Inline image

Reykjavík black metal sahnesinin kendine özgü bestecilik anlayışını sürdüren MANNVEIRA, beş yıllık aranın ardından yayımladığı ikinci uzunçaları "Vesöld" ile ilk albümü "Vítahringur"un karanlık atmosferini daha hareketli ritimler ve belirgin melodik çizgilerle yeniden ele alıyor. Yedi parçaya yayılan yaklaşık 36 dakikalık albüm, geleneksel black metalin sertliğini korurken gitarların uyumsuz armonilerinden ve ritim bölümünün değişken vurgularından yararlanıyor. Ortaya çıkan müzik, türün alışıldık hız ve saldırganlık anlayışına bütünüyle yaslanmadan da huzursuz edici bir yoğunluk kurulabileceğini gösteriyor.

Açılıştaki 'Lygar himinsins', albümün ritmik karakterini anlamak için iyi bir başlangıç noktası. Gitarların keskin, yer yer melodik bir hatta ilerleyen riffleri, davulların daha hareketli ve aksak vurgularıyla birleşerek parçaya hem akıcılık hem de bir türlü yerleşmeyen bir gerilim kazandırıyor. Illugi Kristinsson'ın boğuk, yıpratıcı çığlıkları bu yapının üzerinde yükselirken vokal, müziği yalnızca saldırganlık üzerinden tanımlamayan bir çaresizlik duygusu da taşıyor. Burada belirleyici olan, gitarların yarattığı uyumsuzluğun ritmik düzenlemeler sayesinde sürekli değişen bir biçim kazanması.

'Þrot' ile birlikte bas gitar daha görünür bir rol üstleniyor. Öne çıkan bas çizgileri, gitarların dolambaçlı melodik hareketleri için ayrı bir zemin oluştururken parçanın ilerleyen bölümlerindeki tempo artışı bu yapıyı daha huzursuz bir noktaya taşıyor. MANNVEIRA'nın bestecilik yaklaşımında en verimli sonuçlardan biri, enstrümanların aynı fikri farklı biçimlerde tekrarlamak yerine birbirlerinin hareket alanını genişletmesi. İki gitarın kurduğu armonik gerilim ile basın ritmik karakteri arasındaki ilişki, müziğin yalnızca karanlık bir atmosfer üretmekle yetinmesini önlüyor.

Inline image

Üçüncü sıradaki 'Af bergi brotin', bu hareket alanının albümdeki en belirgin örneklerinden biri. Parçanın daha geniş dinamik aralığı, önceki bölümlerde kurulan baskının gevşemesine ve melodik ayrıntıların daha rahat duyulmasına izin veriyor. Tremolo gitarların soğuk melodileri, geleneksel black metalin tanıdık malzemesinden beslense de MANNVEIRA bunları kolay hatırlanan nakaratlara veya belirgin bir melodik çözüme dönüştürmüyor. Melodiler, parçanın yönünü açıklığa kavuşturmaktan çok, zaten huzursuz olan armonik yapıyı başka bir açıdan derinleştiriyor.

Albümün ritmik yaklaşımı, yalnızca hızlı ve yavaş bölümler arasında geçiş yapmaktan ibaret değil. Davulların kontrollü ilerleyişi, gitarların karmaşık hareketlerini anlaşılır kılarken orta tempolu bölümler müziğe zaman zaman ağırlaşan, Doom Metal'e yaklaşan bir karakter kazandırıyor. Bu tercih, MANNVEIRA'yı İzlanda black metalinin daha patlayıcı ve sürekli yüksek tempoya dayanan örneklerinden ayırıyor. Grup, yoğunluğu her an artırmak yerine ritmik hareketi ve enstrümanlar arasındaki gerilimi kullanıyor. Bunun karşılığında, özellikle melodik geçişlerin öne çıktığı bölümlerde müziğin kendi içinde bir bütünlük kazanması mümkün oluyor.

Ne var ki bu kontrollü yaklaşım, albümün orta bölümünde bir sınıra da ulaşıyor. 'Stormur' ve 'Aumingi', kendilerinden önceki parçaların oluşturduğu ritmik ve atmosferik çerçeveyi büyük ölçüde devam ettiriyor. Tek tek ele alındıklarında gitarların keskinliği, vokalin sertliği ve davulların ölçülü kullanımı işlevini korusa da benzer yoğunluk düzeylerinin art arda gelmesi parçalar arasındaki ayrımı zayıflatıyor. Özellikle 'Stormur'un melodik ilerleyişi, önceki bölümlerde duyulan bazı fikirleri yeniden dolaşıma sokarken yeni bir ritmik yön geliştirmekte daha sınırlı kalıyor. Sorun, müziğin yavaşlaması veya melodikleşmesi değil; bu tercihlerin kompozisyon içinde yeterince farklı sonuçlar üretmemesi.

