Album Review
XENTRIX – Allied with the Enemy
Geleneksel thrash metal, melodik geçişler ve ritmik çeşitlilik.

İngiliz ekip 2022 tarihli "Seven Words" sonrasında yayımladığı bu çalışma, kariyerinin farklı dönemlerinden izler taşıyan on bir parçayla ilerlerken geleneksel thrash metalin hız, sertlik ve riff odaklı bestecilik tutumuna bağlı kalıyor. Grubun yedinci stüdyo albümü ile kendine özgü thrash metal soundunu türün seksenli yıllardaki karakteristik özelliklerini güncel bir prodüksiyon anlayışıyla bir araya getiriyor. Burada dikkat çeken nokta, XENTRIX'in kendine özgü sesini geçmişin üretim kodlarını çeşitlendirerek farklı ritmik hareketler, melodik geçişler ve kontrollü tempo değişimlerini dyeni parçaların içine aktrarabilmesi
Açılıştaki 'Rip Saw', davul vuruşları ve konuşma örnekleriyle başlayan girişini kısa sürede keskin gitar rifflerine bırakıyor. Parçanın ilerleyişinde sert ritmik vurgularla yüksek tempolu bölümler birbirini takip ederken gitar soloları da bestelerin akışından kopmadan kendilerine alan buluyor. Ardından gelen kısa başlık parçası 'Allied with the Enemy', daha doğrudan ve akılda kalıcı riffleriyle albümün melodik tarafını görünür kılıyor. XENTRIX'in bestecilik anlayışında teknik gösterişten ziyade rifflerin hatırlanabilirliği ve şarkıların kendi içindeki dengesi önem taşıyor. Bu nedenle hızlı bölümler hiçbir zaman kontrolsüz bir çalma yarışına dönüşmüyor.

'Killer Unknown' ve 'On Burned Remains', ritim bölümünün şarkıların karakterine yaptığı katkıyı daha belirgin hâle getiriyor. İlkinde groove ağırlıklı bir başlangıcın ardından hızlanan davullar, gitarların ritmik hareketleriyle birlikte parçaya farklı bir ivme kazandırıyor. İkincisinde akustik gitarla hazırlanan giriş, distortion'ın yeniden devreye girmesiyle yerini daha sert bir yapıya bırakıyor. Bu tür geçişler albümün tekdüze bir hız anlayışına sıkışmasını önlüyor. Özellikle gitarların melodik açılımlarıyla ritmik bölümün sertliği arasındaki ilişki, XENTRIX'in geleneksel thrash metal sınırları içinde farklı dinamikler oluşturmasına yardımcı oluyor.
'Nil by Mouth' ve 'Doomsday Hook' ise daha köşeli riffleri, doğrudan ilerleyen yapıları ve güçlü ritmik vurgularıyla albümün sert tarafını temsil ediyor. İlk parçadaki huzursuz tonlardan hızla gelişen gitar bölümlerine geçiş, ikincisinde daha belirgin bir ritmik akıcılığa dönüşüyor. 'Doomsday Hook'taki iki aşamalı gitar solosu da parçanın yapısına hizmet eden, gereksiz yere uzatılmamış bir bölüm olarak öne çıkıyor. XENTRIX'in müzikal olgunluğu burada kendisini gösteriyor: Teknik yeterlilik, bestelerin önüne geçmek yerine onların daha etkili biçimde şekillenmesini sağlıyor.
Albümün en farklı durağı ise 'The Dark Eternal'. Melankolik gitar dokuları ve temiz vokallerle açılan parça, Jay Walsh'ın vokal yaklaşımına başka bir boyut kazandırıyor. Sert ve nispeten düz bir vokal karakterine sahip olan Walsh, bu bölümde daha melodik bir anlatıma yönelerek şarkının atmosferini değiştiriyor. Temiz vokallerin uzun süre korunması, parçanın klasik thrash metal kalıplarından uzaklaşmasına neden olsa da bu tercih albümün genel akışı içinde işlevsiz durmuyor. Aksine, ardından gelen sert bölümlerin etkisini artıran bir karşıtlık yaratıyor. Bununla birlikte parçanın melodik yaklaşımı, heavy metal ve power ballad geleneklerine de göz kırpıyor. Bu, albümün geri kalanındaki doğrudan ve saldırgan bestecilikten belirgin bir ayrılma noktası.
