KONSER KRİTİĞİ / LIVE REPORT
Incantation Konseri İncelemesi
Kaotik atmosfer, setlist ve sahne performanslarıyla unutulmaz bir gece.
"Selam millet, bu satırlar Carnophage – Matter Of A Darker Nature albümü eşliğinde yazıyorum çünkü doyamadım. Öhümm efendim yine bir konser kritiği yazısında yine sizlerle olmanın heyecanı içerisindeyim. Niye dün neredeydim bu gün nerede... 28.06.2026 tarihinde Incantation/Carnophage/Persecutory/Dissident Faith gerçekleşecek konser aylar öncesinden açıklanmıştı. Konsere gitmeyi o kadar çok istiyordum ki hatta doktorum civanım Cihan(Gürhan) abim ile her muayeneye ya da buluşmamızda oğlum bu kaçmaz gazlamasıyla kudurup duruyordum. Amma velakin tam bir hafta öncesinde Death To All(ne konserdi be!) konseri vardı. Malum bende ülke gibi s..bir durumda olduğum için nasıl olacak bu diye düşünmeden edemiyordum. Ama dedim ya işin içinde ölüm metali varsa, hele ki dostlarla bir ölüm metali konseri varsa bu kaçınılmazdı artık. Ne yapıp edip gidilecekti. Tam iki gün sonra da Stagepass’in düzenlediği Trivium konseri de vardı, ama yapacak bir şey yoktu.
Gözümü kararttım ve ilk uçak biletini aldım(aaa o da ne “millerim var! Hass abi yapıştır” dedim), sonra abim, güzel insan Amir abiye haberi yapıştırdım hemen. Incantation konserine de geliyorum!. Sağ olsun o da kıyağını büyük yaptı, desteklerini hiç bir zaman unutmayacağım. Neyse 28’i gösterdiğinde uçağa atlayıp tuttum İstanbul yolunu; uzun bir otel yolculuğundan sonra ilk iş çantayı otele atıp, aynı yolu geri tepip Kadıköy’e sallandım hemen. Millet ufaktan toplanmış ortam iyice alevlenmişti. Her yazıda belirtiyorum konser benim için işin bahanesi olup dostları görmek, gündem nabzını yoklamak, yeni dedikodular almak her zaman daha zevkli hale gelmiştir. Hemen Cihan abinin yanına sıvıştım, yanında da Mert Balkaç vardı tabi. Onlarla da ufak bir geyik çevirip konsluğa hemen başladım. Levent Vural, Cem Kurtuluş, Can, Naki, İki Cem ile de sohbeti çevirirken Oral üstad geldi. Sonra Cihan abi dahil olunca konu ister istemez sakatata gelecekti. Bu konu konuşulurken karnımız da acıktı haliyle, Cihan abi hadi ciğerciye akalım dedi ve kendimizi Cigerci Huluside bulduk. Ciğerleri gömerken konu konuyu açtı ve saat gelmişti. Günün ilk grubu Dissident Faith sahneye çıktı. Ankaralı bu yeni oluşum daha önce bir yerde sahneye çıktı mı, grup elemanları kimdir inanın bilmiyorum. Ne yazık ki tanışma fırsatım olmadı kendileriyle. Kanımca orta düzey bir performans ile sahnede güzel iş çıkardılar. Kendilerinin yeni çıkmış bir albümü var ve o albümden parçaları icra ettiler, hepsinin ağzına yüreğine sağlık. Kısa bir performansın ardından artık ortalık git gide ısınmaya başladı haliyle, çünkü Kadıköy’ün köklü neferi Persecutory sahneye çıkacaktı.

Çağatay üstad o kadar diş bilenmiş halde ki tüm öfkesini Persecutory sahnesine yansıtmış durumda. Ankara konserinde de böyleydi ama evlerinde olunca olayın rengi tam anlamıyla kırmızıya boyanmıştı. Adorned in Primeval Seas ile açılışı yaptılar ve ayin başlamıştı artık. Tüm evil çığlıklar, karanlıktan gelen nağmeler sahneden adeta bizlere doğru mitralyözden ateşlenircesine bize doğru savruluyordu. Toplamda beş şarkı icra ettiler ve ilk dört parça son ep ve albümdendi. Lakin kapanışı sürprizle yaptılar. Uzun zamandır onlardan işitmediğimiz; yanılmıyorsam 2018-19’da falan olması lazım Towards the Ultimate Extinction ile tamamladılar. Barışcan ve Çağatay haricinde grup tamamen yenilendi ama bu onların öfkesini yansıtmalarını hiç bir şekilde bozmamış görünüyor. Onları seviyorum ve takip etmeye de devam edeceğim. Şimdi biraz mola, niye çünkü üstümden geçtiler, niye içeride ki havalandırma çalışmıyor ya da yetersiz haldeydi. Persecutory’nin de ısısıyla sucuk gibi olmuştuk.