'Bölvunin' ise bu durağanlığı kırmak için daha sert bir yaklaşım benimsiyor. Açılıştaki baskın riff, parçanın geri kalanına yön veren güçlü bir omurga oluştururken Kristinsson'ın vokalleri bu yapının üzerine daha yoğun biçimde yerleşiyor. Albümün son bölümünde hissedilen bu sertleşme, önceki parçalarda öne çıkan melodik dolaşımlardan farklı olarak doğrudan rifflerin ağırlığına dayanıyor. Böylece MANNVEIRA'nın atmosfer yaratmak için yalnızca armonik uyumsuzluklara ve soğuk melodilere ihtiyaç duymadığı da ortaya çıkıyor.

Kapanış parçası 'Rottur' ise albümün geri kalanından belirgin biçimde ayrılıyor. Daha kısa, daha hareketli ve punk etkileri daha açık olan parça, grubun black metal sınırları dışındaki ritmik olanaklara da karşılık verebildiğini gösteriyor. Buradaki enerji, önceki şarkılarda zaman zaman birbirine yaklaşan kompozisyonları geride bırakırken Kristinsson'ın vokal yaklaşımına da farklı bir bağlam sunuyor. 'Rottur'un etkisi yalnızca beklenmedik bir final olmasından kaynaklanmıyor; albümün geri kalanında kontrollü biçimde kullanılan sertliğin daha doğrudan ve hareketli bir ifadeye dönüştürülebileceğini göstermesi de önemli. Bu nedenle parça, MANNVEIRA'nın mevcut müzikal kimliğini tamamlamaktan çok, henüz yeterince değerlendirilmemiş bir olasılığa işaret ediyor.

Prodüksiyon tarafında "Vesöld", sertliğini kaybetmeden enstrümanların birbirinden ayrılmasına imkân veren bir dengeye sahip. Gitarların orta frekanslarda yoğunlaşan karakteri ve belirgin tizleri, bas gitarın bazı bölümlerde öne çıkan çizgileriyle birleşiyor; davullar da bu yapının içinde ritmik yön duygusunu koruyor. Bununla birlikte, albümün yedi parça boyunca benzer bir ses karakterini sürdürmesi, atmosferik bütünlüğü desteklediği kadar kompozisyonlar arasındaki farkların daha az hissedilmesine de yol açıyor. Dinamik aralığın parçalara göre değişmesi bu sorunu kısmen gideriyor. Özellikle 'Af bergi brotin'in daha geniş dinamikleri ile 'Stormur'un daha sıkışık ilerleyişi arasındaki karşıtlık, sıralamanın etkisini artırıyor. Dolayısıyla albümün tekdüzeliği yalnızca prodüksiyonla açıklanamaz; asıl belirleyici unsur, bazı bestelerin benzer ritmik ve melodik hareketler içinde fazla uzun kalması.

MANNVEIRA, "Vesöld" boyunca İzlanda black metalinin uyumsuz armonilere, bozulmuş melodilere ve baskıcı atmosferlere dayanan geleneğini sürdürüyor. Bu malzemeyi daha düzenli bir ritmik yapı ve belirgin melodik geçişlerle bir araya getirmesi, grubun müzikal kimliğini daha anlaşılır kılıyor. Bununla birlikte, atmosferik tutarlılık ile bestecilik çeşitliliği arasındaki denge her parçada aynı başarıyla kurulamıyor. Albümün en etkili anları, tanıdık yaklaşımın dışına çıkmaya çalıştığı değil, kullandığı malzemeyi farklı ritmik ve dinamik ilişkilerle yeniden şekillendirdiği bölümlerde ortaya çıkıyor. "Vesöld", bu nedenle İzlanda black metalinin yerleşik estetiğine yeni bir yol açmaktan çok, o estetiğin içinde kendine ait bir ifade alanı arayan; güçlü müzikal ayrıntılar sunarken daha cesur kompozisyon değişimlerine de ihtiyaç duyan bir çalışma. Eğer grup yeni bir şeyler üretmek adına beş yıl gibi uzun aralar vermeyip daha sık bir arada kalırsa Black Metal sahnesi için kendini geleceğe taşıyabilecek eserler üretme potansiyelini daha sarsıcı biçimde somutlaştıracaktır. 

Inline image

https://mannveira.bandcamp.com/music

https://www.facebook.com/mannveira

https://www.instagram.com/mannveira