Inline image

Ukrayna'nın savaş, pandemi ve görece istikrar dönemlerinden geçen son birkaç yılı, SEASON OF MELANCHOLY'nin ikinci albümü "In Sleep"te yalnızca arka plan bilgisi olarak kalmıyor. 2018 ile 2024 arasında şekillenen on iki parçalık bu çalışma, farklı zamanlarda yazılmış besteleri tek bir albüm bütünlüğünde buluştururken, grubun romantik karanlığını daha hareketli ve daha erişilebilir bir müzikal çerçeveye taşıyor. Üstelik albümün tamamlanması, Şubat 2022'de başlayan Rusya'nın tam kapsamlı işgali nedeniyle ertelenmiş; kayıt süreci hava saldırıları, sirenler ve uzun elektrik kesintileri arasında devam etmiş. Bu koşullar müziğin her unsurunu açıklamaz, fakat "In Sleep"i dinlerken içindeki farklı ruh hâllerinin neden birbirinden bu kadar belirgin biçimde ayrıldığını anlamak için önemli bir bağlam sunuyor.

SEASON OF MELANCHOLY'nin burada yaptığı temel tercih, gothic rock ve post-punk'ın hareketli tarafını romantik metalin karanlık duygusallığıyla yan yana getirmek. Alçaltılmış gitarların ağırlığı, parlak synth dokuları ve dans edilebilir ritimler aynı yapı içerisinde birbirini dışlamıyor. Özellikle vokalin merkezindeki bariton karakter, müziğin sertleştiği anlarda bile grubun melodik ve teatral yönünü koruyor. 'Inmate' bu yaklaşımın en doğrudan örneklerinden biri: ritmik açıdan canlı, nakaratı kolayca akılda kalan ve gitar tonlarındaki metalik ağırlığı sahne enerjisiyle birleştiren bir parça. Şarkının canlı performans görüntüsü de bu malzemenin yalnızca stüdyo içinde çalışan bir pop-goth formülüne sıkışmadığını gösteriyor.

Albümün gitar kullanımı ise gösterişten çok ritmik işlev üzerine kurulu. Virtüöziteye yaslanan sololar veya sürekli değişen riffler yerine, tekrarın dans edilebilir bir itki yaratmasını sağlayan chug'lar ve belirgin bas çizgileri öne çıkıyor. Bu nedenle "In Sleep"te gitarların rolünü yalnızca metal ağırlığı üretmek üzerinden okumak eksik kalır; gitarlar, synth'lerin parlaklığını ve vokalin pürüzsüz baritonunu yere bağlayan mekanizma gibi çalışıyor. 'Keep the Night', 'Way Out' ve 'Down in Rage' gibi yüksek enerjili parçalar bu formülün farklı yüzlerini gösterirken, daha orta tempolu 'Farewell Song', 'Ghost' ve 'Born in Lies' synth geçişleriyle boşlukları dolduruyor ve albümün dans-rock tarafını belirginleştiriyor.

Inline image

Burada SEASON OF MELANCHOLY'nin önemli bir başarısı, farklı dönemlerde ortaya çıkan malzemeyi birbirine tamamen yabancı parçalar gibi hissettirmemesi. On iki şarkının 43 dakikayı biraz aşan toplam süresi de bu açıdan doğru kullanılmış; albüm gereksiz yere uzamıyor ve parçaların çoğu kendi fikrini yeterince hızlı ortaya koyuyor. Bununla birlikte, bu bütünlük zaman zaman aynı zamanda sınırlayıcı bir unsur hâline geliyor. Şarkı yazımında tekrar eden bölümlere ve oldukça tanıdık bir nakarat-merkezli yapıya duyulan güven, ilk dinleyişte erişilebilirliği artırırken sonraki dinleyişlerde keşif alanını daraltıyor. Özellikle gitar ve ritim katmanlarının farklı şarkılarda benzer işlevler üstlenmesi, albümün orta bölümünde parçalar arasındaki mesafeyi azaltıyor.

Bu durum "In Sleep"i zayıf bir albüm hâline getirmiyor; fakat grubun melodik potansiyelinin tamamını kullanmadığını düşündürüyor. Çünkü SEASON OF MELANCHOLY, birkaç parçanın gösterdiği üzere, basit ve akılda kalıcı yapıların içinde de daha karakterli ayrıntılar yaratabiliyor. Sorun, bu fikirlerin yeterince çeşitlendirilmemesi. Daha fazla riff varyasyonu, daha cesur şarkı yapıları veya enstrümantal açıdan belirginleşen bölümler albümün uzun vadeli etkisini ciddi biçimde artırabilirdi. Mevcut hâliyle grup çoğunlukla güvenli bir güzergâhta ilerliyor; türün farklı geleneklerini bir araya getiriyor fakat bu gelenekler arasındaki gerilimi her zaman yaratıcı bir avantaja dönüştürmüyor.

