Inline image

MØRKGRIM'in hikâyesi, 1990'ların Norveç black metal ortamında başlayıp uzun bir sessizliğin ardından yeniden açılan bir parantez gibi duruyor. Hrafngrímnir'in 1994'te kurduğu proje, 1999'da black metal sahnesinden uzaklaşmasının ardından onlarca yıl beklemiş; bu dönüşün ilk ürünü olan "Sǫgur frá Norðfirði" ise geçmişe dönmekten çok,sanki uzun süredir basılı tutulan pause butonununda parmağı kaldırır gibi, o dönemin müzikal dilini bugün yeniden kurma girişimi olarak okunabilir. Sekiz ana parça ve bir bonus kaydından oluşan albüm, folk unsurlarını black metalin ham yüzeyiyle bir araya getirirken iki yaklaşım arasındaki geçişleri her zaman aynı başarıyla yönetemiyor.

İlk parça 'Ramnen Kvæd', MØRKGRIM'in temel formülünü oldukça doğrudan ortaya koyuyor. Keskin tremolo gitarlar, blast beat'ler ve yüksek perdeden yükselen ham vokaller, 90'ların İskandinav black metal estetiğine açık biçimde yaslanıyor. Nils “Dominator” Fjellström'ün davulları da bu yapıya ciddi bir fiziksel ağırlık kazandırıyor. Ancak performansın teknik seviyesi ile bestelerin ihtiyaçları her zaman aynı noktada buluşmuyor. Dominator'ın yüksek tempolu çalışı etkileyici bir yoğunluk yaratırken, bazı geçişlerde davulun öne çıkması gitarların melodik ayrıntılarını geri plana itiyor. Aynı problem vokallerde de mevcut. Hrafngrímnir'in sert ve aşındırıcı vokal karakteri müziğin estetiğine uygun olsa da miks içinde gereğinden fazla öne alınması, gitarların oluşturduğu atmosferi zaman zaman daraltıyor.

MØRKGRIM'i yalnızca eski black metal kalıplarını yeniden üretmekten kurtaran taraf ise folk yaklaşımı. 'Blóðsvǫrr' bu açıdan daha dengeli bir örnek; black metalin ham gitarlarını folk karakterli melodik fikirlerle ve yer yer heavy metal çizgisine yaklaşan gitarlarla birleştiriyor. 'Nordljós' ise akustik bir başlangıçtan sonra blast beat ve sert gitarlarla karanlık bölgeye geçerken melodik yazım konusundaki beceriyi daha görünür hâle getiriyor. Dev Gohil'in katkısıyla gelen gitar çalışmaları da parçanın black metal ile geleneksel heavy metal arasında gidip gelen karakterini belirginleştiriyor. Fakat parçanın sonundaki ani ve sert bitiş, albümün genelindeki bazı kompozisyon kararları gibi, fikrin kendisinden çok fikrin nasıl sonlandırıldığı konusunda soru işareti bırakıyor.

Inline image

Albümün en farklı yüzü 'Mørkt' ile beliriyor. Akustik enstrümanlar, temiz vokaller ve törensel karakter taşıyan yapı, black metalin saldırganlığından bilinçli biçimde uzaklaşıyor. Buradaki folk yaklaşımı dekoratif bir ara bölüm olmaktan çıktığında MØRKGRIM'in müzikal kimliği de daha belirginleşiyor. Aynı durum 'Freyja Kvað' için daha güçlü biçimde geçerli. Saga B'nin narin ve atmosferik vokali, parçanın folk tarafını yalnızca süsleyen bir unsur değil, bestenin merkezindeki kontrastı kuran temel araç. Bu nedenle şarkı, albümün farklı müzikal dilleri arasındaki ilişkinin en başarılı örneği olarak öne çıkıyor. MØRKGRIM'in karanlık black metal dokusunu kadın vokalle karşılaştırması, albümün geri kalanındaki sertlikten daha etkili bir dramatik alan yaratıyor.

