Inline image

RAPID, eski okul metalin ham enerjisini günümüz prodüksiyon anlayışına teslim etmeden yeniden kuran Helsinki çıkışlı bir üçlü. “Enter the Realm of Fire”, grubun blackened speed metal köklerini daha belirgin 80’ler heavy metal melodileri ve daha güçlü şarkı yazımıyla genişlettiği ilk tam zamanlı albümü. RAPID bu vizyonla çıktığı yolda elde etmek istediği sonuç geçmişe saplantılı basit bir kopyadan ziyade o dönemin riff merkezli ve kusurlu estetiğinin bugün hâlâ ne kadar işlevsel olabileceğini sınanabilir kılarak  başta dönem müziğinin fanlari olmak üzere tüm metal sahnesine sunmak. 

Albümün temal anlayışı, hiza saplantılı bir omurg aoluşturmak yerine eski metalin ham kompozisyon mantığını yeniden yorumlamak üzerinden cüvut buluyor. Helsinki çıkışlı üçlü, erken dönem SODOM, VENOM, MOTÖRHEAD ve HELLHAMMER çizgisinin kirli hızını korurken önceki EP’sindeki black metal ve death rock ağırlığını daha belirgin bir 80’ler heavy metal omurgasıyla değiştiriyor. Bunun sonucunda ortaya çıkan şey yalnızca retro bir ses estetiği değil; rifflerin kısa, doğrudan ve tekrar dinlemeye elverişli yapılarla ilerlediği, melodik lead gitarların ise parçaların karakterini belirgin biçimde genişlettiği bir şarkı yazımı anlayışı.

Bu dönüşüm özellikle gitar düzenlemelerinde kendini belli ediyor. Atte Nikku’nun gitar çalışı, erken dönem speed/thrash metalin keskin saldırganlığını tamamen terk etmeden daha akıcı heavy metal melodilerine alan açıyor. “Witchcraft Of Sorrow” gibi parçalarda ritim gitarların yüksek tempolu yürüyüşü ile lead gitarların üzerine yerleşen melodik çizgiler aynı anda iki farklı geleneği taşıyor: bir tarafta 80’lerin underground hız metalinin doğrudanlığı, diğer tarafta daha geleneksel heavy metalin rifften bağımsız olarak hatırlanabilir melodiler üretme eğilimi. “Wielder Of Might (Death From Above)” ise bu ikinci tarafı daha açık biçimde öne çıkarıyor. Buradaki daha markalı vokal kullanımı ve klasik heavy metal melodileri, RAPID’in artık yalnızca ilk dönem blackened speed metal referansları üzerinden okunamayacağını gösteriyor.

Inline image

Yine de albümün asıl gücü kusursuzluk iddiasında değil. Ritim gitarların kirli tonu, davulların cilasız karakteri ve genel prodüksiyonun kontrollü bir modernizasyon yerine eski underground kayıtların fiziksel sertliğini koruması, parçaların fazla steril hâle gelmesini engelliyor. Bu tercih özellikle “Black Poison”da sonuç veriyor. MOTÖRHEAD’in punk ile metal arasındaki doğrudan bağlantısını hatırlatan riff yapısı ve öne atılan ritmik vuruşlar burada albümün en doğal hâlini buluyor. RAPID, bu tür bir parçada eski bir formülü yeniden üretmekten çekinmiyor; fakat formülün işe yaramasını sağlayan şey, rifflerin gereksiz biçimde karmaşıklaştırılmaması.

Davul tarafında The Goon’un performansı da aynı estetik anlayışa hizmet ediyor. Vuruşlar, teknik gösteriden çok parçaların ileri hareketini destekleyecek şekilde konumlandırılmış. Bu nedenle albümün hızlı bölümlerinde gitar ve davul birbirinden bağımsız iki güç gibi davranmıyor; aynı kaba motorun parçaları hâline geliyor. Bass ve lead vokallerden sorumlu Vincent Revenge ise önceki çalışmalardaki daha ekstrem vokal yaklaşımını geri çekerek sözleri daha anlaşılır biçimde öne çıkarıyor. Ancak bu temizlik geleneksel heavy metal vokaline dönüş anlamına gelmiyor. Ses hâlâ pürüzlü, kirli ve yer yer mezar bekçisi tonunu andıran bir karakter taşıyor. “Pest Eater”daki daha kırılgan melodik vokal çizgileri bu açıdan önemli; çünkü albümün sürekli yüksek sesle bağırmak yerine vokal karakteri üzerinden dinamik yaratabildiğini gösteriyor.

RAPID’in önceki EP’sinde belirgin olan hardcore punk enerjisi ve eski dalga black metal atmosferi burada tamamen ortadan kalkmış değil. Fakat artık kompozisyonun merkezinde değiller. Bunun yerine grup, 70’lerin hard rock ve heavy metal mirasını erken 80’lerin speed metal saldırganlığıyla birleştiren daha belirgin bir yapı kuruyor. “Necromantic Warriors” bu değişimin en başarılı örneklerinden biri. Parça, daha geleneksel heavy metal şarkı yazımına yaklaşan riff ve lead düzenlemeleriyle neredeyse klasikleşmiş bir yeraltı heavy metal estetiğini çağrıştırıyor. Burada MANILLA ROAD benzeri daha epik melodik düşüncenin izleri hissedilirken RAPID’in kaba prodüksiyonu parçayı modern bir retro-metal pastişine dönüşmekten kurtarıyor.

