Inline image

Pit-Stop'ın bir webzine'e dönüşmesinden bu yana sanırım beni en çok heyecanlandıran anlardan biri, INSOMNIUM'un son albümünü kaleme alıyor olmam. Bir önceki albüm "Anno 1696"yı da yazmayı çok istemiştim ama o dönem kritikleri sadece Instagram üzerinden paylaşıyorduk. Yazmak istediğim görüş, fikir ve tespitlerin Instagram'da heba olmasını istemediğim için o kritiği yazmamıştım. Neyse ki grup hâlâ aktif ve yeni bir albümle karşımızda. Ben de bu harika albüm hakkındaki görüşlerimi aktarmak üzere yazmaya hazırım.

INSOMNIUM'un müziğinde ölüm, kayıp ve melankoli, yıllardır yalnızca lirik temalar olarak değil, melodilerin biçimini belirleyen unsurlar olarak varlığını sürdürüyor. 2023 tarihli "Anno 1696"nın tarihsel anlatısının ardından gelen "Netherworlds", bu kez insanın kendi ölümlülüğüyle, geçmişte bıraktığı insanlarla ve belleğin yaşatabildiği duygularla ilgileniyor. Albüm, baştan sona tek bir hikâye anlatan bir konsept çalışma olmasa da açılışındaki 'The Cold Song' ile kapanışındaki 'Journey’s End' arasında kurduğu ilişki, parçaları ortak bir düşünsel eksende buluşturuyor. İlk parçayla soğuk, teatral ve alışılmadık ölçüde sentetik bir atmosferle açılan kapı, son parçada yerini kayıpla uzlaşmaya ve başka bir varoluş ihtimaline bırakıyor. Bu çerçeve, INSOMNIUM'un melodik death metali bünyesindeki karanlık duyguların ifade ediliş biçimi olmaktan çıkarıp ölümle yaşam arasında uzanan sınırın gerçekliğini anlatmaya yarayan bir araca dönüştürüyor.

'The Cold Song', Henry Purcell'in klasik eserinden uyarlanan kısa bir açılış olarak grubun alışılmış gitar merkezli dünyasından ayrılıyor. Sentetik tınıları ve teatral yaklaşımıyla parçanın soğukluk fikrine beklenmedik bir açıdan yaklaşması, ardından gelen 'Shadowlife'ın melodik death metal karakterini daha belirgin kılıyor. Hızlı ilerleyen gitarlar, Niilo Sevänen'in pürüzlü growl vokali ve temiz vokaller arasındaki geçişler, INSOMNIUM'un uzun süredir geliştirdiği anlatım biçimini yeniden kuruyor. Melodik çizgiler yalnızca sert bölümlerin üzerine yerleştirilmiş süslemeler olarak kalmıyor; şarkıların akılda kalan yönünü ve duygusal ağırlığını birlikte taşıyor. Bununla birlikte, grubun önceki albümlerinde daha belirgin duyulan black metal etkileri burada geri planda. Tremolo gitarlar ve blast beat'lerle kurulan soğuk, keskin çıkışların yerini daha melodik, erişilebilir ve doğrudan nakaratlara yönelen bir bestecilik anlayışı alıyor.

Inline image

Bu tercihin karşılığını 'Remembrance' ve 'Gleam in the Black' gibi parçalarda bulmak mümkün. 'Remembrance', temiz vokalle başlayan bölümleri ve gitar melodileriyle kayıp duygusunu daha kişisel bir alana taşırken, growl vokalin devreye girmesi bu kırılganlığı sertlikle dengeliyor. Parçanın yer yer progresif bir yaklaşım sergileyen yapısı, alışılmış melodik death metal formülünün dışına çıkmak için büyük yapısal değişikliklere ihtiyaç olmadığını gösteriyor. 'Gleam in the Black' ise daha hareketli ritmi, belirgin klavye çizgisi ve çift bas davulun hızlandırdığı bölümleriyle albümün enerjik tarafını temsil ediyor. Gitar melodileri ve güçlü nakaratı, parçayı grubun daha hızlı ve doğrudan bestelerini seven dinleyiciler için öne çıkarıyor. Burada erişilebilirlik, müzikal yoğunluğun terk edilmesi anlamına gelmiyor; aksine, düzenlemenin melodik hedefini daha kolay kavranır hâle getiriyor.