'Where the Madness Lies' ve 'Snake in Waiting' ile birlikte XENTRIX yeniden daha hareketli ve değişken bir şarkı yazımına yöneliyor. Özellikle gitar rifflerindeki kırılmalar ve tempo hareketleri, bu parçaları albümün daha dikkat çekici bölümleri arasına yerleştiriyor. 'No Bridges Left to Burn' ise ağır gitar tonlarıyla erişilebilir melodik unsurları bir arada kullanırken 'We Drink the Same Poison', enstrümantal bölümlerindeki farklı hareketlerle albümü tamamlıyor. Bu son iki parçanın yaklaşımı, grubun yalnızca yüksek tempolu thrash metal üzerinden ilerlemediğini, şarkıların kendi karakterlerine göre farklı çözümler üretebildiğini gösteriyor.
Prodüksiyon konusunda kaynakların değerlendirmeleri arasında belirgin bir ayrışma bulunuyor. Bazı eleştiriler albümün temiz ve ayrıntıları kolayca ayırt edilebilir miksini grubun bestecilik anlayışını destekleyen bir unsur olarak değerlendirirken daha sert ve pürüzlü bir ses tercih edenler bu yaklaşımın müziğin saldırganlığını bir miktar törpülediğini düşünüyor. "Allied with the Enemy"nin berrak ses karakteri, gitarların ve Walsh'ın vokallerinin miks içinde rahatlıkla takip edilmesini sağlıyor. Öte yandan bu netlik, seksenli yılların thrash metal kayıtlarında sıkça karşılaşılan ham ve kontrolsüz hissi arayan dinleyiciler açısından daha steril bir sonuç doğurabilir. Burada grubun tercihinin teknik yetersizlikle değil, enstrümanların ve bestelerin ayrıntılarını görünür kılma anlayışıyla ilişkili olduğu anlaşılıyor.
Albümün görsel kimliği de müzikal yaklaşımıyla aynı geleneksel çizgide duruyor. Ed Repka estetiğini çağrıştıran kapak tasarımı, grubun thrash metal tarihindeki konumuna ve seksenli yılların görsel diline açık bir gönderme niteliğinde. Bu tercih, müziğin nostaljik yönünü güçlendirirken albümün kendi dönemine ait bir kimlik oluşturma çabasını da tartışmaya açıyor. Çünkü XENTRIX'in riff yazımı ve şarkı düzenlemeleri başarılı olsa da geleneksel Bay Area thrash metal kalıplarına yakınlığı, kendine özgü bir müzikal imza oluşturmasını zaman zaman zorlaştırıyor. Özellikle albümün daha doğrudan ilerleyen parçalarında tanıdık riff formüllerinin ağırlığı hissediliyor. 'Where the Madness Lies' ve 'Snake in Waiting' gibi parçalar ise grubun bu sınırları aşabilecek farklılıklar yaratabildiğini gösteriyor.
Kritiği toparlamak gerekirse "Allied with the Enemy", thrash metalin geçmişine bağlılığını bir kimlik meselesi hâline getiren, fakat bu bağlılığı güncel bir çalma ve prodüksiyon anlayışıyla fanlara ulaşan bir albüm. XENTRIX'in burada radikal bir yenilik arayışına girmemesi kendi başına bir eksiklik değil; asıl sınırlılık, albümün genel olarak belli bir zaman aralığına sıkımışlık hissi vermese bile, bazı bestelerin türün tanıdık formüllerinin ötesine geçmekte zorlanması. Buna rağmen ritmik çeşitlilik, melodik geçişler ve şarkıların kontrollü biçimde şekillendirilmesi albümün dinamik kalmasını sağlıyor. Eski okul thrash metalin karakteristik özelliklerini arayanlar için tatmin edici bir çalışma olan "Allied with the Enemy", türün mirasını yeniden üretmekle yetinmeyip bu mirasın içinde hâlâ işleyen bir bestecilik anlayışı bulunduğunu kanıtlıyor.