Ancak albümün çeşitlilik arayışı her zaman aynı ölçüde sonuç vermiyor. “Moonless Night” üzerinden SAMHAIN etkisinin daha belirginleşmesi, RAPID’in punk köklerini hatırlatması açısından işlevsel olsa da albümün heavy metal merkezli yeni yönüyle kurduğu bağ daha gevşek kalıyor. Benzer biçimde “Gaze Of The Black Void”deki gırtlaktan gelen vokal kullanımı atmosferi koyulaştırıyor fakat kısa bir ara bölüm olarak parçaların temel kompozisyon mantığını değiştirecek kadar ileri gitmiyor. Bu noktalar, albümdeki farklı etkilerin bazılarının yapısal, bazılarının ise daha çok renk unsuru olarak kaldığını gösteriyor. RAPID’in deneysel davranmak gibi bir amacı yok; asıl mesele, kendi kaba metal dilinin sınırları içinde ne kadar çeşitlilik yaratabileceği.

Bu açıdan “Beyond The Gates Of The Rapid Flames” özellikle önemli. Daha uzun yapısı, başlangıçtaki dolaşık solo yaklaşımı ve sonrasında devreye giren daha marşvari lead gitarlarıyla albümün farklı bileşenlerini tek bir parçada bir araya getiriyor. Şarkının sona bırakılması da rastlantısal görünmüyor. Önceki parçaların daha kısa ve doğrudan yapılarından sonra burada kompozisyonun nefes almasına izin veriliyor; melodik fikirler daha uzun süre tutuluyor ve gitarların yalnızca riff üretmek yerine atmosfer ve yön duygusu oluşturmasına izin veriliyor. Bu, RAPID’in “Enter the Realm of Fire” ile yalnızca eski metalin sesini taklit etmekten daha fazlasını yapabildiği noktaya işaret ediyor.

Bununla birlikte albümün bilinçli olarak koruduğu hamlık, aynı zamanda sınırlarından biri. Bazı şarkılarda fikirler güçlü bir riff veya vokal melodisi etrafında hızla kuruluyor, fakat bu fikirlerin daha ileri taşınabileceği bölümlerde grup yeniden tanıdık bir 80’ler metal formuna dönüyor. Dolayısıyla albümdeki şarkı yazımının en kuvvetli anları, retro referansların en yoğun olduğu bölümler değil; RAPID’in bu referansları kendi riff ekonomisiyle birleştirdiği anlar. Grup, erken SODOM ya da VENOM’ın zaten defalarca kullanılmış dilini yeniden üretirken yeni bir sözlük icat etmiyor. Fakat o sözlüğün hangi kelimelerinin hâlâ işe yaradığını doğru tespit ediyor.

Görsel ve tematik tarafta da benzer bir sadeleşme söz konusu. Önceki dönemin bilimkurgu ve UFO çağrışımlarının yerini nekromansi, cadılık ve şeytani dünyalar alırken müzik de buna paralel olarak daha eski ve daha fiziksel bir heavy metal estetiğine yöneliyor. Bastian Velasquez’in artwork çalışması bu değişimin görsel ayağını oluşturuyor; fakat albümün asıl kimliğini belirleyen unsur kapak değil, sesin kendisindeki bu bilinçli geri dönüş. RAPID burada geçmişi bir dekor olarak kullanmak yerine, o dönemin riff merkezli ve düşük bütçeli underground üretim mantığını güncel kayıt anlayışına mümkün olduğunca yakın tutmaya çalışıyor.

“Enter the Realm of Fire”ın çağdaş extreme metal içerisindeki konumu da tam burada belirginleşiyor. Günümüzde eski okul metal estetiğini kullanan pek çok grup prodüksiyon ve kompozisyon açısından geçmişi yeniden cilalarken RAPID, cilayı mümkün olduğunca sınırlıyor. Buna rağmen grup tamamen nostaljiye teslim olmuyor; heavy metal melodilerini daha fazla öne çıkararak önceki blackened speed metal formülünü genişletiyor. Sonuç, yenilik iddiasıyla geçmişi aşmaya çalışan bir albüm değil. Daha çok, iyi bilinen malzemeyi farklı ağırlık merkezleriyle yeniden düzenleyen ve zaman zaman bu düzenlemenin sınırlarını zorlayan bir çalışma.

Bu nedenle “Enter the Realm of Fire” daha fazla teknik gösteri ya da daha radikal deney arayan dinleyiciye göre tasarlanmamış. Albüm, riffin kendisini dinlemenin hâlâ yeterli bir kompozisyon argümanı olabileceği fikrine dayanıyor. RAPID’in başarısı da burada yatıyor: eski metalin kaba ve doğrudan dilini yalnızca kostüm olarak giymek yerine, onun kısa riffler, melodik lead’ler, kirli vokaller ve yüksek tempolu ritimlerden oluşan çalışma mantığını yeniden işletiyor. Zayıf kaldığı yerler ise aynı formülleri genişletmek yerine bazen olduğu yerde bırakması. Fakat tam da bu kontrollü sınırlılık, “Enter the Realm of Fire”ı çağdaş retro-metal kalabalığı içinde daha tanımlı bir yere yerleştiriyor; RAPID geçmişi yeniden yaratmaya değil, onun hâlâ ne kadar ileri taşınabileceğini test etmeye çalışıyor.

Inline image

https://rapidmetal.bandcamp.com/