Inline image

Death Thrash Metal'in yaşayan efsanesi, Old School Death Metal'in canlı dokusu MASTER'in on altıncı stüdyo albümü "Among The Seeds Of Death", Paul Speckmann'ın 1980'lerin başından bu yana sürdürdüğü Death/Thrash Metal anlayışının günümüzdeki karşılığını ortaya koyuyor. Chicago'da başlayan ve daha sonra Çekya'ya taşınan grubun müzikal kimliği, yıllar içerisinde belirgin bir yön değişikliğine uğramadı. Punk tavrıyla beslenen, Thrash Metal'in keskin ritmik yapısını Death Metal'in sertliğiyle birleştiren bu yaklaşım, yeni albümde de herhangi bir güncel eğilime uyum sağlama çabası göstermiyor. MASTER'ın soundunun parmak izi niteliğinde olan bu geleneksel bu formü yeni parçalarda da ilk günki gibi yırtıcı  ve agresif sonuçlar yaratıyor. Onu hala seçilebilir kılan da bu. 

Açılıştaki 'Twas Always A Plan', tremolo gitarların oluşturduğu hareketli yapı ve kesintisiz ilerleyen Thrash ritimleriyle albümün karakterini hemen ortaya koyuyor. Rifflerin büyük bölümü karmaşık düzenlemelerden ziyade doğrudan etki yaratacak tekrarlar ve küçük varyasyonlar üzerine kurulu. Bununla birlikte MASTER, bu yalınlığı tekdüzeliğe dönüştürmemek için şarkıların içerisine farklı ritmik vurgular ve beklenmedik gitar hareketleri yerleştiriyor. Özellikle 'Among The Seeds Of Death' parçasındaki alışılmışın dışına çıkan gitar motifi, grubun geleneksel bestecilik anlayışı içerisinde dahi akılda kalıcı fikirler üretebildiğini gösteriyor. 'A Cell With A Door And No Slave' ise sert riffleri, marş karakterli ritimleri ve punk kökenli başkaldırı tavrıyla albümün en doğrudan parçalarından biri.

Inline image

Paul Speckmann'ın vokal yaklaşımı da grubun müzikal kimliğinin önemli parçalarından. Geleneksel, derin Death Metal growl'undan daha orta frekanslarda konumlanan, pürüzlü ve Thrash etkili bir söyleyişe yönelmesi, vokallerin gitarlarla kurduğu ilişkiyi değiştiriyor. Bu tercih, müziğin saldırganlığını azaltmak yerine sözlerin daha belirgin ve anlaşılır bir karakter kazanmasını sağlıyor. Politik ve toplumsal eleştiriler içeren sözler, özellikle 'Injustice And Lack Of Remorse' ve 'A Cell With A Door And No Slave' gibi parçalarda grubun punk mirasıyla örtüşen bir tavır ortaya koyuyor. 'Let's Revoke' de bu çizgiyi albümün kapanışına taşıyor. Bununla birlikte vokal karakterinin albüm boyunca benzer bir ifade alanında kalması, farklı parçalar arasındaki ayrımı zaman zaman sınırlandırıyor.

Ritmik açıdan albümün büyük bölümü yüksek tempolu ilerlese de MASTER, sürekli aynı hızda çalmayı tercih etmiyor. 'Injustice And Lack Of Remorse', sert ve hızlı bölümlerini daha ağır, güçlü vurgularla ilerleyen kısımlarla birleştirirken 'Dust's Arrival' başlangıçta daha ölçülü bir tempo tercih ediyor. Parça ilerledikçe yeniden grubun alışıldık Thrash ağırlıklı hareketliliğine kavuşuyor. 'Watch As Children Burn' ise enerjik davul performansı ve gitarların keskin ilerleyişiyle albümün en etkili anlarından birini oluşturuyor. 'Unsettled Loss' ve 'Let's Revoke' içerisinde kullanılan konuşma bölümleri de düzenlemelere farklı bir ifade biçimi kazandırıyor. Özellikle kapanış parçasında bu tercih, müziğin politik tavrıyla birleşerek sıradan bir vokal varyasyonunun ötesine geçiyor.

Albümün prodüksiyonu, MASTER'ın eski usul Death/Thrash Metal anlayışını güncel kayıt standartlarıyla buluşturuyor. Gitarların keskinliği, davulların belirgin vuruşları ve bas gitarın miks içerisindeki duyulabilirliği, enstrümanların birbirini örtmesini engelleyen dengeli bir sonuç yaratıyor. Ses temiz ve güçlü olmasına rağmen müziğin ihtiyaç duyduğu pürüzlü karakter tamamen ortadan kaldırılmamış. Özellikle rifflerin doğal hareketliliği korunurken kayıtların gereğinden fazla steril bir duyuma yönelmemesi önemli. 'Injustice And Lack Of Remorse'un başlangıcındaki kısa bas gitar solosu da bu enstrümanın yalnızca ritmik temeli desteklemekle sınırlı olmadığını gösteren hoş bir ayrıntı.

Elbette "Among The Seeds Of Death", MASTER'ın onlarca yıldır geliştirdiği müzikal formülün dışına çıkan bir çalışma değil. Albümde radikal bestecilik değişimleri, türler arası geçişler veya dinleyicinin beklentilerini tersine çevirecek deneysel arayışlar bulunmuyor. Bu durum, özellikle daha özgün riffler ve belirgin kompozisyon farklılıkları arayan dinleyiciler açısından bir sınırlılık yaratabilir. Bazı parçaların benzer hız ve riff mantığı etrafında şekillenmesi, albümün ikinci yarısında tanıdık bir döngü hissi oluşturuyor. Buna karşılık 'Dust's Arrival' gibi parçaların daha ölçülü başlangıçları ve 'Among The Seeds Of Death'in karakteristik gitar fikri, bu formülün hâlâ küçük ama işlevsel farklılıklar üretebildiğini kanıtlıyor.

MASTER'ın bugünkü extreme metal sahnesindeki yerini değerlendirirken yenilikçilik ihtiyacından çok türün temel dinamiklerini ne kadar iyi koruduğuna bakmak gerekiyor. Grup, 1980'lerin Death/Thrash Metal anlayışını nostaljik bir yeniden üretim olarak sunmuyor; bu müziğin doğrudan, tavizsiz ve punk etkili karakterini yaratan isimlerden biri olarak güncel extreme metal sahnesinde üretkenliğini sürdürüyor. "Among The Seeds Of Death" bu nedenle diskografide köklü bir dönüm noktası oluşturmasa da grubun müzikal kimliğinin hâlâ işler durumda olduğunu gösteren tatmin edici bir çalışma. Bu albüm MASTER'dan alışılmadık bir yön değişikliği bekleyenleri mutlu etmeyecektir; fakat Death Metal'in Thrash ve Punk kökleriyle kurduğu ilişkiyi önemseyenler için türün neden hâlâ bu kadar etkili olabildiğini hatırlatan, sağlam bir albüm.

Inline image

Homepage

Bandcamp

Instagram

Facebook