Bu çeşitlilik albümün avantajı olduğu kadar temel problemlerinden birinin de kaynağı. 'Garm'daki melodik piyano dokunuşları veya 'Varðlokkur'daki daha hareketli davul ritmi, parçaların tek bir black metal kalıbına sıkışmasını engelliyor. Fakat bölümler arasındaki kontrast her zaman organik bir kompozisyon akışı yaratmıyor. Bazı fikirler kendi başlarına güçlü olmasına rağmen bir sonraki bölüme geçişleri yeterince hazırlanmadığı için albüm yer yer parçalı hissediliyor. Özellikle folk bölümlerinin uzunluğu düşünüldüğünde, bunların black metal parçalarını birbirine bağlayan atmosferik unsurlar olmaktan çıkıp müziğin akışını yavaşlattığı anlar var. Bu yüzden "Sǫgur frá Norðfirði"nin yaklaşık 38 dakikalık süresi kısa görünmesine rağmen, bazı bölümlerde olduğundan daha uzun algılanabiliyor.

Albümün Norveççe ve Eski İskandinav kültürel referanslarını çağrıştıran dili de bu yapının önemli bir parçası. Şarkı isimlerinden söz dağarcığına kadar uzanan bu tercih, folk unsurlarının sonradan eklenmiş bir dekor gibi durmasını engelliyor. 'Freyja Kvað', 'Garm' ve 'Varðlokkur' gibi başlıklar müziğin karanlık folklorik atmosferiyle aynı estetik alanda duruyor. Burada önemli olan, albümün Norse kimliğini yalnızca görsel veya tematik bir süs olarak kullanmaması; akustik pasajlar, melodik çizgiler ve törensel vokaller aracılığıyla bu dünyanın müzikal karşılığını da araması.

Bununla birlikte prodüksiyon, bu fikirlerin tamamını eşit açıklıkta taşıyamıyor. Kirli veya bilinçli biçimde lo-fi bir black metal kaydı söz konusu değil; sorun daha çok miks içindeki önceliklerin dengesinde. Vokallerin ve davulların belirginliği, gitarların özellikle yoğun bölümlerde geri çekilmesine neden oluyor. Oysa albümün melodik tarafı, MØRKGRIM'i sıradan bir old-school black metal tekrarından ayıran en önemli unsurlardan biri. Dolayısıyla gitarların daha fazla alan bulduğu bir miks, bestelerin folk ve melodik yönünü daha görünür kılabilirdi. Temiz ve atmosferik bölümlerde bu sorun daha az hissedilirken, yüksek tempolu parçalarda belirginleşiyor.

'Sǫgur frá Norðfirði'nin geçmişe bağlılığı bu nedenle hem en güçlü hem de en tartışmalı tarafı. MØRKGRIM, 90'ların Norveç black metal estetiğini yalnızca sertlik üzerinden değil, onun melodik ve folklorik damarları üzerinden de ele alıyor. Bu yaklaşım WINDIR'in melodik gitar anlayışını veya ARCKANUM'un daha törensel vokal atmosferini hatırlatabilecek noktalar taşısa da albüm bu referansları doğrudan taklit eden bir çalışma hâline gelmiyor. Asıl sorun özgünlükten ziyade editoryal disiplin: iyi fikirlerin bir araya gelmesi, her zaman bu fikirlerin birbirleriyle iyi çalıştığı anlamına gelmiyor.

Bu yüzden "Sǫgur frá Norðfirði" kusursuz bir geri dönüş kaydı değil tama, güçlü bir estetik çekirdeğin henüz bütün parçalarıyla aynı seviyeye ulaşmadığı bir ilk albüm niteliğinde. 'Ramnen Kvæd', 'Blóðsvǫrr', 'Nordljós' ve özellikle 'Freyja Kvað' gibi parçalar MØRKGRIM'in neden yalnızca nostaljik bir black metal projesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor. Öte yandan geçişlerdeki kopukluklar, yer yer gereğinden fazla öne çıkan davul ve vokal miksleri ve bazı bestelerin tamamlanmamış hissi, albümün potansiyelinin tamamına ulaşmasını engelliyor. Yine de Hrafngrímnir'in uzun bir aradan sonra geri dönerken yalnızca eski formülü tekrarlamak yerine folk, atmosfer ve melodiyi black metalin içine yerleştirmeye çalışması, MØRKGRIM'i takip edilmeye değer kılıyor. İkinci albüm için asıl merak uyandıran nokta da burada: bu ilk kayıttaki güçlü fikirler daha sıkı bir bestecilik anlayışıyla birleştiğinde ortaya nasıl bir MØRKGRIM çıkacağı.

Inline image

http://www.soulsellerrecords.com

https://soulsellerrecords.bandcamp.com

https://www.facebook.com/SOULSELLERRECORDS

https://www.instagram.com/soulsellerrecords

https://www.morkgrim.com

https://www.instagram.com/morkgrimofficial