Yine de albümün her bölümünde aynı ölçüde etkili bir bestecilik yok. 'Arch of the Sky', patlayıcı nakaratı ve akustik bölümün üzerine yerleştirilen zarif elektrik gitar solosuyla dikkat çekse de melodik yapısının etkisi, albümün en güçlü parçalarındaki kadar kalıcı değil. Parçanın Sámi dünya görüşü ve yaşamın döngüselliğiyle ilişkilendirilen tematik yönü, albümün ölüm ve yeniden birleşme düşüncesiyle örtüşüyor. Ancak müzikal açıdan bu fikirlerin ne ölçüde özgün bir karşılık bulduğu tartışmaya açık. INSOMNIUM'un melodiyi güçlü nakaratlarla birleştirme becerisi burada da işliyor, fakat tanıdık formüllerin dışına çıkma isteği daha sınırlı kalıyor.

Albümün merkezindeki 'The Hour Grows Late' ise bu tanıdık dili genişletme konusunda daha başarılı. Yaklaşık sekiz dakikaya yayılan parça, akustik gitarların ve dingin melodilerin kurduğu atmosferden daha sert death metal bölümlerine, oradan da yeniden sakinleşen geçişlere uzanıyor. AMORPHIS üyeleri Tomi Joutsen, Tomi Koivusaari ve Santeri Kallio'nun katkıları, konuk isimlerin yalnızca tanınmışlıklarıyla değil, besteye kattıkları farklı vokal ve enstrümantal renklerle anlam kazanmasını sağlıyor. Joutsen'in temiz vokalleri melodik açıklığı artırırken Koivusaari'nin daha ham growl yaklaşımı, Sevänen'in vokal karakterinden ayrılan bir sertlik sunuyor. Kallio'nun klavye solosunda belirginleşen progresif ve yer yer psikedelik tınılar da parçanın geleneksel melodik death metal sınırlarını aşmasını sağlıyor. Bu bölüm, albümdeki en cesur düzenleme tercihlerinden biri; çünkü farklı unsurlar yalnızca yan yana getirilmekle kalmıyor, parçanın dinamik gelişimine katkıda bulunuyor.

Üç gitarla genişleyen kadronun etkisi de özellikle melodik düzenlemelerde hissediliyor. Tomy Laisto'nun gruba resmen katılmasıyla şekillenen bu yapı, gitarların birbirini sürekli ikiye katlamasından ibaret değil; armonilerin ve melodik çizgilerin daha geniş bir alana yayılmasına olanak tanıyor. Laisto'nun besteciliğini öne çıkaran 'The Banished', bu açıdan ayrıca önem taşıyor. Akustik bir girişin ardından hızla sertleşen parça, atak gitar riffleri ve thrash metal etkili bölümleriyle albümün en saldırgan anlarını sunuyor. Hızlı geçişlerin ardından gelen temiz vokal bölümleri, piyano ve ölçülü orkestral dokunuşlar ise parçanın yalnızca sertlik üzerinden ilerlemesini engelliyor. Bu karşıtlıklar, melodik death metalin agresif karakterini korurken atmosfer yaratmak için farklı dinamiklerden yararlanılabileceğini gösteriyor. Laisto'nun katkısı, yeni kadronun yalnızca icra düzeyinde değil, beste üretimi açısından da işlevsel olduğuna işaret ediyor.

'Pathways of the Night' ve 'Ethereal Sleep' albümün daha ağır, yer yer doom metal sınırlarına yaklaşan tarafını ortaya koyuyor. İlkinde klavyelerin oluşturduğu gizemli arka plan, melodik death metal bölümleriyle dönüşümlü ilerliyor; growl vokal üzerine kurulan nakarat ise parçanın en akılda kalıcı unsuruna dönüşüyor. Bas gitarın miks içinde belirgin biçimde duyulması da düzenlemenin alt katmanını güçlendiriyor. 'Ethereal Sleep' daha ağır hareket eden, sakin bölümlerden yoğunlaşan kısımlara uzanan yapısıyla kışın uzayan durağanlığını çağrıştırıyor. Temiz vokalin duygusal etkisi ve gitarlarla klavyelerin kurduğu atmosfer, parçanın temel fikrini desteklese de kompozisyonun gelişimi albümün diğer güçlü anlarına kıyasla daha az çarpıcı. Yavaşlama ve ağırlık tek başına derinlik yaratmıyor; bu nedenle parçanın duygusal hedefi anlaşılır olsa da müzikal karşılığı yer yer fazla tanıdık kalıyor.