Albümün tek Ukraynaca parçası 'T.Y.CH.I.YA.' ise bu açıdan özellikle dikkat çekiyor. Dil değişikliği yalnızca yüzeysel bir farklılık yaratmıyor; grubun romantik ve karanlık estetiğine başka bir duygusal katman ekliyor. Kaynak malzemenin büyük bölümünün İngilizce olması düşünüldüğünde, Ukraynacanın daha geniş kullanımı albümün kimliğini güçlendirebilecek bir yön olarak öne çıkıyor. 'Probach...' da albümün farklı dönemlerden gelen malzemeyi tek bir anlatı içinde toplama çabasının parçalarından biri olurken, finaldeki 'In Sleep' başlık fikrini yeniden merkeze getiriyor. Uykuda dünyadan ayrılma düşüncesi, başlangıçta romantik bir imge olarak ortaya çıkmış olsa da albümün tamamlandığı tarihsel koşullar düşünüldüğünde daha huzursuz bir anlam kazanıyor. Burada kişisel romantizm ile çağın ölüm ve belirsizlik duygusu istemeden de olsa aynı noktada buluşuyor.

Prodüksiyon tarafında ise modern ve oldukça temiz bir yaklaşım tercih edilmiş. Bas ağırlıklı, dengeli miks gitarların sertliğini vokal ve synth katmanlarıyla rekabet ettirmeden taşıyor. Bunun bedeli ise dinamik aralığın zaman zaman fazla sıkıştırılmış hissedilmesi. Albüm yüksek sesli ve cilalı bir karakter taşıyor; bu tercih müziğin erişilebilirliğini desteklerken gothic rock ve post-punk'ın kimi zaman ihtiyaç duyduğu hamlık hissini törpülüyor. Yine de enstrüman yoğunluğu kontrol altında tutulduğu için miks tamamen boğucu bir noktaya ulaşmıyor. SEASON OF MELANCHOLY'nin burada seçtiği prodüksiyon dili, grubun genç ve daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaşma arzusuyla müzikal olarak tutarlı.

Asıl ilginç nokta ise bu erişilebilirliğin metal kimliğini tamamen ortadan kaldırmaması. "In Sleep", daha sert müzik dinleyicisini kazanmak için sürekli ağırlaşmaya çalışmıyor; bunun yerine metalik gitar tonlarını post-punk ritimleri, synth'ler ve romantik vokal melodileriyle aynı kompozisyon içinde tutuyor. Bu yaklaşım SEASON OF MELANCHOLY'yi doğrudan gothic rock'a ya da geleneksel heavy metal'e yerleştirmektense iki alan arasında bırakıyor. Ancak albümün bazı anlarında HIM, AFI, Dead or Alive veya Unto Others gibi referansların gölgesi fazla belirginleşiyor. Etkiler arasındaki ortak zemin iyi kavranmış olsa da, grup henüz bu malzemeyi bütünüyle kendine ait bir bestecilik diline dönüştürmüş görünmüyor.

Yine de "In Sleep"in değeri yalnızca türler arasındaki geçişlerinde aranacak bir albüm değil. Farklı yıllarda, farklı koşullarda yazılmış parçaların; pandemi öncesinin görece istikrarından belirsizlik dönemine, oradan da savaşın gerçekliğine uzanan bir süreçte yeniden düzenlenerek aynı albümde buluşturulması, çalışmanın duygusal çeşitliliğini açıklıyor. Buradaki karşıtlıkların hepsi doğrudan bestecilik açısından radikal değil; fakat albümün ruh hâli açısından hissedilir. Neşeye yaklaşan ritimler ile melankolik melodiler, romantik söz dünyası ile modern dünyanın huzursuzluğu aynı çerçevede duruyor.

"In Sleep" bu nedenle SEASON OF MELANCHOLY'nin olgunlaşmış bir kimlik arayışının ilginç bir fotoğrafı. Grup, karanlık atmosferinden vazgeçmeden daha canlı, daha melodik ve daha erişilebilir bir sese yöneliyor; bunu yaparken de zaman zaman fazla güvenli ve öngörülebilir kalıyor. Albümün en güçlü tarafı, romantik gothic/post-punk estetiğini metalin ağırlığıyla doğal biçimde birleştirmesi; en belirgin eksiği ise bu birleşimin yaratabileceği bestecilik alanını yeterince zorlamaması. Sonuçta "In Sleep", yalnızca savaşın gölgesinde tamamlanmış bir kayıt olarak değil, SEASON OF MELANCHOLY'nin kendi karanlığını daha geniş bir sahneye taşıma çabasının kaydı olarak anlam kazanıyor. Burada henüz kesin bir kimlik zaferinden söz etmek zor, fakat grubun önünde, erişilebilirlik ile özgünlük arasındaki çizgiyi daha cesur biçimde aşabileceği belirgin bir alan bulunuyor.

Inline image

https://www.instagram.com/season_of_melancholy_official/
https://www.facebook.com/seasonofmelancholy/
https://seasonofmelancholy.bandcamp.com/music
https://www.youtube.com/c/SeasonOfMelancholy