köklü geleneklerine bağlı kalmasıyla bu gelenekleri yalnızca yüzeysel biçimde taklit etmesi arasında önemli bir fark var. OBSIDIAN CHURCH, henüz ilk albümünde bestecilik, enstrüman hâkimiyeti ve bütünlük bakımından ikna edici bir seviyeye ulaşıyor. Genç bir kadronun, özellikle de bu kadar belirgin tarihsel referansları bulunan bir türde, böylesine oturmuş bir müzikal dil kurabilmesi küçümsenecek bir başarı değil.

"Stonebound" yenilik arayan Epic Doom dinleyicilerinin beklentilerini karşılamayabilir. Buna karşılık CANDLEMASS ve SOLITUDE AETURNUS geleneğinin ağır rifflerini, görkemli vokal melodilerini ve eski kayıtların daha mat ses karakterini özleyenler için oldukça tatmin edici bir çalışma. OBSIDIAN CHURCH'ün önünde geliştirebileceği geniş bir alan bulunuyor. Bu ilk albüm, özgün bir müzikal kimliğin henüz bütünüyle şekillenmediğini gösterse de o kimliği taşıyabilecek bestecilik ve icra kapasitesinin mevcut olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Klasik Epic Doom'un günümüzde yalnızca geçmişin büyük albümlerini hatırlamak için yaşatılmadığını, yeni kuşakların da bu müzikal dili ciddiyetle sahiplenebildiğini görmek açısından "Stonebound" değerli bir başlangıç.

Inline image

Bandcamp

Instagram

Facebook