Albümün prodüksiyon anlayışı da bu melodik önceliklerle uyumlu. Gitar armonileri, vokal geçişleri ve klavyeler birbirini örtmeden aynı düzenleme içinde yer buluyor; davullar ise hızlı bölümlerdeki gücünü korurken daha sakin kısımların nüanslarını ezmiyor. Özellikle temiz vokallerin önceki döneme kıyasla daha belirgin kullanılması, melodilerin duygusal etkisini artırıyor. Bu yaklaşım, INSOMNIUM'un karanlık atmosferini daha geniş bir dinleyici kitlesine açarken müziğin sert tarafını da muhafaza ediyor. Bununla birlikte, prodüksiyonun açıklığı ve bestelerin ustalığı, her parçanın aynı ölçüde özgün olduğu anlamına gelmiyor. Albümün orta bölümlerinde bazı melodik geçişler ve nakaratlar grubun yerleşik diline fazla yaslanıyor; daha önce benzer biçimlerde duyulmuş fikirler, kimi anlarda yeni bir ifade alanı açmak yerine güvenli bir tercihe dönüşüyor.

Bu nedenle "Netherworlds"ün en önemli tartışma noktası, INSOMNIUM'un kendine özgü melodik kimliğini ne ölçüde ileri taşıdığı. "Winter’s Gate" ve "Anno 1696" gibi çalışmalarla ilişkilendirilen daha kapsamlı anlatılar ve farklı müzikal yönelimler burada daha sınırlı bir yer tutuyor. Black metal etkilerinin geri çekilmesi, temiz vokallerin artan ağırlığı ve daha doğrudan nakaratlara yönelim, albümü daha kolay benimsenebilir kılıyor; buna karşılık grubun geçmişteki bazı çalışmalarında hissedilen görkemli ve derin melankoli her zaman aynı yoğunlukta ortaya çıkmıyor. Bu, müzikal beceri eksikliğinden çok, tanıdık bir estetiği daha erişilebilir kılmanın beraberinde getirdiği bir sınır. INSOMNIUM, kendi formülünü iyi tanıyor; asıl soru, bu formülün ne zaman güçlü bir ifade aracına, ne zaman alışkanlığa dönüştüğü.

'Journey’s End' bu soruya albümün en anlamlı yanıtını veriyor. Hipnotik gitar arpejleriyle başlayan parça, folk etkili sıcak bir atmosfere açılıyor; daha ağır bölümler, temiz vokaller ve konuşmalı anlatım ise kapanışı sıradan bir outro olmaktan çıkarıyor. Albümün diğer parçalarında baskın olan soğukluk burada farklı bir duygusal renge bürünüyor. Ölüm, yalnızca sonlanma olarak değil, kaybedilen insanlarla yeniden bir araya gelme düşüncesi üzerinden ele alınıyor. Açılıştaki 'The Cold Song' ile kurulan bağ da böylece anlam kazanıyor: başlangıçta yabancı ve mesafeli duyulan öteki dünya, kapanışta kabullenmenin ve huzurun mümkün olduğu bir yere dönüşüyor. Bu anlatım, "Netherworlds"ün parçaları arasında kurduğu bağı güçlendirirken albümün melankolisine de daha kişisel bir boyut kazandırıyor.

Sonuçta "Netherworlds", INSOMNIUM'un melodik death metal içindeki yerini yeniden tanımlayan bir albüm kimliğinde değil. Bu albüm grubun yıllar içinde geliştirdiği bestecilik anlayışının ve onun vücut bulduğu soundunun daha doğrudan ve duygusal bir ifadesi. 'The Hour Grows Late' gibi düzenleme cesareti taşıyan parçalar, 'The Banished'ın sertliği ve 'Journey’s End'in kabullenişe uzanan kapanışı bu yaklaşımın farklı yönlerini başarıyla bir araya getiriyor. Bazı bölümlerde güvenli melodik tercihler albümün sanatsal derinliğini sınırlasa da gitar armonileri, vokal karşıtlıkları ve güçlü şarkı yazımı, grubun kimliğini korumasını sağlıyor. "Netherworlds"ün değeri, INSOMNIUM'un geçmişte yaptıklarını aşmaya çalışmasından çok, tanıdık bir müzikal dili kayıp ve hatırlama gibi temalarla yeniden anlamlandırabilmesinde yatıyor. Önceliği, uzun süreli kariyerlerde yaşanması muhtemel yenilik ihtimali arayışı yerine duygusal süreklilik olan dinleyiciler için albüm, grubun diskografisinde kendine sağlam bir yer edinecek güçte.

Inline image

https://www.insomnium.net/

https://www.facebook.com/insomniumofficial

https://x.com/insomniumband

https://www.instagram.com/insomniumofficial/