Kapı önünde yine geyiklikler, şebeklikler, fotolar vs derken Bursa’nın güzel adamı Ferdi geldi. Neşemize neşe kattı, yeni yeni dedikodular aldık, geyiğimizi yaptık ve sıra geldi Carnophage’e... Abiii adamlar her seferinde beni hayran bırakıyorlar. Oral üstad yemek sırasında oğlum bizim parçalar harbiden zor ya, cidden kasıyor beni dediği kadar var ki her dinlediğimde yeni şeyler keşfediyorum adamların müziğinde. Malumunuz teknik death metali icra eden bu güzide grubumuz sahnesinde müziği kadar müthiş eğlenceli. Oral abi hakkında konuşurken her zaman şöyle bitirmişimdir. Abi Türkiye’nin veya yurtdışı olan bir çok gruptan ya da kişilerinden de iyi bir frontman. Net söylüyorum millet Oral yönetir!!! Nitekim öyle de oldu ve yönetti! Carno dediğim gibi sahnesi müthiş eğlenceli, mosh pitli, hoplamalı zıplamalı ortamı olan konser vermeyi başaran bir grup. Bone Nails ile açılışı öyle bir yaptılar ki çoktan herkes birbirine girmişti bile. Until the Darkness Kills the Light de kendimi çoktan kaptırmıştım ki abiii diye bağırıyordum bir sekansta :). Blood Commander’a girmeden Oral anahtarını kaybeden kişiyi sordu bir arada :) Aynı perse hesabı onlarda uzun zamandır duymadığım ya da benim hatırlamadığım Deformed Future // Genetic Nightmare ile geceye noktayı koydu. Net gecenin en iyi performansıydı diyebilirim. Carno’da en çok tükettiğim albümden şarkı ile onları sahneden uğurlamak benim için çok orgazmik bir andı diyebilrim. Bir ara video almayı bırakıp s.ler devam deyip koyverdim kendimi :)...

Veee sırada babalar var millet... Dedim ya Death To All üstüne Incantation izlemek ölümlerden ölüme koşmak benim için. Listeye böylesine sevdiğim bir grubu eklediğim için Gökhan üstada, Deathground org. , Ege Rock 35’e ve Amir abiye ne kadar teşekkür etsem azdır. Millet adamlar o leşş gibi sıcak ortamda tam tamına 17 parça çaldılar... Bıraksak devam edecekti de neyse ki bırakmaya razı geldiler. Katılım müthiş seviyedeydi. The Wall’u ben o kadar tıklım tıklım gördüğümü hatırlamıyorum. Nefes alınmayacak bir ortam vardı ama artık iş işten geçmişti. Çünkü ben kendimi kaybetmiştim. O nasıl performans öyle... Golgotha ile ölüm marşı startını verip hit şarkılarını bir biri ardına sıraladı babalar. Babalar sıraladı ama Levent abi ve Cem ister istemez ayılmak zorunda kaldılar. Malum konser pazar günüydü ve yarın iş vardı. Ulaşım da büyük dert olunca bu eşsiz ortamdan ayrılmak zorunda kaldılar, onlar için ciddi manada üzgün olduğumu buradan da belirtmek istiyorum :(... Iconoclasm of Catholicism, Ascend Into the Eternal, Profanation, Fury's Manifesto, Blissful Bloodshower gibi hatırladığım parçaları peşi sıra yapıştırdılar. Katılım o kadar güzeldi ki tam bir old school ortam vardı içeride. Unholy Massacre ile son verdiklerinde artık oksijen almamız lazım deyip Cihan abi ile dışarı attık kendimizi ama adamlar hala çalmaya devam ediyordu aşağıda :). Ve mutlu son konser bitti, Cihan abiyi ve diğer dostlarıda uğurladıktan sonra Murat üstad ile kısa bir Wizard molası verdik ve evli evine köylü köyüne ayrılmak zorunda kaldık. Tabi benim için gece bitmişti ama konser silsilesi devam ediyordu..."
HÜS

